ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > İslamiyet > Akaid ve Fıkıh


İtikadi Mezhepler


İtikadi Mezhepler

İslamiyet Kategorisinde ve Akaid ve Fıkıh Forumunda Bulunan İtikadi Mezhepler Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> İtikadi Mezhepler İ TİKÂDÎ MEZHEPLER KAÇ KISIMDIR ? iki kısımdır. Ehli Sünnet 2. Ehli Bid’at EHLİ SÜNNET NE DEMEKTİR ? ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 23 Mayıs 2016, 11:09   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ikRa
Bir İncelik Gösterin, İncinmesin Yüreğim
ikRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sekercik
Üyelik tarihi: 15 Ocak 2016
Mesajlar: 5.241
Konular: 578
Beğenilen: 1332
Beğendiği: 1196
www.forumsevgisi.com
Yeni İtikadi Mezhepler

İtikadi Mezhepler

İTİKÂDÎ MEZHEPLER KAÇ KISIMDIR ?

iki kısımdır.

Ehli Sünnet
2. Ehli Bid’at
EHLİ SÜNNET NE DEMEKTİR ?

Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının gittiği yoldan gidenlerdir.

Zira Avf İbni Mâlik Radıyallâhu anh’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur :

”Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldılar. Bunlardan biri Cennette, yetmişi ateştedir.

Hristiyanlar da yetmiş iki fırkaya ayrılmıştır. Onlardan da yetmiş bir fırka ateşte, biri cennettedir.

Muhammed’in canı kudret elinde bulunan Allâh’u Teâla’ya yemin ederim ki elbette benim ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırka cennette yetmiş iki fırka ateştedir.

Bunun üzerine : ” Yâ Resulullâh ! Cennette olan fırka kimlerdir ? ” diye sorulduğunda, Resulullâh : Sallallâhu aleyhi ve sellem : ”Ehli Sünnet Ve’l Cemaattır.” Diye cevap verdi.

( ibni Mâce, fiten :17, no : 3992 2/1322 Ebu Davud, Sünnet : 1 no : 4596 2/608 Ahmed İbni Hanbel, Müsned No : 8404 3/229 )



Abdullah İbni Amr Radıyallâhu anh’dan rivayet edilen diğer bir hadis-i şerifte de Resulullâh Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur :

”Yakında benim ummetim yetmiş üç fırkaya bölünecektir ki, bunların biri dışında hepsi ateştedir.”

O zaman : ” O bir hangisidir ?” Diye sorulunca, Resulullâh Sallallâhu aleyhi ve sellem :

”Bugün, benim ve ashabımın, üzerinde bulunduğu yoldan gidenler’dir.” Buyurdu.



( Ali El-Mütteki, Kenzül-Ummal no : 1060, 1/211 )



EHLİ SÜNNET KAÇ KISIMDIR ?

Üç kısımdır.

Selefiyye,
2. Mâtürîdiyye,
3. Eş’riyye,


SELEFİYYE KİMLERDİR ?

Ashab-ı kiram ve tabiî’nin mezhebini kendilerine mezhep edinmiş fakihler -fıkıh alimleri- ve muhaddisler – hadis alimleri- dir.

Bunlar, Allah’u Teala Hazretlerinin isimlerini ve sıfatlarını ayet ve hadislerde beyan edildiği üzere Allâh’u Teala’nın şanına uygun bir şekilde ispat edip, te,vile -yorum yapmaya- kalkışmayanlardır.

Meselâ : Ebu Hureyre Radıyallâhu anh’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur :

”Gecenin son üçte biri kaldığı zaman -imsak vaktinden önceki vakitlerde- Ulu ve Yüce olan Rabbimiz her gece dünya semasına -Şekilden münezzeh olduğu halde- iner ve :

”Bana kim dua eder ki, onun duâsına icabet edeyim ! Benden kim hacet -dilek- ister ki, ona -dileğini- vereyim ! Benden kim mağfiret diler ki, onu mağfiret edeyim !” Buyurur.”

(Buhâri, Teheccüd : 14 no : 1094 1/384 , Müslim, salatü’l müsafirin : 24 no : 758 1/521 Ebu davud, sünnet : 2 no : 4733 2/647 Tirmîzi, deavât : 79 no : 3498 5/526 ibni mâce, ikametü’s-salât : 182, no : 1366 1/435 Darimi : salat : 168 no : 1/1451,52 1/369 muvatta,kuran : no : 496 shf.130 Ahmed ibni hanbel no :7626 3/90)

Selefiyye mezhebi bu hadis-i şerifte geçen ”Rabbimiz iner.” Sözünü hakiki manasından başka bir mâna ile te’vil etmeyip, ”Rabbimiz, keyfiyetini – şeklini – bilmediğimiz bir halde iner,” diyerek bu inişi Allâh-u Teâla’nın şânına yakışır bir şekilde ifade etmişlerdir.

Yine böylece ayet ve hadislerde Allâh’u Teâla’ya isnâd edilen el,yüz, ayak gibi ifadelerde bu kabildendir.

EBÛ MANSUR-U MÂTÜRÎDİ KİMDİR ?

İmam Mansur-u Mâtürîdi’nin adı Muhammed’dir. Hicretin 280. Yılında, Buhara ilçelerinden bir ilçe olan Mâturid’de doğmuştur. Ve bu köye nisbet edilerek kendisine ”Mâtürîdi” denilmiştir.

Ehli sünnet itikâdını müdafaa etmekte ve batıl inançları akli ve nakli deliller getirerek reddetmekte büyük çaba göstermiş ve bu hususta önemli kitaplar yazmıştır. Bu itibarla Mâverâü’n-Nehr’de Hanefilerin imamı olmuştur.

Binâenaleyh Hanefî mezhebinde bulunan müslümanların çoğunluğu inanç ve itikatta Ebû Mansur-u Mâturîdi’ye bağlıdırlar.

Hicri 333 yılında Semerkant’ta vefat etmiştir.

İMÂM-I EŞ’ÂRÎ KİMDİR ?

İmâm-ı Eş’ârî’nin ismi Ali, babasının adı da ismâil’dir. Hicretin 260. Yılında Basra’da doğmuş, 324. Yılında Bağdat’da ansızın vefat etmiştir.

Kendisi Şâfii mezhebine bağlı idi. Maliki ve Şâfii mezhebine bağlı olanların hemen hemen hepsi, Hanefilerin bir kısmı ve Hanbelilerin bazı ileri gelenleri itikad konularında İmâm-ı Ebu’l-Hasen El-Eş’ârî’ye uyarlar.

EŞ’ÂRİLER KİMLERDİR ?

Ebu’l- Hasen El-Eş’âriyi itikat hususunda imam kabul eden kişilerdir.

MÂTÜRÎDİ MEZHEBİ İLE EŞ’ÂRİ MEZHEBİ ARASINDAKİ İHTİLAFLAR NASIL YORUMLANMALIDIR ?

Bu iki mezheb arasında temel prensiplerde ayrılık yoktur. Ancak ; ikinci derecede bulunan bazı meselelerde görünüşteki ifade değişikliğine dayanan ayrılıklar ar ise de, her iki mezhebin hedefleri birdir.

EHLİ BİD’AT KİMLERDİR ?

Asr-ı saadetten sonra ortaya çıkmış, Şer’i bir delile dayanmayan bazı inanç ve davranışları benimseyen gruplardır.

Diğer bir ifade ile Sünnî kelamcılara göre : Allâh’u Teâla’yı bir şeye benzetme veya Allah’u Teâla’yı cisim olarak kabul etme gibi aşırı görüşlere sapmayan Selef âlimleri ile Mâtürîdiye ve Eş’âriye dışında kalan fırkaların tamamı Ehl-i Bid’at’dır.

EHL-İ BİD’AT’I EHL-İ SÜNNET’TEN AYIRAN TEMEL ÖZELLİKLER NELERDİR ?

Bu özellikleri aşağıdaki ana noktalarda toplamak mümkündür :

Nasların – Âyet ve hadislerin – ruhuna ve islamın temel yönelişlerine vakıf olmamak.
Nitekim Mutezile’nin, mürtekib-i kebire – büyük günah işleyen bir kimse – yi ne mümin ne de kafir saymaları bu kabildendir.

Halbuki bir çok ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde hiç bir günahın insanı dinden çıkartmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Yabancı kültürlerin etkisi altında kalıp ayet ve hadisleri uzak yorumlarla te’vil etmek.
Sapık mutezile fırkasının :

”O gün bir takım yüzler aydındır. Rabbisine bakıcıdır.” -kıyamet suresi : 22-23-

Ayeti kerimelerini : ”Rablerinin emrini bekleyicidirler.” Diye te’vil etmeleri son derece yanlıştır ve uzak bir yorumdur.

Kurân-ın kendisine has üslûp ve Arap dilinin ifade ve özelliklerine bakmaksızın bazı ayetlerin ve hadislerin zahirine takılıp kalmak.
Yine aynı fırkanın :

”Gözler O’nu idrak edemez.” -Enâm suresi : 103 den-

Ayeti kerimesini : ” Gözler Allâh’u Teâla’yı göremez” diye tefsir etmeleri, Arap dilinin özelliklerini gözardı etmelerindendir.

Zira idrak, anlamak ve kavramak manalarına gelmektedir ki, burada, Allâh’u Teâla’nın öz zatının kimse tarafından idrak edilemeyeceği, tam manasıyla anlaşılamayacağı, gören göz tarafından kuşatılamayacağı açıklanmak istenmiştir.

Yoksa şekilsiz, örneksiz ve idraksiz bir görme reddedilmemiştir. Aksine bir çok ayet ve hadislerde bu husus ispat edilmiştir.

Ayet ve hadislerin yorumlanmasında peşin ve indî görüşleri, ayet ve hadislerin murad-kastedilen- manalarına hakim kılmak.
İbni Teymiye ve sapık yandaşlarının :

”Rahman arşın üzerine istiva etti.” -Taha süresi : 5-

Ayeti celilesine : ”Rahman arşın üzerine oturdu.” Diye mana vermeleri ve bir çok hadis-i şeriflerde :

”Allah’u Teâlanın nüzûlü” ile ilgili geçe ifadeleri, bildiğimiz manada inmekle tefsir etmeleri, ayet ve hadislerden kastedilen manaları anlamamazlıktan gelmektir. ( Kevseri, melakat, fitenül-mücessime, sh. 397 )

Zira burada anlatılmak istenen, Allâh-u Teâla’nın, zatına layık bir istivâ ile arşa hükmetmesidir.

Oturmak, kalkmak, inmek, çıkmak gibi işler ise sonradan yaratılanlara mahsus olduğundan :

”O’nun Allâh’u Teâla’nın benzeri hiç bir şey yoktur.” -Şura suresi : 11 –

Ayeti kerimesiyle Allâh’u Teâla’dan uzak tutulmuştur.

Yine böylece zamanımızda bulunan bazı kimselerin, Mehdi ve Deccal ile ilgili hadis-i şerifleri kendi görüşlerine göre yorumlamaları, gerçek Mehdi ile hiç alakası olmayan kimseleri Mehdi ilan edip, hakiki Deccal’dan çok uzak olanları Deccallıkla vasıflamaları, Ehl-i Sünnetin görüşlerine hiç uymamaktadır.

Evet ! Hazreti Mehdi’den evvel onun öncüsü olmak üzere bir takım Mehdi denebilecek alimler, Deccal’den önce de onun hazırlıkçısı olan Deccalların çıkacağı hadis-i şeriflerde zikredilmiştir.

Fakat gerçek Mehdi’nin kıyamete yakın çıkacağı, hakiki Deccal ile savaşacağı ve isa Aleyhisselam’ın ona yardım etmek üzere gökten ineceği hakkında, inkârı insanı kafir edecek derecede katî ve mütevâtir hadis-i şerifler bulunmaktadır.( Cübbeli Ahmed Hocamızın ”Nüzûl-i Mesih” adlı risalesine müracaat edebilirsiniz.)

Bu sapıkların iddiâsına göre ise Mehdi de Deccal da gelmiş geçmiş fakat ne İsâ Aleyhisselam inmiş nede kıyamet kopmuştur.

İslâmın ilk neslini oluşturan ve onu her yönüyle sonraki nesillere aktaran Ashâb-ı kiram Radıyallâhu anhüm’a karşı iyi niyetli olmamak.
Onların, özellikle dini ilgilendiren rivayet, anlayış ve uygulamalarına değer vermeyip, kendi indî yorumlarını onların üstünde tutmak.

Nitekim Şia fırkasının Ebubekir, Ömer ve Osman Radıyallâhu anhüm hazaratını sevmemeleri, Hazreti Muaviye ve onunla birlikte bulunan on bin sahabiyi kafir saymaları ve onların dînî hükümlerle ilgili rivayetlerini reddetmeleri bu maddenin en güzel örneğidir.

Yine aynı fırkanın, çıplak ayağa meshetmeyi ve Müt’a nikahını kabul etmeleri, sahabenin nakil ve tatbiklerine itibar etmeyip kendi yorumlarını onlara tercih ettiklerinin göstergesidir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem ‘in kavli, fiili ve takriri sünnetine karşı menfı olumsuz bir tavır takınmak.
Nitekim bazı kimselerin Rasulullah Sallallâhu aleyhi ve sellem ‘in emrettiği ve tatbik ettiği sakal ve sarık gibi önemli sünnetleri kabul etmedikleri ve daha nice sünnetleri hafife alıp reddettikleri görülmektedir.

Kuran ve İslâm’ın temel prensipleriyle bağdaştığı halde kendi görüşleriyle bağdaştıramadıkları bazı hadis-i şerifleri mütevâtir olmadıkları gerekçesiyle reddetmek.
Nitekim Şia mezhebi Ebubekir ile Ömer Radıyallâhu anhümâ’nın fazileti hakkındaki bir çok hadis-i şerifleri inkar etmektedirler.

Kendi mezheb anlayışlarını desteklemek amacıyla hadis uydurmak veya bu tür hadisleri rivayet etmek.
Mesela Şia mezhebi, halifeliğin Ebubekir Radıyallâhu anh’dan evvel Hazreti Ali’ye ait olduğu hususunda bir çok hadis uydurmuşlardır.

Nitekim Aliyyül-Kâri Rahimehullah, Şia’nın Ehli Beytin fazileti hakkında üçyüz bin hadis uydurduklarını nakletmiştir. ( El-esrârü’l-Merfûa, sh. 454 )

Ashab-ı kiram’dan itibaren oluşan Cumhûr’u Müslimîn’in çoğunluğun din anlayışından kopup ayrılmak, azınlık hâlet-i rûhiyesi içerisinde karşı grupları küfür -kafirlik-le itham etmek -suçlamak-
Nitekim günumüzdeki Vehhabi fırkası, Matürîdî ve Eş’ari gibi Ehli Sünnet’in temsilcilerini ve mensuplarını kafir sayarak bu vartaya – uçuruma- düşmüşlerdir.

Dinin temel hükümlerini, ayet ve hadislerin rûhundan ve Cumhûr Ulemâ’nın görüşlerinden kopararak, sürekli tartışmaya açık tutmak.
Şimdi bir takım sapıklar türemiş, Vakfenin arefe günü olması gerektiği ile ilgili sağlam hadis-i şerifler ve Cumhûr’un ittifâkı varken Vakfenin hac aylarının herhangi bir gününde yapılabileceğini söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir.

EHLİ BİD’AT’IN İTİKAD YÖNÜNDEN HÜKMÜ NEDİR ?

Zarûrât-ı Diniye’yi -dinde kesin sabit olan hükümleri- kabul etmekle birlikte, bunların herhangi birini ortadan kaldırma sonucunu doğurmayan yorumları benimseyenler küfre nisbet edilemez.- kafir sayılamaz -.

Sadece islamın dosdoğru yolundan sapmış ”Fırâk-ı Dâlle” olarak isimlendirilirler.
-Şehristâni, el-milel ven-nihal : 1/203 –

Burayı şöyle bir misalle açıklayalım : Şia mezhebinden Ebû Bekri Sıddık Radıyallâhu anh’ın sahabeliğini inkâr edenler vea Hazreti Aişe Radıyallâhu anha’ya iftira edenler kafir olurlar.

Zira Hazreti sıddık’ın sahabeliği ve Aişe anamızın beraati zinadan uzaklığı Kuran-ı Kerim ile sabittir.

Fakat bu gibi kesin hükümleri kabul edipte Hazreti Ali’nin diğer halifelerden üstün olduğunu iddia edenler ve onları sevmeyenler kafir sayılmasalarda sapık olduklarında hiç şübhe yoktur.
Rabbim cümlemizi sırâd-ı müstekimden ayırmasın.. Amin..
________________

Beni Arayan "Burda" Bulur

ڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪے
,
"Yaradan "Dost "Olduktan "Sonra
"Kulu "Düşman "Olsa "Ne "yazar?
,
ڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪے
imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
itikadi, mezhepler

Seçenekler
Stil


Saat: 09:03

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

istanbul escort Beylikdüzü escort Avcılar escort Ankara escort Ankara escort porno izle ---- ankara escort - istanbul escort