ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > Allah (C.C)


Sadece allah rizasi gözetmek


Sadece allah rizasi gözetmek

ForumSevgisi Din Ve Maneviyat Kategorisinde ve Allah (C.C) Forumunda Bulunan Sadece allah rizasi gözetmek Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Sadece allah rizasi gözetmek İman, ibadet ve ahlaklı yaşamın dinin üçayağı olduğumalumdur. Müminler inanır, itaat eder, ibadet eder ve yardım ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 29 Ekim 2014, 12:42   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Kaf_Dağı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arastirmaci
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2014
Şehir: ~~~~~~
Mesajlar: 1.130
Konular: 710
Beğenilen: 168
Beğendiği: 334
www.forumsevgisi.com
Standart Sadece allah rizasi gözetmek

Sadece allah rizasi gözetmek

İman, ibadet ve ahlaklı yaşamın dinin üçayağı olduğumalumdur. Müminler inanır, itaat eder, ibadet eder ve yardım edip iyilik yapar.Kendi istekleriyle, zorlama olmadan yaparlar ve yapanları da teşvik eder hattaona yardım ederler. Yardıma sebep olanlar, aracı olanlar bile o iyiliği yapmışkadar sevap kazanır diye umarız. Özellikle ibadetlerimizde sadece cehennemazabından kurtulmayı, cennetle mükâfatlandırılmayı ve Allah'ın rızasını kazanmayıümit ederiz. Ama bazen bu merkezden saparız.
Bizim rızamız; isteğimiz ve zorlama olmadan kabulettiğimizdir. Bir şeyi kendi rızamızla ister ve yaparız, bize yapılana da rızagösterir veya karşı çıkarız. Yani rıza iki taraflıdır. Hoşumuza gidenlere, faydasağlayanlara, iyiliği dokunanlara, müşkülümüzü giderenlere rıza gösterir,menfaatimize dokunanlara, haksızlık edenlere, zarar verenlere rıza göstermeyiz.
Bu âcizane beden ve aklımızla kendi malımızı, canımızı,mahiyetimizi korur, bu uğurda yaralanmayı, ölmeyi bile göze alırız. İsteriz kiher şey rızamıza göre olsun, her istediğimiz gerçekleşsin, kaza, kötü, fena,çirkin bize bulaşmasın. Ama bazen kötülükler de gelir başımıza ya da rızagöstermezsek te o şeyi kabullenmek zorunda kalırız. Çünkü ya onu değiştirmeyegücümüz yetmez, ya haksızızdır, ya da ait olduğumuz toplumun menfaati onugerektiriyordur. Biz toplumdan, tüm diğer üyelerden küçük ve güçsüz olduğumuziçin, kuralları koyan biz olmadığımız için mecburen rıza gösteririz.
Hoşumuza giden şeyler gerçekleşince sevinir, kötü şeylerikabul etmek zorunda kalırsak üzülür, içimize atar hatta kinleniriz. Rızamız;nefsimizin, gücümüzün, açlığımızın ve değer verdiğimiz şeylerin niteliği iledoğru orantılıdır. En ufak bir işletme sahibi olsak çalışanların, evde evhalkının, toplumda gençlerin, okulda talebelerin koyduğumuz kurallara uymasını,hoşumuza giden, menfaat sağlayan şeyleri yapmasını bekleriz. Aksine rızagöstermez ve yapanları da bir şekilde cezalandırırız. İnsan olarak beşeriişlerde böyle yaparız. Başkalarının rızası ile kendi rızamız çakıştığı zamankazanan büyük, haklı, güçlü olandır.
İslam dini Allah'ın bizim için seçtiği, buna göre yaşamamızıistediği, dünya ve ahiret hayatını kapsayan, kuralları belli, akibeti vesonuçları belli, şeffaf, adil bir düzendir, dünyaya gelmemizin sebebidir, biryaşam tarzıdır. Sahibi Allah'tır, kuralları o koyar, kırmızıçizgileri ve faydasağlayacak şeyleri O belirler. Biz o dine mensup kullar olarak o kurallara uyarve ölürüz. İman ediyorsak bu kurallardan sapmamaya çalışırız. İnansak tainanmasak ta bizi bekleyen bir ceza veya ödül mutlaka vardır.
Bazen üşenerek, bazen istemeden, bazen aceleyle, bazengösteriş olsun diye o kurallara uyarız veya uyar gibi yaparız ya da yapmasakbile yaptık, yapıyoruz deriz. Bazen imanın derinliğine temas edemez ve hataederiz. Niyetimizden sapar kulluk görevimizi yaparken başka kulların istek vedüşüncelerine önem verir, Allah'a kulluğumuzu sakatlarız. Daha ileri gidersek obaşka kullara kul olur, ibadeti onlara yapar ve şirke batarız boğazımıza kadar.En iyi niyetle amel işlesek bile olsa bazen hedeften saparız.
Allah sadece kendisine kulluk etmeyi ve sadece O'ndan ummayıemretmişken ibadet edilecek, yalvarılacak, gölgesine sığınılmaya ve rızasıaranmaya çalışılacak bir tek O vardır. Allah'ın emri aynı zamanda Allah'ın razıolacağı şeylerdir. Yani sadece Allah'a yönelmek Allah'ın rızası, isteği,emridir. Biz acizane insanlar için Yüce Allah'ın rızası, isteği, ricası zatenaksi düşünülemez bir emirdir. Allah'ın sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olması,yumuşak yüzlü olması bizi saptıramaz, çünkü Allah aynı zamanda kudret ve azapsahibidir. Dilediğini yapar dilediğini yaratır, dilediğini yok eder.
Ancak kainatın en değerli projesi olduğunu düşündüğümüzinsana karşı çok merhametli, affedici ve sabırlıdır. Böyleyken bilehatalarımızdan bazılarını affeder, bazılarını asla affetmez. İster ki bizlergüzeli, faydalıyı, iyileri kendi rızamızla yapalım, O'nun hoşuna gitsin veO'nun rızasına uygun olsun. Ceza ile korkarak değil, cehennem azabındankurtulmak için değil Allah'ı sevdiğimiz, şükran borçlu olduğumuz için yapalımister. Emirlerini yerine getirirken kalbimizle, bedenimizle tam teslimolmamızı, O'nunla gönül bağı kurmamızı, içtenlikle yapmamızı ister. O'ndankorkarız ama ibadetleri daha ziyade O'nu sevdiğimiz için yaparız. Yapmalıyız.İslamiyet teslim olmak demektir, selamet demektir. Müslüman bu selamete tamteslimiyetle yürüyen Allah kulları demektir. Tam teslimiyet ise Allah'ınseveceği şeyleri yapmak, kötülediği şeylerden uzak durmaktır. Bu noktadaAllah'ın rızası iyilik ve güzelliklerde değildir sadece. Bazen Allahkötülükleri ve zorlukları seçer bizim için ve Allah'a güvenip ölecek bile olsako şeyi yapmamamızı emreder. Gücü yetmediğinden değil bizi sınamak için yapar. Kâfirlerlesavaşmak gibi. Kendisi kâfirleri bir emirle yok edebilecekken bizim ölümü gözealıp Allah uğrunda savaşmamızı ister. Bizi dener. Yardım eder kazanırız amabazılarımız şehit olur. Bu savaşa Allah adına katılmak ta bu savaştan kaçmak tabir sınavdır.
Bu dünya sınavında ciddi sıkıntılarla denenmeden cennetelayık olmayı düşünmek zordur. Allah canımızla, malımızla, evlatlarımızla bizidener, müsibetlerde sabrımızı, bereketlerde şükrümüzü ölçer. Mümin aldığı hernefeste velhasıl bir sınav halindedir. Bu heyecanı kaybetmediği sürece gafletedüşmez. Ama nankörler başarıda kendileriyle övünür, kötülükte Allah'ı veyakaderi suçlar. Onlar nankör, inkarcı, kendini bilmez, aşağılık kimselerdir.Allah ibadetimiz de ve ahlakımızda kendi rızasının aranmasını emreder.
Aşağıdaki ayetlerde görüleceği gibi bu rıza; iman, ibadet,ahlak, infak, adalet, sabır ve her türlü güzel olan şeyde şekillenmekte ancakbazen savaş gibi ağır sınavlarda da yatmaktadır. "Allah, onunla rızasıpeşinde olanları selâmet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardanaydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir.(Maide 5/16)” Allahniyetlerimize göre kaderimizi kaza eder. O'nun rızasına ulaşmaya çalıştıkçakolaylık gösterir ve bizi destekler. Aksine davranırsak bizi karanlıkların enkaranlıklarına çeker.
En büyük lütfu, cennetteki en güzel köşkü bile Allah rızasıyanında önemsiz kalır. Mümin bu nedenle cennetten bile önce Allah'ın rızasınıkazanmaya çalışır. Terbiye edilmediği takdirde bize zulmü, haksızlığı, kötülüğüemreden nefsin en üst mertebesi kendisinden razı olunan nefistir, bir altmertebesi ise Allah'tan razı olan nefistir. Yani önce biz Allah'tan razıolacağız sonra o bizden razı olacak. Ne mutlu bu mertebeye erenlere. İştemüminlerin inşa ettikleri takva binaları bu temel üzerine oturur.
Allah rızasını kazanmak bu dünyaya mahsustur. Sınav buradabitecektir. Bu nedenle boşa geçen her gün ziyan sayılmalı, her nefes alınandakika Allah rızasına uygun işler yapılmalıdır. Ölümden sonra, ahirette veyamucizelerden sonra ne iman etmek, ne salih amel işlemek ve tövbe etmek, ne deAllah'ın rızasını kazanmak mümkün değildir. Hıristiyanlarca Allah rızasıkazanmak için tesis edilen ruhbaniyetin Allah emri olmadığı, ruhbanların o işinhakkını vermediği, çoğunun kendi menfaatine çalıştığı ayetlerdenanlaşılmaktadır. İslamiyet’te ruhbanlık yoktur. Ne Allah emretmiştir ne dekullar buna meyletmiştir. Lakin ruhbaniyeti gizlice bile kurmak isteyen, adetaputlara tapmak gibi mevki, makam, para ve güçlerine istinaden kendisineuyulmasını isteyenler yok değildir. Bunlar din alimleri bile olsalar Allah ilekulun arasına giremezler. İstişare eder, yol gösterir, ikaz eder, hatayıdüzeltir, doğruya yönlendirir vs. müdahale ederler lakin insan namazda miraçtadır,Allah'ın huzurunda tek başınadır. Kıyamette de doğduğu gibi çırılçıplak ve tekbaşına huzura gelecektir. O gün ne eşi, ne oğlu ne anne veya babası yardımedemeyecek, gebeler o gün karnındaki çocuğu düşünemeyecektir. Bu nedenle budünya da ruhbaniyete sebebiyet verenler yarın o kişileri yanında göremeyeceğigibi onlardan yardım yerine zarar görecektir. İslamiyet’in diğer dinlerebüyüklüğü ve gücü işte bu aracısız ibadetten gelmektedir. Çünkü bu aracılar birsüre sonra görevlerinde farklılaşır, haddi aşar, menfaatlerini genel kaidelerinüzerinde tutar ya da insani vasıflarından dolayı nefislerine uyarak yanlışicazet verirler. Bu nedenle tek secde edilecek Allah, tek secde edecek kuldur.Arada kimse yoktur. İlim alimlerinden bilgi ve eğitim alınır, danışılır, amahepsi o kadar. Hele din ilmine sahip olmayan, kendisinden emin olunmayan veya Müslümanolmayanlarla istişare etmek bile caiz değildir. Bizler için öncelikle Kur'an vehadisler sonra din alimlerinin ilim ve tecrübeleri yol göstericidir.
Ancak mümin her mesele de en son durak olarak kalbinedanışmalıdır. Allah kalplere en güzelini koymuştur. Cennete açılan yedi kapı,cehenneme açılan altı kapı vardır. Cehenneme açılmayan tek kapı kalptir. Allahkalplere sevgi ve şefkati o denli nakşetmiştir ki kalp kötüyü emretmez. Emredenaklımız ve nefsimizdir.
Müminler ancak müminleri dost edinir. Başkalarını dostedinenler zamanla onlara benzer, etkilenir. En azından onların yanında hür veistekli olamaz. Her halukarda zarar görür. Bu insanlar Allah düşmanıysa birmümin onları nasıl dost edinebilir?
İbadet ve dualarımız, amellerimiz sadece Allah rızasıiçindir. Fazlası için de değildir. Allah'ın takdiri rıza göstermemiz gerekendirve biz rıza gösterirsek Allah'ta bizden razı olur. Örnekle açıklayacak olursakkestiğimiz kurbanı sadece Allah rızası için, gücümüz yettiği büyüklüktekeseriz. Komşular kesmezsek ne der? veya bir kurban keseyim de elalem kurbangörsün dediğimiz anda o kurban, kurban olmaktan çıkar başka bir şeye döner. BizAllah'ın rızasını umarken bilmeden başka kulların rıza ve beğenisine yönelmişoluruz. Allah'tan rızasından başka şeyler istemek te mümine yakışmaz.
Dualarımızda bazen cehennem ateşinden korunmayı, cennetekonulmayı dilesek te asıl istememiz gereken Allah'ın rızasıdır. Allah'ın rızasıise emirlerine mutlak itaatte, iyiliklerde, rıza göstermekte yatmaktadır. Bizne kadar rıza, sebat ve sabır gösterirsek Allah'ın rızası o kadar yüksekolacaktır diye umarız. Zaten Allah rızasından başka birşey gözetmeyen bir kulunkaybedecek hiçbir şeyi olmadığı gibi kazanacağı da inşallah Allah rızasının takendisidir.
Bu nedenle mümin için en büyük tehlike, patron böylesindenhoşlanır, şunu yapayım da eşim beğensin, insanlar alkışlasın, fayda sağlayayım,azaptan kurtulayım dediğimiz anda hedeften uzaklaşmış oluruz. Bu çoktehlikelidir. Başkalarının beğenisi için birşeyi yapmak zaten gizli şirktir,başkalarına gösteriş diye kılınan namaz da Allah'ın zaten en sevmediğibirşeydir ki zaten Ma'un süresi bununla alakalıdır.
Zekât, infak, namaz, kurban, hac ibadetleri hep buşekildedir. Ahlaklı olmayı bile bizi beğensinler diye değil Allah istediği içinyaşamak zorundayız. İyi ahlaklı olursak toplum beğenmese bile Allah'ın rızasınıkazanırız.
Demek ki Allah bizden gösterişe kaçmadan, başkasının değilsadece O'nun rızasına rıza göstermemizi istiyor. Bizi zorlamıyor, kendiliğimizdenO'nun gölgesine sığınalım istiyor. İşte bu iman gemisinin - amentü gemisinin-ta kendisidir.
Allah inanan kalpleri Allah'tan razı etsin, Allah müminlerikendisinin razı olduğu kullarından etsin İnşallah!
Allah rızasına ilişkin bazı ayetler;
“İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmakiçin kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.” (Bakara 2/207)
“Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmainolarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzelbir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bolyağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıylagörendir.” (Bakara 2/265)
“Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah,dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir.Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak herne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.” (Bakara2/272)
“De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi?Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan,içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.”Allah, kullarını hakkıyla görendir.” (Al-i İmran 3/15)
“Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerinehiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah,büyük lütuf sahibidir.” (Al-i İmran 3/174)
“Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut dainsanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizlikonuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızasınıkazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisa 4/114)
“Allah, onunla rızası peşinde olanları selâmet yollarına iletirve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru biryola iletir.” (Maide 5/16)
“Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na duaedenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabındanda onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.”(En’am 6/52)
“Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarakkalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzelköşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İştebu büyük başarıdır.” (Tevbe 9/72)
“Binasını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve O’nunrızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasınıçökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi decehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalimler topluluğunu doğru yolaerdirmez.” (Tevbe 9/109)
“Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazıdosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktanAllah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlariçin dünya yurdunun iyi sonucu vardır.” (Ra’d 13/22)
“Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonrainkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah’ınrızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.” (Nahl 16/84)
“Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek duaedenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardanayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hepaşırılık olmuş kimselere boyun eğme.” (Kehf 18/28) “Şimdi eğerdayanabilirlerse, artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasınıkazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.” (Fussilet41/24)
“Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuzgibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız dayoktur. Bunun sebebi, Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizialdatmasıdır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasınıkazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.” (Casiye 45/34,35)
“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, birsüs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışındanibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki,bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onusararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amelegöre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünyahayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.” (Hadid 57/20)
“Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizigönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’iverdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk.(Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farzkılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi.Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenleremükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.” (Hadid57/27)
“Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınızolanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar sizegelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve siziyurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmekiçin çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz. Oysa bensizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa,mutlaka doğru yoldan sapmıştır.” (Mümtehine 60/1)
“ Ey örtünüp bürünen (Peygamber!) Kalk da uyar. Rabbiniyücelt. Nefsini arındır. Şirkten uzak dur. İyiliği, daha fazlasını bekleyerek(bir kazanç elde etmek için) yapma. Rabbinin rızasına ermek için sabret.”(Müddessir 70/1-7)
“O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanıkuşatmış bir günden korkarlar. Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime veesire yedirirler. (Yedirdikleri kimselere şöyle derler “Biz size sırf Allahrızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz.”(İnsan 76/7-9)
"Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî(Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır. O,hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüceRabbinin rızasını istediği için (yapar).” (Leyl 92/17-20)

(Yazının buradan sonraki bölümü EHY Tefsirinden alıntıdır.)
Gerçekte içki ve kumar gibi doğrudan doğruya zararolduklarından dolayı haram kılınan şeylerde Allah'ın emrine uymak nispeten çokkolaydır. Fakat bu gibi sebep ve hikmeti açık ve bilinen şeylerde emir veyayasağa uymada nefsin zarar ve çıkarı bulunduğundan, Allah sevgisi veya Allahkorkusu hâlis ve samimi olamaz. Bunlar Allah için değil, nefis için tapınmademektir. "O kimseler ki gayba inanırlar" (Bakara, 2 /3);"İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için canınıverir" (Bakara, 2/207); "Her kim iyilik yaparak kendini Allah'ateslim ederse..." (Bakara, 2/112) âyetleri gereğince tam ihlas ve teslimolma ise, yaptığını sırf Allah için, Allah rızası için yapmaktadır. Tevhid,ancak bundadır.
Bu ise bütün nefse ait isteklerden sıyrılmaya bağlıdır. Buda nefsin, zarar veya menfaati açık olmayan, diğer bir deyişle açıkta mânâsımakul bir sebep ve hikmeti görünmeyip, bütün hikmeti yalnız Allah'ın emrineitaatten ve O'nun rızasına uymaktan ibaret olan ve bundan dolayı görünüştefaydasız ve zararlı görünse bile yerine getirilmesi gereken, kısaca Allah veAllah'ın rızasının herşeyin ve her menfaatin başı olması iman ve itikadıylayapılan amellerle ortaya çıkar ki, bunlara ibadetle ilgili işler denilir. Vebizzat hayır olan ihsan (iyilik) ancak bununla ortaya çıkar. Ve insan nefsinşirkinden ancak bununla kurtulur.
Yoksa insanın kalbinde kendine tapmak hissi silinmemiş vegerçekten "Allah' dan başka ilâh yoktur" denilmemiş olur. Ve Allah'ındışında kendi iyilik ve çıkarını düşünmek iddiasında bulunanlar da, hakikattehayır ve menfaat düşünmemiş olurlar.
Bunun içindir ki, mesela sarhoş edici şeyleri Allah'ınyasakladığı ve haram ettiği için değil, sırf kendilerine zarar olduğu için terkedenler, bu terk edişlerinden dolayı dünyada o zarardan kendilerini kurtarsalarbile, ahirette bundan dolayı bir sevaba nail olamazlar. Zira onu Allah rızasıiçin terk etmemişlerdir.
Ve yine bunun içindir ki, namaz, oruç, zekat, hac gibiibadetlerin, nefsinize şu şu faydaları vardır gibi nefisle ilgili bir maksatladeğil, sırf Allah rızası için ve Allah'ın emri olduğu için, yalnız bir ibadetetme fikriyle ve sırf Allah'a yaklaşmak için samimi ve ihlaslı olarak ibadetniyetiyle yapılması gerekir. Ve öyle olmadıkça makbul olmaz.
Çünkü o zaman Allah'a değil, nefse ibadet edilmiş olur.Nefis ise hangi arzuları üstün gelirse onun peşinde koşar. Böyle demek,bunların hadd-i zatında hiçbir faydası yok demek değil, tersine faydaları ve menfaattarısayılamayacak ve tayin edilemeyecek kadar genel ve sonsuz demektir. Fakat Allahve Allah'ın rızası kavramına göre "umûmî" ve "sonsuz"kelimeleri bile ufak olduğundan, ibadette nefsine az-çok bir mabudluk hissesidüşüncesi vermekten uzak olmayan genel menfaatler ve sonsuzluk fikirlerinden desıyrılarak Allah sevgisini ve Allah korkusunu her menfaat ve zarardan önealmak, ancak ve ancak Allah'ı ve Allah'ın emrini düşünmek aslî bir şarttır.
İşte birtakım helalleri geçici olarak haram ve yasak etmekdemek olan ihram da Allah'ı böyle halis bir niyet ile tanıyıp tanımayanlarıayırdedecek soyut bir ibadet hikmetiyle emredilmiştir ki, bunlarla insanlarınfazilet terbiyeleri kemâle erecek, Allah için dindar olanlarla, dünya venefisleri için dindar olanlar ayrılacaktır.
Fakat bilinmektedir ki, elde bulunmayan bir nimettenvazgeçmekle, nimetin karşısında nefsi menetmek arasında fark vardır. Birincisikolay, ikincisi zordur. Mesela dağ başında kalmış bir kimsenin açlığasabrederek Allah'a ibadet etmesiyle, kurulmuş bir sofranın karşısında açlığasabrederek ibadet etmesi arasındaki fark düşünülsün.
Elbette öncekinde fazilet mânâsı az, ikincisinde ise çoktur.Birincide başarılı olanların çoğu ikincide olamaz. Ruhbanlık terbiyesiyle İslâmterbiyesinin arasındaki fark da bu misalden ortaya çıkar. (EHY)
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
allah, gozetmek, rizasi, sadece

Seçenekler
Stil


Saat: 11:33

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,