ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > Allah (C.C)


Allah'ın hükmüne rıza göstermek


Allah'ın hükmüne rıza göstermek

ForumSevgisi Din Ve Maneviyat Kategorisinde ve Allah (C.C) Forumunda Bulunan Allah'ın hükmüne rıza göstermek Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Allah'ın hükmüne rıza göstermek Allah'ın (cc) hükmüne rıza göstermek akidenin temel esaslarındandır. Kulluğun ilk şartı Allah'ın (cc) şeriatını anayasa kabul ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 19 Ağustos 2015, 21:53   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Allah'ın hükmüne rıza göstermek

Allah'ın hükmüne rıza göstermek

Allah'ın (cc) hükmüne rıza göstermek akidenin temel esaslarındandır.
Kulluğun ilk şartı Allah'ın (cc) şeriatını anayasa kabul etmektir. Beşeriyetin içine düştüğü bu hal, insan fıtratının duçar olduğu bu bozuk durumlar; karada ve denizde insanların kendi elleri ile işledikleri cürümlerden ve "Allah'ın (cc) kitabını hakem tayin etme" prensibinden uzaklaştıkları içindir. İnsanların içine düştüğü kaosun tek ilacı Allah'ın (cc) kanunlarının yeryüzünün idaresine hâkim olmasıdır.

"Rabbin hakkı için, onlar, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükümden nefisleri hiçbir darlık görmeden, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe, iman etmiş olmazlar." (Nisa, 65)

Ayeti kerime bu dinin asıl prensiplerinden birini beyan etmektedir. Öyle ki, bu esas kabul edilmeksizin kişinin imanından ve İslam'ından söz edilemez. Bu hüküm Kur'an indiği gün müslümanlar için en fazla ehemmiyet arz eden bir hüküm idi ve bu asrımız Müslümanlarının da üzerinde ehemmiyetle durması gereken meselelerden biridir. Evet Allah (cc)'ın kitabının, resulünün, sünnetinin mutlak surette hakem kabul edilmesi... İşte İslâm budur. Bu sebepten dolayı ayet-i kerime mafsalları titreten, tüyleri ürperten kasem (rabbine yemin olsun) edatıyla gelmiştir. Açık olan bu gerçeğin insan hatırından çıkmaması gerekmektedir. Çünkü bizler Allah'ın (cc) kullarıyız ve O'nun mülkünde yaşıyoruz. O'nun yarattıklarından bir yaratığız. Hal böyle olunca hayatımıza onun kanunlarının hâkim olması gerekmektedir. Aksi taktirde yapılacak tüm hareketler yaratıcıya karşı sorumluluklarımızı yerine getirmemek, haddi aşmak, inat etmek olur. Mülk sahibinin izni olmaksızın mülkte tasarruf etmek ona kafa tutmak olur. Ve bu durum din çizgisinden çıkmak, fasıklık, mülkünde dilediği gibi tasarrufa sahip olan Allah'ı (cc) inkar olarak nitelendirilir.

"Allah (cc) yaptığından sorumlu olmaz; kullar ise sorumlu olurlar." (Enbiya, 23)

Öyleyse Allah'ın (cc) dinini emir ve nehiyler yönünden farz olan ibadetler temsil ediyorsa, akaid yönlerinde de Allah'ın (cc) şeriatı ve kanunları temsil eder. Bu yönler birbirinin tamamlayıcısıdır. Bu cüzlerden her hangi biri kaybolduğu anda din varlığını kaybeder. Çünkü İslam tüm parçaları düzgün biçimde dizilmiş bir cihaza benzer. Cihazın bir parçası eksik olsa veya yabancı bir parça eklense bu cihaz çalışmaz, en güzel vasıflar Allah'a (cc) aittir.
Hz. Muhammed'e (sav) indirilen şeriat ile son şeklini alan bu mükemmel din, kaynağı beşeri ideoloji olan hiçbir sistemle uyuşmaz. Grubu ne olursa olsun hiçbir yabancı kan kabul etmez. /Eğer insanlar Allah'tan (cc) indiği şekli ile bu dini alır, kalpleri mutmain razı oldukları halde bunun hükmüne boyun eğerlerse bu dinin çizgisine girmiş olurlar.
Usulü fıkıh yönünden ayete dönecek olursak: Ayetin zahiri, kim kalben razı olarak Allah'ın (cc) şeriatını anayasa kabul etmezse mü'min değildir. Bu hususta bu ayeti zahiri manasından çıkaracak daha kuvvetli bir nas gelmemiştir. Gelen bütün deliller bu manaya delalette bu ayetten daha aşağı değildir.
İbni Hacer bu ayetteki "İman etmezler" kavlinin manası hakkında bazı âlimlerden "imanları kamil olmaz" manasını nakletmiştir. Bu te'vil bir kaç yönden reddedilmiştir.
1. Lügat yönünden reddedilmiştir. Burada "Kâmilen" diye bir vasfın takdir edilmesi Ebu Zeyd Debbusinin et-Takun adlı eserin de söylediği gibi ayette manen şeklinde bir mastarın olmasına ihtiyaç duyar. Öyleyse ayet "la yü'minune imanen" şeklinde olsaydı "Kâmilen" vasfı takdir edilebilirdi. Fakat ayette böyle bir mastar olmayınca "Kamilen" diye bir sıfat takdir edilemez. Bu birinci yön. Ayrıca bu mana herhangi bir sebep olmaksızın zahiri manayı terk edip kelamda takdir yoluna gitmektir. Zaruret olmaksızın zahiri manayı terk etmek ise caiz değildir.
2. Bu te'vil usulü fıkıh yönünden makbul değildir: Hanefilere göre kelamda takdir, kelamın doğru anlaşılmaması gibi bir zaruretten dolayı yapılır. Ayette kelamın doğru anlaşılmasına engel olan bir umumilik yok ki doğru anlaşılmasını sağlamak için ayette hususilik yapalım, zira umumilik olmayan yerde tahsis yapmak muhaldir.
Bundan dolayı "eğer yersem hanımım boş olsun" diyen bir kişi, hususi bir yemeği kastettim dese bunun sözü hem dinen makbul olmaz, hem de İslam mahkemesi tarafından kabul edilmez.(Pezdevi, 4/60. Takvimli'l Edille 247. El-Minhac, 2/66, Fusulu Bedai 2/183-185)
Buna göre Hanefiler bu ayette sıfat takdir etmeyi caiz görmüyorlar.
İbni Hüman Fethul Kadir'de şöyle demiştir:
"Bir kimse yıkanmayacağına veya nikâhlanmayacağına yemin etse sonra cenabetten yıkanmamayı, belli bir kadınla evlenmemeyi kastettiğini söylese bunun bu sözüne itibar olunmaz." (el-Vusul ila Kavaidil Usul)
Şafiilerle beraber ayette umumilik olduğunu kabul ettiğimiz takdirde ayetin hususileştiğine dair delil nedir? Bildiğimiz kadarıyla ayeti tahsisleştirecek herhangi bir delil gelmemiştir. Ancak bu tahsisleştirici kıyas olabilir. Fakat kıyası zanni nassı tahsis edecek kadar kuvvetli değildir.
Bundan dolayı Şafii olan Fahrurrazi bu ayetin açıklamasında şöyle demiştir:
"Ayet zahiri kıyasla nassın hususileştirilmesinin caiz olmadığına delalet eder. Zira ayetin zahiri mutlak olarak "Allah'ın hükmüne uymanın farz olduğunu" bundan yüz çevirmenin caiz olmadığını ifade eder. Bu ayetteki gibi tenkidli ifadeler naslarda az karşılaşılan şeylerdir. Bu da Kur'an ve sünnetin umumiliğinin kıyasın hükmüne takdim edildiğini ifade eder." (Tefsir Mefalihi'l Gayb 3/253)
3. Siyak (ayetlerin sıralanışı) cihetinden reddedilmiştir. Ayetten "İmanı kâmil" manasını almak ayetin zahir (açık) olan manasını zedeler. Zira bundan önceki ayetlerin çoğu bu ayetten anlaşılan zahiri manayı te'kid eder. Bu mana ise "Allah ve Rasulünün şeriatını hakem kabul etmektir. İşte bu iman ve İslâm'dır. Aksi takdirde iman ve İslâm'dan söz edilemez.
Ayetlerin akışı iman ve İslam'ın sınırlarını çizerek başlar. Allah (cc):

"Ey iman edenler! Allah'a (cc) itaat edin. Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin. Sonra bir şey hakkında çekiştiniz mi hemen onu Allah'a ve Rasulüne arz ediniz; eğer Allah'a ve Ahiret gününe inanıyorsanız. Bu müracaat hem hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir."( Nisa, 59) ayeti ile başladı.
İbni Kesir bu ayetin tefsirinde "Bu ayet uzlaşmaya (söz birliğine) varılmayan yerlerde kitap ve sünneti hakem kabul etmeyenin Allah'a (cc) ve Ahiret gününe iman etmiş olmayacağına delalet eder. "(İbni Kesir, 1/518)
İbni Kesir yine bu ayetin tefsirinde "Allah'ın (cc) şeriatını hakem (anayasa) kabul etmeyen her ne kadar mü'min olduğunu iddia etse de iman çizgisinden çıkmıştır."
demektedir. Bundan dolayı bir sonraki ayetler bu hükmün kesinliğini vurgulayarak şöyle diyor:

"Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilen kitaplara iman ettik, diye boş iddiada bulunanlara bakmaz mısın? O azgın tağutla muhakeme olmak istiyorlar. Hâlbuki onu tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan ise, onları çok uzak bir sapıklığa düşürmek ister. Onlara Allah'ın (cc) indirdiği Kur'an'a ve peygamberin hükmüne gelin, denildiği zaman münafıkları görürsün ki, senden düşmanca bir dönüşle yüz çevirirler." (Nisa, 60-61)

Öyleyse bu ayette geçen imanda zan ile hüküm vermek doğru olmaz. Öyle ise tağutu(Allah'ın indirdiği hükümlerin karşısına dikilen, Allah'ın emirlerine mukabil yeni hükümler icat eden her varlık tağuttur. Her toplumun tağutu Allah (cc) ve Resulünden başka hakem kabul ettikleri, Allah'tan başka ibadet ettikleri, Allah'tan bir delil olmaksızın peşinden gittikleri, Allah'a yapılacak itaati kendisine yaptıkları her nesnedir. (İbni Kayyım, Alamul Mukun) (Allah'ın kanunlarından başka kanunları) hakem kabul etmek iman değil, apaçık sapıklıktır, imansızlıktır.
Allahu Teala münafıklığın alametinin Allah'ın (cc) şeriatını hakem kabul etmemek ve ondan alıkoymak olduğunu beyan ettikten sonra peygamberlerin sadece tebliğ için değil itaat olunmak için gönderildiklerini beyan eder.

"Biz her peygamberi, ancak Allah'ın izni ile kendisine itaat olunmak için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de günahlarına Allah'dan mağfiret dileseler, peygamber de kendileri için afv isteseydi, elbette Allah'ı (cc) tevbeleri ziyade kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı." (Nisa, 64)
Daha sonra
"Hayır, vallahi iman etmiş olmazlar." (Nisa, 65)
ayeti nefislerde bu hükmü yerleştirmek ve bu hususta gelebilecek herhangi bir soruyu açık bir şekilde izah etmek için tabii yerinde gelmiştir.

Beşeri Hayatta Bu Hükmün Önemi:
İnsanlığın içine düştüğü bu hal, insan fıtratının bozularak altüst olması, insanların işlediklerinden dolayı karada ve denizde fesadın yayılması, insanlığın karşılaştığı bu çıkmazların tek sebebi insanlığı saadete ulaştıracak esas bir prensibi terk etmeleridir.
Allah'ın (cc) indirdiği hükümlerin karşısına dikilen, Allah'ın (cc) emirlerine mukabil yeni hükümler icat eden her varlık tağuttur. Her toplumun tağutu Allah ve Resulünden başka hakem kabul ettikleri, Allah'tan başka, ibadet ettikleri, Allah'tan bir delil olmaksızın peşinden gittikleri, Allah'a yapılacak itaati kendisine yaptıkları her nesnedir. (İbni Kayyim, Alâmûl Mulker) O prensip Allah'ın kitabını hakem (anayasa) kabul etmek, işlerin anahtarlarını gerçek sahiplerine vermektir.
"Göklerin ve yerin (hazine) anahtarları O'nundur. Rızkı dilediğine yayar ve kısar. Çünkü o her şeyi kemal üzere bilendir." (Şura, 12)
Kitabullah'ın hakem kabul edilmesi insanlığın tüm hastalıklarının tek ilacıdır. Onsuz ne iman ve ne de İslam mefhumları varlığını sürdüremez.
"Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman mü'min bir erkekle mü'min bir kadın için, kendi işlerinden dolayı Allah'ın ve Peygamberin hükmüne aykırı olanı seçmek hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasulüne isyan ederse, muhakkak açık bir sapıklık etmiş olur. " (Ahzab, 12)
"Bir de münafıklar: "Allah'a ve Rasulüne inandık ve itaat ettik" diyorlar da, sonra bunun arkasından bir zümresi yüz çeviriyor. Bunlar, (kalbleriyle inanmış) mü'minler değillerdir." (Nur. 47)
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
allahin, gostermek, hukmune, riza

Seçenekler
Stil


Saat: 00:55

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,