ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > Allah (C.C)


Rabbim İsmini Hayatın Bütün Alanların.


Rabbim İsmini Hayatın Bütün Alanların.

ForumSevgisi Din Ve Maneviyat Kategorisinde ve Allah (C.C) Forumunda Bulunan Rabbim İsmini Hayatın Bütün Alanların. Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Rabbim İsmini Hayatın Bütün Alanların. Teala'yı zikretme konusunu gerçekten güzelce kavrayabilmemiz için "İkra" emrinden, Hira'dan başlamamız gerektiğine, hatta daha da ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 19 Ağustos 2015, 22:50   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Rabbim İsmini Hayatın Bütün Alanların.

Rabbim İsmini Hayatın Bütün Alanların.

Teala'yı zikretme konusunu gerçekten güzelce kavrayabilmemiz için "İkra" emrinden, Hira'dan başlamamız gerektiğine, hatta daha da öncelerine gitmemiz gerektiğine inanıyorum.


Rasûlullah (s.a.v) özellikle son zamanlarda niçin Hira'ya sık sık çıkıyordu? Odun toplamak için mi, mantar toplamak için mi, piknik yapmak için mi çıkıyordu? Veya sadece kafasını dinlemek ve temiz hava almak için mi çıkıyordu? Mekke'de durdurmayan neydi?
'ın Rasûlünü yerinde durdurmayan bir sancısının, bir kaygısının olduğuna inanıyorum. Yatışmaz bir yüreğinin, hiç bir şeyle fit olmayan, mutmain olmayan bir yüreğinin olduğuna inanıyorum.
Çünkü O, birilerinin görmediklerini görüyordu, hiç bir şeyin yerli yerinde olmadığını, her şeyin yerinden edilmiş olduğunu görüyordu. Şahid olduğu her şeyin insan eliyle çarpıtılmış olduğunu görüyordu. Yerin dibine batması gereken, hatta dillerde hiç bir yerinin olmaması gereken uydurma isimlerin dillerden düşmediğini, dillerden asla düşmemesi gerekenin ise hiç gündemde olmadığını görüyordu.



Bütün bunlar Rasulullah'ı (s.a.v) yerinde durdurmayan sancılardı ve O'nu Hira'ya doğru çekip götürüyordu.
"İkra' bismi Rabbikellezi halak - Yaratan Rabbinin adıyla oku!"
Bütün bu çarpıklıkları, dengesizlikleri düzeltme görevi verilmişti kendisine;
Yerinden edilmiş her şeyi yerine koyma işiydi bu. Her şeye hakkını verme, gasp edilen her şeyi gasıpların elinden alma ve asıl sahibine iade etme işiydi bu.

Artık bugünden sonra her şey, ama her şey Yaratan Rabbin adıyla, ikram sahibi Ekrem olan Rabbin adıyla, insana kalemle yazmayı öğreten, bilmediklerini öğreten Rabbin adıyla okunacaktı. İnsanoğlunun şahid olduğu her ne varsa, eşya ve olaylar, her şeye Rabbin adı vurulacaktı..

Ve öyle de oldu. Rasulullah (s.a.v) o günden sonra hayatın bütün alanlarına, milim milim, saniye saniye Rabbinin ismini nakşetti, Rabbinin ismini yazdı. Rabbiyle ilişkilendirmediği hiç bir alan yoktu hayatta. Gerek kendi nefsinde, gerek kendisinin dışında müşahede ettiği her şeyi Rabbiyle ilişkilendirdi. En basitinden en önemlisine kadar.

Hira'dan indikten sonra artık bütün bir varlık alemini ve olup biten bütün olayları hep yaratan Rabbinin adıyla İkra ediyordu. Bütün bir İslam Dini, İkra'nın açılımıydı veya içinin doldurulmasıydı desek yeridir. Zikir de buydu, İkra' da buydu, Lailaheillah da buydu, İyyakena'budu de buydu, aynı şeyin başka başka ifade biçimleriydi.


Bizim hayatımıza yansıması da öyle. Hani, Müslümanlar hacca giderken Mikat mahallinde ihrama girdikten sonra Ka'be'ye ulaşıncaya kadar "lebbeyk ümme lebbeyk..." diye durmadan telbiye getirirler ya. Mekke'ye varıncaya kadar yolda ufak bir değişiklik olsa, bir insan topluluğu ile karşılaşsalar, bir viraj dönseler, bir yokuş inseler, bir yokuş çıksalar, bir belde görseler, kısacası en ufak bir değişikliğe şahid olsalar hemen "lebbeyk..." diye telbiye getirirler ya... İşte 'ın Rasulü (sav) de böyle, hatta bundan daha yoğun ve önemsiz değişikliklerde dahi Rabbını hatırlıyor ve O'ndan söz ediyor hep.

Rasulullah (sav)'in yirmi dört saatına şöyle bir göz atalım ve Azimüşşan ile olan beraberliğine bakalım. Uykudan uyanır uyanmaz; "Hamdolsun 'a ki, bizi ölümümüzden sonra diriltti, dönüş te O'nadır" şeklinde ifade ediyor zikrini. Elbisesini giyerken, zikrediyor, hamdediyor, şükrediyor. Tuvalete girerken her türlü pislikten 'a sığınıyor , tuvaletten çıktıktan sonra kendisinden her türlü pisliği ve fazlalığı gideren, yararlı şeyleri kendisinde bıraktığı için hamdediyor. Banyoya girerken zikrediyor, sığınıyor, çıkarken hamdediyor. Evinden çıkarken 'a sığınıyor, tesbih diyor, tahmid ediyor, tekbir getiriyor. Güzel geçen her anı için 'a hamdediyor, sıkıntılı ve üzüntülü geçen her anın da 'a sığınıyor. Hastalanıyor O'ndan şifa istiyor, iyileşiyor O'na hamdediyor ve şükrediyor. Güneşin doğduğunu görüyor 'ı zikrediyor, Ay'ın doğduğunu ve çeşitli şekillerini görüyor 'ı zikrediyor. Rüzgar ona 'ı hatırlatıyor, yağmur ona 'ı hatırlatıyor, şimşek ona 'ı hatırlatıyor. Nimet görüyor 'a şükrediyor, yemeğe başlarken 'ın adıyla başlıyor yine O'na hamd ederek, şükrederek bitiriyor. Düşmanıyla karşılaşıyor 'a sığınıp O'ndan güç kuvvet istiyor, dostuyla karşılaşıyor 'ı zikrediyor için ve 'a dair bir şeyler söylüyor onlara. Evine giriyor 'ı zikrediyor, yatağına giriyor 'ı zikredip O'na sığınıyor.

Evet, eşya ve olay olarak kainatta şahid olduğu ne varsa, hepsi de Teala'yı hatırlatıyordu ona. Hatta "hatırlatıyor" demek bile bir anlamda sakıncalıdır. Çünkü o Rabbini hiç unut muyordu ki hatırlasın. O her zaman Rabbiyle öylesine beraber ve öylesine dolu ki, başta da söylediğimiz gibi, Rabbinden söz etmek için, Rabbini zikretmek için her şeyi bir bahane yapıveriyor, sebeb yapıveriyor.

Hadis kitaplarının Rasulullah (sav)'in Rabbiyle kendi arasında özel vakitlerinin olduğu rivayet edilmektedir ki, işin bu yönü apayrı bir alemdir. Sabah namazından sonra güneşin doğuşuna kadar 'ı zikretmesi de öyle.

Namazlarının içerisinde, namazlarının arasında, namazlarından sonra ve diğer ibadetleri arasında yaptığı zikirlerini, dualarını, tesbih, tekbir ve tehlillerini de düşünecek olursak; gerçekten Rasulullah (sav) 'in ömrünün zikirle, dua ile, tesbih ve tehlil ile dolu olduğunu görürüz. Günün diğer vakitlerinde bizlerin de okumasını, tekrarlamasını istediği tesbihatı da ekleyecek olursak, o zama Rasulullah (sav)'in zikrinin neler olduğunu, dünyaya nasıl baktığını, Rabbi ile olan o mükemmel bağlantısını az çok idrak ederiz.

İşte O'nun ve ashabının zikri budur. Bir müslümanda zikir olayı bu şekilde teşekkül etmesi gerekir. İyi düşünecek olursak, sadece bazı duaları ezberleme meselesi değildir asıl mesele. Teala ile beraber olma, O'ndan gafil olmama, O'nu hiç bir zaman unutmama, kainatta ve olaylarda hep O'nu görme ve bilme ve özellikle bütün bunları insanın diliyle ifade etmesi, dile getirmesi, kelimelere dökme meselesidir asıl mesele.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
alanlarin, butun, hayatin, ismini, rabbim

Seçenekler
Stil


Saat: 16:21

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,