ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Hanımefendiler > Anne - Çocuk

Anne - Çocuk Annelerimiz ve Çocuklarımız


Bebekler de Aşı Rehberi Ve Takvimi - 2 Yaşına Kadar

Annelerimiz ve Çocuklarımız


Bebekler de Aşı Rehberi Ve Takvimi - 2 Yaşına Kadar

ForumSevgimiz Hanımefendiler Kategorisinde ve Anne - Çocuk Forumunda Bulunan Bebekler de Aşı Rehberi Ve Takvimi - 2 Yaşına Kadar Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Bebekler de Aşı Rehberi Ve Takvimi - 2 Yaşına Kadar İstanbul Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sinan ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 29 Ekim 2014, 01:55   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Cate
Üye
Cate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Acimasiz
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2014
Şehir: -sen gittin herkes ölmeye başladı
Mesajlar: 4.582
Konular: 2467
Beğenilen: 227
Beğendiği: 168
www.forumsevgisi.com
Standart Bebekler de Aşı Rehberi Ve Takvimi - 2 Yaşına Kadar

Bebekler de Aşı Rehberi Ve Takvimi - 2 Yaşına Kadar

İstanbul Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
Uzmanı Dr. Sinan Mahir Kayıran, annelerin bilinçli ve bilgili
olmalarının, bebeklerin sağlıklı gelişimleri için son derece
önemli olduğunun altını çiziyor.
Bazı hastalıklardan korunmada bağışıklama çalışmalarına önem
verilmesi en tutarlı çözüm olmaktadır. Bu sayede bebek
ölümleri azalacak, sağlıklı bir nesil yetişecek ve gelişmiş bir
toplum olmanın da en önemli göstergelerinden birisine
ulaşmayı başaracağız. Hiçbir aşı %100 güvenli değildir. Hiçbir
girişim de tamamen risksiz değildir. İşte aşı ile korunabilir
hastalıklar ve primer aşılar konusunda mini bir rehber...
Verem (BCG) aşısı
Verem hastalığı dünyada ve ülkemizde halen önemini koruyan
bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütünün önerileri
doğrultusunda ülkemizde verem aşısı (BCG aşısı) iki doz
olarak, yaşamın ilk üç ayı içerisinde ve ilkokul yıllarında
uygulanmaktadır. Sol omuza cilt içine uygulanan aşıdan sonra
o bölgeye 2 gün su temas ettirilmemesi gerekmektedir.
Suçiçeği aşısı
Suçiçeği, içi sıvı dolu döküntülerle kendini gösteren bulaşıcı
bir hastalıktır. Belirtiler, virüs ile temas ettikten 12–15 gün
sonra baş ağrısı, ateş, karın ağrısı ve halsizlik şeklinde
başlar. 1–2 gün sonra, öncelikle kafa derisinde, yüz ve
gövdenin üst kısımlarında, daha sonra kol ve bacaklarda
döküntüler görülür. İnsandan insana soluma, öksürme,
hapşırma, döküntülerle temas etme yoluyla bulaşır.
Suçiçeği son derece bulaşıcı bir hastalık olduğu için çocukların
kreş, okul gibi toplu bulundukları ortamlarda çok kolay yayılır.
Döküntülerin ortaya çıkmasının 1–2 gün öncesi ile 4–5 gün
sonrası arasında hastalık bulaşıcı safhadadır.
Suçiçeğinin kesin tedavisi yoktur. Genellikle 7–10 gün
içerisinde kendiliğinden iyileşir. Ateş düşürücü ve kaşıntıyı
engelleyici ilaçlarla destek tedavisi uygulanabilir. Hafif seyirli
bir hastalık olarak bilinmesine karşın bazen hem çocuklar, hem
de erişkinlerde ciltte estetiği bozabilecek kalıcı izlere yol açan
süper enfeksiyonlar, hastanede tedavi gerektiren zatürree,
beyin dokusu iltihabı vb. ağır enfeksiyonlara ve bazı
vakalarda ölümlere yol açabilen suçiçeğinin bağışıklık sistemini
baskılayan kronik hastalığı bulunan çocuklarda komplikasyonlu
geçirilme olasılığı ve ölüm riski yükselmektedir.
Suçiçeğini geçirmiş olanlar bu hastalığa bir daha
yakalanmazlar. Ancak hastalığın sorunsuz atlatılması kesin
olmadığından ideal olanı korunma, yani suçiçeği aşısı olmaktır.
Aşı, bu hastalığa karşı vücutta oluşturduğu koruyucu
antikorlar yoluyla bağışıklık sağlar. Aşı sayesinde hastalığın
geçirilmesi engellenerek ciltteki yara izlerinin oluşumu önlenir,
hayati tehlike yaratabilen komplikasyon riski ortadan
kaldırılır, çocuğun okula devamsızlığı ve onunla ilgilenecek
anne-babanın işe devamsızlığı önlenmiş olur, semptomatik
ilaçların getireceği maddi yük ortadan kalkar, çocuğun ve
anne-babanın hissedeceği sıkıntı, endişe, huzursuzluk önlenir.
Ayrıca ileri yaşlarda görülebilen zona hastalığı olasılığı
azaltılır.
1 yaşından büyük ve daha öncesi suçiçeği geçirmemiş tüm
çocuklara tek doz olarak uygulanabilir. Çocuğunuz suçiçeği
geçirmemişse kreş veya okula başlarken mutlaka aşılanmalıdır.
Hepatit A aşısı
Hepatit A, halk arasında “Bulaşıcı Sarılık” adı ile bilinen ve
karaciğerin iltihabı şeklinde kendini gösteren, Hepatit A
virüsünün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır.
Virüs ile temas ettikten yaklaşık 4 hafta sonra ateş, bulantı,
kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik gibi belirtiler gözlenir. Bir
hafta kadar sonra sarılık başlar. Sarılık, en kolay şekilde
gözlerin beyaz kısmında fark edilir. Bu arada idrarda
koyulaşma ve dışkının renginde açılma görülür. Bu belirtiler
3-6 hafta kadar sürdüğü gibi, bazı olgularda 6 ay kadar
devam edebilir ya da kötüleşerek tekrarlayabilir.
Bazı küçük çocuklar Hepatit A’yı bu belirtilerin hiçbiri
görülmeden geçirebilirler. Ancak hepatit A ile daha ileri
yaşlarda karşılaşan bir bireyde belirtilerin şiddeti ve
hastalığın ciddiyeti yüksektir.
Hepatit A virüsü, hastalığı geçiren kişinin dışkısında yoğun
olarak bulunur. Bu dışkının temizlik ve sanitasyon koşulları iyi
olmayan ortamlarda yiyecek ve içeceklere, hatta su
şebekelerine karışması ve diğer kişiler tarafından tüketilmesi
sonucu virüs kolaylıkla bulaşabilir. Hijyenik olmayan şartlarda
üretilmiş hazır gıdaların veya iyi yıkanmamış meyve ve
sebzelerin tüketilmesi, yeterince temiz olmayan yüzme
havuzlarının kullanılması ve çocukların toplu bulundukları kreş
ve okullar, Hepatit A’nın yayılması için uygun birer yoldur.
Virüsü alan kişiler, hastalanmadan 2 hafta öncesi ve
belirtilerin başlamasından 1 hafta sonrasına kadar hastalığı
bulaştırırlar. Belirti göstermeden hastalığı geçiren küçük
çocuklar da bulaşmada sessiz birer kaynak konumundadırlar.
Hepatit A, hayati fonksiyonu en önemli organlarımızdan biri
olan karaciğerin iltihabıdır.
Hastalığın belirli tedavisi yoktur, normal şartlar altında hasar
bırakmadan kendiliğinden iyileşir. Ancak, bazı kişilerde yoğun
hastane tedavisi gerektiren karaciğer yetmezliğine, hatta
ölüme yol açabilir. Küçük bir çocuk hastalığı belirtisiz geçirse
dahi, farkında olmadan virüsü çevresindeki, bu hastalıktan
daha ağır etkilenecek bireylere bulaştırabilir. Kronik
karaciğer hastalığı bulunan çocukların Hepatit A geçirmeleri
halinde hastalık çok daha ciddi seyreder.
Hepatit A, temizlik ve sanitasyon koşulları yetersiz ortamlarda
hızlı yayılır. Ellerin sık yıkanması, bulaşma olasılığı bulunan
besinlerin çok iyi yıkanması, pişirilmesi, suların kaynatılması
gibi genel hijyenik önlemler bulaşma riskini azaltsa da
tamamen engelleyemez.
Bugün Hepatit A hastalığından tam korunmanın en etkili ve
güvenilir yolu Hepatit A aşısı olmaktır. Daha önce Hepatit A
geçirmiş olan kişiler bu hastalığa karşı bağışıklık
kazanmışlardır. Ancak henüz geçirmeyenler, her an virüsle
temas riski taşırlar. Çocukların hijyenik önlemleri çok iyi
bilmemeleri nedeniyle risk bu dönemde yüksektir. Dolayısıyla 2
yaşını bitiren çocuklar öncelikli olmak üzere daha önce
hastalanmamış herkesin hepatit A aşısı olması önerilir.
Aşı ilk yıldan sonra 1. doz ve 6 ay sonra 2. doz şekilde toplam
2 doz uygulanır.
Hepatit B aşısı
Hepatit B, halk arasında “Sarılık’’ adı ile bilinen ve
karaciğerin iltahabı şeklinde kendini gösteren, Hepatit B
virüsünün neden olduğu kronikleşen, bulaşıcı bir enfeksiyon
hastalığıdır.
Virüs ile temas ettikten yaklaşık 2-6 ay sonra halsizlik, iştah
kaybı, bulantı, deride ve göz aklarında sararma, idrar
renginde koyulaşma, karın ağrısı gibi belirtiler gözlenir. Bazı
vakalarda hiçbir belirti görülmeyebilir.
Hepatit B virüsü, başlıca kan ve vücut sıvılarında (tükürük,
idrar, ter, semen, vajinal salgı vb.) bulunur. En yüksek
bulaşma riskleri, kanla direkt ya da dolaylı temas, cinsel ilişki
ve doğum esnasında kronik Hepatit B hastası anneden bebeğe
Hepatit B virüsü bulaşması halinde hastalığın kronikleşme
olasılığı çok yüksektir.
Diğer yandan, hepatit B virüsünün vücut dışında 7 gün gibi
uzun süre canlı kalabilmesi nedeniyle steril olmayan aletlerle
yapılan cerrahi müdahale, diş muayene-tedavileri ve sünnet,
berber aletlerinin ya da kişisel temizlik ve bakım eşyalarının
ortak kullanımı, Hepatit B hastalığının bulaşmasında aktif rol
oynarlar. Hastalığın bulaşması için derideki ince bir sıyrıktan
ya da mukozadan çok az miktarda kanın vücuda girmesi
yeterli olabilir.
Hepatit B, hayati fonksiyonu en önemli organlarımızdan biri
olan karaciğerin iltihabıdır. Hastalığın belirli tedavisi yoktur,
genellikle hasar bırakmadan kendiliğinden iyileşir. Ancak, bazı
kişilerde yoğun hastane tedavisi gerektiren karaciğer
yetmezliğine, hatta ölüme yol açabilir.
Bazı kişilerde ise Hepatit B iyileşmez, kronikleşir. Hasta,
hiçbir hastalık belirtisi göstermemesine karşın virüs karaciğeri
tahrip eder. Bu uzun süreç içinde hasta, virüsü çevresindeki
kişilere bulaştırmaya devam eder. Vücudun zayıf düştüğü bir
dönemde, siroz veya karaciğer kanseri gelişmesine neden olur.
Hepatit B, dolaylı bir temasla her an bulaşabilecek bir hastalık
olması nedeniyle mümkün olan en erken yaşta etkin bir şekilde
korunmayı gerektirir.
Bugün tek etkin yöntem, hepatit B aşısı olmaktır. Hastalığı
geçirmiş ve kronikleşmeden tamamen iyileşmiş, ya da
aşılanarak hiç hastalanmadan korunmuş kişilerde Hepatit B’ye
karşı antikorlar bulunur. Koruyucu antikorların anneden
bebeğe geçmemesi nedeniyle henüz yeni doğmuş bebeklerin
aşılanmaları gerekir.
1. doz doğumda, 2. doz bir ay sonra, ve 3. doz doğumdan 6 ay
sonra yapılmak üzere toplam 3 doz ile Hepatit B’ye yaşam
boyu korunmak mümkün olabilmektedir. Daha önce aşı olmamış
ve virüsle temas etmemiş herkes, yine aynı şema ile 3 doz aşı
olarak korunabilirler.
Kızamık, kızamıkcık, kabakulak (MMR) aşısı
Kızamık, ciltte kırmızı döküntülerle kendini gösteren, bulaşıcı
solunum yolu hastalığıdır. Virüsle temastan 10–12 gün sonra
başlayan ateş, öksürük ve burun akıntısı ilk belirtileri
oluşturur. İki-üç gün içinde kafa derisi, yüz ve boyunda
başlayan el ve ayaklara kadar yayılan kırmızı döküntüler
gözlenir. Son derece bulaşıcı olan kızamık, döküntülerin
ortaya çıkmasından birkaç gün öncesi ile birkaç gün sonrası
arasında bulaşıcı safhasındadır. Virüs, öksürme ve hapşırma
ile havaya saçılarak yine solunum diğer kişilere bulaşır.
Kızamık, zatürree, beyin dokusu iltihabı, ölüme ve
sakatlıklara neden olan komplikasyonlarla seyredebilir. Ateş,
lenf bezlerinde şişkinlik, ciltte yüzden başlayıp yayılan pembe
döküntüler, kızamıkçığın tipik belirtileridir. Virüs, öksürme ve
hapşırma ile havaya saçılarak yine solunum yoluyla diğer
kişilere bulaşır.
Kızamıkçık, özellikle gebe kadınların maruz kalması halinde
bebekte ağır sakatlıklara neden olabilen bir hastalıktır. Bebek
doğurmayı planlayan bir anne adayı kızamıkçığa karşı bağışık
olması gerekir. Kabakulak, kulak altındaki lenf bezlerinin
iltihabı ile kendini gösteren, kabakulak virüsünün neden
olduğu bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Ateş, baş ağrısı,
kulak altında (tek ya da çift taraflı) şişkinlik, kabakulağın
tipik belirtileridir.
Beyin zarı veya dokusu iltihabı, pankreas, testis, yumurtalık
iltihabı ve sağırlık, kabakulak geçiren çocuklarda rastlanması
olası komplikasyonlar arasındadır. Özellikle ileri yaşlarda bu
hastalığa maruz kalan erkeklerde kısırlık daha sık görülebilen
bir komplikasyondur.
Bu üç hastalıktan ve yukarıda sıralanan olası
komplikasyonlardan koruma yolu, aşı olmaktır. Bugün bu üç
hastalığa karşı geliştirilmiş aşılar tek bir enjektörde
toplanmıştır. Böylece uygulanacak kızamık-kızamıkçık-
kabakulak (MMR) aşısı ile her üç hastalığa karşı bağışıklık
kazanılmış olacaktır.
MMR aşısı 9. ayında 1 doz kızamık aşısını olmuş bebeklere, 15.
ayda 1 doz ve 5-6 yaşlarında 1 doz olmak üzere toplam 2 doz
uygulanır. 9.ayda kızamık aşısı yapılmamış olan bebeklere, 12.
ayda 1 doz ve yine 5-6 yaşlarında 1 doz uygulanır. Bu üç
hastalıktan herhangi birini geçirmiş olmak, üçlü kombine
aşının uygulanmasına engel teşkil etmez.
Difteri, boğmaca, tetanos (DBT) aaşısı
Difteri ateş, halsizlik ve solunum güçlüğü ile seyreden bulaşıcı
bir hastalıktır. Öksürme ve aksırma ile havaya yayılan
bakteri, ağız, boğaz ve buruna yerleşerek enfeksiyona yol
açar. Hastalanan her 10 kişiden 1’i her türlü tedaviye
rağmen solunum yollarının tıkanması, kalp yetmezliği ve
felçler nedeniyle yaşamını kaybeder. Boğmaca, çoğunlukla 2
yaşından küçük çocuklarda görülen, nefes almayı engelleyecek
biçimde öksürük nöbetlerine neden olan, bakteriyel bir
enfeksiyon hastalığıdır.
Tetanos, varlığını genellikle toprakta sürdüren bir bakterinin,
vücuda yara ve kesiklerden girerek yol açtığı bir enfeksiyon
hastalığıdır. Vücut kaslarının sertleşmesi, kasılması ve çene
kilitlenmesi şeklinde seyreden hastalığa, bu bakterinin
salgıladığı toksinler neden olur.
Çocuk felci (IPV), Hib (Menenjit) aşısı
Çocuk felci, polio virüsünün neden olduğu bir hastalıktır.
Solunum yolu ile bulaşan ve tedavisi olmayan bu hastalık,
kalıcı sakatlıklara ve hatta ölüme neden olabilir. Günümüzde
polio virüsünün yeryüzünden silinmesi amacıyla yoğun aşılama
programları uygulanmaktadır.
Hib menenjiti, Hib (hemofilus influenza tip b), özellikle 5
yaşın altındaki çocuklarda, başta beyin zarı iltihabı
(menenjit) ve zatürree olmak üzere ölümle sonuçlanabilen
birçok ağır hastalığa yol açabilen bir bakteridir. Bu bakterinin
sorumlu olduğu hastalıklardan Hib menenjiti, erken ve uygun
tedaviye rağmen her 5 vakanın 1’inde işitme kaybı, zeka
geriliği, felç ve epilepsi gibi nörolojik komplikasyonlar
doğurabilir. Komplikasyonlu vakaların %3-8’i, ölümle
sonuçlanır.
Solunum yoluyla kolayca bulaştığı için özellikle yuva, kreş,
anaokuluna giden çocuklarda Hib enfeksiyonları fazla görülür.
Hib menenjiti en önemli yaşamsal organ olan beynin zarlarını
etkilediği için geri dönüşü olmayan zararlar verebilir. Bu 5
hastalıktan korunmanın yolu, aşı olmaktır. Günümüzde 5 ayrı
aşı yerine tümünün tek bir enjektörde toplandığı karma aşılar
geliştirilmiştir.
Bu 5 hastalığa karşı geliştirilen karma aşı, çocuklara 2., 4.,
6. ve 18. aylarında uygulanmalıdır. 5-6 yaşına geldiklerinde,
difteri-tetanoz-boğmaca 3’lü karma aşı ve çocuk felci aşısı
yapılmış olan çocuklara tekli (monovalan) Hib aşısı
uygulanabilir. Ülkemizin bölgesel özelliği dikkate alındığında
ağızdan verilen oral poio aşısı önemini korumaktadır. İlk 2
dozun aşıya bağlı felç riskini ortadan kaldırmak için IPV
olarak yapılması önerilebilir. İlk 2 dozdan sonra en az 1 veya
2 doz oral polio aşısı yapılmalıdır. Oral polio uygulandıktan
sonra bebek hemen emebilir ya da beslenebilir.
Pnömokok aşısı
Pnömokoklar çocuklarda özellikle ülkemizde en sık orta kulak
iltihabı ve zatürre nedenleri arasındadır. Özellikle son
zamanlarda kullanmaya başladığımız bu aşı doğumdan sonra
ikinci aydan itibaren başlayarak 1-2 ay ara ile 3 doz, 12-15
arasında tek doz önerilmektedir. İlk kez aşılanacak 2-9 yaş
arasındaki çocuklara ise tek doz önerilmektedir. En sık yan
etkisi, aşı sonrası gelişen ateş ve huzursuzluktur.
Aşı takvimi
Doğduktan hemen sonra: Hepatit B aşısı
1.ay: Hepatit B aşısı
2.ay: DBT-IPV-HIB aşısı ve BCG aşısı
Pnömokok aşısı
4.ay: DBT-IPV-HIB aşısı
Pnömokok aşısı
6.ay: DBT-IPV-HIB aşısı ve Hepatit B aşısı
Pnömokok aşısı
9.ay: Kızamık aşısı
12.ay: Suçiçeği aşısı
13ay: Pnömokok aşısı
14.ay: Hepatit A aşısı
15.ay: Kızamık, kızamıkçık, kabakulak (MMR) aşısı
18.ay: DBT-İPV-HİB aşısı
20.ay: Hepatit A aşısı
________________
aşkın ekimi kasımı olmaz ki.
ılık bir ekim sabahında,
ayaz bir şubat akşamında,
ya da temmuz güneşinde sevemez miyim seni?
severim, hem de çok!
imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
asi, bebekler, kadar, rehberi, takvimi, yasina

Seçenekler
Stil


Saat: 22:25

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,