ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Biyografiler - Otobiyografiler


Truva Savaşı


Truva Savaşı

ForumSevgimiz Kütüphane Kategorisinde ve Biyografiler - Otobiyografiler Forumunda Bulunan Truva Savaşı Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Truva Savaşı Truva'nın yeri nerede? Truva Savaşı neden çıktı? Savaşın ayrıntıları ve sonrasında neler oldu? 1. Truva Nerededir? Truva (Troia, ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 21 Ocak 2015, 20:45   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Liich
Üye
Liich - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 14 Kasım 2014
Yaş: 24
Mesajlar: 7.850
Konular: 4856
Beğenilen: 1368
Beğendiği: 1252
www.forumsevgisi.com
Standart Truva Savaşı

Truva Savaşı

Truva'nın yeri nerede?
Truva Savaşı neden çıktı?
Savaşın ayrıntıları ve sonrasında neler oldu?
1. Truva Nerededir?
Truva (Troia, Troy, İlion, İlias ya da İlium), Küçük Asya (Asia Minor) denen Anadolu'nun kuzeybatısındaki Troas bölgesinde bir sırtın üzerinde, Çanakkale'nin 30 km. kadar uzağındaki Hisarlık Tepesi üzerinde dokuz kere yıkılıp yeniden kurulmuş olan bir şehirdir. Truva, deniz baskınlarından korunacak kadar içeride olmasına karşılık, Hellespontos (Çanakkale) ile Karadeniz'i bağlayan ticaret yollarına egemen olacak kadar da denize yakın bulunduğundan yeri önemliydi. 1873 yılında Alman arkeolog Schliemann'ın kazılarına başladığı güne kadar yeri hakkında türlü söylentiler vardı. Schliemann'ın kazılarına sonradan arkeolog Dörpfeld devam etti. Her yıkılışında yeniden yapılmış olan ticaret kentinde 9 tabaka ortaya çıkarıldı. Homeros'un Yunanlılar tarafından işgal edilip yakıp yıkıldığını anlattığı İliyada destanındaki Truva, İ.Ö. 15-12. yüzyıla ait olan 6. tabakadır.
Efsanelere göre şehri ilk kuran Trak'lardır. Bunlar İsa'dan önce 3000 yıllarında Boğazlar yolu ile Anadolu'ya geliyorlar ve Çanakkale dolaylarını dolaşıyorlar. Sonra Hisarlık Tepesini şehir yapmaya elverişli buluyorlar ve ilk Truva şehrini kuruyorlar. Yine efsanelere göre şehir bilinmeyen bir zamanda kim olduğu bilinmeyen Tros (veya Dardanos) adlı kral tarafından yapılıyor. Akha'ların Iliada'da anlatıldığı gibi yakıp yıktıkları şehir altıncı Truva'dır. Truva şehri tarihte birkaç defa yıkılmış ve tekrar yapılmıştır. Schliemann'a göre Truva'da birbiri üzerine dokuz şehir kurulmuştur. İlk şehir taş devrinin sonlarında, son şehir ise Romalılar tarafından yapılmıştır. 6. şehrin etrafındaki surlar efsanelere göre eski Truva kralı Laomedon tarafından Tanrılara (Poseidon, Apollon) yaptırıldığından çok sağlam ve kalındır. Truva şehri bu yüzden o zamanlar hiç alınamaz olarak bilinirdi. Ama Truva'nın ilk krallarından Laomedon, Herakles'i kızdırdığından Herakles, Telamon'la birlikte bir ordu toplayıp bir günde Truva'yı zaptetmişti. Bu olay, Agamemnon komutasındaki kuşatmadan onyıllar önce olmuştu.
Truvalılar, ticaret gemileri ile kara, Marmara ve Ege Denizinde ticaret yaparak çok zengin olmuşlardı. Çanakkale Boğazının, Ege Denizinin giriş kapısında olduğundan aynı zamanda boğazı da kontrol altına almışlardır. Halbuki bu sırada Minos devleti, Akha'lar tarafından yıkılmış, Ege Denizi ticareti ve Çanakkale boğazı bunlar tarafından ele geçirilmek istenmiştir. İşte bu rekabet yüzünden Truvalılar ile Akha'lar arasında hep bir sürtüşme olmuştur. Truva şehrinin Priamos isminde 50 çocuk babası bir kralı vardı. Priamos, Laomedon'un sağ kalan tek oğluydu. Diğerlerini Herakles öldürmüştü. Pekçok cariyesi ve sevdiği eşiyle mutlu olan Priamos'un ilk oğlu Hektor, ikincisi de Paris'ti. Priamos'un karısı Hekabe bir gece tuhaf bir rüya gördü.

2. Hekabe'nin Rüyası
Kraliçe Hekabe yine hamileydi ve rüyasında bir çocuk yerine bir meşale doğurduğunu gördü. Meşalenin alevlerinin Truva şehrini yakıp kül ettiğini gördü. Hekabe, rüyasını kocası Priamos'a anlattı. Kahinlerin "bu çocuk ileride Truva'nın yıkılmasına sebep olacak" diye kralı uyarmasıyla, çocuk doğar doğmaz Priamos'un izniyle yokedilmesi için güvendikleri bir uşağa verildi. Fakat uşak bu güzel erkek bebeği öldürmek yerine İda Dağı'nın (Kazdağı) yamacında bir derenin kenarına bırakıp saraya döndü. Bebeği bir dişi ayı buldu ve onu 5 gün süreyle emzirdi. Sonra bir çoban bebeği buldu ve onu evlat edinip büyüttü ve çocuğa Paris adını verdi. Paris büyüdü ve çok yakışıklı bir delikanlı oldu. İda dağında çobanlık yapmaya başladı.

3. Peleus ile Thetis'in Düğünü
Olympos'lular kavga ve nifak tanrıçası olan Eris'ten hiç hoşlanmazlar, verdikleri şölenlere onu çağırmazlardı. Savaş tanrısı Ares'in kızkardeşi Eris, bu yüzden günün birinde öc alacağına yemin etmişti. O gün geldi çattı sonunda. Kral Peleus (Akhilleus'un babası) ile nereidlerden (su perileri) Thetis (Akhilleus'un annesi) Tesalya'daki Pelion Dağı'nın tepesinde evleniyorlardı. Kentauros Kheiron, düğün hediyesi olarak yakın arkadaşı Peleus'a özel bir mızrak ediye etti (Bu mızrak daha sonra Akhilleus tarafından Truva'da kullanılacaktır). Denizler tanrısı Poseidon'da düğün hediyesi olarak batı rüzgarı Zephyros'un iki atını hediye etti. Düğüne ölümsüzler ve bütün ölümlüler çağırılmıştı ve bir tanrıça olup ölümsüz olduğu halde Eris yine davet edilmemişti. Kavga ve nifak tanrıçası duruma kızdı ve bir zamanlar Herakles'ten aldığı altın elmanın üzerine "En güzel kadına" yazarak şölene gitti. Tanınmasın diye kıyafetini değiştirerek davetliler arasına karıştı. Sonra elmayı konukların arasına orta yere atıverdi. Bütün tanrıçalar elmaya sahip olmak istediler fakat sonra adaylar elene elene üçe indi. Hera, Aphrodite ve Athena. Onlar da kararı Zeus'un vermesini istediler. Zeus zor durumda olduğunu anladı. Athena öz kızıydı, Hera eşiydi ve Aphodite ise güzelliği herkes tarafından kabul edilen bir tanrıçaydı. Zeus bu zor görevi İda Dağında çobanlık yapan Paris'e yıktı.

4. Paris'in Hakem Seçilmesi
Bir adı da Alexandros olan Paris, İda Dağına çobanlık yapmaya devam ediyordu. Zeus elçi olarak Hermes'i görevlendirdi. Hermes ve üç tanrıça altın elmayı da yanlarına alarak İda Dağına giderek Paris'i buldular. Paris önce korkudan kaçmaya kalktı. Hermes, Zeus'un adına bu seçimi yapması gerektiğine onu ikna etti. Tanrıçalar Paris'i etkileri altına almak için türlü kandırmacalar yaptılar, onu ikna etmeye çalıştılar. Paris, kararı kendisinin vereceğini öğrenince ilk önce çok şaşırdı. Kulübesine girerek "tek tek içeri gelin" dedi. İlk önce içeriye Hera girdi ve "beni seçersen Avrupa ile Asya'nın tek kralı yapacağım" dedi. Hera dışarıya çıktı, içeriye Athena girdi ve "beni seçersen bir bilgin olursun ve ayrıca girdiğin bütün savaşlarda sürekli zafer senin olacak, sana sonsuza kadar unutulmayacak bir şöhret" dedi. Nihayet Aphrodite ise "beni seçersen sana dünyanın en güzel kadınını veririm" dedi. Paris üçünün de dışarıda beklemesini rica etti. Altın elma elinde bir süre düşündükten sonra dışarıya çıktı. Bir süre daha düşündükten sonra altın elmayı Aphrodit'e uzatıverdi. Athena ve Hera bu duruma kızdılar ama o an belli etmeyerek ayrıldılar. Daha sonra Truva savaşının ilerleyen safhalarında Zeus'un eşi olan Hera bunun intikamını almak için Truva'lılara karşı olacak ve Zeus'u uyutarak Truva'lıların başarısız olmalarını sağlayacak, Athena ise savaş sırasında desteğini yunanlılardan tarafa koyacak ve Akha ordusuna yapacağı türlü yardımlarla Truva'lıların işini zorlaştıracaktı.

5. Paris'in Sparta'ya gidişi
Dünya'nın en güzel kadını Zeus ile Leda'nın kızları, Kastor ile Polluks'un kardeşi olan Helena idi ve güzelliği hem tanrısal hem de dillere destandı. Helena'nın babalığı Tyndareos üvey kızını kararsızlıktan birtürlü evlendirememişti. Sonunda tüm taliplilerden darılmayacaklarına dair söz aldıktan sonra ve biraz da Odysseus'un da araya girmesiyle kızı Agamemnon'un kardeşi Menelaos'a verdi. Damat Menelaos'u da Sparta'ya kral yaptı. Ama Aphrodit bir söz vermişti Paris'e. Dünyanın en güzel kızı Paris'in olacaktı. Paris uzun gemi yolculukları yaparak Sparta'daki Lakonia'nın ünlü şehirlerinden Thérapne yakınlarındaki Amyklai'ye Aphrodite'nin de yardımıyla sonunda ulaştı. Paris karaya çıkınca ilk iş olarak Eurotas ırmağında yıkandı. Temiz ve şık elbiselerini giydi ve Sparta'ya doğru yola koyuldu. Bölgenin başkenti olan Sparta o zamanlar Atreus'un oğlu Menelaos tarafından yönetiliyordu. Menelaos'un ağabeyi Agamemnon ise zenginliği ile meşhur bir kraldı ve Mykenai'de hüküm sürüyordu. Menelaos Paris'i güler yüzle karşıladı. Onu günlerce ağırladı. Bir süre sonra Menelaos kendisinin bir iş için (O günlerde Menelaos’un Girit’te yaşayan büyükbabası Katreus ölmüştür. Menelaos Girit’teki cenaze törenine gitmek zorunda kalır). Girit'e gitmesi gerektiğini söyleyerek hiç kuşku duymadan Sparta'dan ayrıldı. Ayrılırken de gelen konuklarını iyi ağırlamasını da karısı Helena'ya söyledi. Paris ve Helena, Menelaos'un yokluğunda, yalnız kaldıkları bir an Helena'ya Aphodit'in vaadinden ve yaptığı hakemlikten bahsetti. Aphodite zaten ilk günden beri sürekli olarak Paris'in yakışıklılığını artırıyor ve Helena'nın Paris'e aşık olmasını sağlamak için elinden geleni yapıyordu. Paris de Helena'ya sürekli ilgi gösterip onu hediyelere boğuyordu. Sonunda Helena ona aşık oldu ve Truva'ya kaçmaya razı oldu. Menelaos'un hazinesinden taşıyabilecekleri kadarını alıp, Helena'nın kızı Hermione'yi de geride bırakarak kaçtılar.

6. Paris Helena'yı kaçırıyor
Menelaos döndüğünde ise sarayda ne Paris'i ne de karısı Helena'yı bulabildi. Çılgına dönen Menelaos'un aklına Helena'nın üvey babası Tyndaros'a verilen o eski söz geldi. Sözün tutulmaması savaş demekti. Helena ve Paris, Hera'nın çıkardığı bir fırtına yüzünden Sidon'a (Fenike) sürüklendiler. Şehrin kralı tarafından iyi karşılanmalarına rağmen Paris şehri ele geçirip yağmaladı. Fenikeliler intikam almak için gemilerle peşlerine düştüler. Paris, kendi adamlarının bazılarını kaybetmesine rağmen onları geri püskürttü. Takip edilmek endişesiyle Kıbrıs'ta bir süre oyalandılar. Menelaos tarafından artık rahatsız edilmeyeceklerine emin olunca da yola çıktılar. Mısır'a uğradılar. Kral Proteus, onlara çok büyük konukseverlik gösterdi. Ama aralarındaki ilişkinin özelliğini bir şekilde öğrendi. Kızıp Paris'i krallığının dışına attırdı, Helena'yı da alıkoydu. Sonra da Menelaos'a haber gönderdi gelsin karısını alsın diye. Haberciler daha Menelaos'a ulaşmadan, Helena kaçmayı kafasına koydu. Paris uzun süre onu almak için gelemeyince, Menelaos'un hasretine dayanamayarak kocasına dönmek üzere bir gemi bulmak için şehirden kaçtı ama limanda karşısına Paris çıktı. İkisi bir gemi bulup türlü zorluklarla sonunda Truva'ya doğru yola çıktılar.

7. Ordu Savaş için toplanıyor
Menelaos tüm Yunanistan'a haber salarak yardım istedi. Yenilmez kahraman Akhilleus ile Ithaca (İthake) Adasının kralı kurnaz Odysseus hariç tüm yiğitler, komutanlar ve savaşçılar Sparta'ya akın etti.

8. Paris ve Helena Truva'ya varıyorlar
Mutlu aşıklar Çanakkale boğazına yaklaşıp Truva şehrine doğru gelirlerken surların üzerinde onları ilk defa Prenses Kassandra gördü. Apollon'un kahinlik öğrettiği Kassandra, Yunanistan'dan kaçırılan bu kadının kendi yurtlarına getireceği felaketi görünce ağlamaya ve saçını başını yolarak babası Priamos'a yalvarmaya başladı. Priamos ise olayı soğukkanlılıkla karşıladı. Hem sağlam surlarına hem de askerlerine çok güvendiğinden ileride olabilecek bir çatışmayı göze alarak Truva'nın kapılarını oğluna ve güzelliğiyle dillere destan gelinine açtı.

9. Ordunun Aulis'te toplanması
Aulis, Euboia yarımadasının tam karşısındaki limandır. Akha ordusu iki yıl süreyle burada toplandıktan sonra gemilerin yola çıkması için uygun bir rüzgar çıkmasını beklemeye koyulurlar. Orduların komutanları ise başa Agamemnon'un geçmesini istiyorlardı.

10. Odysseus savaşa katılmak istemiyor
Odysseus yeni evlendiği karısı Penelope'den ayrılmak istemediği için savaşa katılmak istemedi. Akıl hastası rolü yaparak bu işten sıyrılmak istedi. Aynı boyunduruğa bir eşek bir de öküz koşuyor, deniz kenarındaki kumları verimli toprakmış gibi sürüyor, tohum yerine tuz ekiyordu. Palamedes onun deliliğine inanmadı. Palamedes bir bilgin olarak bilinirdi. Harfleri, yazıyı, dama ve satrancı, tavla oyunlarını, ölçü sistemlerini onun bulduğu söylenir. Palamedes, onu denemek için Odysseus'un oğlu Telemakhos'u sabanın geçeceği yere koydu. Odysseus oğlunu yaralamamak için sabanı kaldırdı, çocuğun üzerinden aşırdı. Sahteciliği ortaya çıkan Odysseus, çaresiz kalarak Palamedes'le birlikte Aulis'e gitmeyi kabul etti. Odysseus, Truva savaşına katılmasına sebep olan Palamedes'i sonradan öldürecekti.

11. Akhilleus'un aranması
Odysseus'un orduya katılması ile komutanlar kendilerini daha rahat hissettiler. Akha ordusu komutanları savaş hazırlıklarını sürdürürlerken kahinleri Kalkhas'ın eğer Akhilleus sefere katılmazsa Truva seferinin başarısız olacağını söylemesi üzerine hep birlikte oturup düşünmeye başladılar. Kahin'e göre Akhilleus'un varlığı Truva'nın düşmesi için kesin gerekliydi fakat savaşın sonuna doğru Akhilleus, surların önünde ölecekti. Agamemnon ise Akhilleus'u hiç sevmiyordu. Komutanlar ve Odysseus, Kalkhas'ın da desteğiyle gelmiş geçmiş en büyük savaşçı olan Akhilleus'un mutlaka kendilerine katılmasını Agamemnon'a kabul ettirdiler. Birçok tartışma sonunda Odysseus, Akhilleus'u ikna edebilecek tek kişi olarak seçildi ve onu aramaya gönderildi. Akhilleus'un annesi bu yazgıyı eskiden beri bilmekteydi ve oğluna yazgısının kendi ellerinde olduğunu söyledi. Akhilleus, kısa ömrü ama sonsuza kadar devam edecek şöhreti seçti. Annesi ile babası ise bu kararı beğenmedi. Kheiron'un bu kadar emek ve zaman harcadığı oğullarının erken yaşta Truva surları önünde ölmesini engellemek için, Akhilleus'u ikna etmeye çalıştılar, çok dil döktüler. Akhilleus bu yalvarmalara daha fazla dayanamadı ve sonunda ikna olur gibi oldu. Akha önderlerinin savaş için sefer hazırlıklarına başladığı haberini alır almaz anne ve babası, Akhilleus'u Yunanistan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderdiler. Orada kral Lykomedes'in sarayında konuk oldu. Akhilleus, kız kılığına girerek diğer saray kızlarının arasına karıştı. Kendisi uzun ince yapıda olduğundan kız kıyafetleriyle saklanmakta zorluk çekmedi. Haremde yaşamaya başlayan Akhilleus'a Pyrrha (kızıl saçlı) diyorlardı. Kral Lykomedes, Akhilleus'un Akha ordusundan saklandığını bildiğinden olup bitene sessiz kaldı. Hatta saray kızlarından birisiyle sevişmesini öğrenince de birşey yapmadı. Bu kız daha sonra Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'u (Pyrrhus) doğuracaktı. Odysseus sonunda Skyros adasına geldi ve duyduğu söylentilerin doğru olması umuduyla Akhilleus'u burada aramaya koyuldu. Adaya gezgin bir satıcı kılığında çıktı ve Lykomedes'in sarayına geldi. Lykomedes, Akhilleus'un sarayında gizlendiğini kabul etmedi ve hatta sarayını aramalarına bile izin verdi. Odysseus, hareme yaklaşarak kızların önüne bohçasını açtı. Bir sürü değerli kumaş, dokuma ve ziynet eşyası ile kızlar ilgilenmeye başladı ama bohçanın dibinde birkaç kıymetli silah vardı. Pyrrha kılığındaki Akhilleus bunları görünce dayanamadıysa da kimliği açığa çıkmasın diye ilk başta silahlara el sürmedi. Odysseus tam bu anda savaş boruları öttürdü ve gürültüden kaçarak giden diğer kızlar ortada sadece Akhilleus kalacak şekilde boş bırakınca Akhilleus'un kimliğini açığa çıktı. Odysseus da dilenci kılığından sıyrılıp Akhilleus'a kendisini gösterdi ve Akha ordusunun savaş hazırlıklarının bitmek üzere olduğunu, onsuz sefere çıkılmayacağını, Patraklos'un Aulis'te onu beklediğini, Agamemnon'un orduların komutasını Akhilleus'a bırakabileceğini bildirirdi. Akhilleus bir kılıç alıp alıp elinde evirip çevirmeye başladı. Kılıç elindeyken Akhilleus'un aklına annesinin ona söylediği yazgısı geldi, yine eski kararından vazgeçmeyecekti. Üzerindeki elbiseyi yırtarak çıkardı ve savaşa katılmak istediğini söyledi. Kısa ömrü ve unutulmayacak ünü seçerek Odysseus ile birlikte Akha ordularının toplanma yeri Aulis'e geldi. Çok sevdiği Patroklos da oradaydı. Odysseus'un vaadettiği orduların komutası ise Akhilleus'a verilmedi, Agamemnon orduların komutanı olacaktı. Akhilleus bu duruma kızdı ama belli etmedi. Bu, Agamemnon'un ona yapacaklarının ilkiydi. Yola çıkılacağı son ana kadar annesi Thetis, sürekli Aulis'te bulundu ve oğlunun fikrini değiştirmeye çalıştı. Başarısız olunca demircilerin tanrısı Hephaistos'a gitti ve oğlu için çok güçlü zırh ve silahlar yaptırdı. Bunları Aulis'e dönerek ona verdi. Babası Peleus kendi emri altındaki Myrmidon'ları da Akhilleus'un yanına verdi. Peleus, düğününde Kheiron'un kendisine hediye ettiği, Kheiron'un kendi elleriyle dişbudak ağacından yaptığı özel, hedefini hiç şaşırmayan kargıyı ve Poseidon'un düğünde ona hediye ettiği iki ölümsüz atı da Akhilleus'a verdi.

12. Kurban törenindeki Ejder
Gemiler demir almadan önce geleneksel olarak bir kurban kesilmesini uygun buldular ve bunun için limandaki bir çeşmenin yanında bulunan büyük bir çınarın altında bir mihrap hazırlandı. Kurbanın boğazı kesilmeden hemen önce mihrabın dibinden bir ejder çıkarak çınarın üst dallarına çıktı ve dallara sarıldı. Çınarın üst kısımlarında yaprakların arasında içinde 8 tane serçe yavrusu olan bir kuş yuvası vardı. Dişi serçe ejderi görünce yavrularını korumak istedi ama ejder dişi kuşu da yavruları da yuttu. Ejder yere indi ve oracıkta taş kesildi kaldı. Olayı izleyenler şaşkınlıklarından küçük dillerini yuttular. Kahin Kalkhas'a olayı yorumlaması için danıştılar. Kalkhas "yapılacak sefer büyük zorluklarla doludur, yunanlılar büyük bir zafer kazanacaklar. Savaş yılanın yuttuğu kuş sayısı olan 9 yıl sürecek ve onuncu sene Truva düşecektir. Bundan sonra hiçbir yabancı Yunanlıların karılarını kaçırmaya cesaret edemeyecektir" dedi.

13. Iphigenia'nın kurban edilmesi
Kalkhas bunları söyledikten sonra tüm ordu Aulis limanında yelkenleri şişirecek olan rüzgarları beklemeye koyuldu. Uzunca bir süre hiç rüzgar çıkmayınca komutanlar sabırsızlanmaya başlayıp bunun nedenini öğrenmek için kahin Kalkhas'a sordu. O da cevap olarak Agamemnon'un kızı Iphigenia'nın kurban edilmesi gerektiğini bildirince Agamemnon çileden çıktı. Tanrıça Artemis kendisine adanmış kutsal dişi geyiği av sırasında öldürdü diye Agamemnon'dan hiç hoşlanmamaktaydı ve kin duymaktaydı. Agamemnon bu geyiği donanma toplanırken vakit geçirmek için Aulis civarında çıktığı bir avda öldürmüştü. Bu yüzden de ordunun beklediği rüzgarları önlemekteydi. Tanrıça ancak Iphigenia kendisine kurban olarak sunulursa öfkesinden vazgeçecek ve filonun beklediği rüzgarların çıkmasına engel olmaktan vazgeçecekti. Agamemnon kızını kurban etmeye yanaşmadı. Günler haftalar geçti ve özellikle Menelaos ve Odysseus'un ısrarları sonucunda istemeye istemeye kızının kurban edilmesine onay verdi. Agamemnon karısı Klytaimnestra'ya haber göndererek kızını istetti, güya kızını Akhilleus ile nişanlayacaktı. Kurban olayından haberi olmayan Akhilleus bu hileye katıldı, sonradan öğrenince olayı engellemeye çalıştı. Engelleyemeyince de Agamemnon'a çok kızdı. Klytaimnestra kızıyla birlikte Aulis'e neşeyle geldi. Kızına eş olarak Akhilleus'un seçilmesi sevincini daha da artırmıştı. Kızını bekleyen kaderi öğrenir öğrenmez zavallı anne Agamemnon'u caydırmaya çalıştı. Agamemnon fikrini değiştirmeyince ona karşı büyük bir kin besleyerek oradan ayrıldı. (Klytaimnestra daha sonra Agamemnon Truva savaşı sonrası geri döndüğünde kendisini Khryseis'le aldatmasını bahane göstererek Agamemnon'u öldürerek öcünü alacaktır.) Iphigenia başına geleceklerden habersiz kurban taşının olduğu yere babası tarafından getirildi. Bu durumu yukarıdan izleyen Artemis kızın durumuna acıdı ve tam bıçak boğazına inerken onu dişi bir geyikle değiştirdi. Iphigenia'nın ruhunu havaya kaldırarak yanına aldı. Bu durumu gören Kalkhas "Tanrıça Artemis, Iphigenia'yı bu geyikle değiştirerek hem kurbanı kabul etti hem de durdurduğu rüzgarları engellemekten vazgeçti, herkes gemilerine!" dedi.

14. Savaş için denize ilk açılış, Philoktetes'in Lemnos adasına bırakılması ve rotadaki hata
Akhaia'li ve Aiolis'li yunanlı önderler Agamemnon komutasında denizden Truva ülkesine doğru yola çıktılar. Aralarında Aiaks (Aias, Ajax), Diomedes, Akhilleus, Odysseus, Nestor ile Philoktetes vardı. Truva'nın başlıca kahramanları Hektor ile Aineias idi. Akha ordusu bin küsur kadırga ile sefere çıktılar. Herakles'in sağ kolu olan Philoktetes'i ayağındaki yaranın kötü kokması ve acıdan çok bağırması yüzünden Lemnos'a bıraktılar. Daha sonra fırtına yüzünden rotada hata yaparak Truva'nın güneyindeki Mysia bölgesindeki Troas'a vardılar.

15. Truva yerine Mysia'ya çıkış
Burayı Truva sanarak yağmaladılar. Mysia'da bulunan Herakles'in oğlu Telephos onlara karşı çıktı ve çatışmaya başladılar. Telephos ordudan ileri gelenleri bir bir öldürmeye başlayınca Akhilleus duruma müdahale edererek onu kovalamaya başladı. Telephos koşarken Tanrı Dionysos'un araya karışmasıyla bir asma kütüğüne takılarak düştü. Arkadan hızla gelen Akhilleus ucu zehirli kargısıyla Telephos'u kalçasından yaraladı. Ordu yanlış yere çıktığını anlayınca tekrar denize açıldı. Telephos'un ise aldığı yara ise yıllarca iyileşmedi.

16. Fırtınanın orduyu Yunanistan'a sürüklemesi
Yeni ve güçlü bir fırtına onları gerisin geriye Yunanistan'a attı.

17. Ordunun Aulis'te ikinci defa toplanması
Bir kez daha Aulis'te toplandılar. Sefer için tekrar bir araya gelirlerken sekiz yıl geçti. Bu arada Philoktetes hala Lemnos adasında yaşam savaşı veriyordu.

18. Telephos'un Aulis'e gelmesi
Telephos aldığı yara sonucu bir türlü iyileşememişti. Yıllarca iyileşememesini bir kahine sordu. Kahin "bu yarayı açan ancak iyileştirebilir" deyince Telephos Akhilleus'u bulmak için bir deniz yolculuğunu göze almak zorunda kaldı. Aulis'e ulaştığında Akhilleus'tan aldığı yara daha da kötüleşmişti. Telephos dilenci kılığında Akhilleus'un karşısına çıkarıldı, orada ağlayıp sızlandı. Agamemnon'un karısı Klytaimnestra bu arada oradaydı ve Telephos'a küçük Orestes'i rehin alarak Agamemnon'u tehtid etmesini salık verdi. Telephos buna cüret etmedi. Akhilleus kargısının pasından yaraya bir parça sürdü ve Telephos iyileşti. Telephos iyileşince Akhilleus'a şükranını nasıl ödeyeceğini sordu. O da Truva savaşında Akha'lara katılmasını önerdi. Telephos Akha ordusuna katılmayı redetti ama sonradan oğlu Eurypylos Mysia'lı bir bölükle Priamos'un yardımına koştu. Aigisthos, Klytaimnestra'yı Agamemnon'un yokluğunda baştan çıkardı ve sarayda hakimiyeti ele geçirdi. Klytaimnestra ile birlikte Agamemnon dönünceye kadar birlikte oldular. Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülünceye kadar 7 yıl Mykenai'de kaldı.

19. Tekrar sefere çıkış ve Kyknos'un Truva'yı savunması
Ordular tekrar sefere çıktılar ve bu sefer bir sorun olmadan Truva önlerine geldiler. Poseidon ile Kalyke'nin oğlu olan Kyknos Truva'lılara yardım için ordusu ile kıyıya geldi ve karaya ilk çıkan kuvvetleri dağıttı. Tanrısal olmasından dolayı Kyknos'a silah işlemiyordu. Kyknos, Akhilleus karşısına çıkıncaya kadar Yunanlıların karaya çıkmasını uzun süre engelledi. Akhilleus, Kyknos'un karşısına çıktı ve iki yenilmez uzun süre çatıştı. Çevik Akhilleus sonunda Kyknos'un yüzüne kılıcının kabzasıyla vurabildi. Akhilleus, darbe alan Kyknos'u kalkanıyla geriye doğru iteleye iteleye püskürttü. Kyknos'un ayağı bir taşa takılınca yere düştü. Akhilleus, Kyknos'un üzerine çullandı ve ağırlığıyla onu boğmaya çalıştı. Poseidon ise oğlunun Akhilleus tarafından boğularak öldürülmesine seyirci kalmak istemedi. Oğlunu bir kuğuya dönüştürdü. Akhilleus Kyknos'u yenmişti ama onun bu şekilde büyük bir güçle kendilerine engel olmaya cüret etmesi, bunu kısmen başarmasına şaşırmıştı. Akha ordusu, bu hiç beklenmeyen güçte karşılarına çıkan savunma Akhilleus sayesinde ortadan kalkınca rahat rahat kıyıya çıktı. İlk başta kuşatmanın zaferle sonuçlanacağını ve bunun uzun sürmeyeceğini düşünmüşlerdi. İlerleyen aylar boyunca bu işin sonu gelmek bilmedi. Truva surlarını aşamayacaklarını anlayınca tüm Akha ordusu civar şehirlere saldırmaya başladı. İlk sene 23 Anadolu şehrini sadece Akhilleus ve savaşçıları yağmaladı. Truva civarındaki şehirlerden olan Lyrnessos şehrini tahrip ettikten sonra ele geçirilen esirler arasında Briseis isminde genç ve güzel bir kızı kendine ayırdı. Akhilleus daha sonra yakın bir bölgede bulunan Khyrsa kalesini ele geçirdi. Buradaki esirlerin arasında da genç ve güzel bir kız vardı. Khryseis ismindeki bu bakireyi Agamemnon kendisine ayırdı. Khryseis'in rahip babası zengin ve görkemli hediyelerle Agamemnon'un çadırına geldi ve kızının kölelikten kurtulması için yalvardı. Agamemnon Khryseis'in babasına acımadı, aksine ona türlü hakaretlerde bulundu. Getirdiği hediyeleri alıp yaşlı adamı kovdurdu.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
savasi, truva

Seçenekler
Stil


Saat: 23:06

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,