ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Biyografiler - Otobiyografiler


Neşat Ertaş kimdir?


Neşat Ertaş kimdir?

ForumSevgimiz Kütüphane Kategorisinde ve Biyografiler - Otobiyografiler Forumunda Bulunan Neşat Ertaş kimdir? Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Neşat Ertaş kimdir? Neşet Ertaş Bozkırın Tezenesi. Neşet Ertaş Kırşehir'li bir halk ozanı olan Muharrem Ertaş'ın oğludur. Kendiside babası gibi ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 31 Ekim 2014, 23:29   #1
Durumu:
Çevrimdışı
DeFNe
Aşk kusursuz bir cinayettir
DeFNe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Olu Gibi
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2014
Mesajlar: 575
Konular: 425
Beğenilen: 93
Beğendiği: 64
www.forumsevgisi.com
Oku Neşat Ertaş kimdir?

Neşat Ertaş kimdir?

Neşet Ertaş

Bozkırın Tezenesi. Neşet Ertaş Kırşehir'li bir halk ozanı olan Muharrem Ertaş'ın oğludur. Kendiside babası gibi yıllarca Kırşehir'in ve Anadolunun çeşitli yörelerinde abdallık yaparak sazıyla sözüyle kendisini kanıtlamış bir sanatçıdır.

1938 yılında doğan sanatçı 1960'larda müzik dünyasında tartışmasız yerini aldı.Kendi halinde oluşu ve parti, mezhep gibi konulara hiç girmeyişi onu gönüllerin dostu yaptı.

Olağanüstü yeteneği sanatını, müziğinin özünü, ruhunu, hiç bir yapmacıklığa yer vermeden kendi özünü söze ve saza dökmesi onun en güzel özelliğidir.Ozanın bir şiiri:

Aslanım Eller

Seher vakti çaldım yarin kapısın
Baktım yarin kapıları sürmeli
Boş bulmadım otağının yapısın

Çıka gelgi bir gözleri sürmeli
Aslanım eller eller
Kokuyor güller güller
Ne bilsin eller eller
Perişan halleri
Açtırdım kapıyı girdim içeri
Aklımı başımdan aldı o peri
Dedim sende buldum halis gevheri
Dedi yoh yoh bir mehenge sürmeli
Aslanım eller eller
Kokuyor güller güller
Ne bilsin eller eller
Perişan halleri
Hep gönüller muradıdır aşığın
Nöbetin bekleyen alır keşiğin
Beklemeli şu sultanın eşiğin
Günde yüzbin kere yüzler sürmeli
Aslanım eller eller
Kokuyor güller güller
Ne bilsin eller eller
Perişan halleri

ZAHİDEM

Zahide’m kurbanım n’olacak halim
Gene bir laf duydum kırıldı belim
Gelenden gidenden haber sorarım
Zahidem bu hafta oluyor gelin
Ezeli de deli gönül ezeli
Çiçekdağı da döktü m’ola gazeli
Dolaştım gurbet gezeli
Bulamadım Zahide’mden güzeli
Gurbet ellerinde esirim esir
Zahide’m kurbanım hep bende kusur
Eğer anan seni bana vermezse
Nemize yetmiyor el kadar hasır
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 31 Ekim 2014, 23:32   #2
Durumu:
Çevrimdışı
DeFNe
Aşk kusursuz bir cinayettir
DeFNe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Olu Gibi
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2014
Mesajlar: 575
Konular: 425
Beğenilen: 93
Beğendiği: 64
www.forumsevgisi.com
Icon10.gif Neşet Ertaş

1938 Kırşehir doğumlu halk ozanı Neşet Ertaş, abdal müzisyen olarak da tarif edilir. Bozkırın Tezenesi olarak da bilinir. Babası saz ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne hanımdır. Annesinin ölümünden babası ve kardeşleriyle birlikte sonra köyüne yerleşmişlerdir ve çocukluğu bu köyde geçmiştir. Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi.

Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı. Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söyler. Kendi ifadesi ile bunu şu şekilde ifade eder; "Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız."



Neşet Ertaş, 1950'li yılların sonunda İstanbul'a gelerek ilk plağını "Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" adı ile babası Muharrem Ertaş'a ait bir türküyle çıkardı. Halk tarafından çok beğenilen bu plağı ardından diğer plak, kaset ve halk konserleri takip eder.

Daha sonra Neşet Ertaş Ankara'ya yerleşir. Burada yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle kardeşinin daveti üzerine Almanya'ya gider.

Çocuklarının eğitimi ve sanatsal çalışmalarından dolayı uzun bir süre Almanya'da kalan sanatçı, 2000 yılında İstanbul'da verdiği konserle sahne hayatına geri dönmüştür.

Demirel zamanında kendisine sunulan 'devlet sanatçılığı' ünvanını; "O dönem Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, 'hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor' diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu.

Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdatlarımız adına aldım" diyerek geri çevirmiştir.

Fakat halk büyük destek vermiş ve Neşet Ertaş adeta yaşayan bir efsane olmuştur. Unesco tarafından yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüştür.

Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012'de İzmir'de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Neşet Ertaş, 15 gün önce kronik rahatsızlığı sebebiyle özel bir hastaneye kaldırılmış, onkoloji servisinde tedavisine başlanmıştı. Dün durumu gittikçe ağırlaşan Ertaş, yoğun bakım servisine kaldırılmıştı. Ertaş'ın bu sabah saatlerinde vefat ettiği bildirildi.
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 31 Ekim 2014, 23:35   #3
Durumu:
Çevrimdışı
DeFNe
Aşk kusursuz bir cinayettir
DeFNe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Olu Gibi
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2014
Mesajlar: 575
Konular: 425
Beğenilen: 93
Beğendiği: 64
www.forumsevgisi.com
Icon10.gif Neşet Ertaş

Neşat Ertaş Hayatı

Neşat Ertaş eserleri

Neşet Ertaş 1938 senesinde Kırşehir Çiçekdağı’nda doğmuştur. Babası saz üstadı/ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne Hanımdır. Ertaş, ilkokul yıllarında ilk olarak keman, daha sonra bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin yerel eğlencelerinde, düğünlerde saz çalıp, eşliğinde türküler söylemeye başladı.

Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu hemen hemen her söyleşisinde belirtir.


Kendi ifadesi ile şu şekilde beyan eder; “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.” Neşet Ertaş, 1950’li yılların son döneminde İstanbul’a gelerek ilk plağını “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” adı ile babası Muharrem Ertaş’ın sahibi olduğu ve o’na ait bir türkü ile çıkardı. Halk tarafından çok beğenilen bu plağı diğer plaklar, kasetler ve halk konserleri takip etmiştir. Yıllar sonra Neşet Ertaş Ankara’ya yerleşir.

Burada yaşadığı sağlık sorunları yüzünden kardeşinin daveti üzerine Almanya’ya gitmeyi uygun görür. Çocuklarının eğitimi ve sanatsal çalışmalarından ötürü uzun bir süre Almanya’da ikamet eden Neşet Ertaş, 2000 senesinde İstanbul’da verdiği konser ile sevenlerinin karşısına yeniden çıkmış ve sahne almıştır.

Süleyman Demirel döneminde kendisine sunulan ‘devlet sanatçılığı’ ünvanını; “O dönem Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, ‘hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor’ diyerek teklifi kabul etmedim.

Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdatlarımız adına aldım.” diyerek geri çevirmiştir.

Mütevazı kişiliği ile de halk’ın sevdiği isim olmayı başarmış ve gönüllerde taht kurmuştur. Unesco tarafından ”yaşayan insan hazinesi” kabul edilmiş olan Neşet Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet Konservatuarı tarafından da fahri doktora ödülüne layık görülmüştür.

Usta sanatçı ve gönül adamı Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012’de İzmir’de tedavi gördüğü hastane’de hayata gözlerini yummuştur.




Bozkır’ın Tezenesi Erdoğan Atakar’ın Ağzından

Ona bu sıfatı uygun gören isim Erdoğan Atakar’dır. Hikaye’yi birebir anlatıyor:

O yıllarda Karaköy’de, Haliç’in kıyısında bir büroda çalışırdık, Karaköy köprüsünün gözünün içine bakan bir dördüncü katta Gerilerde Haydarpaşa, Topkapı Sarayı…

Sabah büroya ilk giren emektar Grundig’in tuşuna basar, Ankara Radyosundan alınmış bir makara bant dönmeye başlar, odayı efkarlı bir ses doldururdu; Karadır bu bahtım kara!

Ardından öbürleri gelirdi; Kendi edip kendi bulanlar, seher vakti çalınan yar kapıları, çıkagelen gözleri sürmeliler, yine bir laf duyup belli kırılanlar, görülmeyi görülmeyi ne güzel olan gözeler, iki baş bir yastıkta uykuyu neyleyen gözler, gelinlerin geçtiği köprüler…

Sonunda; “Biter Kırşehir’in gülleri biter!” der, bitirirdi Sabahtan akşama, bittikçe başa dönülen bu bant dönüp dururdu o işhanı’nın dördüncü katında, o yıllarda, Haliç’in kıyıcığında.


Bir gün, arkadaşlarımızdan biri Unkapanında çalışan bir arkadaşından aldığı bir mektubu getirdi Yugoslavya’nın bir mapushanesinden yollanmış, plakçısına bir ricasını ileten bir mektup.

Mektubun altındaki imza Neşet Ertaş’tı. Yaşar Kemal’in bir kitabını alıp yanlış hatırlamıyorsam, Üç Anadolu Efsanesi ön sayfasına: “Bozkırın büyük tezenesine geçmiş olsun!” yazıp imzaladım: Erdoğan Atakar. Sonra da öbür arkadaşlarım imzaladılar, yani Erdal Taşçıoğlu, Ömer Köseli, Nejat Kutsal ve Hüseyin Atasoy.

Yolladık kitabı Yugoslavya’nın mapus damına. Aradan bir süre geçtikten sonra Ertaştan bir mektup aldık; teşekkür edip, “İstanbul cennetinde buluşmak üzere” diye bitiriyordu



Aradan uzun bir süre geçti Ses soluk çıkmadı Ertaştan, makara bant dönüp duruyordu. Bir gün gazetelerde bir ilan çıktı; “Neşet Ertaş Çakıl gazinosunda!” Bir sepet çiçek yolladık ilk akşamında programın “Bozkırın Büyük Tezenesi, İstanbul Cennetine Hoşgeldin” yazılı bir kart iliştirdik

Altında aynı imzalar: Erdoğan, Erdal, Ömer, Nejat, Hüseyin Akşam da soluğu Çakılda aldık. Geç vakit sahneye çıktı. Perde açıldığında sağ yanında bizim çiçek sepeti duruyordu. Eğildi, mikrofona, “aranızda dostlarım var, ilk türküyü onlar için okuyorum” diyerek bir uzun havaya girdi. Bizim masada herkes ayağa fırlamış, çığlık çığlığa…

Program sonunda gidip onu kuliste buldum; Ertesi gün buluşmak üzere sözleştik. Onun Çakıl’da program yaptığı o sürede sık sık gidip onu dinledim Program sonrası beraber çıkar, bir yerlerde yer içer, konuşurduk.

Daha sonrada o konuşur, ben dinlerdim; Zor geçen çocukluk yılları, baba Muharrem Ertaş, Sayın Nida Tüfekçi bir seferinde: “Neşet, geç vakit sahneye çıkıyorsun, herkes sarhoş, programa bir uzun havayla girip on onbeş dakika uzun hava okuyorsun; O kafayla dinleyemiyorlar, dikkat dağılıyor, uzun havayı kısa kesip, kırık havaya geçsen daha iyi olmaz mı?” Demiştim.

Cevabını hiç unutamam: “Ben bu uzun havaya girince, beş dakikada çıkamam ki!” Bir akşam eve davet etmiştim, kabul etti. Akşam gel beni stüdyodan al dedi. Tünelden çıkınca, biraz ilerde, sağda bir binanın üst katlarından birine çıktım.

Kapıyı açtılar, camlı bir bölgenin arkasında son türküyü okuyordu: Haydar, Haydar(Yanlış anlaşılmasın, hani şu melanet hırkasını giyen Haydar)çıktı geldi,”bunu niye söylüyorsun? diye söylendim.” Kırk plaklık (aklımda yanlış kalmadıysa) bir anlaşmam var. Napıyım? Dedi. Onun arabası da benimki de o zamanlar evlendirme dairesi olan yapının karşısındaki parktaydı.

O yıllar onun burunlu, benim de burunsuz birer Volkswagenimiz vardı. Onun arabasını ben kullanarak, eve geldik Hazırlanmış masaya kafasını koydu, koyuş o koyuş. Ben de tuttum, onun bandını koyup bant çalara, kadehimi doldurdum. Son türküye gelmiştik, kafasını kaldırdı: Ben bunu da mı okumuşum? Diye sordu. Biter Kırşehirin gülleri biter kalktı, bir güzel oynadı. Bir iki lokma aldı mı almadı mı masadan kalkıp, geçtik oturduk. Vakit gece yarısını çoktan geçmişti.

Aldı sazı eline ben şelfe lafını o günlerden 15-20 yıl sonra duydum sanırım tezenesiz o güne kadar duymadığım mistik, dini havalar çalıp söyledi, usul usul… Sonra da sazı odanın duvarına asıp, binip arabasına gitti.(İki gün sonra geri götürdüm sazı elbette) O program, Çakıldaki program bitince, Ertaş İstanbul’dan gitti;bir daha da görüşmedik…



Mütevazı Kişiliği

Hiçbir zaman ben demeyen bir karakteri vardı. Devlet sanatçılığını kabul etmemesi, ayrımcılık olarak görmesi onun mütevazılığını ve karakterini ortaya koymaya yeterli oldu. Nil Karaibrahimgil’in: ” Neşet Ertaş’ı tanımıyorum, dinlemedim.” Sözlerinden sonra: Biz yaşlı adamız, kızımız henüz genç dinlemeyebilir, duymamış olabilir bu normal, bunda yanlış bir şey yok diyerek mütevazı kişiliğinden ödün vermemiştir.

Bu açıklamalar sonrası Nil Karaibrahimgil’in özrü gecikmemiştir. Hem kişiliğini hem sanatını fazlasıyla takdir ettiğim ve sevdiğim Neşet Ertaş’ın babası ile keyifli atışmasını da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bunun yanı sıra sizlere sunacağım birçok video Neşet Ertaş’ın belgesel niteliğindeki görüntülerini içeriyor ve konserlerinden bazı görüntüleri de paylaşacağım. Özellikle Can Dündar’ın hazırladığı sunumu muhakkak izleyiniz.


Neşet Ertaş’ın Kendi Kaleminden Hayatı



Bin dokuz yüz otuz sekiz cihana


Kırtıllar köyünde geldin dediler


Babama muharrem, anama döne


Dediysen atayı bildin dediler


Dizinde sızıydı anamın derdi


Tokacı saz yaptı elime verdi


Yeni bitirmiştim üç ile dördü


Baban gibi sazcı oldun dediler


O zaman babamdan öğrendim sazı


Engin gönül ile hakka niyazı


O yaşımda yaktı bir ahu gözü


Mecnun gibi çölde kaldın dediler




Zalım kader devranını dönderdi

Tuttu bizi ibikliye gönderdi

Babam saz çalarken bana zil verdi

Oynadım meydanda köçek dediler

Anam döne ibiklide ölünce

Tam beş tane öksüz yetim kalınca

Beşimiz de perişan olunca

Babamgile burdan göçek dediler

Yürüdü göçümüz tefleğe doğru

Bu hali görenin yanıyor bağrı

Üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı

Bunlara bir ana bulun dediler

Yozgatın Kırıksoku Köyüne vardık


Bize ana yok mu diyerek sorduk


Adı arzu dediler bir ana bulduk


İşte bu anadır buldun dediler


En küçük kardaşı kayıp eyledik


Onun için gizli gizli ağladık


Üstelik babamı asker eyledik


Yine öksüz yetim kaldın dediler




Zalım kader tebdilimi şaşırttı


Heybe verdi dalımıza devşirtti


Yardım etti Yerköyüne göçürttü


Biraz da burada kalın dediler


Yerköyden Kırıkkaleye geldik


Babam saz çalarken biz çümbüş aldık


Kırşehire varınca kemanı çaldık


Aferin arkadaş çaldın dediler


Yarin aşkı ile arttı hep derdim


Babamı bir yere dünür gönderdim


Başlık çok istemişler haberin aldım


İstemiyor yarin seni dediler


Kırşehirde yedi sene kalınca


Düğün düzgün hepsi bize gelince


Burada herkese yer daralınca


Ankaraya gider yolun dediler




Ankarada (sünnetçi) Veysel Ustayı buldum


Epeyce eğleştim, evinde kaldım


Yüz lirayı verip bir yatak aldım


Etti isen böyle buldun dediler


Bir ev kiraladım münasip yerde


Kaldı kavim kardaş hep Kırşehir’de


Bu aşk hançerini vurdu derinde


Çaresini bulmazsan öldün dediler


Yarin aşkı ile döndüm şaşkına


Arada içerdim yarin aşkına


Canan acımaz mı garip dostuna


Bunu da içeriye alın dediler


Albümleri




1988 Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde

1988 Kendim Ettim Kendim Buldum


1988 Kibar Kız


1989 Hapishanelere Güneş Doğmuyor


1989 Sazlı Sözlü Oyun Havaları


1990 Gel Gayri Gel


1992 Türküler Yolcu


1992 Gitme Leylam


1993 Kova Kova İndirdiler Yazıya


1995 Seçmeler 2


1995 Seçmeler 3


1995 Seher Vakti


1995 Altın Ezgiler 3


1996 – Polis Lojmanları


1997 Benim Yurdum


1998 Gönül Yarası


1999 Zülüf Dökülmüş Yüze


1999 Gönül Dağı


1999 Muhur Gözlüm


1999 Zahidem


1999 Neredesin Sen
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
ertas, kimdir, nesat

Seçenekler
Stil


Saat: 22:17

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,