ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler > Biyoloji


Ekosistem


Ekosistem

Türkçemiz Ve Diğer Dersler Kategorisinde ve Biyoloji Forumunda Bulunan Ekosistem Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Ekosistem Ekosistem belli bir alanda yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde bulunan canlılar ve bunların cansız öğelerinden oluşan doğal yapılara ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 16 Aralık 2014, 11:22   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Liich
Üye
Liich - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 14 Kasım 2014
Yaş: 24
Mesajlar: 7.850
Konular: 4856
Beğenilen: 1368
Beğendiği: 1252
www.forumsevgisi.com
Standart Ekosistem

Ekosistem

Ekosistem belli bir alanda yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde bulunan canlılar ve bunların cansız öğelerinden oluşan doğal yapılara denir. Ekosistem canlı ve
cansız iki öğeden oluşur. Canlı öğeler üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılardır. Cansız öğeler ise inorganik ve organik maddeler ile fiziksel koşullardır.

Ekoloji canlı varlıkların birbirleriyle ve bulundukları ortamla ilişkilerini inceler.

Ekolojik denge ise doğada canlıların kendi aralarındaki ve fiziksel çevreleriyle ilişkilerini sağlıklı gelişmesine imkan tanımasıdır.

Ekosistemdeki her canlı türü çevre koşullarından etkilenir ve kendi yaşam faaliyetleriyle bulunduğu habitatın koşullarını etkiler, değişikliğe uğratır. Öte yandan Biyosferdeki çeşitli ekosistemlere sürekli olarak zehirli maddeler katılmaktadır. Bunların bir kısmı doğadan kaynaklanır. Örneğin bir volkanın faaliyeti sırasında çıkan kükürt gazları çevreye yayılarak bitkilerin gelişmesini engeller. Denizlerde doğal olarak bulunan cıva deniz canlılarında birikerek insan sağlığını besin yoluyla tehdit eder. Orman içinde akan bir dereye dökülen yaprak gibi organik maddeler bu habitatta büyük ölçüde oksijen noksanlığına neden olabilir. Bununla birlikte kirlenme denilince insan müdahalesi sonunda oluşan çevre bozulması anlaşılmaktadır. Böylece ekosistemde canlıların yaşamını ciddi ölçüde etkileyen değişiklikler olmaktadır. İnsan da canlı bir varlık olarak bulunduğu ekosistemin bir parçası olduğu için kendinin neden olduğu değişiklikler başka canlılara olduğu gibi eninde sonunda kendisini de etkilemektedir. Bu değişiklikler bazen insanın o çevrede barınmasını olanaksızlaştıracak boyutlara ulaşır.


Besin faktörü


Tarımdaki gelişmeler ile insan daha güvenli besin bulmaya başlamış ve nüfus da buna orantılı olarak artmıştır. Tarıma sulamanın girişi hayvan gücünün kullanılışı kalıtım ve biyokimyadaki gelişmelerle uygun çeşit ve gübreleme tekniğinin uygulanması tarımsal zararlılar ve vektörlerle karşılıklı etkileşim insan bu tehlikeli yarışı bir noktada ağırlaştırmaya zorlanmıştır.

Her şeyden önce ekonomik bakımdan az gelişmiş ülkelerde açlık ve yetersiz beslenmenin insan yaşamını tehlikeye sokacak boyutlara ulaştığını anımsamak gerekir. Öte yandan ürün miktarını arttırmak için uygulanan böcek, mantar ve ot öldürücü ilaçların yaygın ve bilinçsiz olarak kullanılması ekosistemdeki trofik basamakların üst sıralarında bulunan etçil hayvanlarla, insanlarda birikim sorununu doğurmuştur.

Endüstriyel ve evsel atıklar kimyasal gübrenin bilinçsiz kullanımı çevre kirlenmesinin boyutlarını arttırmış olayı küresel açıdan değerlendirmeyi zorunlu hale getirmiştir.


Açlık ve yetersiz beslenme


eryüzünde yaşayan insanların 1/3 yeterli miktarda besin maddesi bulduğu halde 2/3 kadarı yetersiz beslenme ve açlıkla karşı karşıyadır. Amerika, Batı – Kuzey ve Doğu Avrupa da Japonya birinci kategoriye girerken


Asya,
Güney Amerika ve
Afrika’nın geri kalmış ülkeleri yetersiz beslenme ve açlık tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Zaman zaman hava koşullarında görülen anormal bir durum binlerce insanın açlıktan ölümüne neden olmaktadır.

1963 yılında
Birleşmiş Milletler üçüncü Dünya Sörveyi’nin tahminine göre fakir ülkelerde yaşayanların %20 si yetersiz beslenmekte %60 ise kötü beslenmektedir.


Birikim


DDT, Suda güçlükle yenilmekle beraber yağda kolaylıkla erir. Bu nedenle alglerin yağ dokusu içinde milyonda birkaç oranda birikir. Algleri besin olarak alan canlılarda birim oranı daha yüksektir. Biyositlerin besin zinciri içinde artarak birikmelerini biyolojik yükseltgenme denir. DDT, su ortamında çok düşük, buna karşılık dip çamuru içinde fazla olmasına karşın, besin zinciriyle etkinliğini giderek yükselir. Örneğin Visconsin’de Green Bay körfezinin dip çamuru içinde 0.014 ppm DDT vardır. Buna karşın küçük Crustaceae’lerdeki miktarı 0.41 ppm, Balıklarda 3-6 ppm ve besin zincirinin tepesinde bulunan martılarda 99 ppm dir. Bu miktar martıların çoğalma faaliyetini engelleyecek düzeydedir.

Biyolojik yükseltgenme yalnız akuatik ortama özgü bir olay değildir. Benzer bir durum Karaağaç mantar hastalığıyla savaşılırken ortaya çıkmıştır. Mantar Karaağacın su ileten borularına hücum ederek akışı engeller ve ölümüne engel olur. Hastalık iki kabuk böceği (Coleoptera) aracılığıyla yayılmaktadır. Böceklerle savaş DDT ile yapılmıştır. DDT bir yandan böcekleri öldürüp hastalığın yayılmasını önlerken diğer yandan kuşların özellikle ardıç kuşlarının ölümüne neden olmuştur. Michigan Üniversitesi Kampüsünde, 4 yıl içinde Turdus Populasyonu 370 kuştan 4 kuşa düşmüş ve bunların genç kuşağının yuva yapmadığı görülmüştür. New Hempshire’ın Hannover kasabasında düzenli olarak DDT uygulaması yapılmış, bu kasabadaki Turdus populasyonu ilaçlama yapılmayan kasabaların çok altına düşmüştür. Sözü edilen yerlerdeki ölü kuşların vücudunda 30 ppm ve daha üzerinde DDT bulunmuştur. Ankara Söğütözü’ nde 1978 yılı Mayıs ayında bir söğüt zararlısı olan Hiponomot tırtılına karşı yapılan ilaçlı savaşın Sığırcık yavrularında ölüme ve embriyoda anormalliklere neden olduğu saptanmıştır.

Verilen örnekte insektisin gerekenin üzerindeki dozlarda uygulanması gibi bir izlenim doğabilir. Gerçekte, ağaçlar ilaçlandıkça bir kısmı zamanla süzülerek toprağa geçer ve toprak solucanlarında birikir. İlaçlamanın yapıldığı yerlerdeki toprakta 5-10 ppm. DDT bulunmuştur. İlkbaharda karaağaçların ilaçlama döneminde bu solucanlarla beslenen Turdus’lar besin zinciri yoluyla öldürücü dozda DDT almıştır.

Yırtıcı kuşların çeşitli türleri, birçok ülkelerde bu denli yüksek dozları besin zinciri yoluyla aldığı için ya ortadan kalkmış ya da kalkma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.


Pestisitlerin İnsan Dokusunda Birikimi

Birikimle ilgili çalışmalar, populasyonun aldığı çeşitli besin maddeleri ve gönüllülerden elde edilen materyaller ile doku kültürü çalışmalarına dayandırılmıştır.

Vücuda giren madde miktarı ile farklı dokularda biriken miktar ve vücutta metabolizma edilerek uzaklaştırılan miktar bir dinamik denge halindedir. Birikim için en uygun kaynak yağ dokusunu içeren nötr yağdır.

Pestisit kalıntısının yoğunluğu, kişinin kimyasal


böcek öldürücülerle karşı karşıya kalıp aldığı miktarla orantılıdır. Vücuda bunların en iyi girme biçimi, besinlerle olmaktır. Duggan’ın verdiği bilgilere göre 1965-68 yılları arasında ortalama günlük DDT alımı, 70 kg ağırlığındaki bir insan için 0,0004 mg/kg/gündür. Buna göre besinle alınan toplam günlük Dieldrin miktarı 0,005 mg olup, yağ doku içinde depolanma düzeyi 0,20-0,25 ppm’dir. DDT için %0,5 , Lindane için %0,4 tür. Organoklorlu ilaçlardan bir kısmının bazı ülkelerde uygulanmasının yasaklanmasına karşın gelişmemiş ülkelerde kullanımı sürmektedir.
Bitki çeşidi ve çeşitli bölgelerde uygulamalardaki değişkenlikler göz önüne alınacak olursa, birikimin yeryüzündeki insan topluluklarında oldukça değişiklik göstereceği muhakkaktır. Besinin büyük kısmını
et,
balık,
kümes hayvanları teşkil eden toplumlarda birikim, besin zinciri yoluyla (biyolojik aktiflik), daha yüksektir. Ayrıca böceklerle savaşmak için bu maddelerin kullanıldığı evlerde yaşayanlarda, kullanılmayanlara göre birikim daha çoktur.

İnsan dokuları içindeki organokloridlerin dinamik bir denge halinde olduğu belirtilmiştir.

Bundan başka insektisitler arasındaki karşılıklı etkileşim ya bir insektisin alınan miktarının artmasına ya da metabolizma hızını yavaşlatarak dokularda fazla miktarda birikmesine neden olur. Preparatlara katılan çözücüler ve başka katkı maddeleri bu etkileşimi arttırır. Ayrıca evde kullanılan deterjanlar da sindirim kanalına girmiş bulunan insektisitin emilme oranını arttırmaktadır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, yüksek DDT dozu alan farelerde kanser, özellikle karaciğer kanseri oluştuğunu göstermiştir. Bu aynı etkileri insanlarda da yapabileceğine işarettir. 10 ppm kadar DDT bazı karaciğer enzimlerinin anormal derecede yüksek bir düzeyde oluşmasını teşvik eder.

Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
ekosistem

Seçenekler
Stil


Saat: 08:33

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,