ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Sosyal Bölüm > ForumSevgisi Sözlük > Bunları Biliyor Musunuz?


Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki!


Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki!

ForumSevgisi Sözlük Kategorisinde ve Bunları Biliyor Musunuz? Forumunda Bulunan Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki! Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki! Fikir ve yazı hayatım içinde 'çeviri' eleştirileri oldukça geniş bir yer işgal eder. ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 29 Ekim 2014, 14:04   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Cate
Üye
Cate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Acimasiz
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2014
Şehir: -sen gittin herkes ölmeye başladı
Mesajlar: 4.582
Konular: 2467
Beğenilen: 227
Beğendiği: 168
www.forumsevgisi.com
Standart Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki!

Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki!

Fikir ve yazı hayatım içinde 'çeviri' eleştirileri oldukça geniş bir yer işgal eder. Bu sadece bendenizin değil, Türkiye'nin de kaderi. Çeviriler üzerinden düşünen bir toplumuz; doğu ve batı dillerinden yapılan çeviriler üzerinden... İngilizce düşünüyoruz. Türkçe düşünmüyoruz, Türkçe içinde, Türkçe aracılığıyla düşünmüyoruz. Dileyen üzerine alınabilir: Biz, gerçekte, pek düşünmüyoruz.

Sebep, bugünkü Türkçe'nin, bir şeyin devamı olmaması. Dilimiz gibi, düşüncemiz de bir şeyin devamı değil ne yazık ki. Müziğimiz de, mimarimiz de...

Türk düşünce ve sanatını kanatlandırabilecek bir Türkçe, her şeyden evvel Osmanlıca'nın hayr'ul-halefi olmak zorunda. Eğer bir şeyin devamı olmak istiyorsa... Eğer ne yapıp edip zengin bir mirasın imkânlarından yararlanmak istiyorsa...

Düzeysiz sadeleştirme teşebbüsleri, bu imkânların heder edilmesinden başka bir mânâ ifade etmiyor benim nezdimde. Osmanlıca ilmî ve edebî metinler henüz adam gibi Latin harflerine aktarılmamışken, alelacele kotarılmış sadeleştirmelerle dilimizin kaynaklarını kurutmak, sû-i kasd'dan öte bir mânâ taşımaz.

* * *
Geçen haftalarda bu sütunda böylesi bir suikast timsalini, Mehmed Akif Ersoy'un Safahat'ının başarısız bir sadeleştirmesini gelişigüzel birkaç misâl vermek suretiyle teşhir ve tenkid etmiştim. Hem de "siyasî ve ticarî bilmişliklerin düşünce ve sanata ilişen, ilişmekle kalmayıp düşünce ve sanat üzerinden iktidar devşiren o meşum elini hararetle sıkmam beklenmemeli benden..." diyerek.

Sadeleştirme sahibi Kemal Bek'ten bir cevap geldi.

"Sayın Cündioğlu, yazınızı hangi ruh hâliyle yazdığınızı doğaldır ki bilemiyorum; ama nedeni ne olursa olsun emeğe saygı duymayan, tepeden bakan, benbenci, kibirli bir ruh hâli olduğu kesin!" demişler, sonra da bakınız nasıl da tevazu göstermişler:

1. Birinci maddedeki "ilhâd" sözcüğü ve "heykel-i ikrâr" tamlaması konusundaki eleştiriniz doğrudur; benim metnimde de eleştiriniz doğrultusunda düzetildi.

2. Üçüncü maddedeki, "Bütün kebâire tiryâkî bir kopuk tanırım..." dizesindeki "kebâir" sözcüğünün çevirisine getirdiğiniz eleştiri doğru; benim metnimde düzeltildi.

3. Dördüncü maddedeki "İstemem, dursun o pâyânsız mefâhir bir yana..." dizesindeki "pâyânsız" sözcüğünün çevirisine getirdiğiniz eleştiri doğru; benim metnimde düzeltildi.

4. Yedinci maddedeki, «Bu cebhe fecr-i ezelden örülmüş olsa gerek;» dizesindeki "fecr-i ezel" tamlamasının, "bezm-i ezel" terimi de düşünülecek olursa, ne anlama geldiği kolayca anlaşılıyor. Benim, çevirimde kullandığım "eskiden beri" sözcüklerinin doğru ama yetersiz olduğu da açık. "Bezm-i ezel, hilkatin/yaratılışın başlangıcı demek" şeklindeki eleştiriniz doğru; metnimde düzeltildi.

5. Onuncu maddedeki, "Fakat o lem'â ki yâdımdadır... zevâli adîm..." dizesinde yer alan "adîm" sözcüğünün, dalgınlıkla, bilgisizlikle, ya da ne derseniz deyin, atlanmasından dolayı "ışığın sönmesi" değil "sönmemesi" gerektiği şeklindeki eleştiriniz doğru; benim metnimde düzeltildi.

6. On birinci maddede, "Sevk ediyormuş meğer insanları / Hakk-ı übüvvet de bu cânîliğe" beytinin ikinci dizesindeki "übüvvet" sözcüğünün yanlış çevrildiği konusundaki eleştiriniz doğru; benim metnimde düzeltildi.

7. On üçüncü maddedeki: "Boğulmuş rûh-ı insanî şarâbın mevc-i âlinde / Nümâyan mel'anet sâkisinin çirkin cemâlinde!" beyti için söylediğiniz "Şair, "meyhanecinin çirkin yüzündeki mel'anetin görüldüğü"ne işaret ediyor..." yolundaki eleştiriniz doğru; benim metnimde düzeltildi.

Bu açıklamanın yanısıra, sayın Kemal Bek, eleştirilerim arasında doğru bulmadıkları (gerçekte: anlamadıkları) birkaç hususu da zikrediyorlar. Meselâ:

— ... sizin gibi "zor beğenir"lere beğendiremediğimiz düşünülerek, benim metnimde "Tanrı'nın işi" kaldırılıp yerine özgün metindeki "cilve" sözcüğü kondu ve bir dipnotla da açıklaması yapıldı.

— "Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana..." dizesindeki "mağribi" sözcüğünü "batı" olarak çevirmemi beğenmemişsiniz; "Batı uygarlığı" falan mı anladınız nedir? Bu sözcük de, yine size anlatamadığımız düşünülüp "günbatımı" olarak değiştirildi.

— ... "sa'y" ve "hayyiz" sözcüklerinin anlamları konusunda, kafası sizin gibi "zaman"a ve "mekân"a takılanlar düşünülerek, benim metnimde bu sözcüklerle "hayyiz" sözcüğü birer dipnotuyla açıkladı. Yoksa "hayyiz" sözcüğünün, bilmediğimiz felsefî anlamları mı var? Varsa, açıklasaydınız keşke.

— ... beytinde yer alan "zemîn"i "yeryüzü", "bu'd-ı mutlak"ı "dünya" diye çevirmeme de kızmışsınız. Ama nedenini açıklamıyorsunuz. "Zaman-zemin meselesi" diyorsunuz. "Bu'd-ı mutlak"ın bir felsefî ya da dinsel bir anlamı mı var?

* * *
PES DOĞRUSU!

Okurlarından hemen özür dilemesi ve derhal bu Safahat neşrini piyasadan toplattırması gereken "Bordo Siyah Klasik Yayınlar / Türk Klasikleri Editörü" sayın KEMAL BEK'e daha fazla yardımcı olamayacağım için üzgünüm. Zira kendileri bu kadarcık tenkidden bile istifadeye salih görünmüyorlar.

"Hayyiz" sözcüğünün, bilmedikleri felsefî anlamları mı varmış?

"Bu'd-ı mutlak"ın bir felsefî ya da dinsel bir anlamı mı varmış?

Bu suallere cevap vermekten teeddüb ediyorum. Çünkü utanıyorum. Kendi adıma da, kendileri adına da. Eğer rivayet doğruysa, bu kitaplardan yüklü bir miktar satın aldığı söylenen TBMM Başkanlığı adına da.

Not: Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki! En başta 'edeb'!
________________
aşkın ekimi kasımı olmaz ki.
ılık bir ekim sabahında,
ayaz bir şubat akşamında,
ya da temmuz güneşinde sevemez miyim seni?
severim, hem de çok!
imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
bilmedigimiz, çok, kadar, sey, var

Seçenekler
Stil


Saat: 09:36

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,