ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Hanımefendiler > Anne - Çocuk > Çocuklarımıza Masallar


AkbabaLarın Umudu


AkbabaLarın Umudu

Anne - Çocuk Kategorisinde ve Çocuklarımıza Masallar Forumunda Bulunan AkbabaLarın Umudu Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> AkbabaLarın Umudu Çok eski çağlarda ülkenin birinde dinazorların yuvalandığı bir yer vardı. Dinazorlar yavrulama zamanı geldiğinde yumurtalarını buraya bırakırdı. Bazı ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 31 Temmuz 2015, 16:36   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart AkbabaLarın Umudu

AkbabaLarın Umudu

Çok eski çağlarda ülkenin birinde dinazorların yuvalandığı bir yer vardı. Dinazorlar
yavrulama zamanı geldiğinde yumurtalarını buraya bırakırdı. Bazı dinazorlar bırakılan yumurtaların başını bekler yavruların yumurtadan çıkışında onların yaşama alışmaları için gereken ilk desteği sağlama görevini üstlenirdi. Bu dinazorlara "Öğretmen" denirdi. Dinazor yavruları kendi başlarına yaşamlarını sürdürebilecekleri büyüklüğe gelinceyuvadan ayrılıp ülkenin diğer yerlerine yayılırdılar.
Yuvadan çıkan dinazor yavrularının çoğu ülkenin en verimli topraklarının bulunduğu batıya göç ederdi. Burada yeşillikler ve bol yiyecek vardı.
Batının en verimli alanları yedi tepeye yayılmış ağaçlık bölgeydi. Buraya "Yedi Tepe Ormanları" denirdi. Dinazor yavruları en çok Yedi Tepe Ormanları'na giderdi. Yedi Tepe Ormanları'nın nehir gibi akan mavi denizin yanında olması buraya ayrı bir güzellik veriyordu. Ormandaki hayvanlar çoğu zaman dinlenmek için deniz kıyısına iner boğazın diğer yakasındaki ormanlara ve kıyıdaki kumsala bakıp zaman geçirir birbirleriyle oynayıp eğlenirdi.
Yedi Tepe Ormanları'nda yaşayan dinazorların sayısı çoktu. Dinazorlar ormandaki ağaçların arasında gizlenerek yaşadıklarından sayılarının ne denli çok olduğu diğer hayvanlarca bilinmezdi. İri gövdeli dinazorları görenler onlardan korkup kaçardı. Gerçi dinazorların çoğu başka hayvanlara zarar vermeden ormandaki yiyeceklerle yetinmeye çalışırdı ama diğer hayvanlar onların ürkütücü büyüklüğünden çekinir onlara pek yaklaşmazdı.
Bazı kurnaz hayvanlar dinazorların kendilerine saldıracağını düşünüp orman yasalarını çiğnememeye çalışırdı. Bazıları da belli etmeden yasalara aykırı davranışlarını sürdürürdü...
Yedi Tepe Ormanları'nda yalnız dinazorlar yaşamıyordu. Bu ormanın çevresindeki taşlık alanlarda akbabalar da yaşardı. Bilirsiniz akbabalar yeşil alanları sevmezler. Onlar taş ve kum çöllerinde yuvalanırlar. Yedi Tepe Ormanları'nın çevresindeki taşlık alanları kullanan akbabaların gözü hep Yedi Tepe Ormanları'ndaydı. Burayı nasıl taş çölüne çevireceklerini kuruyordular. Aslında bir çok orman alanını taş çölüne çevirmeyi başarıp buralara yuvalanarak sayılarını daha da çoğaltıyordular. Ormandaki ağaçların arasında gizlenmeye çalışan dinazorlar ormanlar yok oldukça saklanacak yer bulma güçlüğü çekiyordular. Bu nedenle akbabaların taş çölleri en çok dinazorları huzursuz ediyordu... Ormanları yok olan diğer hayvanlar taş çölündeki oyukların arasına saklanıp yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor ama açlıktan güçsüz düşünce akbabalara yem oluyordu.
Yedi Tepe Ormanları'nın taş çölüne dönüşmeye başlaması üzerine dinazorlar yaşamak için kendilerine yeni bir yer aramaya başladılar.


Sonunda boğaza bakan yamaçlardan birinde yeşilliği bozulmamış ağaçları
akbabalarca yok edilmemiş bir vadi buldular. Bu alana "Yeşil Vadi" adını verdiler. Dinazorlar buranın da taş çölüne dönüşmemesi için akbabaları Yeşil Vadi'den uzak tutma kararı aldılar. Yedi Tepe Ormanlarında yaşamlarını sürdüren dinazorlar Yeşil Vadi'yi dinlenme alanı olarak kullanacaktı.
Yedi Tepe Ormanları'nı yalnız akbabalar yok etmiyordu. Diğer hayvanların bilinçsizce ağaçları kemirmesi sonucu ağaçlar yok oluyor yerini çıplak topraklara bırakıyordu. Yedi Tepe Ormanlarının yer yer kel olup kabaklaştığı günlerde Yeşil Vadi'nin el değmemiş güzelliği dinazorları pek sevindirdi. Bu alana kimse zarar versin istemediler. Dinazorların en irilerinden olan iki Trex Yeşil Vadi'nin yönetimini üstlendiler. Tciretops ve Brantosaurus da onlara yardım etti. Yönetimin ilk işi Yeşil Vadi'de yaşayan hayvanların türlerini belirlemek oldu. Yeşil Vadi'de ağaçların ve çalıların arasında yaşayan tüm hayvan türlerini belirlemek çok zordu. Trex burada kaplumbağa yaşadığını öğrendi. Tüm dinazorlarçevreyi araştırıp kaç tane kaplumbağa yaşadığını bulmak istediler. Gördükleri her kaplumbağa numaralandırıldı ve Yeşil Vadi'de oniki kablumbağa olduğunu anlaşıldı. Söylentiye göre Yeşil Vadi'de papağanlar ve yılanlar da yaşıyordu. Dinazorlar bulabildikleri yılanların boyunlarına halka geçirdiler. Papağanları da ayak bileklerinden numaraladılar. Yeşil Vadi'de yaşayan tüm hayvanlar belirlendikten sonra Trex dinlenmeye gelen dinazorları topladı ve:
- Arkadaşlar. Bu alanda yaşıyan tüm hayvanları belirledik. Bu hayvanlar Yeşil Vadi'ye bugüne değin zarar vermemişler bundan sonra da zarar vermezler. Başka hayvanların bu alana girmelerini engellersek Yeşil Vadi'nin yok olmasını önleriz.
diye seslendi. Dinazorlar Yeşil Vadi'de yaşayan hayvanların yaşam koşullarını iyileştirmek ve kendilerine güzel bir dinlence ortamı hazırlamak için Yeşil Vadi'yi onarmaya başladılar. Hayvanların yuvalarının bakımı yapıldı dikenli çalılar budandı açık alanlara çiçekler ekildi yıkılan ağaçların yerine yeni ağaçlar dikildi. Yeşil Vadi daha güzel ve yaşanabilir bir ortam olmaya başladıkça dinazorlar seviniyordu.
Yeşil Vadi'nin çevresinde sarp kayalar vardı. Bazı akbabalar bu kayaların üzerindeki taş yığınları arasına yuvalanmışdı. Bu alanda yaşıyan başka hayvanlar da vardı. Bunlararada Yeşil Vadi'ye inip ağaçları kemirir Yeşil Vadi'nin küçülmesine bilinçsizce katkıda bulunurdular. Akbabalar kemirilen ağaçların bulunduğu yerlere taş yuvarlar ve bu alanı taş çölü yapardılar. Çevresi taşlarla çevrilen kabukları kemirilmiş ağaçlar zamanla ölüp gidince akbabalar bu taş çölüne inip hemen yuva yapmaya başlardı. Yeşil Vadi de aynı Yedi Tepe Ormanları gibi taş çölüne dönüşmek üzereydi...

Bu durumu gören dinazorlar Yeşil Vadi'de yaşamayan diğer hayvanları buradan
kovdular. Bu hayvanlar kayaların üzerindeki yuvalarına kaçışıp öfkeyle Yeşil Vadi'ye bakarak iç çektiler. Akbabalar sessizce dinazorların çabasına bakıp diğer hayvanları Yeşil Vadi'den kovuşlarını görünce:
- Bir gün buraları da taş çölü olacak dinazorlar bizimle baş edemezler...
diye için için güldüler. Akbabalar yalnız gülmekle kalmadı Yeşil Vadi'yi taş çölüne dönüştürmek için kurnazca hazırlanmış kurgularla taş çölü sınırlarını Yeşil Vadi'ye doğru ilerletmeye çalışdılar...
Akbabalar bazen Yeşil Vadi sınırına yuvarladıkları taşların yanına gidip sınır taşlarının yerini değiştirmeye Yeşil Vadi'den toprak çalmaya çalışırdılar. Yeni yuvarlanan taşları üst üste dizerek sınır taşlarını eskiden de varmış gibi göstermeye çabalardılar...
Yeşil Vadi'nin adım adım ilerleyen sınır taşlarıyla küçüldüğünü gören dinazorlar tam taşların yolu üzerine derin bir hendek kazdılar. Hendeği suyla doldurduktan sonra yakın akrabaları olan timsahları buraya çağırıp özgürce yaşamlarını sürdürmeyi önerdiler. Timsahlar hendeğin çamurlu suyunda yaşamaya başlayınca akbabalar timsahların kendilerini parçalamasından korkup taş yuvarlamaktan vazgeçtiler. Akbabaların taş çölünü genişletme çabaları engellenince boyunlarını büküp yeni kurnazlıklar düşünmeye başladılar... Amaçları Yeşil Vadi'ye yeni kayalar yuvarlayıp toprak kazanmak ve yeni taş yığınları arasında yuvalanmakdı... Yedi Tepe Ormanları'nı benzer yöntemlerle yok edip taş çöllerine yuvalanan akbabaların yaptıklarını Yeşil Vadi'de uygulayamamak yamaçlara yuvalanmış akbabaları çok öfkelendiriyordu. Beceriksizliklerine gülen Yedi Tepe Ormanları çevresinde yaşıyan diğer akbabaların davranışlarına da çok içerliyordular...
Bir gün kayalar arasındaki ininden çıkan çakal boyunlarını büküp Yedi Vadi'ye bakan akbabaların hüzünlü duruşunu görünce dayanamadı ve sordu:
- Ne derdiniz var sizin? Niye böyle hüzünlüsünüz? - Şu önümüzde uzanan Yeşil Vadi'ye bakıp iç çekiyoruz.
Çakal çok şaşırdı. Daha önce yeşile bakıp da hüzünlenen hayvan görmediğini anımsadı. Gerekçelerini öğrenmek için:
- Neden?
dediğinde akbabalar üzgün bir tavırla:
- Bu vadiyi taş çölüne çeviremedik. Böyle giderse burası hep yeşil kalacak...
- Olsun bazı alanlar yeşil kalabilir. - Akrabalarımız bize gülüyor. Akbabaların yüz karası olduğumuzu düşünüyorlar. Onların arasına girmeye yüzümüz yok... - Taş yuvarlamayı denediniz mi? - Aşağıda timsahlar var. Hendeklere yaklaşmaya kalkınca bizi havada parçalıyorlar... - İşiniz zor anlaşılan. Size nasıl yardımcı olabilirim? - Yalan haber yaysak. Yeşil Vadi'de ağaçlar kesiliyor desek kıyım yapılıyor desek belki diğer hayvanlar ayaklanıp buraya gelir dinazorları buradan çıkarırlar. Sonra biz burayı taş çölüne çevirebiliriz. - Haberi nasıl yayacaksınız? - Onu bilemiyoruz iste. Senin tanıdıkların var mı? Bize yardım edermisin? - Ben de Yeşil Vadi'deki dinazorlardan hoşnut değilim. Yeşil Vadi'de avlanmamı engelliyorlar. Baykuş'tan yardım alabilir miyiz bir araştırayım. - Çok iyi olur. Sana bir gün borcumuzu öderiz. - Şöyle boğaza yakın bir yerde bir inim olsa iyi olur diyorum. - Söz sana güzel bir in veririz.
O gece çakal kimseye görünmeden baykuşun yanına gitti. Ona akbabaların kendisinden yardım istediklerini söyledi. Baykuş akbabaların ne yapmak istediklerini bildiğindenonlara yardım etmek istemedi. Çakal baykuşun yardımını sağlamak için:
- Ama dinazorlar Yeşil Vadi'ye yerleştiler. Ağaçları kesiyorlar doğayı yok ediyorlar...
diye yalanlarını sıralamaya başladı. Önce çakalın söylediklerine kulak asmayan baykuş ardı arkası kesilmeyen yalanlara sonunda inanmaya başladı. İnandıkça öfkelendiöfkelendikçe yerinde duramaz oldu. Dayanamayıp:
- Bu dinazorlara iyi bir ders vermeli...
deyince çakal baykuşu kandırmış olduğunu düşünüp mutluluk içinde inine döndü. Baykuş Yeşil Vadi kıyımını dile getiren bir türkü besteledi. Kargaların hepsini yanına çağırdı. Bu türküyü bir çırpıda kargalara ezberletti. Sonra:
- Yarın gün doğunca Yedi Tepe Ormanlarına gidecek ağaçtan ağaca konup bu türküyü okuyacaksınız. Diğer hayvanlar da dinazorların neler yaptığını öğrensinler...
dedi. Kargalar öğrendikleri türküyü unutmamaya çalışarak uçuştular...
Sabah olunca kargalar daldan dala konarak dinazorların kıyımını dile getiren
türküyü söylediler. Çirkin sesleriyle tüm hayvanlara haykırarak seslendiler:
- Kurtarın Yeşil Vadi'yi. Bir çıplak toprak parçasına daha dayanmamız söz konusu olamaz...
dediler. Yedi Tepe Ormanlarında yaşayan tüm hayvanlar kan ağlayıp çevrelerindeki çıplak topraklara ve taş yığınlarına bakıp üzüntülerini dile getirdiler. Yedi Tepe Ormanlarında bir kıpırdanma başladı... Karga bu pek akıllı değildir ya! Bir tanesi uçtu gitti Yeşil Vadi'ye. Bir dalın üstüne kondu. Biraz soluklanıp dinlendikten sonra o çirkin sesiyle baykuşun türküsünü söylemeye başladı. Karganın çirkin sesini duyan dinazorlar çok şaşırdılar. Biraz dinleyince türkünün akbabaların kurnaz oyunlarından biri olduğunu hemen anladılar. Trex dayanamayıp çığlık atarak karganın tünediği ağacın dibine gitti. Ağacın gövdesini elleriyle tutup sallamaya başladı. Karga çok korktu. Neye uğradığını bilemedi. Karga deprem olmuş gibi sallanan ağacın dalından düşmemeye çalışırken yaprakların arasından uzanan Brantosaurus karganın uçmasını engelliyordu. Karga artık türküyü dile getirmiyor sonunun yaklaştığını görüp çevresinden yardım almak için çığlık atıyordu. Onun çırpınışını gören Trex seslendi:
- Bu türküyü sana kim öğretti? - Baykuş - Hangi baykuş? - Yedi Tepe Ormanlarındaki Özgürlük Parkı'nda yaşayan baykuş.
Trex:
- O akıllı bir hayvandır. Böyle bir yalanı nasıl türkü yapmış olabilir? Ne gibi bir amacı vardır?
diye söylendi. Bu arada Pterezor gürültüyü duyduğu için kanat çırparak Trex'in yanına geldi. Brantosaurus kargayı hırpalamayı sürdürürken Pterezor:
- Gidip şu baykuşa sorayım mı? Neden bu türküyü bestelemiş?
Brantosaurus:
- Bu kargayı ne yapacağız? Trex! kargayı yemek ister misin? - Bırakalım gitsin. Bu küçük karga beni doyurmaz. Onun çirkin türküsüne öfkelenen biri nasıl olsa onu parçalar. Sonu benden olmasın. Brantosaurus kargayı hırpalamayı durdurunca karga korkuyla kanat çırpıp yanlarından uzaklaştı. O gece Pterezor baykuşun yanına gitmek üzere Yeşil Vadi'den havalandı. Baykuş tünediği dalda bestelediği türküleri mırıldanırken kocaman Pterezor'un hemen yanına kanat çırparak konmasına pek şaşırdı. Korkuyla irkildi. Pterezor'un konuşmasını bekledi sabırla. Konduğu dala yerleşen Pterezor kanadını kaldırıp:
- Sen!
dedi öfkeyle. Sonra devam etti:
- O yalan ürküyü kargaların ağzından Yedi Tepe Ormanlarına yayan sen misin? - O türkü gerçekleri dile getiriyor. Yalan değil.
diye kendini savunmaya kalkan baykuşa Pterezor öfkeyle seslendi:
- Kimden öğrendin hemen söyle bana? - Yeşil Vadi yamaçlarında yaşayan akbabalar görmüşler. Bana da çakal söyledi. - İnandım mı onların söylediklerine? - Evet - Burada pinekleyip duracağına uçup gelseydin Yeşil Vadi'ye. Bizim ne yaptığımızı gözlerinle görseydin bu yalan türküyü bestelemezdin.
diye başlayıp Yeşil Vadi'de neler yaptıklarını anlattı. Hayvanları nasıl koruma altına aldıklarını ne kadar ağaç diklerini söyledi. Baykuş Pterezor'a inanıp çakalın kendisini aldatmış olduğunu anlayınca türküyü yaymış olduğuna çok üzüldü. Pterezor'un anlattıklarını dinledikten sonra:
- Bu bir yanılgı. Hemen yeni bir türkü bestelerim. Yarın tüm Yedi Tepe Ormanlarında yeni türkü söylenir. Diğer hayvanları yatıştırmış olurum. - Kargalara öğretme. Artık onlara kimse inanmaz. Hem sesleri de çok çirkin. - Başka kuşlara öğretirim. Sakalara sığırcık kuşlarına bülbüllere öğretirim. - Bu olur işte.
Pterezor öfkesi yatışınca kanat çırparak baykuşun yanından ayrıldı.
Sabah olunca Yeşil Vadi'deki dinazorlar derin uykularından kuş cıvıltılarıyla uyandılar. Sesi güzel olan kuşlar bazen bir arada bazen tek başına uzun uzun dinazorların gerçek öyküsünü dile getiren türküyü söylediler... Tüm Yedi Tepe Ormanları cıvıl cıvıl öten kuş sesleriyle doldu taştı. Arada kargalar da katıldı onlara. Bazıları yeni türküyü çirkin sesleriyle mırıldanırken bazıları hala eski türküyü söylemeye çalışıyordu. Ama tüm hayvanlar güzel sesli kuşları dinlerken kargaların cıyaklamasına kulak asmadılar. Bazıları kovaladılar kargaları...
Baykuş yaptığının ne denli kötü bir davranış olduğunu anlayınca bir daha gözüyle görmeden araştırmadan başkasının söylediklerine inanıp türkü bestelemedi.
Kuşların güzel türküsünü geceleri bülbüller sürdürdü. Sabaha değin susmadan öttüler. Kuşlar bundan böyle neşeyle daldan dala konarken hep bu türküyü söylediler... Yeni doğanlara ve unutanlara hep aynı türküyle seslenip dinazorların Yeşil Vadi'de yaptıklarını anlattılar. Yeşil Vadi'nin nasıl taş çölü olmaktan kurtulduğunu dile getirdiler. Dinazorları Yedi Tepe Ormanlarının kahraman koruyucuları olarak çevreye duyurdular...
Yedi Tepe Ormanlarında yaşayan diğer dinazorlar da Yeşil Vadi'nin güzelliğini görmek için buraya gelir oldular. Burada çoşup neşeyle dans ettiler...

Akbabalar dinazorların çalışmalarıyla doğal park biçimine gelen Yeşil Vadi'ye
baktılar umutla... Belki bir gün istekleri gerçekleşir Yeşil Vadi onların beklediği gibi "Taş çölüne" dönüşür diye düşlediler...
Yeşil Vadi yamaçlarında boyunlarını büküp taşlarda tüneyerek bekleşen akbabalar yüreklerinde taş çölü özlemiyle dinazorları izleyip durdular...
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
akbabalarin, umudu

Seçenekler
Stil


Saat: 22:24

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,