ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > Dini Hikayeler

Dini Hikayeler Dini Hikayelerimiz


allah dostlarından öğütler

Dini Hikayelerimiz


allah dostlarından öğütler

ForumSevgisi Din Ve Maneviyat Kategorisinde ve Dini Hikayeler Forumunda Bulunan allah dostlarından öğütler Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> allah dostlarından öğütler Ebu Hüreyre(r.a)'den naklediliyor: Rasûlullah(s.a) ashabından bir grubun içindeyken şöyle dedi: " Yarın cennet ehli olan birisi sizinle ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 14 Ağustos 2015, 22:48   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart allah dostlarından öğütler

allah dostlarından öğütler

Ebu Hüreyre(r.a)'den naklediliyor:
Rasûlullah(s.a) ashabından bir grubun içindeyken şöyle dedi:
" Yarın cennet ehli olan birisi sizinle beraber namaz kılacak".
Ebu Hüreyre şöyle devam eder:
" O adam olmayı çok arzu ettim. Sabahleyin Rasûlullah(s.a)'ın arkasında namaz kıldım. Bütün insanlar gidip yalnızca ben ve Rasulullah (s. a) kalıncaya kadar orada namaz kıldım. Daha sonra hırka giymiş, elbisesinin yamaları sökülmüş esmer bir adam gelerek elini Rasulullah (s.a)'ın eli üzerine koydu. Sonra;
'Ey Allah'ın Peygamberi! Benim için Allah'a duâ et' dedi.
Rasulullah (s.a) onun şehadeti için dua etti. Bu arada ben adamdan çok keskin bir misk kokusu almaya başladım. Sonra;
'Ya Rasulallah! Bu, 0 adam mı?' diye sordum. Rasulullah(s. a); 'Evet. Falanca kabilenin kölesi' dedi. 0 zaman ben;"Ey Allah'ın Peygamberi, onu satın alsan, sonra da azat etsen olmaz mı?" dedim. Rasulullah (s.a);
"Bu benim için uygun olmaz. Ey Ebu Hüreyre, ya Allah (c.c) onu cennetin sahiplerinden biri yapmak istiyorsa! çünkü cennetin sahipleri ve efendileri vardır. Bu siyah adam cennetin sahipleri ve efendilerinden olacak. Ey Ebu Hüreyre! Allah (c.c), yarattıklarından, saf, tertemiz halktan gizli ibadet edenleri yüzü gözü toz toprak içinde olanları ve karınlarına helal lokmadan başka bir şey girmeyenleri sever Onlar, emirlerin yanına girmek için izin istediklerinde, onlara izin verilmez, zengin kadınlara evlenme teklif ettiklerinde onlarla evlenilmez, kayıp olduklarında onları kimse aramaz, bir yerde hazır olduklarında onları kimse çağırmaz, çıkıp geldiklerinde onların gelişine kimse sevinmez, hasta olduklarında onları kimse ziyaret etmez' öldüklerinde cenazelerine kimse gelmez' dedi. Orada bulunanlar:
Ya Rasûlallah! Bunlardan birini bize söylermisin? dediler;
Uveys el-Karani' dedi. Oradakiler;
Uveys el-Karani kimdir?' diye sordular. Rasulullah (s.a) şöyle anlattı:
"Elâ gözlü, omuzlarının arası geniş,orta boylu, oldukça esmer, göğsüne doğru uzanan ve secde yerine değer bir çenesi olan, Kur'an'ı okuyup kendisi için ağlayan, söylenmeye değmeyecek iki kaftanı olan, yünden bir izar ve rida giyen, yeryüzü ehli içinde bilinmeyen, gökyüzü ehli içinde tanınan,. Allah (c.c) adına yemin ettiğinde Allah (c.c)'ın onu yalancı çıkarmayacağı birisidir. Dikkat edin, onun sol omuzunun altında beyaz bir parlaklık vardir.
el-Hâris b. Süveyd, Abdullah b. Mes'ud (r.a)'dan, o da Peygamber (s.a)'den rivayet ediyor:
"Allah (c.c), kulunun tevbesine, ıssız çölde kaybettiği devesini bulanın sevindiğinden daha çok sevinir".
Ikincisinde ise şöy1e buyurmuştur: 'Allah (c.c) kulunun tevbesine, helak edici çölde azığı ve içeçeği üzerinde olan devesini yitiren, aramaktan yorgun ve bitkin düşen, hayatından ümidini keserek ilk kaybettiği yere gelip uyuyan, uyandığında azığıyla birlikte devesini başucunda bulanın sevinmesinden daha çok sevinir".
Şa’bi, Câbir (r.a)’den, Peygamber (s.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
“Kıyamet gününde insanlar Sırat köprüsünden geçerler. Sırat köprüsü kaygandır. Üstünden geçenleri düşürür ve cehennem düşenleri ,içine alır. Onların üzerlerini kaplar. Ah çekip inlerler. Onlar bu durumdayken Allah (c.c)’dan Bir nidâ gelir ve ; "Ey kularım! Dünyada neye ibadet ederdiniz? Der. Onlar da; Rabbimiz! Sen daha iyi bilirsin. Biz sana ibadet ederdik’ derler.Bunun üzerrine hiçbir mahluğun duymadığı bir sesle kendilerine karşılık verilir ve Allah (c.c); ‘Bugün sizleri benden başkasına terketmemem haktır. Sizi bağışladım ve razı oldum" buyuruyor. O zaman melekler onlara şefaat eder ve böylece o yerden (cehennemden) kurtulurlar. Altlarındaki cehennem ehli ise şöyle der: ‘Şimdi artık bizim ne şefaatçimiz var, ne de yakın bir dostumuz. Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, mü'minlerden olsak..."
Şa’bi, Nu’man ve Beşir (r.a)’den, Peygamber (s.a)’i şöyle derken işittiğini rivayet ediyor:
“Helâl de, haram da açıktır. Her ikisi arasında şüpheli şeyler vardır ve onları insanların çoğu bilmez. Kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini ve ırzını temiz kılmıştır (korumuştur). Kim de şüpheli işleri işlerse, yasaklanmış bölge çevresinde (hayvan) otlatan çobanın yasak bölgeye girmesinin kaçınılmaz (veya yakın) olduğu gibi harama düşer. Dikkat edin! Her kralın yasklamış bölgeleri vardır. Allah (c.c)’ın yasklanmış bölgeleri ise haramlardır. O temiz olduğunda bütün ceset temiz ve düzgün olur. O bozulduğunda tüm beden bozulur. O kalptir”.
Abdullah b. Amir, Ebu Abdurrahman es-Sülemî'den naklediliyor:
Camiye girdiğimde, müminlerin emiri Ali b. Ebi Tâlib (r.a) minberde Peygamber (s.a)'in şöyle buyurduğunu anlatıyordu: "Allah (c.c) İsrailoğulları'nın peygamberlerinden birine vahyederek şöyle buyurdu: 'Ümmetinden taatım üzere olanlara amellerine güvenmemelerini söyle! çünkü ben kıyâmet günü hesaptan kurtulmayıp azap etmeyi dilediğim kuluma azap ederim. Ümmetinden bana isyan edenlere de elleriyle kendilerini (ateşe) atmamalarını söyle! Çünkü ben en büyük günahlarıda affederim. Bir köy veya şehir halkı erkek ve kadınlar benim sevdiğim hal üzere olurlarsa, bende sevdikleri (hal) üzere olurum. Sevdiğim (halden) nefret ettiğime intikal ederlerse, sevdikleri (halden) nefret ettikleri (hale) intikal ederim. Herhangi bir köy yada şehir halkı, erkek ve kadın nefret ettiğim (hal) üzere olurlarsa, nefret ettikieri (hal) üzere olurum. Nefret ettiğim (halden) sevdiğime intikal ederlerse, ben de nefret ettiklerinden, sevdiklerine intikal ederim. Ayrılık yapan ve yaptıran, kehanet yapan ve yaptıran, sihir yapan ve yaptıran benden değildir. (Kâinatta ne varsa) Ben ve yarattıklarımdan ibarettir. Bütün mahlukatım bana aittir".
Peygamber (s.a)'in şöyle buyurduğunu rivayet ediliyor:
Kalpler dört kısımdır:
Birincisi kandil gibi temiz ve aydınlık olan kalpdir. Bu kalp mü'minin kalbidir ve onun kandili nurdur.
İkincisi kabuk bağlamış ve kapanmış kalpdir. Bu kalp kâfirin kalbidir.
Üçüncüsü ters dönmüş kalpdir ki, bu kalp münafığın kalbidir. Önce gerçeği görmüş sonra inkar etmiştir.
Dördüncüsü hem imanın ve hem de nifakın bulunduğu iki yüzlü kalptir. Bu kalpteki imanın örnegi, güzel suyla sulanan bakla gibi, nifakın örneği ise, kan ve irinle takviye edilen yara gibidir. İkisinden hangisi galip gelir ve ağır basarsa, kalp o yöne yönelir.
Rebi b. Haysem'e;
"Insanlara neler yapmaları gerektiğini söyleseniz" denildi. 0 da;
"Ben kendi nefsimden razı değilim, kendi nefsimi yermekten başımı kaldıramıyorum ki, insanlara kendilerini yermelerini öğütleyeyim! İnsanlar, günahları hususunda Allah'tan korkarlarsa, kendilerinden emin olurlar' dedi. Rebi'ye; "Nasıl sabahlıyorsunuz?' denildiğinde ise;
"Günahkar olarak sabahlıyor, rızıklarımızı yiyoruz ve ölüm vakitlerimizi bekliyoruzz" dedi.
Münzir, Sevri'den naklediyor:
Bitdiğin şey hususunda Allah'tan kork. Ben sizin için, hatayla yaptıklarınızdan daha çok, bilerek yaptıklarınıdan korkuyorum. Bugün Hakka gereği gibi tâbî olmuyorsunuz. İnsanlardan gereği gibi uzaklaşmıyorsunuz. Muhammed (s. a),e indirilenin hepsini bilmiyorsunuz. Okuduğunuzun tamamının ne olduğunu anlamıyorsunuz.
İnsanlardan gizlediğiniz sırlarınıza gelince, onlar Allah'ın verdiği dertlerdir. Onların ilaçlarını arayın. Onların ilaçları ancak tevbe etmen ve aynı günâha dönmemendir.
Rebî b. Haysem arkadaşlarına şöyle dedi:
Hastalık, ilaç ve şifâ nedir biliyormusunuz? Arkadaşları:
Hayır, bilmiyoruz dediler.Rebî b. Haysem; "Hastalık, günahlardır;ilaç, istiğfar,şifâ ise, tevbe etmen ve bir daha onu yapmamandır" dedi
Abdullah b. İdris amcasindan naklediyor:
Kürdûs bize Haccac'ın zamanını anlatır ve şöyle derdi:
"Cennet amelle kazanılır. İstek ve korkuyu içiçe yaşayın, güzel amel işlemeye devam edin, sâdık amel ve temiz kalple Allah'tan korkun". 0 sık sık şu sözü tekrarlardı: Korkan, geceleri uyumaz, ibadet eder".
Kürdûs'ün inci1'den Nakilleri
Şakîk Kürdûs b. Hânî'den rivayet ediyor:
"İncil'de şöyle yazdığını okudum: Allah (c.c) kuluna hoşlanmadığı bir iş verir ve kendisine nasıl yakaracağına bakar'.
Kürdûs, İbni Amr'dan rivayet ediliyor:
AlIah'ın indirdikierinde şöy1e yazılıdır: Allah (c.c) kulunu dener ve (yakarış) sesini duymayı sever".
Avn'ın Kendi Nefsine Verdiği Tesirli Vaaz
Mes'udi, Avn'ın, hatalarını hatırlayıp ağlarken şöy1e dediğini rivayet ediyor:
Yazıklar olsun bana! Rabbime asi olmadığım hiç bir şey var mı? Yazıklar olsun bana! verdiği nimetlerle O'na asi oldum. Tadı gitmiş ve vebali kalmış hatadan dolayı yazıklar olsun bana! Onun vebali, hakkımda hiçbir şeyi bırakmayan bir kitaptadır. Vah işlediğim kötülüğe! Haya etmedim ve Rabbimi gözetmedim. Yazıklar olsun! Benim hakkımda unutulmayanı unuttum, gafil olmadıklarında gaflete duştüm. Yazıklar olsun; haya etmedim ve Rabbimi gözetmedim! Vah işlediğim kötülüğe! Benim zayi ettiğimi korurlar. Yazıklar olsun! Nefsime boyun eğdim ve nefsim bana boyun eğmedi. Bana ve ona zarar veren şeyde boyun eğdim. Ey nefsim! Yazıklar olsun! Sana ve bana fayda verende bana boyun eğmez misin? Ben onu ıslah etmek isterim, 0 ise beni bozmaya çalışır. Yazıklar olsun! Ben ona insaf ederim 0 bana insaf etmez. Onu doğruya eriştirmeye çağırırım, 0 beni isyana duşmeye çağırır. Yazıklar olsun! Onu bu konuma indirsem, benim için tam bir düşmandır. Yazıklar olsun! Bugün beni isyana daldırmak ve yarın yakmadan tutmak istiyorsun. Rabbim! Onu bu şekilde bana musallat etme! Rabbim! Nefsim bana merhamet etmez, sen merhamet et! Ben onu mazur görüyorum, 0 beni mazur görmüyor. Hayırda benden nefret ediyor, ben de ondan nefret ediyorum. Şerde o beni, ben de onu seviyorum. Allah'ım; beni ondan, onu da benden afiyette kıl ki, ne ben ona, ne de o bana zulmetsin. Ne beni onun eline, ne de onu benim elime bırak. Yazıklar olsun! Nasıl, kaçınılmaz olan ölümden kaçmaya çalışırım? 0 beni unutmadığı halde, ben onu unuturum. Yazıklar olsun! Benim izimi sürmektedir. Ondan kaçsam da beni yakalayacaktır. Yazıklar olsun! Günahımın kalbimi yaraladığını iddia ederim. Fakat yaralarım kurumaz, gözlerim yaşarmaz ve geceleri uykusuz kalmaz. Yazıklar olsun! Bu şekilde samimi olmamamdan korkarım. Rabbim merhamet etmezse, vay başıma gelenlere. Yazıklar olsun! Nasıl gücüm kırılmaz ve biçare düşmem? Rabbim merhamet etmezse vah halime! Nasıl bu ateşi söndürmek için gayret etmem. Eğer Rabbim merhamet etmezse vay halime! Yazılar olsun! Nasıl hatamı hatırlamak, tembelliğimi gidermez ve onu yok edecek şeye yönlendirmez. Rabbim rahmet etmezse vay halime! Yazıklar olsun! Nasıl ellerimin yaptığı yaramı deşmez!
Rabbim bana merhamet etmezse vay halime, vay halime! Yazıklar olsun! İlk günahım ikincisini işlememe engel olmaz ve işlediğim son hata ilkiyle birlikte günah kazandığımı hatırlatmaz. Rabbim beni bağışlamazsa halim nice olur, halim nice olur? Yazıklar olsun! Dilim, kulağım, kalbim ve gözümle yaptıklarım (beni ahiret işinden) alıkoydu. Rabbim beni bağışlamazsa vay halime! Kıyamet gününde Rabbimi göremezsem, bana bakmaz, benimle konuşmaz ve beni temize çıkarmazsa halim nice olur? Günahımdan Rabbimin nuruna sığınırım. Amel defterimi solumdan veya arkamdan almaktan O'na sığınırım. Yüzümün kara olmasından ve gözümün kör olmasından O'na sığınırım. Rabbim bana merhamet etmezse halim nice olur. Yazıklar olsun! Neyle Rabbime karşılk veririm? Elimle mi? Dilimle mi? Kulağımla mı? Kalbimle mi? Gözümle mi? Her birinin aleyhinde delil ve hak isteyeni vardır. Rabbim bana merhamet etmezse halim nice olur? Günahımı hatırlamak nasıl beni meşgul edenlerden uzaklaştırmaz? Yazıklar olsun ey nefsim! Ne oldu da unutulmayacağı unutursun, yapılmayacağı yaparsın? Bunların hepsi Rabbinin katında sayılır ve eskimeyen kitaba yazılır. Yazıklar olsun! Kıyamet gününde her nefsin yaptıklarından dolayı hesaba çekildiği ve günahlarının cezasını çektigi günden korkmazmısın? Ve fani olanı baki olana tercih edersin! Ey nefsim! Yazıklar olsun! Bulunduğun halden uyanmayacakmısın? Hastalandığında üzülüyor, iyileştiğinde gunah işliyorsun Fakir olduğunda üzülüyor zenginlediğinde fitneye düşüyorsun. Sana ne oluyor? Güçlü olduğun zaman azla yetiniyorsun, çalışmaya çağırdığım zaman tembelleşiyorsun. Çalışmadan istediğini görüyorum. Öyleyse neden istediğin için çalışmıyorsun? Ey nefsim! Yazıklar olsun! Neden muhalefet ediyorsun? Dünyada zahidler gibi söz ediyorsun ve dünyaya rağbet edenler gibi çalışıyorsun. Yazıklar olsun! Neden ölümden nefret ediyorsun? Neden (Alah'a) boyun eğip de duüyayı sevmiyorsun? Ey Nefsim! Yazıklar olsun! Razı etmek istemiyor, razı olunmak mı istiyorsun? Kaçınmıyor ve günah işliyorsun! Sana ne oluyor? İstediğinde çok istiyorsun da, verdiğinde neden az veriyorsun? Hayatı mı istiyorsun? Ama nimetin gitmesinden sakınmıyorsun ve şükretmiyorsun Korku anında ta'zim ediyor ve istekte bulunuyorsun Rahatlık ânında ise çalışmada kusur ediyorsun ve amel etmeden ahireti istiyorsun. Tevbeyi geciktiriyorsun. Hakkında "konuşmada usta, ancak çalışmada zorlanıyor" denilen gibi olma. Ademoğullarının bazıları hastalandığında üzülür,iyileştiğinde kendini güvende sanar, fakirleştiğinde üzülür, zenginlediğinde fitneye düşer, güclü olduğunda çalışmaz, istekli olduğunda tembelleşir çalışmadan ister. istediği şey için çalışmaz, zahidler gibi konuşur ve rağbet ehli gibi amel işlemez, işledikleri için ölümden nefret eder geride bıraktıkları için dünyayı sever,istediğinde çok ister, verdiğinde az verir, hayatı ister ve sakınmaz, fazla ister ve şükretmez, istediğinde mübalağa eder, çalışmada tembel davranır ve çalışmadan mükafat ister. Yazıklar olsun! Ne kadar kandık, ne kadar gaflete düştük ve ne kadar cehalete düştük? Yazıklar olsun! Bizler niçin yaratıldık, bizden ne isteniyor? Yazıklar olsun! (Ahiretimiz için) hangi tehlikeye atıldık? Yazıklar olsun! Kötü amellerle (kendimizi) tehlikeye attık. Biz ne için yaratıldık? Cennet için mi? Yoksa cehennem için mi? Yazıklar olsun! Bizden ne isteniyor ve sanki istenen bizden başkasını ilgilendinyor? Yazıklar olsun! (Yarın) ağızlarımız mühürlenip ellerimiz konuştuğunda, ayaklarımız şahitlik ettiğinde, gizli işlerimiz ortaya döküldüğünde ve cisimlerimiz (aleyhimizde) şahitlik ettiğinde ne yaparız? Yazıklar olsun! çok kusur işledik, özürümüz de, bizi temize çıkaracak bir şey de yoktur. Yazıklar olsun! Emelimiz çok uzun ve yaratıcımıza gitmekteyiz. Rabbimiz bizlere rahmet etmezse vah halimize, vay halimize! Ey Rabbimiz, rahmet et bizlere! Rabbimiz! Sen hikmet, izzet, ikram, şefkat, rahmet sahibisin. Çok yücesin çok yakınsın çok güçlüsün ve çok lutuf sahibisin. Kazan, beyanın, hilmin ve lutfun çok güzeldir. Sen şükredilensin, ilim, hikmet ve ikram sahibisin.
Rabbimiz! Delillerin ne üstün, medhin ne çok, kitabın ne kadar açık azabın ne şiddetli, sevabın ve ihsanın ne cok, medhin ne yüce , imtihanın ne güzel nimetlerin ne kadar bol mekanın kadar yüce, emrin ne kadar kalim , arşın ne kadar yüce, cezalandırman ne kadar şiddetli, kürsün ne kadar geniş, ne kadar çok, halkettiğin memleketler ne güzel, kulların ne kadar çok, rızkın ne kadar bol, şükredenin ne kadar fazla, yardımın ne kadar çabuk, yaratıkların ne kadar sağlam, emrin ne kadar güçlü, affın ne kadar nurlu, zikrin ne kadar yüce, hükmün adaletli, sözlerin ne kadar doğru, vaadin ne kadar gerçk ve faydan ne kadar çabuk! Yazık1ar olsun bana! Benden gafil olunmadığı halde gafil oluyorum. Arkamda agır bir gün varken, nasıl geçimimle sevinirim? Bana ne yapılacağını bilmezken, nasıl üzüntüm olmaz? Ecelimin ne zaman olduğunu bilmezken, nasıl dünya beni sevindirir? Az şey orada bana yeterken, nasıl dünya tutkum büyük olur? Asıl karar kılacağım yer olmadığı halde sevgim nasıl artar? Başka yerde karar kılacakken, dünya için nasıl mal biriktiririm?Arkamda bıraktıklarımın bana yararı olmazken, nasıl onun için hırslanırım? Benden öncekilerden dünyayı tercih edenlere dünya zarar vermişken, ben nasıl dünyayı tercih ederim? Tevbe kapısı kapanmadan nasıl amel etmem? Arkamda kalacak şeyden nasıl hoşlanırım? Bana yaklaşmışken (ahiret) hesabından nasıl gafil olurum? Rızkım garanti edilmişken, nasıl onunla meşgul olurum? Amellerim önüme serileceğine göre, nasıl günah işlemeye devam ederim? Yegane kurtu1uşum Allah'ın taatındayken, nasıl itaat etmem? Benim için ne dilendiğini bilmezken, nası1 çokca ağlamam? Geçmiş (hatalarımı) hatırlar olduğum halde, nasıl gözüm aydın olur? Nefsimi katlanamayacağı şeye nasıl maruz bırakırım? Önümde (hesap) varken nasıl gönlüm hoş olur ve ölüm arkamdayken emelim nasıl uzun olur? Rabbim bana ihsan etmişken, nasıl onu hakkıyla gözetmem? Yazıklar olsun bana! Gafletim kendimden başkasına zarar verir mi? Veya nasıbım zayi olmuşken başkas benim için çalışırmı? Yahut benim çalışmam (amellerim) başkasına verilir mi? Öyleyse niçin faydası bana olan (amelleri) işlemem? Yazıklar olsun bana! Ecelim biter ve Rabbim ilk yarattığı gibi beni tekrar diriltir. Sonra beni hesap yerinde durdurur ve hesap sorar. 0 beni benden daha iyi bilmektedir. Sonra beni dostlanmdan, ailemden, kendimden ve başkalanndan uzaklaştıracak (korkunç ahiret ahvalini) müşahade ederim. Yerler ve gökler başka şekle çevrilir. Halbuki onlar itaat etmekte, ben ise isyan etmekteyim. Benim günahlarım gibi günahları olmayan dağlar toz olur. benim gbi hesapları olmamasına rağmen güneş ve ay (mahşerde) toplanır. Yıldızlar benim muhatap olduklarımla muhatap olmamalarına rağmen dökülür ve benim işlediğim amelleri işlemeyen hayvanlar mahşerde haşredilir. Gunahı benden daha az olan gencler (o şiddet1i ahvalden dolayı) ihtiyarlar. Yazıklar olsun bana; durumum ne korkunç ve tehlike ne kadar büyük! Beni bağışla ve taatını tek düşüncem kıl! Cismimi bunun için güçlendir ve nefsimi dünya tutkusundan kurtar! Beni faydalı olanla meşgul et ve bu halim geçinceye kadar bana güç ver! Beni tekrar dirittiğinde ihsan ve rahmet et, kötü sorgudan kurtar ve hesabımı kolay kıl! Zulmüm ve günahım nedeniyle 0 gün benden yüz çevirme! Nefislerin, kendinden baskasıyla ilgilenmediği o korkunç günün korkusundan beni emin eyle! Başkalarının amellerinin fayda vermediği 0 günde beni amellerimden faydalandır! Rabbim! Beni yaratan ve annemin karnında bana şekil veren sensin. Nesil nesil müşriklerin sulbünde dolaştırıp, merhamet edilecek ümmetin sulbünden çıkarttın (yarattın). Allahım! Bana rahmet et, İslâm nimetiyle ikram ettiğin gibi taatını ihsan et! Yaşadığım sürece sana asi olmaktan uzak kıl! Gizli yanlarımı açığa vurma ve günahlarımın çokluğuyla beni utandırma.
Avn'ın oğluna Verdiği Öğütler
Mes'udi, Avn b. Abdullah'ın, oğluna şöyle dediğini rivayet ediyor:
"Ey oğlum! sağlam iman ve temizliğe yanaşmayanlardan uzak ol! Rahmet1i ve şefkatli olanlara yakın olanlardan ol. Uzaklığı kibir ve büyüklük nedeniyle olmayanlara, yakınlığı da, aldatmak için olmayanlara yakın ol. Kendinden öncekilere uyan, kendinden sonrakilerin imamıdır. İlmi daralmaz. cehalete kapılmaz ve şüphe duyduğu konuda acele etmez. Açığa çıkanı bağışlar ve kendisi içn olana göz yumar. Başkası için olan hakkı artırır, kendinden hayır umulur ve şerrinden emin olunur. Bilmeyenin medhine kanmaz ve bildiğini unutmaz. Zekat verse, konuşmalarından korkar ve bilmedikleri şeylerden dolayı mağfiret diler. 'Ben kendimi başkasından daha iyi bilirim. Rabbim beni benden daha iyi bilir' der. Amel etmede acele etmez ve iyi amelleri yaparken (Allah rızasını gözetmemekten) korkar. Sürekli zikreder ve düşüncesi şükretmek olarak akşamlar. Dikkatli olarak geceler ve sevinçli olarak sabaha erişir. Korkması gaflete düşmek, sevinci ise ganimete erişidir. Sevdiği konuda nefsi karşı çıkarsa, ona itaat etmez ve rağbeti baki olanlaradır. Fani olanlara karşı ise kanaatkardır. İlmi hilimle mezceder ve hatadan kurtulmak için susar. Anlamak için konuşur ve ganimete ermek için yalnız kalır. Bilmek için iyi davranır. Hata edeni dinlemez ve sapıklığa dalana kulak vermez. Güvenirliğini arkadaşlarına anlatmaz ve düşmanlar için şehadetini gizlemez. Hayrı gösteriş için işlemez ve utanarak iyi plan hiçbir şeyi terketmez. Fakirlerle oturup zikretmeyi, zenginlerle oyun oynamaktan daha çok sever. Ey oğlum! eçmişteki yaptıklarıyla avunan ve gelecek için (kesin) olanları istemeyi unutanlardanolma.Onlar hastalandığında karamsar olur ve iyileştiğinde kendini güvende sanar. Fakirleştiğinde üzülür, zenginleştiğinde fitneye düşer, istediğinde tembellik eder, güçlaü olduğunda kanaatkar olur, çalışmadan ister ve istediğini elde etmek için çalışmaz. Bağışlanmayı temenni eder ve günak işler. Ömrünün başında gafildir ve aldanmıştır. Sonunda ise tembeldir. Zaman uzamış ve fitneye düşmüştür. Zaman uzamış ve buna aldanmıştır. Geçen ömrü için mazeret arar, ancak geçmiş için özür yoktur. Yaşar ve hatırlamaz, nimete ve isyana alışkındır. Kurtulmak ister, ama (günahlardan) sakınmaz. Fazla nimet ister, ama fakretmez. Halbuki görevi şükretmektir, özür dilemek değildir. Emredilmeyeni yapar, fazla kazancı zayi eder. Verdiğinde az verir, ama çok ister. Rızkını takdir eden ise, kendisinin takdir ettiğinden daha hayırlısını takdir etmiş ve rızkını bol vermiştir. Hesabını kolaylaştırmıştır, yeterli olanı vermiş ve kendisini saptıracak şeylerden men etmiştir. Verilenlerin şükrünü eda etmekten acizdir ve kalanlardan daha fazlasını ister. Salihleri sever, fakat onların amellerini işlemez, kötülerden nefret eder, fakat kendisi onlardan biridir. Zan üzere buğzetmekle ahireti ister ve yakin olandan çekinmez. Dünyada istediklerine güç yetiremez ve ahiretten baki olanı kabul etmez. Dünyada fani olanı yapar, baki olanı terkeder. İyi olduğunda tevbe ettiğini sanar, ama imtihan edildiğinde tekrar (isyana) döner. Dünyada zahidler gibi konuşur ve tamahkarlar gibi amel işler. Kötülüklerinden dolayı ölümü istemez, fakat hayatında kötülükleri terketmez. Verilmediğinde kanaat etmez, verildiğinde ise doymaz. Hoşuna giden arzedildiğinde, çalışmak yeter der ve onu yapar. Çalışması istendiğinde; 'kanaatkar olmak yeter' der ve tembellik eder. Korkusu tembelliğini gidermez ve isteği onu çalışmaya yönlendirmez. Çalışmadan mükafat ister ve uzun emeli nedeniyle tevbeyi geciktirir. Yaratıldığı gaye uğrunda çalışmaz. Garanti edilmiş rızkı için koşuşturur, ahireti için çalışmada kanaatkar davranır. Allah'a ait işlerde mahlukattan korkar, mahlukata karşı Allah'tan korkmaz. Kendinden güçlü olanlardan Allah'a sığınır, güçsüz olanlardan sığınnmaz. Ölümden korkar, (azaptan) kurtulmayı istemez... Amel etmediği ilmin faydasını umar, kesin zararı olan cehaletten sakınmaz. Kendinden aşağı olanlarla alay eder, onların haklarını gözetmez.Rızık bakımndan kendinden iyi olanlara bakar, daha fakirleri unutur. Kendinden daha az günah işleyenler için endişelenir, az bir amelle kendine çok sevap umar.
Başkalarının ayıplarını görür, kendi ayıplarını görmez. Ölüm hatırlatıldığında; 'sizden öncekiler böyle değildi' der. 'Onlar gibi amel etmek istemiyor musun?' denildiğinde ise; 'kim onlar gibi olabilir' karşılığını verir. Söz söylemek onun için kolaydır, fakat amel etmek zordur. Güvenilir görünmek için yumuşak olur ve bunu hiyanet için fırsat olarak kullanır. Düşmanlık etmek için dostluğu öğrenir. Kötülükte hızlı iyilikte yavaştır. Zenginlerle sohbet etmeyi fakirlerle birlikte olmaktan daha çok sever. Uykuda acele eder, fakat orucu geciktirir. Ne namaz kılarak sabahlar, ne de oruç tutarak akşamlar. Tek düşüncesi uyuyarak 'sabahlamak ve bir öğünü yemişken ikinciyi düşünmektir".
Haccac, Mes'ûdi'den şu ilaveyi rivayet etmiştir:
"Namaz kıldığında acele eder. Rükûda koyun gibi oturur, tavuğun yem toplaması gibi secde eder. İsteyince ısrarla ister, kendinden istendiğinde; 'sonra' der. Konuştuğunda yemin eder, yemin etiğinde yerine getirmez, söz verdiğinde tutmaz. Nasihat edildiğinde yüzünü ekşitir, övüldüğünde sevinir. İnsanların ayıplarını araştırmaktan geri durmaz.
İyilikte nasibi yoktur, ancak yapmadığı halde iyilik edilmesini sever ve umar. Adaleti başkasından bekler, hiyanet ehlini sırdaş edinir, emanet ehlini düşman edinir.Selam verdiğinde işittirmez, verildiğinde selamı almaz. Bakınca haset gözüyle bakar, yüz çevirince kinle yüz çevirir. Fakirlerle alay eder. Yanında olanı nifakla razı eder, yanında olmayanı bilmedikleriyle itham eder. Konuştuğunda seni bıktırır, üzer. ;Üzdüğünde sevinir, sevindiğinde zarar verir. Ayrıldığında (gıybetini) yaparak etini yer, sırrını verdiğinde canını yakar. Kendisine uyduğunda hased eder, uymadığında nefret eder. Kendinden üstün olunmasını istemez. Kendisi üstün olmak için çalışmaz. İyilik edene mükafat vermekten acizdir, kendisine haksızlık edene karşı ise tavizkardır.Susup hatadan uzak olmaz, bilmedikleri hakkında konuşur. Dili kalbine galebe çalar ve kalbi sözlerini kontrol edemez. Riyakarlık yapmak için öğrenir. Kibirlidir ve gizlediğinin aksini dışarı vurur. Fani olanlara sarılır, baki olanlardan uzaklaşır. Dünyaya sarılır, takvadan uzaklaşır".
Mis'ar, Avn b. Abdullah'tan rivayet ediyor:
Allah (c.c), bizleri kurtardığı bir şeye tekrar döndürücü değildir.
Allah(c.c) şöyle buyurmuştur: Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarındayken oradan da o sizi kurtarmıştı... Allah(c.c) iki yemin sahiplerini cehennemde bir araya getirmeyecektir onlar olanca güçleriyle Allaha yemin ettiler ve dedilerki:Allah ölen bir kimseyi tekrar diriltmez biz ise olanca gücümüzle yemin ediyoruz ve diyoruzki: Allah(c.c) ölenleri tekrar diriltecektir.
Abdullah b. Ma'kal,Avn b. Abdullah' tan rivayet ediyor:
Adamın biri oğluna nasihat ederek şöyle dedi: Ey oğlum! takvaya sarıl.Bugün dünden yarın bugünden daha hayırlı olmaya çalış.Namaz kıldığın zaman veda edenin namazı gibi kıl. İhtiyaçlarından fazla istekte bulunmaktan sakın. Çünkü bu hazır fakirliktir , özür dilenecek şeylerden sakın.
Atâ b. Dinar, Saîd b. Cübeyr’den rivayet ediyor:
“Allah’tan korkmak, O’na âsi olmaktan uzklaştıran korkudur. Gerçek Allah korkusu budur. Zikir ise Allah’a itaat etmektir, taattır. Allah’a itaat eden,O’nu zşkrede. Allah’a itaat etmeyen bolca tesbih çekse ve Kur’ân okusa da, zikreden değildir.
Cafer anlatıyor:
Saîd b. Cübeyr’e; “insanların en abidi kimdir? Denildi. O da ; “günah işleyen günahlarını hatırladıkça amellerini azımsayan kişidir” buyurdu.
Atâ, Saîd’den rivayet ediyor:
Cehennemde bir kişi vardır ve cehennemin bölümlerinden birinde bin yıl “Ya Hannân, ya Mennân” diye yakarır. Allah (c.c) Cebrail’e ; “Ey Cebrail! Git kulumu cehennemden çıkar”der. Cebrail gelir ve cehennemin kilitli olduğunu görür. Geri döner ve ; “Ey Rabbim ! Cehennem onların üzerine kilitli”der. Allh (c.c);”Ey Cebrail! Git kilitleri aç ve onu çıkar” buyurur. Cebrail (a.s) gider, kiltleri açar ve onu çıkarır. Çıkardığın da etsiz ve kemiksiz bir hayalet gibidir. Onu Cennet sahillerine bırakır. Allah (c.c) tekrar ona tüy, et ve kan verir”.
Beni Süleym kabilesinden Amr b. Abese adında birisi Medine’ye geldi.Peygamber(s.a)’i sadece Mekke’de görmüştü.
“Ey Allah’ın Rasûlü ! Bildiğini ve benim bilmediklerimi bana öğret. Bana faydalı olanı ve zararlı olanı öğret. Hangi gece kalkınacak nafile namaz daha faziletlidir?”dedi.Peygamber(s.a); “gece yarısı kılınan namaz daha faziletlidir.gece yarısında bir saat varki, o saatte Allah(c.c) dünya semasına iner v eşöyle der: ‘Kullarımı başkasına sormam. Duâ edecek varmı? Duâsını kabul edeyim. Bağışlanmayı isteyen var mı? Bağışlayayım. Sıkıntıda olan var mı? Sıkıntısını gidereyim’. Sabah oluncaya kadar böyle der ve sonra Rahman olan Allah(c.c) tekrar çıkar” buyurudu.
Avn’ın babası İbni Mes’ud(r.a)’dan Peygamber (s.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Kimin gözünden sinek başı kadar da olsa, Allah korkusundan yaş çıksa ve yüzüne aksa, Allah (c.c) onun yüzünü cehenneme haram kılar”.
Avn’ın babası, İbni Mes’ud (r.a)’dan rivayaet ediyor:
Rasûlullah (s.a), biz de yanında olduğumuz halde tebessüm etti. “Ey Allah’ın Rasûlü! Neden Gülümsedin?” dedik. “Müslümanın hastalıktan korkmasına şaşyım. Hastalığın mükafatını bilse, Allah’a kavuşuncaya kadar hasta olmayı isterdi.” buyurdu.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
allah, dostlarindan, ogutler

Seçenekler
Stil


Saat: 01:41

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,