ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > Dini Hikayeler

Dini Hikayeler Dini Hikayelerimiz


Böyle Dost Düşman Başına

Dini Hikayelerimiz


Böyle Dost Düşman Başına

ForumSevgisi Din Ve Maneviyat Kategorisinde ve Dini Hikayeler Forumunda Bulunan Böyle Dost Düşman Başına Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Böyle Dost Düşman Başına Böyle Dost Düşman Başına Ukbe bin Ebî Muayt, Mekke müşriklerinden kötü niyetli olmayan bir adamdı. Rasûlullâh'la ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 26 Ocak 2016, 10:22   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ikRa
Bir İncelik Gösterin, İncinmesin Yüreğim
ikRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sekercik
Üyelik tarihi: 15 Ocak 2016
Mesajlar: 5.219
Konular: 572
Beğenilen: 1299
Beğendiği: 1178
www.forumsevgisi.com
Standart Böyle Dost Düşman Başına

Böyle Dost Düşman Başına

Böyle Dost Düşman Başına

Ukbe bin Ebî Muayt, Mekke müşriklerinden kötü niyetli olmayan bir adamdı. Rasûlullâh'la her karşılaştığında saygıyla bakar, iyi münasebetini bozmamaya gayret ederdi. Hatta uzun yolculuklardan döndüğünde Mekke'de insanlara yemek ikram etmeyi âdet edinmişti. İşte yine böyle bir yolculuktan dönmüş, vereceği yemeğe Rasûlullâh'ı da davet edecek kadar yakınlık göstermişti.

Efendimiz, Ukbe'nin artık gönlünün îmâna hazır hâle geldiğini düşünerek yemek davetine şöyle karşılık verdi:

"-Ukbe, dâvetine gelirim, ama yemeğini yemem. Yemeğinden yemem için seni yaratan Allâh'ı inkar etmemeni, O'nun Rasûlü'ne de şehâdet etmeni beklerim. Senin gibi iyi niyetli bir insan küfürde ısrar etmemeli artık!.."

Ukbe, bu teklife çok da direnmedi. Efendimiz'in isteğine olumlu cevap vererek îmân eden herkesin söylediği şehâdet kelimesini söyleyiverdi. Efendimiz Ukbe'nin îmân etmesine çok sevinmişti.

Ne var ki, Ukbe'nin Mekke'de putperest dostları da vardı. Haber bir anda onlara da ulaştı. Onların içinde katı, sert ve insafsız bir müşrik olarak meşhur olmuş Übey bin Halef, duyduğu haberden hiç hoşlanmadı. Hemen gelip arkadaşını suçlayıcı sorular sormaya başladı:

"-Duyduğuma göre Muhammed'i yemeğe dâvet etmişsin. Bununla da kalmayıp onun teklif ettiği şehâdet kelimesini de söylemişsin!"
"-Evet." dedi "Öyle oldu. Onun istediği şehâdet kelimesini de söyledim."

Müşrik dostu:
"-Olamaz!.." dedi, "İşte bu olamaz. Hem şehâdet kelimesini söyleyeceksin, hem de bizimle dost olacaksın. Bu olacak şey değil!.. Bu, sana pahalıya mâl olur. Bundan sonra hiçbir yerde iş bulamazsın." diye ilâve etti.
Ukbe, müşrik dostunun sözlerinden endişe etmiş, getirdiği şehâdet kelimesinden pişmanlık duymaya başlamıştı.

"-Olayı büyütme!.." dedi. "Ben sadece Ukbe'nin yemeğini yemeden gitti diye bir söylenti çıkmaması için, utandığımdan şehâdet kelimesini getirdim; yoksa ona inandığımdan değil!"

Übey bin Halef, kopardığı bu tâvizden memnun olmuş, ama yeterli de bulmamıştı. Daha da ileri giderek yol gösterdi:

"-Biz bu sözlerinin doğruluğunu, ancak gidip O'na tükürdükten sonra kabul ederiz. Gideceksin, onu sevmediğini ifade eden bir tükürük fırlatacaksın, o zaman anlarız, senin O'na inanmadığını!.. Yoksa bizi savamazsın boş sözlerle!.."

Îmâna yeni ısınmaya başlamış olan Ukbe'nin kalbi, maalesef artık geri dönüşe geçmiş, dostlarının baskısına dayanamayarak vazgeçmişti, getirdiği şehâdet kelimesinden...

Doğruca Efendimiz'in Daru'n-Nedve'de ibâdet ettiği yere gitti. Dilinin ucunda topladığı tükürüğü fırlatmak üzere hazırlanırken ansızın bir rüzgar çıktı. Dudakları arasından çıkan tükürük geriye dönerek kendi suratına yapışıp hem de ateş gibi yaktı. Ertesi günü Ukbe'yi yanağındaki yanık iziyle görenler sordular:

"-Sende böyle bir yanık izi yoktu, ne zaman oldu bu yara?"

Ukbe saklamadan anlattı:

"-O'na doğru tükürdüğüm tükürük, kendime geri dönüp suratıma yapışarak ateş gibi yaktı, izi kaldı!"

Ne yazık ki, yarı îmân etmişken dostlarının baskısı yüzünden gerisin geriye dönen Ukbe, Bedir'de küfür üzere öldü. İşte bu hâdise üzerine Furkan Sûresi'nin 27-29. âyetleri nâzil oldu:

"O gün, zâlim iki elini ısırıp "Ne olurdu, ben o peygamberin beraberinde bir yol edineydim." Ne yazık bana! Keşke falanı dost tutmayaydım. Beni o zikirden, imânâ geldikten sonra, o saptırdı. Şeytan insanı yapayalnız ve yardımsız bırakandır."


Burada, dostlarının yanlış telkinlerine uyanların ellerini ısırarak âhirette nasıl pişmanlık duyacakları şöyle anlatılmaktadır:
"-Ah ne olurdu, keşke falanı dost edinmeseydim, onun isteğine boyun eğmese, sözlerine îtimat etmeseydim!.. Getirdiğim şehâdet kelimesinden vazgeçirip Peygamber'le birlikte olmama mâni oldu, şeytana uydurdu. Ne kötü dostmuş meğer onlar..."
Ukbe'nin îmânına engel olan bu dost örneği, bizim de dostluğumuzu ve dostlarımızı düşünmemize sebep olmalıdır. Arkadaş ve dostlarımızın bize neleri telkin ve tâlim ettiklerini gözden geçirmeliyiz ki, buradaki yakın dostluklarımız, âhirette amansız düşmanlığa dönüşmesin. "Böyle dost düşman başına!.." diyerek pişmanlık duymayalım.
A. Karamanoğlu
Şebnem Dergisi

________________

Beni Arayan "Burda" Bulur

ڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪے
,
"Yaradan "Dost "Olduktan "Sonra
"Kulu "Düşman "Olsa "Ne "yazar?
,
ڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪے
imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
basina, boyle, dost, dusman

Seçenekler
Stil


Saat: 01:09

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,