ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > Dini Hikayeler

Dini Hikayeler Dini Hikayelerimiz


Evlat Katili

Dini Hikayelerimiz


Evlat Katili

ForumSevgisi Din Ve Maneviyat Kategorisinde ve Dini Hikayeler Forumunda Bulunan Evlat Katili Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Evlat Katili Evlat Katili “…Olur ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur. Olur ki, sevip arzu ettiğiniz bir şey ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 18 Mart 2016, 10:23   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ikRa
Bir İncelik Gösterin, İncinmesin Yüreğim
ikRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sekercik
Üyelik tarihi: 15 Ocak 2016
Mesajlar: 5.219
Konular: 572
Beğenilen: 1299
Beğendiği: 1178
www.forumsevgisi.com
Standart Evlat Katili

Evlat Katili

Evlat Katili

“…Olur ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur. Olur ki, sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şer olur. Doğrusunu Allah bilir, siz bilmezsiniz!” (Bakara, 216)
Uzun yıllardır bu sevinçli haberi bekliyordu. Sanki ayakları yerden kesilmiş heyecanından uçuyordu. Hemen beyine, annesine, ne bileyim, onun derdini yüklenen herkese bu müjdeli haberi vermeliydi. Hızlı hızlı hastane merdivenlerinden indi. Gördüğü herkese gülümsüyordu. Kapıdaki dilenci çocuğa çıkarıp 20 milyon verdi. Çocuk şaşkınlık içinde gözleri faltaşı gibi açılmış:
“-Bu çok değil mi abla?” diyebildi.
Tebessüm ederek yolun karşısına geçti. Bir taksiye binip doğruca beyinin dükkânına gitti. İçeride müşteriler vardı. Telaşla içeri girince beyi:
“-Ne oldu Hatice?!” dedi. Hatice:
“-Seninle çok önemli bir konuyu konuşmam lâzım. Burada olmaz!” deyince, beyi merak içinde onu bir çay bahçesine götürdü. Hatice hanım, beyini sakinleştirmeye çalışırken kendi içi içine sığmıyordu:
“-Muratçığım, sâkin ol şimdi, sana bir haberim var! Duyunca lütfen heyecanlanıp bağırma!” Beyi daha bir meraklanmış ve:
“-Hadi ne olduğunu anlatmayacak mısın?” deyince, Hatice hanım, sırrını beyinin kulağına fısıldadı.
“-Hâmileyim!..”
Beyi önce duraksadı, sonra:
“-Allah'ım, Sana şükürler olsun!” diye bağırmaya başladı. Âdetâ çocuklar gibiydi, yerinde duramıyordu. Bütün gücüyle çığlık atmak ve “baba” olduğunu bütün dünyaya ilân etmek istiyordu. Herkes başlarını çevirmiş tebessümle onları izliyordu.
Murat bey:
“-Hatice, ben bile unuttum, kaç yıldır bu bebeğin yolunu gözlüyoruz!..” dedi.
“-10 yıldır, Murat'ım, 10 yıldır!..” dedi Hatice hanım.
Murat bey, annesine, akrabalarına telefon açıyor; Hatice hanım da sevinç gözyaşlarıyla onu seyrediyordu…
Sanki evliliklerinin en güzel günlerini geçiriyordu Hatice… Ne istese ânında oluyordu. Kahvaltısı yatağına geliyor, bir dediği iki edilmiyordu. Hem şaşkın, hem de sevinç içindeydi.
Kayınvâlidesiyle de problemleri sanki bir anda bitmiş, ana-kız gibi olmuşlardı.
Hamileliğin üçüncü ayında, doktor, ultrasonla bebeği inceliyordu. Birden yüzü değişti. Hatice'nin kalbinin atışı değişmiş, bakışını doktorun mimiklerine odaklamıştı.
Doktor sıkıntıyla Murat beyi de çağırdı. Hatice'yle beyi çok korkmuşlardı. Neler oluyordu. Doktor:
“-Sizi üzmek istemem, ama gerçekleri söylemem gerekiyor. Bu çocuğun beyninde bir tümör var. Doğarsa zekâ özürlü olacak. İsterseniz hemen kürtaj yapalım, isterseniz bir hafta düşünün. Sonra karar verirsiniz.” dedi.
Hatice olduğu yere yıkıldı. Beyi ise o kadar şaşkındı ki, gözü Hatice'yi bile görmüyordu. Sevinç yumağı olan evleri bir anda mâtem ocağına dönmüştü. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu.
Haberi, yavaş yavaş bütün akrabaları duydu. Herkes akıl vermeye başladı.
“-Nasıl uğraşacaksın onunla. Biz, akıllı çocukla bile baş edemiyoruz, aldır gitsin!..” diyenler bir tarafta…
“-Müftüye danış, günah!..” diyenler, “Onunla her gün uğraşırken tahammül edemez, sonunda sert davranmaya başlarsın. O zaman her gün vicdanının kâtili olacağına, bir kere aldır, bir kere kâtil ol!..” diyenler…
Artık kimseyle görüşüp konuşmak istemiyorlardı. İşin garip tarafı, eskisi gibi birbirleriyle de konuşmuyorlardı.
Murat bey:
“-Hatice, kararı çabuk vermemiz lâzım!” deyince, Hatice hanım:
“-Ne yapalım?” dedi. Murat bey:
“-Bence kürtaj!.. Allah, sonra tekrar verir!” dedi. Hatice bu cevaptan irkilmişti:
“-Yani evlat kâtili mi olacağız?” diyebildi. Beyi:
“-Ama zekâ özürlü olacak, nasıl bakarız? Elâlemin içine nasıl çıkarız? Nasıl «bu çocuğumuz!» deriz.” diye cevap verdi. Hatice büyük bir kararlılıkla:
“-Hayır, ben bu çocuğu yıllardır Allah'tan diliyorum. Şimdi verdi ve bizi imtihan ediyor. Murat'ım, ne olur aldırmayalım!” dedi.
“-Hatice, ben zekâ özürlü bir çocuk istemiyorum!”
“-Allah'ın sana verdiğine râzı değil misin? Hatırlasana ne kadar sevinmiştin baba olacağına!..”
Murat susuyordu. Hatice gözyaşlarıyla devam etti:
“-Belki akıllı olsa hayırsız olacaktı, o zaman, «Keşke akılsız olsa da hayırsız olmasa!» derdik. Kimbilir belki bu bizim için hayırlıdır. Ne olur, evlad kâtili olmayalım!”
Hatice hanım, bütün gece duâ etti, ağladı. Rabbine sığındı:
“Rabbim! Ne olur nefsime uydurma!.. Başkalarının sözüne bakıp da kâtil olmama izin verme! Dayanma gücü ver. Şifâ ancak Sen'de!..”
Sabah olunca Murat Bey:
“-Eğer çocuğu aldırmazsan senden ayrılırım!..” diyerek Hatice'nin dünyasını bir kez daha başına yıkmıştı.
Hatice hanımın bir karşılık vermesini beklemeden kapıyı çarpıp çıkan Murat bey, arabasına bindi ve kontağı çevirmeye başlamadan önce düşüncelere daldı:
“Ben senden ayrılamam Hatice, ayrılamam. Ama senden bu çocuğu aldırmanı istiyorum. Aldırmıyorsun!..” diye söylendi.
Hatice eşyalarını topladı, annesinin evine gitti. Olanları annesine anlattı. Annesi Hatice'ye kızıp:
“-Beyin haklı, sen çocuk hasretiyle ne istediğini bilmiyorsun!” diye çıkıştı.
Onları, sessiz köşesinde Kur'ân okuyan Şefika nine dinliyordu. Annesi mutfağa gidince Hatice'yi yanına çağırdı. Hatice'nin başını kucağına yaslayıp:
“-Kızım, canı veren Allah'tır. Almak da O'nun hakkıdır. Korkma! Allah kimseye gücünün yetmeyeceği yükü yüklemez. Demek, sen bunu kaldıracaksın ki, sana veriyor. Belki rızası bunda gizlidir. Sabret ve kâtil olma!” dedi.
Hatice kararını verdi. Doktoruna gitti:
“-Yavrumu doğurmak istersem, benim sağlığıma bir zararı olur mu, doktor hanım?” diye sordu. Doktor:
“-Hayır, hâmileliğin normal, anormal olan çocuk!” dedi.
“-O zaman aldıramam!” dedi ve geri döndü.
Beyine telefon açıp, kesinlikle çocuğu doğuracağını, Allah katında sorumlu olmaktan korktuğunu söyledi ve “Ben kaderime râzıyım!” diyerek telefonu kapattı.
Beyi telefonda duyduklarından sonra yaptığına pişman olmuş ve başkalarının dediklerine kulaklarını tıkayarak, vicdanın sesini dinlemeye karar vermişti. O akşam Hatice'nin yanına gitti, bir demet kırmızı gül yaptırmış, güllerin üstüne de küçük bir not eklettirmişti:
“Ben de kaderime râzıyım!..”
Sevinçle evlerine döndüler. Korkuyla geçen altı ay sonra doğum zamanı gelmiş çatmıştı. Hem üzgün, hem sevinçli, hem buruk… bütün zıt duyguları beraber yudumluyorlardı sanki.
Dört saatlik bir beklemeden sonra bebeğin ağlaması koridorda duyuldu. Murat Bey olduğu yere çöktü. Ellerini açtı ve:
“-Rabbim sevgisini de, sabrını da ver. İsyân ettirme!” diye duâ etti.
Bu sırada yanına kadar gelmiş olan hemşirenin sesiyle irkildi:
“-Müjde oğlunuz oldu!..”
İki eliyle gözyaşını sildi. Bebeği kucağına aldı. Bir anda sıcacık bir sevgi seli aktı kalbine, öptü kokladı.
“-Hoş geldin Sabri!” diye mırıldandı. Bir anda ağzından çıkan bu isim, onu korkuttu. “Evet, adı Sabri!” dedi.


Ertesi gün bebeğin tahlilleri yapıldı. Doktor, tedirginlikle bekleyen anne-babanın yanına giderek sevinçle:
“-Müjde, bebeğiniz çok sağlıklı! Sandığımız gibi zekâ özrü yokmuş!” dedi.
Odadaki herkes sevinç gözyaşları döküyordu. Murat bey, kendisinden utandı.
“-Rabbim beni affet, affet!” diye ağlamaya başladı. Hatice'ye döndü:
“-Eğer senin îmân kuvvetin ve kararlılığın olmasaydı, şimdi bir evlad kâtili olacaktım. Sen de beni affet!” dedi.
“Allah her şahsı ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme!. Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla!.. Bize acı sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!..” (Bakara, 286)


Halime Demireşik
Şebnem Dergisi, 12
________________

Beni Arayan "Burda" Bulur

ڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪے
,
"Yaradan "Dost "Olduktan "Sonra
"Kulu "Düşman "Olsa "Ne "yazar?
,
ڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪےڪے
imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
evlat, katili

Seçenekler
Stil


Saat: 18:45

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

izmir escort istanbul escort, Ankara escort, Ankara escort, Ankara escort, Ankara escort, porno izle, sex izle, porno izle, escort bayan, ankara escort bayan, kayseri escort ankara escort beylikdüzü escort ankara escort, istanbul escort, kayseri escort ankara escort beylikdüzü escort antalya escort,