ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Dünya Tarihi


Roma Medeniyeti Sosyal Hayat, Yaşayış


Roma Medeniyeti Sosyal Hayat, Yaşayış

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Dünya Tarihi Forumunda Bulunan Roma Medeniyeti Sosyal Hayat, Yaşayış Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Roma Medeniyeti Sosyal Hayat, Yaşayış Arkeolojik araştırmalar, Yontma Taş Devri’nden itibaren İtalya’ya insanların yerleştiğini göstermiştir. M.Ö. II. bin başlarında İtalikler, ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 08 Aralık 2014, 00:24   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Liich
Üye
Liich - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 14 Kasım 2014
Yaş: 24
Mesajlar: 7.850
Konular: 4856
Beğenilen: 1368
Beğendiği: 1252
www.forumsevgisi.com
Standart Roma Medeniyeti Sosyal Hayat, Yaşayış

Roma Medeniyeti Sosyal Hayat, Yaşayış




Arkeolojik araştırmalar, Yontma Taş Devri’nden itibaren İtalya’ya insanların yerleştiğini göstermiştir. M.Ö. II. bin başlarında İtalikler, kuzeyden büyük göç dalgalan halinde gelmişlerdir. Kuzeydeki Tuna bölgesinden gelen İtalikler, Kuzey İtalya’da Po Nehri havzasına yerleştiler.

Göllerle kaplı olan bu bölgede, kazıklar üzerine evler yaptılar, ölülerini yakan bu insanların meydana getirdiği kültüre Karatoprak (Terra Mare) adı verilmiştir, italya’nın Tunç Devri kültürünü temsil eden İtaliklerin bir kısmı, güneye doğru yollarına devam ettiler. Bunlar su kenarında yaşamadıkları halde, yine de evlerini düzlüklerde kazıklar üzerine inşa etmişlerdir.

M.Ö. II. bin yılının sonlarına doğru (M.ö. 1100) İtalya’ya demiri işlemeyi bilen İtalikler geldi. İkinci göç dalgası ile gelen bu insanların kültürüne, Kuzey Italya’daki kazı yerinin adına izafeten Villanova Kültürü adı verilmiştir. Bunların, ölülerini gömdükleri anlaşılmıştır.

İtaliklerden sonra yarımadaya Umbrlar, Latinler, Sabinler, Samnitler ve Etrüskler gelmişlerdir. Umbrlar İtalya’nın kuzey ve orta kısmına, Latinler ve Sabinler Latyum Ovası’na, Samnitler ise güneydeki vadilere ve dağların eteklerine yerleştiler. Bu kavimler kültür yönünden üstün bir varlık gösteremediler ve kıyı bölgelerine hakim olamadılar. Adriyatik Denizi kıyılarına güçlü bir kavim olan llliryalılar yerleştiler.

İtaliklerden sonra yarımadaya Umbrlar, Latinler, Sabinler, Samnitler ve Etrüskler gelmişlerdir. Umbrlar İtalya’nın kuzey ve orta kısmına, Latinler ve Sabinler Latyum Ovası’na, Samnitler ise güneydeki vadilere ve dağların eteklerine yerleştiler. Bu kavimler kültür yönünden üstün bir varlık gösteremediler ve kıyı bölgelerine hakim olamadılar. Adriyatik Denizi kıyılarına güçlü bir kavim olan llliryalılar yerleştiler.

M.Ö. IX. yüzyılda Etrüskler, Anadolu’dan deniz yolu ile gelerek Tirhen Denizi kıyılarındaki Arno bölgesine yerleştiler. Etrüskler, içeriler doğru ilerlediler. Sınırlannı Po Ovası’na ve Kampanya Ovası’na kadar genişlettiler. Tarım, ticaret, silah ve savaş arabası üretimi, dokumacılık, çömlekçilik, kuyumculuk ve kıymetli taş işçiliği bakımından Etrüskler, Roma medeniyetinin gelişmesinde etkili olmuşlardır. Özellikle köprü, kanal ve binaların yapımında, tonoz ve kemer ilk defa Etrüskler tarafından kullanılmıştır.

İtalya, ya son olarak M.Ö. V. yüzyılda Hint-Avrupa asıllı Keltlerden, Fransa ile Tuna arasında yaşayan Galyalılar gelmişlerdir.Efsaneye göre Roma şehrini, Romulus ve Romus adlı iki kardeş kurmuştur. Truvalı bir savaşçının oğullan olan Romulus ve Romus, Latyum’ daki krallığın idaresini eline geçiren amcaları tarafından Tiber Nehri’ne atılırlar. Sepet içindeki çocuklar, akıntı ile Palatinus Dağı eteklerine sürüklenirler. Orada dişi bir kurt tarafından emzirile-rek büyütülürler. Daha sonra bir çoban tarafından bulunan ve himaye edilen çocuklar, idarenin yeniden büyükbabaları Numitor’un eline geçmesini sağlarlar.


Devlet Yönetimi

Roma M.Ö. III. yüzyıla kadar bir şehir devleti idi. Devletin başında bir kral bulunurdu, ilk Roma kralı Romulus idi. Kral, Senatüs’ün (İhtiyar Meclisi) teklifi ile Kuria (Halk Meclisi) tarafından seçilirdi. Seçilen krala, Senatüs tarafından İmperium (emretme yetkisi/buyurma yetkisi) verilirdi.

Senatüs, 300 patrici temsilcisinden meydana gelirdi. Senatüs üyeleri yaşadıkları sürece (kaydı hayat) kral tarafından seçilirdi. Senatüs üyeleri krala danışmanlık yaparlardı. Kral, yapacağı işleri ihtiyar Meclisi’ne danışmak mecburiyetinde idi. Bu meclis, kralın yetkilerini kısıtlama yetkisine sahipti. Etrüsk kralları zamanında Senatüs üyeleri etkili olmamışlar ve bu meclisin önemi azalmıştır.

M.Ö. 510′da Roma’da Cumhuriyet (Konsüllük) devri başladı. Devleti, Senatüs’ ün bir yıl müddetle seçtiği ve eşit yetkiye sahip iki konsül yönetirdi. Konsüllerin yetkileri krala göre sınırlı idi. Konsüller, günlük hükümet işlerini görür, yüksek hakim olarak görev yapar, gerektiğinde Senatüs ve Kuria (sonradan Kenturia) Meclislerini toplantıya çağırırlardı. Krallar gibi imperium yetkilerine sahip idiler.

Konsüller, krallar gibi fildişinden yapılmış makam koltuğunda otururlardı. Erguvan renkli şeridi bulunan beyaz bir mantodan (toga) ibaret özel bir kıyafet giyerlerdi. Krallarda olduğu gibi, konsüllerin de önünde liktör denilen 12 cellat giderdi. Liktörler omuzlarında baltaya sarılmış bir demet sopa (Fasces/Faskes) taşırlardı.

Devletin buhranlı ve bunalımlı zamanlarında Senatüs, geniş yetkilerle konsüllerden birini Diktatör seçerdi. Diktatör, altı aylık süre için seçilirdi. Yaptığı işlerden sorumlu tutulmazdı. Diktatöre karşı veto hakkı yoktu.

Devlet idaresinde birçok yüksek memur da görevlendirilirdi. Bunları da meclisler seçerdi. Meclisler cumhuriyet döneminde olduğu gibi imparatorluk döneminde de varlıklarını devam ettirdiler. Fakat, eski yetki ve etkileri kalmadı.

Sosyal Hayat

Roma toplumunun temeli olan aile; baba, anne, çocuklar, gelinler ve torunlardan meydana gelirdi. Ailenin reisi ve mutlak hakimi baba idi. Babadan sonra anne, çocuklar ve babanın bakmakla yükümlü bulunduğu anne ve babası gelmekteydi. Çocuklar, babanın ölümünden sonra serbest kalırlar ve aile başkanı olabilirlerdi. Baba, kızını istediği kişiye verebilirdi. Kızlar, evlenince baba evinden çıkar, başka bir aile içine girerlerdi.

Baba istediği takdirde karısını ve çocuklarını köle olarak satabilir, gerektiğinde onları öldürebilirdi. Baba sağ olduğu müddetçe, çocuklar mal, mülk sahibi olamazlardı. Çocukların kazandıkları her şey baba malı sayılırdı.

Roma’da halk siyasi haklara sahip olanlar ve olmayanlar diye iki kısımdı. Birinciler, bölgenin ilk ahalisi ya da fatihi olanların soyundan gelen “gens”lerin fertleri durumunda olanlardı. Her gens, aynı soydan gelen ailelerin bir araya getirdiği bir topluluktu. Roma halkı birbirinden ayrı hak ve imtiyazlara sahip üç sınıfa ayrılmıştı:

1) Patriciler (Vatandaşlar): Geniş topraklara ve tam vatandaşlık hakkına sahip gens üyeleri idiler. Patriciler siyasi, askeri ve dini alanlarda görev alır ve Roma Devletini yönetirlerdi. Senatüs ve Kuria meclisi üyelerini patriciler meydana getirirlerdi

2) Plebler (Avam/Halk): Bu sınıfı meydana getiren halk, Roma’ya sonradan gelip yerleşenlerden meydana geliyordu. Tarım, sanat, ticaret yapma ve toprak sahibi olma hakkına sahiptiler. Askere alınmazlardı. Oy kullanma haklan yoktu. Plebler, zamanla köle ve yanaşmaların kendilerine katılmaları ile çoğalmışlardır. Patricilere karşı koyacak bir duruma gelmişlerdir.

3) Yanaşmalar ve köleler: Çeşitli sebeplerle haklarını kaybeden kişiler yanaşma sınıfına dahil olurdu. Yanaşmalar bir aile reisinin himayesine sağınır ve onların ev işlerini görürlerdi. Köle anne-babadan dünyaya gelmiş veya savaşlarda esir edilmiş insanlardan meydana gelen sınıfa köleler denirdi. Köleler, patricilerin ev hizmetlerinde; tarla, bağ ve bahçe işlerinde çalışırlardı. Romalılar, kölelerini her işte kullanırlar, gerektiğinde işkence ederler ve öldürebilirlerdi. Azat edilen köleler, plebler sınıfına girerlerdi. Uzun mücadelelerden sonra plebler, patriciler ile aynı haklara sahip olmuşlardır.


Yaşayış

Krallık devrinde köylü, tüccar ve asker olarak yaşayan Romalıların hayatları, çalışmak ve savaşmaktan ibaretti. Sade yer içer, sade giyer ve sade yaşarlardı.

M.ö. II. yüzyıldan itibaren Romalılar, atalarının yaşayışlarını kaba bulmaya ve Yunanlılar gibi yaşamaya başladılar. Fetihler sonucu kazanılan servetler ve Roma’ya bağlı devletlerin ödedikleri vergiler, Romalıları aşırı derecede süs, israf ve eğlenceye sevk etti. Valiler, komutanlar zenginliklerini herkese göstermek amacı ile pahalı ziyafetler vermeye, lüks içinde yaşamaya başladılar. Halk da eğlenceye rağbet ve düşkünlük göstermeye başladı.
Devlet, halkın eğlenmesi için tiyatrolar ve sirkler yaparak, halkı eğlendirmek için oyunlar düzenledi. Romalılar, eğlenceye aşırı düşkünlük gösterdiler.Romalıiar hayatlarının büyük bir kısmını ziyafetler ve hamam eğlenceleri ile geçirirlerdi. Sirklerde kanlı gladyatör dövüşlerini ve insanlarla vahşi hayvanların güreşlerini seyretmekten büyük zevk alırlardı. Eğlence ve lüks sonucu, çok sıkı olan aile hayatı gevşedi ve bozuldu. Romalı kadınlar sade yaşayışlarını bırakıp, tiyatro ve sirklere gitmeye başladılar. Serbestlik kazanarak, kocalarını terk ettiler. Romalı zengin aileler arasında boşanmalar ve ahlaksızlık artış gösterdi.



Din ve İnanış

Romalılar, ilk zamanlardan itibaren birden fazla ilaha inanırlar ve taparlardı (politeist). Dini inançlar iranlılardan, Fenikelilerden, Friglerden ve büyük ölçüde Yunanlılardan etkilenmiştir. Özellikle Yunan ilahları isimleri değiştirilerek Romalılar tarafından da benimsendi. Yunanlıların gök ilahı Zevs, Romalılarda Jupiter; savaş ilahı Ares de, Mars olarak kabul edilmiştir. Romalılar, fala ve büyüye inanmışlardır.

Hukuk

ilk zamanlarda Romalıların yazılı bir hukuku yoktu. İşler, gelenek ve görenekler esas alınarak yürütülürdü. M.Ö. I. yüzyıla kadar, ailede baba mutlak bir otoriteye sahipti. Adli işleri de baba yürütürdü. Plebler ve patricilerin karşılıklı mücadeleleri sonucu, M.Ö. V. yüzyılda kanunlar yazılı hale getirildi (12 Levha Kanunları, M.Ö.451).
Romalılarda, tam vatandaşlık hakkına sahip olanlara Roma hukuku; Roma vatandaşı olmayanlara ise ayrı kanunlar uygulanırdı. Roma hukuku, M.S. II. ve III yüzyıllarda ekleme ve düzenlemelerle geliştirilmiş ve en olgun seviyesine ulaşmıştır. Bu dönemde, devlet memuru olan hakimler mahkemelere başkanlık etmeye başladılar. Bu kanunlar, zamanla gelişerek bugün dünya hukuk fakültelerinde okutulmakta olan Roma Hukuku meydana geldi.

Ordu ve Donanma

ilk zamanlarda Roma’da daimi ve düzenli bir ordu yoktu. Savaş anında, bütün vatandaşlar zenginliklerine göre silahlanırlar, yaya veya atlı olarak savaşa girerlerdi, tik Roma ordusu ihtiyaç duyulduğunda teşkil edilen bir aşiret ordusuydu.
imparatorluk devrinde düzenli bir askeri teşkilat kuruldu. Lejyon adı verilen askeri birlikler meydana getirildi. Lejyonların sayısı 30′a, bir lejyondaki erlerin sayısı 6000′e çıkarıldı. Roma ordusunun temelini yaya askerler (piyade) teşkil ederdi. Piyadenin yanında atlı birlikler (süvariler) de vardı. Yürüyüş halindeki Roma ordusu, konak yerlerinde kamplar (ordugahlar) kurar ve düşman hücumlarım önlemeye çalışırdı. Bu ordugahların yerinde zamanla büyük şehirler kurulmuştur.

Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
hayat, medeniyeti, roma, sosyal, yasayis

Seçenekler
Stil


Saat: 23:31

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,