ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler > Fizik


Atmosfer ve nefes


Atmosfer ve nefes

Türkçemiz Ve Diğer Dersler Kategorisinde ve Fizik Forumunda Bulunan Atmosfer ve nefes Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Atmosfer ve nefes Hayatımızın her dakikasında nefes alırız. Sürekli olarak ciğerlerimize hava çeker ve hemen sonra da aynı havayı geri ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 05 Ağustos 2015, 20:28   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Atmosfer ve nefes

Atmosfer ve nefes

Hayatımızın her dakikasında nefes alırız. Sürekli olarak ciğerlerimize hava çeker ve hemen sonra da aynı havayı geri veririz. Bunu o kadar çok yaparız ki "normal" bir işlem olduğunu düşünürüz. Oysa gerçekte nefes almak çok kompleks bir olaydır.

Vücut sistemimiz öyle bir biçimde ayarlanmıştır ki nefes alırken bu işi düşünmemize gerek kalmaz. Yürürken koşarken kitap okurken hatta uyurken vücudumuz sürekli olarak ne kadar nefes almamız gerektiğini hesaplar ve ciğerlerimizi ona göre çalıştırır. Nefes almaya bu kadar çok ihtiyaç duymamızın nedeni vücudumuzda her saniye gerçekleşen milyarlarca ayrı işlemin hep oksijen sayesinde gerçekleşen reaksiyonlardan enerji sağlamasıdır.

Şu anda bu yazıyı okuyabilmeniz gözünüzün retina tabakasındaki milyonlarca hücrenin sürekli olarak oksijenle beslenmesi sayesinde mümkün olmaktadır. Eğer kanınızdaki oksijen oranı düşerse "gözünüz kararır". Bunun gibi vücuttaki tüm kasların bu kasları oluşturan hücrelerin tümü karbon bileşiklerini "yakarak" yani oksijenle reaksiyona sokarak enerji elde eder. Bu enerji elde edildiğinde ise ortaya vücuttan atılması gereken karbondioksit çıkar.

İşte bunun için nefes alırız. Havayı içimize çektiğimiz anda akciğerlerimizde bulunan yaklaşık 300 milyon küçük odacığa oksijen dolar. Bu odacıkların duvarlarını kaplayan kılcal damarlar hemen bu oksijeni çekerler ve önce kalbe sonra da vücudun her tarafına taşırlar. Kılcal damarlar oksijeni içeri alırken aynı anda da atık madde olan karbondioksiti bırakırlar. Yarım saniye sürmeyen bu işlem sayesinde içimize çektiğimiz temiz (oksijenli) havayı dışarıya kirli (karbondioksitli) olarak veririz.

Akciğerlerimizde neden 300 milyon odacık olduğunu düşünebilirsiniz. Bundaki amaç ciğerin hava ile temas eden alanını maksimuma çıkarmaktır. Odacıklar sayesinde sıkıştırılmış olan bu alan gerçekte o kadar büyüktür ki eğer bu alanı ciğerin içinden çıkarıp düz bir yüzeye yaysak bir tenis kortu kadar yer kaplar.

Burada bir noktaya dikkat edelim: Akciğerlerin içindeki odacıkların ve dolayısıyla bu odacıklara giden kanalların bu kadar dar olması oksijen solunumunu artırmak için yapılmış harika bir yapıdır. Ama bu yapı bir başka şartın yerine gelmesine bağlıdır: Havanın yoğunluğunun akışkanlığının ve basıncının bu kadar dar kanallar içinde rahatlıkla hareket edebilecek değerlerde olmasına.

Havanın basıncı 760 mm Hg'dir. Yoğunluğu deniz seviyesinde litre başına bir gram civarındadır. Deniz yüzeyindeki akışkanlığı ise suyun elli katı kadar fazladır. Birer önemsiz rakam sanabileceğimiz bu değerler gerçekte bizim yaşamımız için çok kritiktirler. Çünkü "hava soluyan canlıların var olabilmesi için atmosferin genel karakteristik özellikleri-yoğunluğu akışkanlığı basıncı vs.-şu anda sahip oldukları değerlere çok çok benzer olmak zorundadır". 60

Nefes alırken ciğerlerimiz "hava direnci" denen bir güce karşı enerji kullanırlar. Hava direnci havanın harekete karşı gösterdiği durgunluk eğilimidir. Ancak bu direnç atmosferin özellikleri sayesinde çok zayıftır ve ciğerlerimiz kolaylıkla havayı içeri çekip dışarı itebilirler. Bu direncin biraz artması ise ciğerlerimizin zorlanmaya başlamasına neden olacaktır. Buradaki mantık bir örnekle açıklanabilir: Bir enjektörün iğnesinden su çekmek kolaydır ama aynı iğneyle bal çekmek çok daha zordur. Çünkü bal sudan daha az akışkanlığa ve daha yüksek bir yoğunluğa sahiptir.

İşte eğer atmosferin yoğunluk akışkanlık basınç gibi değerleri biraz farklılaşsa nefes almak bizim için bir enjektöre bal çekmek gibi zorlaşacaktır. Bu durum karşısında "o zaman enjektörün iğnesi kalınlaşabilir" diye düşünmek yani akciğer kanallarının genişletilmesini önermek ise yanlıştır. Çünkü o zaman ciğerlerin hava ile temas eden alanı çok küçülmekte ve ciğerler vücut için gerekli oksijeni alabilecek yapıdan uzaklaşmaktadır. Yani havanın yoğunluk akışkanlık basınç gibi değerlerinin mutlaka belirli bir aralık içinde olması şarttır ve bugün soluduğumuz havanın sahip olduğu değerler tam da bu dar aralığın içindedir.

Michael Denton bu konu hakkında şu yorumu yapar:

Eğer havanın yoğunluğu ya da durgunluğu biraz daha fazla olsaydı hava direnci çok büyük oranlara çıkacaktı ve hava soluyan bir canlıya ihtiyaç duyduğu oksijen oranını sağlayacak bir solunum sistemi tasarlamak imkansız hale gelecekti... Muhtemel atmosfer basınçları ile muhtemel oksijen oranlarını karşılaştırarak "hayat için uygun" bir rakamsal değer aradığımızda çok sınırlı bir aralıkla karşılaşırız. Hayat için gerekli olan çok fazla şartın hepsinin bu küçük aralıkta gerçekleşmesi-ve atmosferin de bu aralıkta olması-elbette ki çok olağanüstü bir uyumdur. 61

Atmosferin rakamsal değerleri sadece bizim solunumumuz için değil mavi gezegenin "mavi" olarak kalması için de önemlidir. Eğer atmosfer basıncı şu anki değerinden beşte bir kadar azalsa denizlerdeki buharlaşma oranı çok fazla yükselecek ve atmosferde çok yüksek oranlara varacak olan su buharı tüm Dünya üzerinde bir "sera etkisi" oluşturarak gezegenin ısısını aşırı derecede yükseltecektir. Eğer atmosfer basıncı şu anki değerinden bir kat daha fazla olsa bu kez de atmosferdeki su buharı oranı büyük ölçüde azalacak ve Dünya üzerindeki karaların tamamına yakını çölleşecektir.

Tüm bu dengeler Dünya'nın diğer özellikleri gibi atmosferinin de insan yaşamı için özel olarak yaratıldığını göstermektedir. Bilimin ortaya koyduğu bu gerçek bizlere evrenin başıboş bir madde yığını olmadığını bir kez daha ispatlamaktadır. Elbette ki tüm evrene hakim olan maddeyi dilediği gibi şekillendiren galaksileri yıldızları ve gezegenleri kudreti altında tutan bir Yaratıcı vardır.


O üstün Yaratıcı Kuran'da bizlere öğretmiş olduğu gibi tüm evrenin Rabbi olan Allah'tır.

Üzerinde yaşadığımız mavi gezegen ise Allah tarafından bizim yaşamımız için özel olarak düzenlenmiş Kuran'da ifade edildiği gibi dünya insan için "serilip-döşenmiştir". (Naziat Suresi 30) Allah'ın Dünya'yı insan için yarattığını bildiren diğer bazı ayetler ise şöyledir:

Allah yeryüzünü sizin için bir karar gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne Yücedir. (Mümin Suresi 64)

Sizin için yeryüzüne boyun eğdiren O'dur. Şu halde onun omuzlarında yürüyün ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O'nadır. (Mülk Suresi 15)
(makale harun yahya)

60 Michael Denton Nature's Destiny s. 127
61 Michael Denton Nature's Destiny s. 128
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
atmosfer, nefes

Seçenekler
Stil


Saat: 04:53

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,