ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > Gezelim Görelim > Bölgelerimiz Ve Hakkında > Güney Doğu Anadolu Bölgesi


Mardin İle İlgili Şiirler


Mardin İle İlgili Şiirler

Bölgelerimiz Ve Hakkında Kategorisinde ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi Forumunda Bulunan Mardin İle İlgili Şiirler Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Mardin İle İlgili Şiirler Mardin ile ilgili şiirler Mardin ili hakkında şiir Mardin şiiri Mardin'de Gece Gördüğüm tek güzellik Bana ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 28 Ekim 2014, 20:55   #1
Durumu:
Çevrimdışı
BuRHaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Meskul
Üyelik tarihi: 25 Ekim 2014
Şehir: İstanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 18.971
Konular: 8858
Beğenilen: 3252
Beğendiği: 2339
www.forumsevgisi.com
Standart Mardin İle İlgili Şiirler

Mardin İle İlgili Şiirler

Mardin ile ilgili şiirler
Mardin ili hakkında şiir
Mardin şiiri

Mardin'de Gece

Gördüğüm tek güzellik
Bana umut veren,huzur veren
Sabrediyorum,sabretmek zorundayım
Bitecek elbet,bitmek zorunda
Geleceğim,döneceğim bekleyin
Bu ayrılık bitmek zorunda
Ağlamayacağım,yılmayacağım
Dayanacağım
Sevginle, hayalinle
Geçecek elbet, geçmek zorunda
Ve O gün geldiğinde bitti diyeceğim
Bitti sonunda...!

Hakan Ögeyik

ZAMANIN BEŞİĞİ MARDİN

Zamanı ezelden almış koynuna
Sallar durur sonsuz uykusuna

Her renk safran, ikindi vakti
Ezan, çan, hazan söyler ninni

Süryani, Mervani sürmüş ilk hükmü
Süslemiş her yeri Artuk'lu mührü

Önünden geçen nice kavmi üzmüş
Anlı, şanlı krallar boyun bükmüş

Dicle Zazaâ€*ca sokulur kıyısına
Hasrettir çağlarca Kral Kızına

Biri yerin altında, biri yüzeyde
Rüzgârın dilinde birer söylence

Onların ahından sevdalar yanık
Kavuşmayanlara çaresizlik tanık

Kale gururlu, suskun hep ağlasa da
Zamanı ezelden beri sallar koynunda

Kurmanci, Daşi, Sorani ovayı işler
Toprak kokulu, güneş yanığı yüzler

Yaşatır dört mevsimlik şenliği
Ezan, çan, hazan söyler birliği

Ayten BAŞABAŞ-DİRİER

Mardin - Kültürler Kavşağı

Kusursuz bir işçilik.
Aşkla, sevgiyle yontulup perdahlanmış,
Belki de, acıyla yoğrulmuş,
Emek ile, ter ile şekillenmiş,
Büyük taş bloklar,
İşlemeli kapılar...
Yüzyılların sararttığı,
Taş konaklarla süslü,
Her taşın tanıklığında,
Her evin ayrı bir hikayesi,
Ayrı bir gizemi ve sırrı olan,
Her taşı tarih kokan bir şehir,
Bir taş yapı simgesi...
Doğaya, taşa, toprağa ve güneşe saygılı,
İklime ve insana dost,
'Marduk' kuralları geçerli burada...
Yazılı olmayan,
Ama, Babil'den beri geçerli olan yaşam kuralları;
Kimse,
Kimsenin güneşini, havasını kesmez,
Kimse,
Kimsenin suyunu kirletmez...
Zamana karşı bir direnişe tanık olursunuz,
Zamanın durduğu bu kentte.
Öykülerle bezeli bu kent...Mardin...

Mezopotamya'da,
Bir dağ yamacında kurulmuş,
Kervan ve savaş yolları olmuş bin yıllarca.
Timur, Kustus, İskender ve diğerlerinin,
Hep ağzını sulandırmış...
İçinde,
Çeşitli dinlerin ve dillerin,
Kapı komşu yaşadığı;
Müslümanlar, Kameriler ve Museviler,
Süryani, Ermeni, Keldani ve Yezidiler,
Kürtler, Araplar, Çeçenler ve diğerleri
Bir dinsel ve dilsel mozaik...
Hiçbir din ve dil baskın olmamış diğerine,
Yaşam damarını kesmemiş, gücü elinde bulundurduğunda...
Sevgi, saygı ve hoşgörü bir gelenek buralarda,
Nusaybin'de Zeynel Abidin Camii,
Süryani bir usta ve oğulları tarafından inşa edilmiş...
Deyru'z- Zafaran Manastırı'nın alt katında;
Tavanı, 'Kilit Taşı' ile ayakta duran,
Harçsız, dev taş bloklarla örülmüş Zerdüşti ateş ve güneş tapınağı,
Rahatsız etmemiş bugünkü sahiplerini.
Ve korumuşlar gözbebekleri gibi,
Bu güne taşımışlar hiç gocunmadan,
Binlerce yıllık bir kültür abidesini.
Büyüleyici ve muhteşem bir insanlık mirası... Bu şehir Mardin...

Sapsarı,
Safran sarısı bir gün ışığında,
Mor lacivert akşamlarda,
Üzerine kurulduğu dağa yaslanıp,
Mezopotamya ovasını seyre dalar.
Yüzyılların yorgunluğunu;
Aşağıda dalgalanan yeşil denize,
Üzerinde yaşayan insanlara,
Taşa toprağa ve tüm canlılara
Sevgiyle, coşkuyla bakarak atmaya çalışır,
Kentin yaşlıları gibi...

Yaşlılar;
Çarşıda,
Kapı önlerinde,
Kaldırımlara konulan,
Alçak iskemlelerde oturur çoğu zaman.
Bir yandan serinlenirken gölgede,
Bir yandan da,
Tespih çekilir, tütün sarılır,
Geçmiş yad edilir,
Doyulmamış yaşama,
Ve,
Yaşanmamış anlara derinden bir ahhh çekilir...
Biraz sonra,
Sıcak bir yağmur yağar,
Ve yıkamaya başlar,
Kentin,
Dar ve biçimsiz sokaklarını,
Yaşanmamış anlarla beraber...

Dantel gibi işlenmiş evler;
Çoğunun girişinde geniş merdivenler,
Heybetli sütunlarla desteklenmiş sahanlıklar,
İçerden açmak için,
Bahçe kapısı mandalına bağlı uzunca ipler,
Güneşi boylu boyunca alan,
Dar ve uzun odalar,
Seyrine doyum olmayan cumbalar,
Yol veren abbaralar...
Buralarda ne sevdalar,
Ne acılar,
Ne sevinçler yaşandı kim bilir..

Güneş;
Bütün ihtişamı ve tüm çıplaklığıyla,
En güzel renklerini buraya taşır,
Sarı, tüm tonlarıyla,
Bir renk akustiği oluşturur dağda, ovada.
Renk sıtmasına tutulur, toprak ve su.
Debelleşir tatlı bir heyecanla,
Bu sancının ürünü,
Muhteşem bir doğum olur,
Güneşin altın renginde,
Üzüm, zeytin, incir ve nar...

Geleneklerin belirlediği haşin bir yaşam.
Kahve içmekten,
Konak ağırlamaya,
Düğünden ölüme
Yaşama yön veren ritüeller,
Uyulması zorunlu katı kurallar...
Bazen de güçsüze, yurtsuza,
Uçsuz bucaksız bir sığınak olur.
Zamansız zamanlarda,
Şiirsel zamansızlık,
Çağlar ötesi kültürlerin harmanladığı,
Kültürler kavşağı...

Dirlik, düzen ve gücün sembolü,
Siyah kıl çadırlarda düğün ve taziyeler;
Sohbet, barış ve dostlukta,
Bazen de ölümde Acı kahve 'Mırra',
Büyük bir huşu ve saygıyla,
Sunulur misafire.
Konukseverlik;
Buralarda bir ibadet gibi,
Bir ayine hazırlanır gibi,
İkrama hazırlanılır,
Kurallarıyla, adetleriyle...
Öyle ki;
Kestiği hayvanın başı ve organları bile,
Büyük tepsilerdeki yemeğin üstüne konur,
Misafire saygı ifadesi olarak...

İp atlayan,
İstop, körebe, saklambaç oynayan çocuklar,
Karanfil kokan kırık leblebi...
Hafif is kokan mis gibi yoğurt,
Toprak gibi kokan toprak,
Damlarda beslenen keklikler,
Taklabaz güvercinler,
Gökyüzünün yorgan olduğu,
Yıldızların şarkı söylediği yaz akşamları,
Gündüzleri,
Van Gogh'un resimlerindeki mutluluk güneşi,
Akrep ve Yelkovanın koşmaktan yorulduğu,
Zamanın durduğu,
Dokunulmamış zamanlar;
Geçmişin ve geleceğin o an yaşandığı,
Çocuksu, özgür ve insancıl zamanlar...

Tek bir dilin sözcükleri değildir,
Burada konuşulanlar.
Birkaç ayrı dil konuşulur şehrin sokaklarında,
Ama herkes her sözcüğü anlar,
Kendisine lazım olacak kadar...
Bir yanda;
Camilerde okunan ezan,
Bir yanda;
Aziz Petrus'tan bu yana,
Zangoçun çaldığı çan,
Diğer tarafta;
Doğan güneşe saf tutan insanlar...
Bu kadar baştan çıkarıcı,
Sürükleyici,
Davetkar,
İnsanı başka alemlere götüren,
Şaşırtan,
Ağlatan,
Güldüren bir mekan,
Yeryüzünün hiçbir yerinde yoktur...

Necat İltaş

Mardin - Kültürler Kavşağı

Kusursuz bir işçilik.
Aşkla, sevgiyle yontulup perdahlanmış,
Belki de, acıyla yoğrulmuş,
Emek ile, ter ile şekillenmiş,
Büyük taş bloklar,
İşlemeli kapılar...
Yüzyılların sararttığı,
Taş konaklarla süslü,
Her taşın tanıklığında,
Her evin ayrı bir hikayesi,
Ayrı bir gizemi ve sırrı olan,
Her taşı tarih kokan bir şehir,
Bir taş yapı simgesi...
Doğaya, taşa, toprağa ve güneşe saygılı,
İklime ve insana dost,
'Marduk' kuralları geçerli burada...
Yazılı olmayan,
Ama, Babil'den beri geçerli olan yaşam kuralları;
Kimse,
Kimsenin güneşini, havasını kesmez,
Kimse,
Kimsenin suyunu kirletmez...
Zamana karşı bir direnişe tanık olursunuz,
Zamanın durduğu bu kentte.
Öykülerle bezeli bu kent...Mardin...

Mezopotamya'da,
Bir dağ yamacında kurulmuş,
Kervan ve savaş yolları olmuş bin yıllarca.
Timur, Kustus, İskender ve diğerlerinin,
Hep ağzını sulandırmış...
İçinde,
Çeşitli dinlerin ve dillerin,
Kapı komşu yaşadığı;
Müslümanlar, Kameriler ve Museviler,
Süryani, Ermeni, Keldani ve Yezidiler,
Kürtler, Araplar, Çeçenler ve diğerleri
Bir dinsel ve dilsel mozaik...
Hiçbir din ve dil baskın olmamış diğerine,
Yaşam damarını kesmemiş, gücü elinde bulundurduğunda...
Sevgi, saygı ve hoşgörü bir gelenek buralarda,
Nusaybin'de Zeynel Abidin Camii,
Süryani bir usta ve oğulları tarafından inşa edilmiş...
Deyru'z- Zafaran Manastırı'nın alt katında;
Tavanı, 'Kilit Taşı' ile ayakta duran,
Harçsız, dev taş bloklarla örülmüş Zerdüşti ateş ve güneş tapınağı,
Rahatsız etmemiş bugünkü sahiplerini.
Ve korumuşlar gözbebekleri gibi,
Bu güne taşımışlar hiç gocunmadan,
Binlerce yıllık bir kültür abidesini.
Büyüleyici ve muhteşem bir insanlık mirası... Bu şehir Mardin...

Sapsarı,
Safran sarısı bir gün ışığında,
Mor lacivert akşamlarda,
Üzerine kurulduğu dağa yaslanıp,
Mezopotamya ovasını seyre dalar.
Yüzyılların yorgunluğunu;
Aşağıda dalgalanan yeşil denize,
Üzerinde yaşayan insanlara,
Taşa toprağa ve tüm canlılara
Sevgiyle, coşkuyla bakarak atmaya çalışır,
Kentin yaşlıları gibi...

Yaşlılar;
Çarşıda,
Kapı önlerinde,
Kaldırımlara konulan,
Alçak iskemlelerde oturur çoğu zaman.
Bir yandan serinlenirken gölgede,
Bir yandan da,
Tespih çekilir, tütün sarılır,
Geçmiş yad edilir,
Doyulmamış yaşama,
Ve,
Yaşanmamış anlara derinden bir ahhh çekilir...
Biraz sonra,
Sıcak bir yağmur yağar,
Ve yıkamaya başlar,
Kentin,
Dar ve biçimsiz sokaklarını,
Yaşanmamış anlarla beraber...

Dantel gibi işlenmiş evler;
Çoğunun girişinde geniş merdivenler,
Heybetli sütunlarla desteklenmiş sahanlıklar,
İçerden açmak için,
Bahçe kapısı mandalına bağlı uzunca ipler,
Güneşi boylu boyunca alan,
Dar ve uzun odalar,
Seyrine doyum olmayan cumbalar,
Yol veren abbaralar...
Buralarda ne sevdalar,
Ne acılar,
Ne sevinçler yaşandı kim bilir..

Güneş;
Bütün ihtişamı ve tüm çıplaklığıyla,
En güzel renklerini buraya taşır,
Sarı, tüm tonlarıyla,
Bir renk akustiği oluşturur dağda, ovada.
Renk sıtmasına tutulur, toprak ve su.
Debelleşir tatlı bir heyecanla,
Bu sancının ürünü,
Muhteşem bir doğum olur,
Güneşin altın renginde,
Üzüm, zeytin, incir ve nar...

Geleneklerin belirlediği haşin bir yaşam.
Kahve içmekten,
Konak ağırlamaya,
Düğünden ölüme
Yaşama yön veren ritüeller,
Uyulması zorunlu katı kurallar...
Bazen de güçsüze, yurtsuza,
Uçsuz bucaksız bir sığınak olur.
Zamansız zamanlarda,
Şiirsel zamansızlık,
Çağlar ötesi kültürlerin harmanladığı,
Kültürler kavşağı...

Dirlik, düzen ve gücün sembolü,
Siyah kıl çadırlarda düğün ve taziyeler;
Sohbet, barış ve dostlukta,
Bazen de ölümde Acı kahve 'Mırra',
Büyük bir huşu ve saygıyla,
Sunulur misafire.
Konukseverlik;
Buralarda bir ibadet gibi,
Bir ayine hazırlanır gibi,
İkrama hazırlanılır,
Kurallarıyla, adetleriyle...
Öyle ki;
Kestiği hayvanın başı ve organları bile,
Büyük tepsilerdeki yemeğin üstüne konur,
Misafire saygı ifadesi olarak...

İp atlayan,
İstop, körebe, saklambaç oynayan çocuklar,
Karanfil kokan kırık leblebi...
Hafif is kokan mis gibi yoğurt,
Toprak gibi kokan toprak,
Damlarda beslenen keklikler,
Taklabaz güvercinler,
Gökyüzünün yorgan olduğu,
Yıldızların şarkı söylediği yaz akşamları,
Gündüzleri,
Van Gogh'un resimlerindeki mutluluk güneşi,
Akrep ve Yelkovanın koşmaktan yorulduğu,
Zamanın durduğu,
Dokunulmamış zamanlar;
Geçmişin ve geleceğin o an yaşandığı,
Çocuksu, özgür ve insancıl zamanlar...

Tek bir dilin sözcükleri değildir,
Burada konuşulanlar.
Birkaç ayrı dil konuşulur şehrin sokaklarında,
Ama herkes her sözcüğü anlar,
Kendisine lazım olacak kadar...
Bir yanda;
Camilerde okunan ezan,
Bir yanda;
Aziz Petrus'tan bu yana,
Zangoçun çaldığı çan,
Diğer tarafta;
Doğan güneşe saf tutan insanlar...
Bu kadar baştan çıkarıcı,
Sürükleyici,
Davetkar,
İnsanı başka alemlere götüren,
Şaşırtan,
Ağlatan,
Güldüren bir mekan,
Yeryüzünün hiçbir yerinde yoktur...

Necat İltaş

Tarihi Mardin

kalesinden bakınca kuş bakışı manzarası
deniz gibi görünür o yemyeşil ovası
uzaktan görüntüsü sanki kartal yuvası
nakışlı minareler,medreseler cabası

deyrulzafaran,dara,ulucami ve kırklar
her birisi ap ayrı bir tarih anlatırlar
camiler,hanlar,kilise ve hamamlar
başka yerde bulunmaz bin yüzyıllık çarşılar

ihtişamdan geçilmez cihangir kasımiye
her hanıyla gizemli yedi asırlık zinciriye
avrupa ilan etmiş uygarlık baş kenti diye
bu haysiyet ve onur yakışır mardin'liye

her ırktan her mezhepten her dilden ve her dinden
yaşarlar bir arada kürt,arap,türk demeden
modern avrupa bile ibret alıyor bizden
gel sende gör şahit ol yolun geçse mardin'den

Abdulvahap Altay
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
ile, ilgili, mardin, siirler

Seçenekler
Stil


Saat: 06:47

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,