ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Sosyal Bölüm > Sağlık Bölümü > Kalp Hastaliklari


Koroner Arter Hastalığına Neden Olan Risk Faktörleri ve Koroner Arter Hastalıklarında


Koroner Arter Hastalığına Neden Olan Risk Faktörleri ve Koroner Arter Hastalıklarında

Sağlık Bölümü Kategorisinde ve Kalp Hastaliklari Forumunda Bulunan Koroner Arter Hastalığına Neden Olan Risk Faktörleri ve Koroner Arter Hastalıklarında Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Koroner Arter Hastalığına Neden Olan Risk Faktörleri ve Koroner Arter Hastalıklarında Koroner Arter Hastalığına Neden Olan Risk Faktörleri ve Koroner ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 06 Aralık 2014, 03:11   #1
Durumu:
Çevrimdışı
BuRHaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Meskul
Üyelik tarihi: 25 Ekim 2014
Şehir: İstanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 18.971
Konular: 8858
Beğenilen: 3252
Beğendiği: 2339
www.forumsevgisi.com
Standart Koroner Arter Hastalığına Neden Olan Risk Faktörleri ve Koroner Arter Hastalıklarında

Koroner Arter Hastalığına Neden Olan Risk Faktörleri ve Koroner Arter Hastalıklarında

Koroner Arter Hastalığına Neden Olan Risk Faktörleri ve Koroner Arter Hastalıklarında

1-Diyet
Günümüzde beslenme şeklinin kalp damar hastalığıüzerine önemli etkilerinin olduğu kesin olarak bilinmektedir. Diyetin etkisinin araştırıldığı çalışmalarda agresif yağ kısıtlaması uygulayan çalışmalarda mortalitede %30-60 azalma sağlamak mümkün olmuştur. Koroner arter hastalığı üzerine olumlu etki yapan diyetin doymuş yağdan fakir; lif antioksidan teklidoymamış yağ ve balıktan zengin olması gerektiği gösterilmiştir. Omega-3 yağ asitleri içeren diyetler ise pıhtı oluşumunu azaltıp damar genişletici etki yapar. Birçokçalışmada balık tüketimi ile koroner mortalite arasında tersine ilişki vardır.

Buradan da görüldüğü gibi diyetin tek etkisi kan yağları üzerine değildir; kan basıncı obezite insüline bağımlı olmayan diabetes mellitus ve pıhtılaşmasistemi üzerine de etkileri saptanmıştır.Kişi ideal kiloya getirilmeli kilo fazlaysa kalorisi kisitlanmalidirTotal yag tüketimi diyetin %30'unu geçmemeli doymus yag %7-10 ile sinirlandirilmali çokludoymamis yag tüketimi %10 teklidoymamis yag tüketimi ise %10-15 civarinda olmalidir.Diyet taze sebze meyve lif ve baliktan zengin olmalidir.Trigliserid yüksekse alkol kesilmeli degilse de kisitlanmalidir.Tuz tüketimi kisitlanmalidir.
Diyet ile kontrol altına alınamayan kan yağları yüksekliği için ilaç tedavisi gerekli olacaktır.

2-Hipertansiyon
Hipertansiyon kalp damar hastalığına birkaç mekanizma üzerinden katkıda bulunur. Damar iç yüzeyi bozukluğuhipertansiyonun erken evrelerinden itibaren ortaya çıkar. Damar iç yüzeyindeki genişlemeyi azaltmatahücrelere yağ birikimini kolaylaştırmakta akışkanlığı bozmakta kireçlenmeyi artırmakta istenmeyen hücre ve pıhtı birikimini kolaylaştırmaktadır. Sınıflandırma amacıyla bazı kan basıncı değerleri normal olarak kabul edilse de kan basıncı ile kardiyovasküler risk arasındaki ilişkinin devamlı olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Şişmanlık fizik aktivite azlığı gibi diğer risk faktörlerinin bu risk artışına katkıda bulunduğu bildirilmiştir. Hipertansiyonun koroner olaylara yol açmasının kan basıncının damarlar üzerindeki doğrudan etkisinin yanında miyokard üzerindeki etkisinden de kaynaklandığı düşünülmektedir. Tedavi ile sistolik ve diyastolik kan basınçları 13 ve 6 mm Hg düşürülünce inme riskini %38 oranında koroner olayları ise %16 oranında azaltmak mümkün olmaktadır Hipertansiflerin de genç orta yaşlı veya diyabetik olanlarında hedef kan basıncının 130/85 mmHg altında yaşlı hipertansiflerde ise 140/90 mmHg altında olması hedeflenmektedir.

3-Sigara
Sigara ile kardiyovasküler hastalıklar arasındaki sıkı ilişki iyibilinmektedir. Sigara damar iç yüzeyinde kolesterol birikimini ve yağ-kireç birikimini kolaylaştırmaktadır. . Sigara kan fibrinojen konsantrasyonunu yükselterek pıhtı hücrelerinin tepkilerini artırarak ve kan akışkanlığını bozmaktadır.Damar tonusunu ve elastisitesini bozmaktadır. Sigara ayrıca HDL kolesterolünü azaltır ve LDL kolesterolün damar duvarındaki zararlı etkisini kolaylaştirir. Bir hipoteze göre de sigara dumani ve içindeki metabolitler mutajenik bir etki göstererek damar düz kas hücrelerinin aşırı artışına ve damarın içine doğru birikimine yol açabilirler.

Miyokard infarktüsü geçiren kişilerin sigaraya devamı halinde tekrar kriz geçirme riski %22-45 artar. Koroner baypas sonrası sigaraya devam edilmesiyle mortalite iki kat artar. Sigara ile koroner arter hastalığı arasındaki ilişki süreklidir ve doza bağımlıdır. Erkeklerde kalp damar hastalığıgünde 1-14 sigara içenlerde 1.7 kat ve günde 25 üzeri içenlerde 2.6 kat daha yüksek bulunmuştur. Kadınlarda günde 1-4 sigara içenlerde relatif risk 1.9 kat14-24 sigara arası içenlerde 4.3 kat ve 25'ten fazla sigara içenlerde 5.4 kat artmış olarak bulunmuştur. Pasif olarak sigara dumanına maruz kalmak da riski arttırır. Sigara içenlerin yanında bulunarak maruz kalınan pasif içiciliği oranı %40 kadar yüksektir.

Bu halde pasif içici her 10 sigaradan 4 ünü içmiş sayılmalıdır. Sigaranın bırakılması ile kardiyovasküler risk yaşlı hastalarda bile hızla düşmeye başlar. Bir yılın sonunda %50 kadar azalan risk 10 yıl kadar bir süre geçmesiyle koroner olay açısından giderek kaybolur.

3-Pıhtılaşma mekanizmasında artış
Fibrinojen von Willebrandt faktörü ve Faktör VIIa'yı da içine almak üzere birkaç hemostatik belirleyici artmış kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkili bulunmuştur. Ancak bunlar arasında konuyla bağlantısı en güçlü ve en sabit olanı fibrinojendir. Hem vaka-kontrol çalışmaları hem de prospektif kohort çalışmaları tutarlı bir şekilde plazma fibrinojen düzeyi ile koroner ve serebrovasküler hastalıklar arasında pozitif bir ilişkiyi göstermektedir. Pıhtı hücrelerinin birikimini irreversible olarak önleyen asetilsalisilik asitin (aspirin) gerek primer gerekse sekonder korunmada yeri olduğu düşünülmektedir.

4-Diabetes Mellitus
Diyabet hiperlipidemi hipertansiyon obezite ve insülin rezistansı ile ateroskleroz arasında sıkı bir ilişki vardır. Diyabette aterosklerozun etiyolojisi çok faktörlüdür. Diyabette en sık ölüm nedeni hala myokard infarktüsüdür. Diyabet damar duvarının esnekliğini bozmakta hücre birikimine ve artışına neden olmakta pıhtılaşmayı artırmakta ve damar iç yüzeyindeki hücre hasarını kolaylaştırmaktadır.

İyi kontrol altında olmayan diyabette tipik olarak hipertrigliseridemi ile beraber HDL düşüklüğü bulunur. Hipertrigliseridemi LDL metabolizmasını etkileyerek daha küçük ve yoğun LDL moleküllerinin oluşmasına yol açar. Bu LDL formu daha az yoğun olan LDL'ye göre beher miligram HDL kolesterol başına daha aterojeniktir.

Düşük HDL düzeyleri açik bir şekilde artmiş koroner riski ile baglantilidir. Bunun ters kolesterol transportundaki bozulmadan mi kaynaklandigi yoksa diyabetteki trigliserid ve LDL anormalliklerini doguran altta yatan patolojik metabolizmanin bir yansimasi mi oldugu belirsizdir. Bununla beraber kontrol dişi tip-I ve tip-II diyabette Lp(a) düzeyi bozukluklari da oldukça sıktır.

Koroner mortalite tip-1 diyabetlilerde 3-10 kat tip-2 diyabetlilerde erkekse 2 kadınsa 4 kat artar. Amerikan Diyabet Derneğinin önerilerine uyarak hastalarda açlık kan şekerini 120 mg/dl ve glukoz hemoglobini %7'nin altında tutmakta yarar vardır.

5-Fiziksel Aktivite Azlığı
Fiziksel aktivite azlığı ve fizik kondisyon yetersizliği de aynı obezite gibi koroner kalp hastalığı ile ilgili bağımsız belirleyiciler olarak değerlendirilmesi zor özelliklerdir. Düzenli egzersizin hem kardiyovasküler sisteme hem de kardiyak risk faktörlerinden kan basıncı lipid profili glukoz toleransı obezite ve tromboza eğilim üzerinde olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir.Ülkemizde yapılan Türk Kardiyoloji Derneği tarafından yapılan TEKHARF çalışmasında fizik aktivite ve total kolesterol düzeyleri arasında anlamlı bir tersine ilişki saptanmıştır. Düzenli ve doğru egzersiz yapılması koroner mortalitede egzersiz ile %23 azalma sağlandığı şeklindedir. Kardiyovasküler riski azaltmak amacı ile önerilen minimum egzersiz haftanın üç günü en az 30 dakika ve aerobik özellikte olmalıdır.

6-HDL kolesterol
HDL kolesterolün ateroskleroz gelişiminde koruyucu bir rolü vardir. Aterosklerotik plaklardan kolesterolün geri alinmasinin HDL tarafindan ve muhtemelen reseptör baglantili mekanizmalarla saglandigi hipotezi ileri sürülmüştür. Düşük HDL yani 35 mg/dl altindaki HDL degerlerinin önemli ve bagimsiz bir koroner risk faktörü oldugu bilinmektedir. Ancak tek başina HDL düzeylerini yükselten bir yöntem olmamasi ve yaşam tarzinin düzeltilmesiyle birden fazla lipid parametresinin düzelmesi nedeniyle HDL yükseltmenin koroner riski azaltici etkisini ölçmek güçleşmektedir.

7-Trigliserid
Trigliserid yüksekliği ile kalp damar hastalığıarasında bağımsız bir epidemiyolojik korelasyon kısıtlıdır. Ancakhipertrigliseridemi ve buna sıklıkla eşlik eden düşük HDL insülin direnci küçük yoğun LDL ve karın çevresi genişliği koroner arter hastalığı için risk oluşturur. Tek başına trigliseridi düşürmenin koroner olaylara etkisi ile ilgili veri çok azdır.Kilo kaybı kalori kısıtlaması alkolün azaltılması ve fizik aktivitenin arttırılması ile trigliseridleri düşürmek mümkündür. LDL kolesterolü düşürmenin en fazla koroner mortaliteyi azalttığı alt grubun trigliseridi de yüksek kişiler olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Önerilen trigliserid seviyesi 150 mg/dl veya daha aşağısıdır. 150 mg/dl'nin üzerinde trigliserid düzeyine sahip her hastaya öncelikle ilaçsız tedavi yöntemleri önerilmelidir. Bu yöntemlerin başında diyet kilo fazlalığı olanlarda zayıflama alkolün kısıtlanması ve fizik aktivitenin arttırılması gelir. İlaçsız tedavi ile trigliserid düzeyi düşmüyor ve birlikte HDL düzeyi düşük kalıyorsaveya hastada ailevi kombine hiperlipidemi gibi aterojen bir hiperlipidemi varsa ilaç tedavisi başlanmalıdır.

8-Obezitenin Kontrolü
Şişmanlik koroner kalp hastaligi ile ilgili erken dönem epidemiyolojik çalişmalarda tek degişkenlianalizler sonucunda bir risk belirleyicisi olarak gözükmüştür. Yagin karin bölgesinde toplanmasi ile karakterize yağ birikimi koroner arter hastaligi riski açisindan çok daha önemlidir.Beden kitle indeksi (kilo / metre olarak tanımlanan boyun karesi) ile mortalite arasında doğrusal bir ilişki vardır. Beden kitle indeksinin 25 kg/m2 altında olması normal kabul edilir. 25-30 kg/m2 arası kilo fazlalığı 30 kg/m2 üzeri ise obezite kabul edilir. Artmış bel/kalça oranı yani abdominal obezite KAH riskini özellikle arttırır. Erkeklerde 0.9 kadınlarda 0.8 altındaki bel kalça oranı normal kabul edilir.

9-Psikososyal Faktörler
Psikososyal stresin düzeltilmesinin koroner olaylara olan etkisini ölçmek stresin ölçüm ve değerlendirme zorluğu nedeniyle oldukça güçtür. Psikolojik stres öfke ve depresyonun kalp damar hastalığı riskini arttırdığı gözlemsel çalışmalarda bildirilmiştir. Özellikle infarktüs sonrası hastalarda depresyon ve stres azaltıcı girişimlerin yararlı olduğu düşünülmektedir.

10-Hiperhomosisteinemi
Aterosklerotik damar hastalığı için 15 (mol/lt üzeri plazma homosistein düzeyleri yeni bir bağımsız risk faktörü olarak tanımlanmıştır. Bu düzey üzerinde homosistein bulunanlarda 5 yıl içinde miyokard infarktüsü geçirme riski 3.4 kat artmıştır. Diyetle B12 ve folat suplemantasyonu yapılan hastalarda homosistein düzeylerini düşürmenin olası olduğu yeni çalışmalarda gösterilmiştir.

11-Lipoprotein(a)
Genetik olarak belirlenen lipoprotein(a) [Lp(a)] yüksekliğinin erken miyokard infarktüsü ve inme için önemli bir risk faktörü olduğu bilinmektedir. Artmış Lp(a) düzeyleri özellikle birlikte artmış LDL düzeyleri de bulunuyorsakalp damar hastalığı için önemli bir risk faktörü oluştururlar. Genelde Lp(a) nın 30 mg/dl üzerinde olması kalp damar hastalığı için risk oluşturur. Ancak östrojen replasman tedavisi niyasin neomisin dışında Lp(a) düzeylerini düşürücü özellikte farmakolojik ajan yoktur. Bu ajanların etkisi de kısıtlı olduğu gibi Lp(a) dışındaki parametrelere önemli etkileri bulunmaktadır.

12-Antioksidan tedavinin etkisi
Antioksidan tedavinin koroner ateroskleroz gelişimini engelleyebilecegine dair çok sayida gözlemsel çalişma varsa da rutin kullanimini öngördürecek kadar mortalite verisi henüz yoktur. Dogal antioksidan tüketimi fazla olan toplumlarda koroner olaylar azalmaktadir. Ancak ek tedavi olarak denenen probucol beta karoten C vitamini ve E vitamini kullanimi olan çalişmalardan tutarli bir sonuç elde etmek mümkün degildir. Bu bilgiler işiginda diyetle antioksidan tüketimi arttirilmasi dişinda rutin vitamin tedavisi kullanimini önermek mümkün degildir.

13-İnfeksiyon
Chlamydia pneumoniae başta olmak üzere bazi infeksiyöz ajanlarin ateroskleroz gelişimine yol açabilecegine dair bazi bulgular varsa da bunun anlam ve klinik sonuçlari hakkinda yeterli veri yoktur.

14- Yüksek duyarlı-CRP
Son yıllarda yapılan çalışmalarda hs-CRP nin yüksekliğinin kalp damar hastalığıve kardiyak kötü olaylar ile ilişkisi yapılan çalışmalar sonunda gösterilmiştir. Bu değerin <0.7 mg/Lolması normal kabul edilmekte ve bunun üzerindeki değerler riski artırmaktadır. Bazı antilipidemik ve dokuya direkt etkili yeni ilaçların olumlu etkilerini bu maddeyi azaltarak yaptıklarına dair önemli çalışmalar bulunmaktadır.

Risk Artışına Neden Olduğu Bilindiği Halde Değiştirilemeyen Faktörler

1-Aile Öyküsü
Koroner arter hastalığı gelişiminde en güçlü etmenlerden biri aile öyküsüdür. Aile öyküsü olan kişilerde erken kalp damar hastalığı riski 12 kat artar. Ateroskleroza ait aile hikayesi alınırken yalnızca koroner kalp hastalığının kendisi ile ilgili değil ailede mevcut olabilecek diabetes mellitus hipertansiyon obezite ve diğer metabolik hastalıklar hakkında da bilgi edinilmelidir.

2-Erkek cinsiyet ve ilerleyen yaş
İlerlemiş aterosklerotik lezyonlar erkeklerde kadınlardan yaklaşık 20 yıl daha erken ortaya çıkmaktadır.Erkeklerde puberte ile birlikte LDL kolesterol yükselip HDL kolesterol düşerken kadınlarda bu değişim gözlenmez. Cinsiyet farkının bir yönü de hormonal farklılıklarla ilgili olabilir.

Östrojenler plazma lipoproteinleri üzerinde olumlu bir etkiye sahiptirler ve postmenopozal kadınlardaki koroner hastalığı riskindeki artmayı geciktirmektedirler. Buna karşın erkeklere östrojen verilmesi muhtemelen arter trombozunu körüklediği için koroner kalp hastalığı insidensini arttırmaktadır.

Unutulmamalıdır ki koroner kalp hastalığı bu kötü sonuçlara yol açmadan alınacak basit tedbirler depremin önceden algılanması ile eşdeğerdir.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
arter, faktorleri, faktörleri, hastaligina, hastaliklarinda, hastalığına, hastalıklarında, koroner, neden, olan, risk

Seçenekler
Stil


Saat: 05:40

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,