ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


Sahip Olmak ya da Olmak

Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


Sahip Olmak ya da Olmak

ForumSevgimiz Eğitim Bölümü Kategorisinde ve Kişisel Gelişim Forumunda Bulunan Sahip Olmak ya da Olmak Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Sahip Olmak ya da Olmak “Sahip Olmak” ile “Olmak” Arasındaki Farklar 1-Konuşma: “Sahip olmak” tavrındaki kişi, sahip olduğu şeylere güvenir. ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 02 Aralık 2014, 22:20   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Dua '
Üye
Dua ' - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cok Asik
Üyelik tarihi: 25 Ekim 2014
Şehir: N'apcan, Gelcen
Yaş: 28
Mesajlar: 8.046
Konular: 3154
Beğenilen: 2610
Beğendiği: 3268
www.forumsevgisi.com
Standart Sahip Olmak ya da Olmak

Sahip Olmak ya da Olmak

“Sahip Olmak” ile “Olmak” Arasındaki Farklar

1-Konuşma:“Sahip olmak” tavrındaki kişi, sahip olduğu şeylere güvenir. “Olmak” ilkesine göre davranışlarına biçim veren bir kimse ise, varoluşunun ve yaşadığının bilinci içinde davranır ve bilir ki, kendini bırakmak ve cevap vermek cesaretini gösterdiğinde, yeni bir şeyler doğacaktır.

2-Okumak:Okuma sırasında (konuşmada olduğu gibi) “neyin” okunduğu (ya da kiminle konuşulduğu) oldukça önemlidir.

3-Otorite Uygulaması:Buradaki incelik, bir insanın otoriteye sahip olması ile otoriter olması arasındaki farkta gizlidir.Otoriteyi ellerinde tutanlar ve bundan yararlanan çevreler, insanları bu kurgusal yanıltmacaya inandırarak, onların gerçekçi ve eleştirel düşüncelerinin uyutulmasına ve zayıflatılmasına çalışmışlardır.“Olmak” ilkesine dayanan bir otorite ise, o kimsenin kişiliğine önem verir.Onun gelişmiş kişiliği, bir şeyler söylemesine veya yapmasına gerek kalmadan, onun ne olduğunu, diğer insanlara gösterecektir. Büyük yaşam ustaları, işte böyle bir otoriteye sahiptirler.

4-Bilmek:“Sahip olmak” ile “olmak” arasındaki farklılığın bilmek alanındaki belirmesi, “ben bilgiye sahibim” ile “ben biliyorum” deyişlerinde ortaya çıkar.

5-İnanç:“Sahip olmak” ilkesinde inanç, akılcı bir kanıtı bulunamayan şeyler konusunda bir çözüme sahip olmaktır,bir koltuk değneğinden öteye geçemez.
“Olmak” kökenli bir inanç, ilk aşamada belirli bazı fikirlere inanmak yerine, bir içsel yönlenme biçimi ya da ortaya bir davranış, bir tavır koymak anlamına gelir. “İnancım var” demek yerine “inanç içindeyim” demek, bence daha doğru olacaktır

6-Sevmek:Eğer sevgi, “sahip olmak” türünde ele alınacak olursa, kendinin kılmak, denetimi altında tutmak anlamlarına gelecek ve böylece de canlandırmak ve hareketlendirmek yerine, boğucu, engelleyici ve kısırlaştırıcı bir eylem haline dönüşecektir. Çoğu kez aşk olarak belirtilen şey, sevmebeceriksizliğini ve sevememeyi gizlemek için kullanılan maskeden başka bir şey değildir.
Sevmek, sevilen insanı (ya da şeyi) canlandırmak, onun yaşam duygusunu arttırmak anlamına gelir. Aynı zamanda, kişinin kendisini de canlandıran, yenileyen ve hareketlendiren bir süreçtir.

7-Eckhart’da “ Olmak” Kavramı:Eckhart’a göre, bizlerin insan olarak tek amacımız, ben’e bağlı olmamak ve egonun baskısından kurtulmak, yani “sahip olmak” ilkesinden sıyrılıp, “olmaya” çalışmaktır.Tutkulardan, eşyalara ve kendi benliğimize bağlılıktan kurtulmak demek olan özgürlük, sevginin ve üretici bir “olmak”ın ilk koşuludur.“İnsanlar ne yaptıklarını değil, daha çok ne olduklarını düşünmelidirler”


İNSANI “SAHİP OLMAK” DAVRANIŞINA YÖNELTEN ŞEY NEDİR?

1-“Sahip Olmak” Güdüsünün Temeli:Kazanç Toplumları:Sahip olma duygusunun en önemli nesnesi, kişinin kendi beni’dir. Benliğimizin çeşitli görünüşleri ve belirişleri vardır. Bunları; bedenimiz, adımız, sosyal statümüz, (bilgimiz dahil) sahip olduğumuz şeyler ve hem kendimizin görüp, hem de dışa yansıtmak istediğimiz görüntümüz olarak sıralayabiliriz.Burada önemli olan, benliğin içeriğinden çok, bizim onu sahip olduğumuz bir “mal” gibi görüp, kişiliğimizi bu temele oturtmamızdır.


2-“Sahip Olmak” Güdüsünün Yapısı:İhtiras yada “açgözlülük”le eşanlamlıdır ve her şeyi, kişinin egemenliği altındaki ölü ve cansız nesnelere dönüştürmekten başka bir işe yaramaz.İnsan her şeye sahip gibi gözükse de, gerçekte hiçbir şeye sahip değildir.Kişinin tüm ruhsal sağlığı ve dengesi, olabildiğince çok şeyler elde etmeye bağlı olduğu sürece, nesneler kişilere bağlı olmaktan çıkıp, onları denetler duruma gelirler.Sahip olmak ihtiyacını destekleyen bir diğer etken, biyolojik kökenli bir istek olan, yaşamak, yaşamda kalmak arzusudur. Bedenimiz bizimruhsaldurumumuzdan bağımsız olarak, sürekli biçimde “ölümsüzlük” arzusu ile doludur. Ama gözlemler sonucu ölümün kaçınılmaz olduğunu bildiğimiz için, ölümsüzlük imajını yaratacak bazı semboller ve değerler arayarak, bir çözüm bulma çabasına yöneliriz.

3-Aktif “Olmak”:“Olmak” ilkesi, bağımsızlık, özgürlük ve eleştirel düşünceyi, kendisinin ön koşulları olarak alır.Olmak”ın en belirgin özelliği, eylemdir.Kendini yenileştirmek,akmak,sevmek, benliğin dar sınırlarını aşarak diğer insanlara yönelmek,onlarla işbirliğine girmek ve vermek demektir.“Olmak”, yüzeysel görüntüleri aşıp, onların ardındaki gerçeği kavramakla gerçekleşebilir ancak. Gerçek şu ki, insanın doğasında hem “sahip olmak”, hem de “olmak” eğilimleri birlikte bulunurlar.
İnsanda iki türlü eğilim vardır:
Bunlardan biricisi, biyolojik olarak yaşamda kalma ve yaşama arzusuna bağlı olup, ondan güç bulan “sahip olmak” güdüsü,
İkincisi ise, insan varoluşunun gereklerinden, özellikle yalnızlık ve terkedilmişlik duygusandan kurtulabilmek için, başka insanlarla bir olmak ihtiyacından doğan “olmak”güdüsüdür.


4-Güven-Güvensizlik:İnsanlar genellikle bilinmeyene ve tanınmayana atılmaktan korkarlar. Belki adımı attıktan sonra, korkulacak bir şey olmadığı ortaya çıkar ama, harekete geçmeden önce olay bize tehlikeli, bu yüzden de korkutucu gözükür.İşte bu özellik, insanların özgürlükten korkup, kaçmalarının da en önemli nedenlerinden birisidir.Hiç kimse, kendini yaşama bağlayan dayanaklarını yitirmek istemez. Ama her sahip olunan şey, eninde sonunda yitirilmek zorundadır.Sahip olmanın yarattığı bunca güvenliğe rağmen, yeni bir fikri, bir ideali olan ve yeni gelişimlere çekinmeden atılan kimselere karşı bir hayranlık duymaktan da kendimizi alamayız.“Olmak” kavramında sahip olunan şeylerin kaybedileceğinden doğan endişe ve korku yoktur.

Sahip olma isteğine kapılmadan sevinç duyabilme konusuna en iyi örnekleri, insanlar arasındaki ilişkilerde buluruz. Bir erkek ve bir kadın davranışları, zevkleri, fikirleri veya tüm kişilikleri açılarından birbirlerine ilgi ve yakınlık duyabilirler. Ama kendilerini her beğendikleri şeye sahip olmak zorunda hisseden kişiler için, bu karşılıklı ilgi ve çekicilik, cinsel kökenli bir sahip olmak arzusunu doğuracaktır.Sahip olma isteğine kapılmadan sevinç duyabilme konusuna en iyi örnekleri, insanlar arasındaki ilişkilerde buluruz. Bir erkek ve bir kadın davranışları, zevkleri, fikirleri veya tüm kişilikleri açılarından birbirlerine ilgi ve yakınlık duyabilirler. Ama kendilerini her beğendikleri şeye sahip olmak zorunda hisseden kişiler için, bu karşılıklı ilgi ve çekicilik, cinsel kökenli bir sahip olmak arzusunu doğuracaktır. “Olmak” biçiminde bir davranışa ve dünya görüşüne sahip insanlar ise, ilgi duyulan
bir erkeğin ya da kadının yanında bulunmaktan zevk alırlar. Karşılarındakini cinsel yönden de çekici bulabilirler. Ama onlar için mutlu olabilmenin tek “çiçeği kopartarak,ona sahip olmaktan” geçmez.Kişiliğimin en temel özelliği “sahip olmak”sa eğer, yani “ben, sahip olduklarımın toplamıysam yalnızca”, bu duygunun beni çok, daha çok, en fazla şeyi elde etmek ihtirasına sürüklemesi doğaldır. Başka bir deyişle, açgözlülük “sahip olmak” duygusunun doğal bir sonucudur.Açlık gibi fizyolojik sınırları olan ve doyurulabilen fiziksel ihtiyaçlardan farklı olarak, ruhsal ihtiraslar (bedensel çabalarla tatmine ulaştırılsalar bile, tüm ihtiraslar ruhsal kökenlidir) bir türlü doyuma ulaştırılamazlar.Çünkü ihtiraslar tatmin edilseler bile, onların yol açtığı içsel boşluk ve bunaltıyı, yalnızlığı ve depresyonları bu yolla doyuma ulaştırıp, çözümlemek mümkün değildir. İnsanın sahip olduğu şeyler, her an yitirilebilme tehlikesi taşıdığından, bu tehlikeden korunabilmek için, hep daha fazla şeylere sahip olma isteği ve ihtirası doğacaktır.

5-Sevinç-Hoşnutluk:Hoşnutluk ya da hoşnut olmak nedir? Bu sözcüğü, bir arzunun aktif bir çaba gerekmeden (yani, canlılığa gerek duymadan) tatmin edilmesi olarak açıklamak mümkün. Doruk noktasındayken amaca ulaştığını sanan insan, o bir anlık zafer sarhoşluğu geçince, içinde hiçbir şeyin değişmemiş ve aynı bunaltının tüm boyutları ile giderilemeden yerli yerinde olduğunu fark edince, derin bir hüzne kapılır. Sevinç ise anlık bir alev ya da bir coşku durumundan çok, “olmak” kavramının doğasına uygun alan bir yanma, sanki bir kor olmadır.“Sevinç, insanın az mükemmellikten, çok mükemmelliğe ilerleyişi ve geçişi, üzüntü ise çok mükemmellikten, az mükemmelliğe doğru gerileyişidir”. Kısaca sevinç, insanın kendini gerçekleştirme süreci içinde, hedefine yaklaştıkça duyduğu ve hissettiği bir duygudur


6-Ölümden Korkmak-Yaşamın Doğrulanması:Epikür “Yaşadığımız sürece, ölüm bizi ilgilendirmez. Çünkü yanımızda değildir. O geldiğinde ise yine üzülmemeli, çünkü o zaman da biz yokuz” der.Yaşamı sahip olunacak bir mal gibi gören insanın ölümden korkmasını, akıldışı bir davranış olarak karşılamamak gerek. Bu duyulan korku ölümden değil, sahip olduğumuz şeyleri, bedeni, malı, mülkü, benliği yitirmekten dolayıdır ve hiçbir şeye sahip olamayacağımız bir uçuruma, yok olmaya sürüklenmekten korkmaktır.Sahip olmak tutkusundan ve ben-merkezcil biryaşamanlayışından sıyrıldığı oranda kişi, ölümden korkmayacaktır. Çünkü ölümle yitireceği bir şey yoktur.Zamanın gereklerine aldırmayarak özgürlüğe yaklaştığını sanmak, boş bir hayaldir. Bir günlük zamanı değerlendirmek yerine, onu “öldürmek”, aslında zaman kafesinden kurtulmak değil, gözlerini kapayarak, kafesi görmemek demektir.





Pazar(Şizoid)Karakter:Bu tip karakterde rekabeti kazanacak gücü göstermek ve kendini sarmaladığı paketin çekici olmasını sağlamak, bu yoldaki ilk koşullardır.Kişiliğin ne kadar süslenip, nasıl satıldığına bağlı olduğu için, bireyler kendilerini bir eşya, bir mal olarak, daha doğrusu hem satılan mal ve hem de alıcı olarak görmektedirler. Artık insanlar kendi yaşamları ve mutlulukları için değil, en iyi biçimde satılabilmek için uğraşır olmuşlardır.Pazar karakteri, sevgi ve nefret duygularından da yoksundur.Pazar karakteri ne kendisine, ne de diğer insanlara yakınlık duymadığı için, hiçbir şey onu çok ilgilendirmez. Bu onun bencil olmayışının değil, kendisi dahil hiç kimseyle yakın bir ilişkide olmamasının sonucudur.Dünyaya karşı çıkarcı ve onu kendi istekleri doğrultusunda yönlendirici bir tavır almalarına yol açar.


YENİ BİR İNSAN TASLAĞI


Yeni İnsanın Özellikleri
*”Olabilmek” için “sahip olmak” kökenli tüm davranış biçimlerinden vazgeçmeye hazır olmak.
*Güven duygusunun, benlik bilincinin ve kendine güvenin insanın kendi olgunluğu sonucu doğması gereklidir.
*Sevinci istifçilikte ve başkalarının yarattıklarını sömürmekte değil, vermekte ve paylaşmakta bulmak
*Yaşama ve onun her türlü belirişlerine karşı saygı ve sevgi duymak.
*İhtiras, nefret, kıskançlık ve tutkuları inebilecekleri en alt düzeye indirgemeye çalışmak.
*Herkesin kendi sevme ve eleştirel düşünce yeteneklerini geliştirmeye çalışması gerekliliğine inanmak.
*Bireysel narsisizmi (kendini sevmeyi) aşarak, insan varoluşunun sınırlarını ve kısıtlılığını kavramak.
*Başkalarını yanıltmamak, ama başkalarının da bizi yanıltmasına izin vermemek. Çok duygusal olmamaya da dikkat etmek.
*Kendini tanımak. Yalnız bilinçli yönlerini değil,bilinçaltını da tanımak
*Özgürlüğü, istediğini yapmak olarak değil, insana kendisi olabilmek şansının verilmesi olarak anlamak gerek.
*Sürekli gelişen bir canlılık içinde mutlu bir yaşam sürmek, yani insanın elinden geldiğince bilinçli ve yoğun yaşaması, öylesine doyurucudur ki, böyle böyle yaşayan birisi için, bazı hedeflere ulaşılıp, ulaşılamaması çok önemli olmaktan çıkar.


Açgözlülük ve kıskançlığı ortadan kaldırmaya karşı ileri sürülen, bunların insanın doğasından geldiği ve bir varoluş gerekliliği olduğu yolundaki iddialar, giderek değerlerini yitirmektedirler. Çünkü artık anlaşılmıştır ki, açgözlü ve kıskanç oluş, kurtlar arasında daha iyi bir kurt olmak yolundaki sosyal baskı sonucunda böylesine abartılı bir hal almaktadır
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
olmak, sahip

Seçenekler
Stil


Saat: 15:41

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,