ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


İletişim Donanımları

Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


İletişim Donanımları

ForumSevgimiz Eğitim Bölümü Kategorisinde ve Kişisel Gelişim Forumunda Bulunan İletişim Donanımları Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> İletişim Donanımları İki Farklı İnsan Portresi Çevrenize bir bakın: 1.POTRE • Dik yürüyen, • Güler yüzlü, • "Ben yapabilirim!" diye ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 02 Aralık 2014, 23:00   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Dua '
Üye
Dua ' - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cok Asik
Üyelik tarihi: 25 Ekim 2014
Şehir: N'apcan, Gelcen
Yaş: 28
Mesajlar: 8.046
Konular: 3154
Beğenilen: 2610
Beğendiği: 3268
www.forumsevgisi.com
Standart İletişim Donanımları

İletişim Donanımları

İki Farklı İnsan Portresi Çevrenize bir bakın:

1.POTRE

• Dik yürüyen,
• Güler yüzlü,
• "Ben yapabilirim!" diye düşünen ve risk alan,
• Hataları, başarıya giden yolda basamak olarak gören,
• Geleceğe umut ve şevkle bakan

2.PORTRE
• Omuzları düşmüş, süklüm büklüm yürüyen,
• Asık suratlı, bedbin bir yüzle bakan,
• "Ben beceriksizin tekiyim; elimden iş gelmez," diye düşünen ve hiç risk
almayan,
• İlk hatada, "Zaten başaramayacağımı biliyordum," diyerek çabalamaktan
vazgeçen,
• Geleceğe umutsuzca bakan



İnsanoğlu Algı Dünyasında Yaşar
Dışardaki olay ile algılanan şey farklı olabilir.Biz insanlar, yalnız algıladığımız kadarını biliriz

Zeminlerin Ortaklığı
Zeminlerin ortaklığı algılamaların benzerliğine yol açacağı için, benzer
zeminlere sahip insanlar, birbirlerini daha kolay anlayacaklardır. İki insan
birbiriyle iletişim içindeyken, birbirlerinin dediklerini, zeminlerinin
benzerliği oranında algılayıp an-lamlandırabilir. Dolayısıyla, zeminleri
benzemeyen kişiler birbirlerini tam olarak anlama olanağına sahip değildir.
Algılamaları farklı olan kişiler, esasında dünyalarının aynı olmadığının
farkında değillerse, kendilerini iletişim içinde sanırlar ama, gerçekte iletişim içinde değildirler.

Yaşamın Yankısı
Yaşama ne verirsen sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının bir aynasıdır. Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev. Eğer sana saygılı davranılmasım istiyorsan, insanlara saygılı davran. Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster. Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan, önce sen insanlara karşı hoşgörülü ve sabırlı olmalısın. Yaşamda ne ekersen onu biçersin. Bu doğa yasası, yaşamımın her yönü için geçerlidir."İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz; insanların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir.


SÜREKLİ İLETİŞİM İÇİNDEYİZ
İletişimi, anlam alışverişi olarak tanımlayabiliriz.Verdiğimiz mesajların bilincinde olup onların sorumluluğunu almak,
gelişmişliğin, duygusal olgunluğun bir göstergesidir.


İLETİŞİM DONANIMLARI
• Yüz ifadesinin,
• Beden duruşunun,
• Sesin,
• Bakışın
anlamı vardır


1-Görsel Kanal:

• Yüzlerinin güleç veya asık,
• Kendilerinin sağlıklı veya hastalıklı,
• Giyimlerinin itinalı veya pejmürde,
• Giysi renklerinin uyumlu veya uyumsuz,
• Hareketlerinin uygun veya uygunsuz,
• Mesafenin yakın veya uzak (burnunuzun dibine gelmiş biri ile sizinle uzaktan konuşan biri gibi).
Karşıdaki insanda gördüğünüz -ve hatta göremediğiniz- her şeyin bir mesaj değeri vardır.Bakışlar, gözlerin dili, gönül ilişkilerinin başlamasında ne kadar önemlidir.



2-İşitsel Kanal
Karşılıklı ya da telefonla konuştuğumuz zaman sesimizin tonu, tınısı, vurgulama tarzımız, sessizliklerin süresi, kekeleyerek konuşmamız, duraklamamız, kelimeleri tane tane veya birbiri peşi sıra söylememiz
iç dünyamız hakkında fikir verir.Davudi erkek sesiyle konuşan birinin söylediklerinin aynısını ince sesli bir erkek söylese dinleyenler üzerinde aynı etkiyi uyandırmaz.Bazı kelimelerin üstüne basa basa konuşan kişi, nelere önem verdiği konusunda bize ipucu vermektedir.Kişinin konuşma tarzı, onun kendinden ne kadar emin olup olmadığı hakkında bir fikir verdiği gibi, söylediğini ne kadar bildiği ve söylediğinden ne kadar emin olduğu konusunda da bir izlenim verir. Tanışma ortamında edinilecek bu tür ilk izlenimler, kurulacak ilişkinin geleceği hakkında çok önemli etkilere sağlar


3-Kokusal Kanal
Koku merkezleri iç beyindedir ve beyin kabuğunun denetiminden uzaktadır; bu nedenle kokular duygusal yaşamımızı doğrudan ve kuvvetle etkiler; bu etki olumluda olabilir olumsuz da. Kokunun olumsuz etkisini düşünceyle gidermek çok zordur.

4-Tatsal Kanal
Sevdiğimiz yiyecekleri hazırlayanları severiz; kendimize değer verildiğini düşünürüz, ttici bulduğumuz yiyecekleri önümüze koyanları sevmeyiz.



5-Dokunsal Kanal
Dokunma, ilişkinin sıcaklığını ve kişilerin birbirlerine karşı hissettikleri yakınlığı yansıtır


İlk İzlenimler
Daha önce birbirini hiç görmemiş insanlar ilk defa birbirlerini gördüklerinde,
kısa sürede birbirleri hakkında bir izlenim oluşturmaktadırlar. Kişinin
güvenilir veya güvenilmez, hoş veya nahoş, önemsenecek veya önemsenmeyecek, uyumlu veya uyumsuz olduğu gibi algılamaları içeren bu ilk izlenimler, otuz-otuzbeş saniye gibi kısa bir sürede oluşmakta ve daha çok sözsüz mesajlara dayanmaktadır.lk karşılaştığımız zaman nasıl göründüğümüz, nasıl bir yüz ifadesine sahip olduğumuz ve nasıl konuştuğumuz,ne konuştuğumuzdan KATBEKAT önemli olmaktadır.


İletişim Kanalları Arasında Bir Ahenk Vardır
Güler yüzlü insanın sesi sıcak ve dokunuşu yumuşak olur. Güler yüzlü insanın
sizi üzmeyen olumlu şeylerden söz etmesini beklersiniz. Asık suratlı insanın
sesi soğuk ve dokunuşu sert olur; konuştuğunda sizi üzen olumsuz şeylerden söz etmesini beklersiniz. Bebekler, henüz konuşmaları anlamadıkları dönemde bile yüzifadesinden ve sesin tonundan sevilip sevilmediklerini hissederler.Psikologlar, iletişim kanalları arasındaki ahengin bozulmasını, akıl
hastalığının bir belirtisi olarak yorumlar. Güler yüzle birine hakaret eden bir insanın davranışı da normal değildir, asık suratla karşıdakini ne kadar
özlediğini ve sevdiğini söyleyen in ¦ sanınki de!


İLETİŞİMİN iKi DÜZEYİ: İÇ DÜNYA VE DIŞ DÜNYA.
Evet, iki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlar ve her iletişim
durumunda iki düzey vardır; olayların algılandığı, yorumlanıp anlamlandırıldığı bireylerin 'öznel iç dünya'sı ve bıreylerin o durumda göstermek veya söylemek istediği mesajlardan oluşan 'sosyal dış dünya'sı. İletişim durumlarında, karşıdakinin gösterdiği sosyal dış dünyayı görürüz; gösterilen o yüz'ü mesaj olarak alırız. Ama, gösterilen o sosyal yüz'ün arkasında, gerçekte bir öznel iç dünya vardır ve mesajın gerçek anlamı bu iç dünyada oluşur. Gösterdiğimiz yüzler, içinde bulunduğumuz 'sosyal ortama münasip' yüzlerdir. Aksi halde o ortamda bulunan kişiler bize, 'münasebetsiz biri' olarak bakarlar. Münasebetsiz biri olarak görülmemek için iç dünyamızdaki mesajları, içinde bulunduğumuz sosyal ortama uygun/münasip hale getirir ve öyle İletişim kurarız.


Can, Gözlerdedir
Biriyle konuşurken dikkat edin; konuştuğunuz kişinin neresine bakıyorsunuz?
Konuştuğumuz kişinin gözünün içine ba-'i/ O da gözümüzün içine bakarak bizi
dinler ve konuşur. Gerçek iletişim, bir canın başka bir cana ulaşmasıdır.



Yalnızlık ve Tek Başına Olmak Farklı Şeylerdir
Çevrenizde hep sosyal yüzlerle iletişim kuruluyorsa ve candan mesajlarla sizin canınıza ulaşılamıyorsa, kendinizi yalnız hisdir. Diğer insanlarla beraber olduğunuz zaman tek başına değilsiniz; ama bu, yalnız olmadığınız anlamına gelmez. Akıllı insan dürüsttür. JOHN CLARKE


İÇ VE DİŞ DÜNYA FARKİ STRES OLUŞTURUR
Aşırı Sosyal Maske İç ve Dış Dünya Arasındaki Farkı Büyütür. Söyleyeceklerinin başkasını nasıl etkileyeceğini, daha konuşmaya başlamadan düşünmeye başlar ve o kişilerle olan ilişkisine verdiği önem derecesinde iç dünyasındaki mesajları onların beklentisi yönünde 'düzenler. ayarlar.'iç dünyası neyi söylerse söylesin, yaşamını etkileyebilecek güçte olan insanların beklenti ve düşüncelerine açıkça karşı çıkmamaya özen gösterir.Aşırı sosyalleşen insanlar, dışarıdan bakıldığında, başkalarını rahatsız etmeyen, aranan, 'hoş' insanlar gibi görünseler de, aslında yaşamlarını, "Başkaları ne der?"e göre düzenleyen ve bunun doğal sonucu olarak özlerinden koparak kendilerine yabancılaşmış insanlardır.Kişinin yaşamındaki yalnızlığın kaynağı, bu özünden kopuş, uzaklaşma ve yabancılaşmadır. Bu yalnızlık dışarıdan gözle-nemez; bireyin mahrem dünyasında, ancak kendisi tarafından gözlenebilir.


Varoluş Stresi: Kendi Gözünde Gerçekliğini Kaybetmek
İç ve dış dünya arasındaki mesafe, bireyin yaşamındaki en önemli stres
kaynağıdır. Ben bu strese varoluş stresi diyorum,İç ve Dış Dünya Arasındaki Fark Ne Kadar Çok Olursa Varoluş Stresi O Kadar Fazla Olur.İç dünyasını, yani gerçek duygu ve düşüncelerini ifade ede bilen bireyin, iç dünya dış dünya farkı pek yoktur. Hu nedenleIÇ VE DIŞ DÜNYA FARKI STRES OLUŞTURUR İÇ VE DIŞ DÜNYA ARASINDAKİ FARK STRES MİKTARI bireyin yaşamında varoluş stresi azdır.

Biri için, "Özgün bir yaşamı var," dediğimizde, anlatmak istediğimiz Şudur: Bu kişi, iç dünyasında düşündüklerini ve hissettiklerini sözlerinde ve davranışlarında yaşayabilmektedir. Bu düşünce ve davranışlara sahip kişiye, özgün insan deriz.Özgün insanın yaşamında stres azdır.Özgün yaşamı olmayan insan, iç dünyasında hissettikleri ve düşündüklerini davranışına yansıtamaz; bu insanın söyledikleri ve yaptıkları kendi iç dünyasından değil, başkalarının ondan beklentilerinden kaynaklanır. Bu kişi başkalarının kendisinden duymak istediklerim söyleme zorunluluğunu hisseder; onların görmek istediklerini yapar. Onun yaşamında sosyal i/wz baskındır ve can geriyeitilmiştir;yalnızdır.îç huzura sahip olmak ve kendiyle barışık yaşamak, kişinin sağlığının temelidir.



Güven Ortamında İç Dünyalar Paylaşılır
Her insan, ilişkilerinde gücün şu veya bu şekilde farkındadır ve farkında olduğu biçimde o güce uyum sağlamaya çalışır. Bu uyumun bir parçası da güçlü kişiyi rahatsız etmemek için içindekileri olduğu gibi söylememektir Kendinin, düşüncelerinin, duygularının doğal bulunup kabulEdileceğine, yargılanmayacağına güvendiği zaman. Can cana ilişki içinde olan insan doğaldır,içinden geldiği gibi konuşur ve davranır


Can, Hem Ait Hem Bağımsı: Olmak isterYaşamın İki Bacağı Varyaşam dansı
iki bacağı birbirine denk olan insanın yaşam dansı daha fazla
olanaklara sahip olur; bu kişi her türlü dansı yapabilir.Bacaklarından biri
diğerinden uzun veya kısa olan kişinin yaşam dansı geniş olanaklar yelpazesi
içinde yei almaz; yaşam, dansı için bu kişinin koltuk değneğine ihtiyacı olur.
Ait olmanın baskın olduğu aile ortamında, 'sen merkezli', kişiliksiz, kendini
sürüden biri olarak gören insanlar yetişir. Bu insanlarda sınırlar ve sorumluluk bilinci gelişemez.'Başkaları ne der?' gözlüğüyle bakar ve bu
gözlükle karar verir.Ben merkezli', kendinden başkasını düşünmeyen, karşıdakini önemsemeyen, dinlemeyen insanlar yetişir. Bu insanlar ise karar verirken diğer insanların düşüncelerini hiç hesaba katmaz. Yani bu insanda da sınırlar ve sorumluluk bilinci gelişmemiştir. BÎZ Bilinci; anlamlı, sağlıklı,
coşkulu bir yaşamın temelidir. İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın; çok yaklaşma yanarsın.SADİ ŞİRAZÎ


İletişim ortamında can'm sezgisel olarak sorduğu beş soru şunlardır:
1- Kaale alınıyor muyum? Beni umursuyorlar mı?
2- Kabul ediliyor muyum? Beni olduğum gibi, yargılamadan kabul ediyorlar mı?
3- Değerli miyim? Beni vazgeçilmez ve eşsiz olarak görüyorlar mı?
4- Yeterli miyim? Beni becerikli, bir şeyler yapabilecek güçte görüp
yapabileceğime güveniyorlar mı?
5- Sevilmeye layık mıyım? Beni ben olduğum için özleyip, benimle zaman geçirmek istiyorlar mı?
Her bir soru, varoluşun bir boyutunu belirtir


İnsanları umursamayan bu kişi, yaşamında gerçekten neyi umursar?
Gözlemlerime göre, insanları umursamayan bu kişiler, güç' boyutuna çok önem veriyorlar. Karşıdakinin insanlığına ve karakterine, yani anı'la ilgili
özelliklerine hiç önem vermeyen, onu umursamayan kişiler, karşıdakinin makamına,mev-kisine, sosyal statüsüne çok önem veriyorlar.


Sınırların ve Sorumlulukların kaale alınması
Sorumluluk, kişinin sınırları içerisinde gördüğü olaylardanve şeylerden hesap vermeye hazır olması demektir.Sınırlar ve sorumluluk bilinci olan kişiler, zamanlarıyla ve paralarıyla ilgili konularda planlama yaparken ayaklarını yorganlarına göre uzatırlar.

Yaşamda Kabul ve Takdir Can, Değerli, Vazgeçilmez Olmak İster
Bir insan ne zaman kendini değerli hisseder?Kendini, kendinden daha büyük bir bütünün vazgeçilmez bir parçası olarak gördüğüzaman, insan kendini, vazgeçilemez, yeri doldurulamaz, emsalsiz, tek gördüğü an değerli hisseder.




Can, Yeterli Olmak İster
Yeterlilik boyutunun anlamı şudur: Her insan kendisini güçlü ve güvenilir görmek isterKendini yeterli, güçlü ve güvenilir görme gereksinimi.
Duygusal zekânın temelinde ise özgüven, yani kişinin kendi başına bir şeyi yapabileceğine olan güveni yatar.

Can Sevilmek ve Özlenmek İster
Sevgi, Yaşamın Her Alanında Önemli Canların güçlü olduğu ortamda ise yaratıcılık, açık iletişim, şevk ve işbirliği vardır



Karşımızdakini Dinleyerek . Var Ederiz
Varoluşun beş boyutu, en çok dinleme davranışında kendini belli eder
Dinleyen güleryüzlü olacak, karşısındakinin gözlerinin içine bakacak, ara sıra, onu takdir eden sözler söyleyecek.Sizin konuşmanızın kalitesi ve hoşluğu, karşınızdakinin dinleme kalitesinin bir sonucudur.İnsanların fenomen dünyasını hesaba katarak, onların varoluşunu önemseyerek konuşan kişiyi, insanların dinlemesine konuşuyor, diye tanımlıyorum. Gerçekte dostluk, dinlemenin sonucunda oluşur, Dinlemesiyle insanları anlayan, değer veren insan, öyle bir güven ve anlayış ortamı yaratır ki, bu ortam içinde herkes onu özler, onunla beraber olmak ister,onu izlemek ister. Karakteri, inandığı temel değerler ona sürekli yol gösterir ve onun inanılır, güvenilir bir insan olduğunu tekrar tekrar gözler önüne serer. Ve ilginç olan şu: İlişki gelişmeyince, ilişki içindeki insanlar da gelişmez.


İki Yaşam Felsefesi: Korku Kültürü ve Değerler Kültürü
Korku kültürü, belirli türden bir yaşam tarzı, bir yaşam felsefesidir. Korku
kültürü insanların özüne önem vermez; bu zeminde sosyal maskeler, mevkiler ve maddiyat önemlidir.Değerler kültüründe insanın özü önemlidir; tüm yaşam süreci, özgün yaşama katkısı oranında anlam bulur.Korku kültürü iletişim ortamına, 'kimin dediği olacak', değerler kültürü ise, 'doğru olanın yapılması' bilincini getirir.Korku kültürünün yaşamımızı yönettiğinin bilincine varmadan, bunu fark etmeden can'm değerini bilen, insan insana bir yaşam oluşturmak olanaksızdır.Korku kültüründe bireyler birbirlerini tanıyorlarsa, o ortamda kimin güçlü olduğunu önceden bilirler; birbirlerini tanımıyorlar ise, kimin güçlü olacağı belirleninceye kadar bir belirsizlikdönemi sürer.Değerler kültüründe o ortamda doğru olanın ne olduğu henüz belirlenmemiş ise, o ortamda doğru olanın belirlenmesi öncelik kazanır; ortamdaki vizyon ve bu vizyonun üstüne kurulu değerler belirleninceye kadar belirsizlik sürer.Değerler kültürü, vicdan temeli üstüne bir yaşam oluştururken; korku kültürü, vicdanın gelişmesine olanak sağlamaz.


Sorunları yaratan SEN-BEN anlayışı ile sorunların çözümünün temeli olan BİZ bilincidir
SEN ANLAYIŞI: Temelinde acizlik duygusu yatar. Acizlik duygusu “Ben kendime bakamam, onun için bir başkası benim yaşamımdan sorumlu olsun” sonucuna götürür.

BEN ANLAYIŞI: Diğerlerine güvenmeme, onların aciz olduğunu düşünme ise tam aksine BEN anlayışının temelinde yatar ve “Ben bilirim. Bana sormadan bir şey yapmayı, düşünmeyin, planlamayın” bu anlayışın en belirgin ifadeleridir. SEN-BEN anlayışı içinde kişi bireycidir; bencildir. BİZ bilincine ermiş kişi ise bireyseldir; sosyaldir.

BİZ BİLİNCİ:Yaşamı bir sistem olarak algılamayı gerektirir. Uzun zaman süresinde olaylar incelendiğinde, bugünkü birçok sorununun nedeninin daha önce önerilen dar görüşlü çözümlerde bulunduğu görülür. Çözüm sistemin tümünü kapsamıyorsa, çözüm için sistemin bir yerini zorlamak, sistemin bütünlüğünü tehdit eder ve sistem kendi bütünlüğünü korumak için harekete geçer. Kısa vadeli çözümler önce işler gibi gözükse de, uzun vadede sorunu daha olumsuz yapar. Sorunun süratle çözülmesi her zaman en iyi çözüm demek değildir.
İnsan ilişkilerinde en önemli duygu, insanların birbirlerine güvenmeleridir. Güvenin altında kişinin bütünlüğü, yani özünün, sözünün ve davranışının tutarlı olması yatar. Kimse bütünden tek başına sorumlu değildir ve kimse bütünün dışında bırakılmamıştır. Kimse sorunların sorumluluğunu kimseye yükleyemez. Bütünün bir parçası olarak sorun da çözüm de insanın kendisinde başlar.

BİZ BİLİNCİNDEKİ KİŞİNİN ANLAYIŞ TARZI

· Her birey, tümün vazgeçilmez bir parçasıdır.
· Uzlaşma ve barış içinde olma; yarışma veya hasım ilişkileri içinde olmaktan iyidir.
· Herkesin sorumluluk alması gerekir.
· Olumluluk sağlıklı ilişkinin doğal sonucudur.
Biz bilinci içindeki kişilerin özellikleri
· Girişimci
· Riske girmekten çekinmeyen
· Sorumluluk duygusu taşıyan
· Özgün
· Gerçek
· Açık elli
· Sabırlı
· Azimli
· Vizyon sahibi
· İnsanların yaşamının bir parçası olmaya açık
· Gelişim içinde
· Hizmet etmeye önem veren
· İnsanların yapabileceğine inanan



SEVGİ YAŞAMDIR
Birisinin kendine bağımlı olmasını isteyen kişi, bu bağımlılığı kendine özgü
nedenlerden dolayı ister.'sevgi'yle karşılaşıyoruz ki, karşıdakini mutlaka kendine bağımlı kılıyor ve onun insan olarak bağımsızlığını elinden alıyor.
Seven sevileni kendi amacı uğruna kullanmaktaydı eşya sevgisidir
Korku kültüründe seven güçlü kişi, sevdiği kişinin sahibi gibi davranır.
Sevgi, iki insanın birbirleriyle ilişkilerinde onların davranışlarını
yönlendirecek en temel değerdir. Gerçeğe saygı,kişisel bütünlük ve hakkaniyet duyguları üstüne inşa edilir. Hizmet, yaşamın dayanışma düzeni olduğu gerçeğine olan saygının bir ifadesidir.Korku kültüründe korkan ve korkutan insanların itişme meydanıyken, değerler kültüründe yaşamı paylaşma ortamıdır

İnsanı İnsan Kılan Sevgi
"Halbuki sevgi, bir insanın olabileceğinin en iyisiniolmasına, gelişmesine olanak sağlamaya kendini adamaktır.İnsan onuru, değerler kültüründe en temel değerlerden biridir. Değerler kültüründe sevgi, insan onurunu yüceltir, geliştirir.





Bu donanımları kısaca gözden geçirmek isteyebilirsiniz diye aşağıdaki listeyi vermeyi uygun gördüm.
1. Donanmış bilinç, daha güçlü ve zengin yaşam olanakları yaratır. Bilinci
donanmış insan, bilinci donanmamış insandan her zaman ve her koşulda daha etkilive güçlü olacaktır. Bu kitap, iletişim konusunda bilincinizi donatmak için
yazılmıştır.
2. insan muhteşem bir potansiyeldir. Bir toplumdaki anaba-balar, öğretmenler,
işadamları, devlet yöneticileri insan potansiyelini geliştirme bilinci içinde
davranır ve olanaklar yaratırlarsa o toplum gelişir ve güçlü olur. Bir ülkenin
geleceğinin garantisi, çocuklarını geliştirmek için yarattığı olanaklarda yatar.
3. Olayların kendisinin anlamı yoktur; olayları algılayan insan, algıladığı
zemine göre olaya anlam verir. Olayların algı-: lanmış, yorumlanmış, anlam
verilmiş haline 'fenomen' deniyor, însan, fenomen dünyasında yaşamını sürdürür.
4. tki insan birbirinin farkına vardığı andan itibaren yapılan ve-yapılmayan
her şeyin mesaj değeri vardır; insanlar sürekli iletişim içindedir.
5. insanlar birbirlerine mesaj verdiği gibi, içinde bulundukları ortam da
insanlara mesaj verir.
6. iletişim çok kanallıdır: Her bir duyu organı bir iletişim kanalı olarak iş
görür. Duyguların iletilmesinde sözsüz mesajlar daha etkilidir.
7. iletişimde iki düzey vardır: Başkalarına gösterilen dış dün-va, sosyal yüz;,
yalnız bireyin bildiği iç dünya, can.
8. Gösterilen sosyal yüz ile içimizdeki can aynı mesajları veriyorsa yaşamımızda
stres az olur; gösterdiğimiz gerçek ile bizim içimizdeki gerçek birbirinden ne
kadar farklı ise yaşamımızda o kadar çok stres olur. Güven ortamında can kendiniözgürce ifade ettiğinden stres düşüktür.
9. insan hem bağımlı, ait olmak ister hem de bağımsız, birey olmak ister. Bu iki
gereksinim arasındaki denge, insan yaşamıiçin çok önemlidir. Birey olmak ve ait olmak, yaşamın iki bacağını oluşturur; dengeli bacaklarla yapılan yaşam dansı, daha güçlü ve anlamlı olur.
10. insan ilişkilerinde kişi, beş temel ilişki gereksinmesini karşılamak ister.
Bu gereksinmeleri, varoluşun beş boyutu diye adlandırıyoruz:
11. Varoluşun birinci boyutu kaale alınmak, umursanmaktır. Kişi hem kendinin,
hem de sınırlarının ve sorumluluğunun hesaba alınmasını ister.
12- Varoluşun ikinci boyutu kabul edilmektir. Kişi yargılanmadan olduğu gibi
kabul edilmek ister.
13- Varoluşun üçüncü boyutu değerli görülmektir. Kişi, kendinden daha büyük bir bütünün vazgeçilmez parçası olmak ister.
14- Varoluşun dördüncü boyutu yeterli görülmektir. Kişi güçlü ve güvenilir
olmak ister.
15- Varoluşun beşinci boyutu sevilmektir. Kişi özlenmek ve sevilmek ister.
16. Dinleme en önemli iletişim sürecidir. Kişi dinlemesiyle karşıdakini
yaratır.
17. Ait olmak ve birey olmak, varoluşun beş boyutu tablosuy-la birlikte bizim
varoluş matrisimizi oluşturur. Çocuk içinde yetiştiği ortamda varoluş matrisi
içinde kişiliğini bulur.
18. İletişim ağı içinde yaşarız ve her iletişim durumunda dört olasılık vardır:
vprir vpbu olumsuz mesajlar içinde algılarsınız.b) Ortam size olumlu mesajlar verir, fakat siz bu olumlu mesajları reddedersinizve kendinizi olumsuz benlik algısı içinde görürsünüz.c) Ortam size olumsuz mesajlar verir, ama siz bu olumsuz mesajların sizin özünüze uymadığını düşünürsünüz.
d) Ortam size olumlu mesajlar verir ve siz de kendinizi bu olumlu mesajlar
içinde algılarsınız.
19. Korku kültüründe ezenler ve ezilenler vardır; değerler kültüründe ise
'doğru olanı' yapan 'biz bilinci'nde insanlar vardır.
20. Korku ve değerler kültüründe 'sevgi' farklı anlamlar ifade eder. Korku
kültüründe sevmek, sevilen kişinin sahibi olmak anlamına gelir, değerler
kültüründe sevmek, onun gelişerek mutlu olmasına kendini adamak anlamına gelir.
21. Korku ve değerler kültüründe karı koca ilişkisine getirilen bilinç
farklıdır. Korku kültüründe, 'kimin dediği olacak' mücadelesi ailenin özünü
oluşturur. Değerler kültüründe ise, 'doğru olanı yapmak' ailenin özünü
oluşturur.
22. Korku kültüründe çocuk, otoritenin istediği kalıba sokulacak, kalıplanarak
sürekli denetlenecek bir yaratıktır. Değerler kültüründe çocuk, mur'eşem bir
potansiyeldir; yapılacak tek şey, çiftçinin ektiği tohum için oluşturduğu ortam
(su, gübre ve bakım gibi), çocuğun gelişimi için ortam hazırlamaktır.
23. Gerçeğe saygı, hakkaniyet, kişisel bütünlük, insan onuruna saygı, hizmet ve sevgi, değerler kültürünün çatısını oluşturur.

ANA FİKİR
Bireysel yaşamımızda, aile yaşamımızda, yaşamımızın her yönünde içimizdeki BİZ’i temel almadıkça anlamlı, doyumlu ve sağlıklı bir yaşama düzeni oluşturmamız olanaksızdır. Anlamlı, doyumlu ve sağlıklı bir yaşam, kaliteli bir yaşamdır. Bu da BİZ bilincine varmış kişilerin gerçekleştirebileceği bir olgudur. İçimizdeki BİZ, kalite bilincinin temelidir.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
donanimlari, iletisim

Seçenekler
Stil


Saat: 18:10

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,