ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


Endişe Neler Yapar?

Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


Endişe Neler Yapar?

ForumSevgimiz Eğitim Bölümü Kategorisinde ve Kişisel Gelişim Forumunda Bulunan Endişe Neler Yapar? Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Endişe Neler Yapar? Siz hiç doktora, baş ağrısı, mide bulantısı, çarpıntı, baş dönmesi, boğazınıza bir şeyin düğümlenmesi gibi yakınmalarla ve ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 29 Haziran 2015, 05:06   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Asrevya
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!
Asrevya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2015
Mesajlar: 1.060
Konular: 861
Beğenilen: 29
Beğendiği: 58
www.forumsevgisi.com
Standart Endişe Neler Yapar?

Endişe Neler Yapar?

Siz hiç doktora, baş ağrısı, mide bulantısı, çarpıntı, baş dönmesi, boğazınıza bir şeyin düğümlenmesi gibi yakınmalarla ve çok ciddi bir hastalığa yakalandığınız endişesiyle gittiniz mi?

Doktorunuz da size, önemli bir rahatsızlığınız olmadığını, yakınmalarınızın stres ve endişeden yani psikolojik nedenlerden kaynaklandığını söyledi mi?

Doktorun bu cevabı karşısında, şaşırdığınızı ve kendinize ve çevrenize şunları söylediğinizi duyar gibiyim:

''Nasıl olur? Benim cidden başım ağrıyor, midem bulanıyor! Hadi bunlar psikolojik diyelim! Peki, başımı nasıl kendi kendime döndürebilirim! Bence bu doktor bir şey bilmiyor! Başka doktora gitmem lazım!''

Bu düşüncenizde haklı mısınız?

Nasreddin Hoca’nın cevabı gibi olacak, bu soruya cevabım:

Hem siz haklısınız, hem de doktor haklı!

Haklısınız!

Çünkü hissettikleriniz, sizin uydurduğunuz şeyler değil. Vücudunuzda bir takım fiziksel değişimler oluyor ve bunların hepsi gerçek.

Sizi haklı kılan da, doktorunuzun bu mekanizmayı size anlatmaması!

Çok karmaşık olmayan bir şemayla hastaya stresin vücutta yarattığı fizyolojik değişimler anlatıldığında, onun bu bilgilerle çok rahatladığını, şikâyetlerini kendisinin uydurmadığını öğrendiğini ve doğru tedaviyi kabul ettiğini, hekimlik hayatımda sayısız kereler gözledim.

Doktor haklı!

Çünkü tüm doğru klinik değerlendirme ve laboratuar tetkikin ardından hekiminiz, size ciddi bir bedensel hastalığınızın olmadığını söylüyorsa, ona inanmalısınız!

Yakınmalarınız, yaşadığınız stres ve endişe, belki de hayatla başa çıkmada yaşadığınız zorluklardan kaynaklanmaktadır.

Korktuğunuz türden ciddi bir hastalık söz konusu değildir!

Bu yazımda size, stres ve endişenin, vücutta ne tür değişimlere yol açtığını ve bunun sonucunda da, hangi yakınmaları, neden hissettiğinizi anlatacağım.

Benim çalışma alanım olan Holistik (Bütünsel) Tıp, insanı zihin ve beden bütünlüğü içinde ele alır.

Çünkü bu iki olgu aslında farklı yapılar değil, sinir ileti proteinleri ve hormonlar aracılığıyla karşılıklı etkileşimde bulunan bir bütündür.

Bedensel hastalıklar zihinsel, zihinsel hastalıklar da bedensel sorunlara yol açabilir.

Örnek verecek olursak:

Sedef hastalığı (Psöryazis), vücutta pullanma ve kızarıklıklara yol açan bir rahatsızlıktır.

Yol açtığı görüntü, bazı hastalarda ciddi ruhsal sıkıntılara yol açabilir.

Diğer yandan, stres ve endişe yaşayan Sedef hastaları, bu süreçte cilt sorunlarının daha da arttığını fark ederler.

Zihin ve bedenimiz, bir tehlike algıladığında, stres yanıtı verir.

Bu yanıt, karşılaştığımız (ya da karşılaşacağımızı düşündüğümüz) tehlikeden kaçmamız veya onunla savaşmamız için bizi hazırlar.

Bu yanıtı daha iyi anlayabilmek için, gelin, önce mini bir biyoloji dersi yapalım!

Sinir sistemimiz, istemli ve istemsiz sinir sistemi olarak ikiye ayrılır.

İstemli sinir sistemimiz, gülümsediğimiz, yürüdüğümüz, saçımızı taradığımız, yemek yediğimiz veya gidenin ardından el salladığımız zaman çalışan sistemdir.
Bilinçlidir ve kendi kontrolümüzdedir.

Ama vücuttaki fonksiyonların neredeyse tamamına yakını, bilincimizin dışında gerçekleşir.

Hiç birimiz kalbimize atmasını, akciğerlerimize kendilerini önce havayla doldurup sonra boşaltmasını, böbreklerimize kanı süzmesini, barsaklarımıza hangi besin maddelerini tutup hangilerini uzaklaştırması gerektiğini hatırlatmayız.

Buna gerek yoktur. Tüm bunlar otomatik olarak yapılır.

Bu nedenle de, bu tür fonksiyonları yöneten sisteme, otonom yani istemsiz sinir sistemi adı verilir.

İstemsiz (Otonom) sinir sistemi de kendi içinde ikiye ayrılır:

1. Sempatik Sinir Sistemi: Kalbi ve nefes alışı hızlandıran, kan basıncını yükselten, terlemeye yol açan ve göz bebeklerini büyüten sistem.

2. Parasempatik Sinir Sistemi: Tüm bunların tam tersini gerçekleştiren, yani kalbi ve nefesi yavaşlatan, kan basıncını düşüren, vücut nemini dengede tutan ve göz bebeklerini küçülten sistem.

Kolaylıkla fark edeceğiniz gibi, Sempatik Sinir Sistemi, vücudun alarma geçişi demektir.

Keyifli bir dinlenme anında ise Parasempatik Sinir Sistemi devreye girer.

Tehlike algısının tetiklediği alarmla birlikte, zihin-beden, hazırlığa başlar.
Ya kaçacaktır veya savaşacaktır.

Adrenalin ve kortizol hormonları yoğun biçimde salgılanmaya başlar.

Savaşmak ya da kaçmak için, vücuttaki hücrelerin daha fazla acil yakıta, şekere ihtiyacı olacaktır.

Hücrelere bu yakıt, kan tarafından sağlanır.

Kalp, daha fazla kan göndermek için daha hızlı çarpar. Biz bunu çarpıntı olarak hissederiz.

Daha güçlü bir biçimde kasılarak daha fazla kan göndermeye çalışır. Bu ise kan basıncımızın yükselmesi demektir.

Savaşmak ya da kaçmak için, kas gücüne ihtiyacımız vardır.

Bu da, kanın el ve ayaklardan çekilip, kol ve bacaktaki büyük kaslarda toplanmasına yol açar.

El ve ayak buz gibi olur.

Kafamızdaki kan da büyük kaslara yönlendirildiğinden, başımızın içini boşalmış gibi hissedebiliriz.

Başımız ağrıyabilir veya odaklanmada zorlanabiliriz.

Bacak kaslarımız serleşeceğinden, onlar üzerinde kontrolümüzün azaldığını ve onların adeta zayıf bir lastik kıvamında olduklarını fark ederiz.

Kanı daha fazla oksijenlendirmek için nefesimizin sıklaşması, göğsümüzde sıkışma duygusu yaratabilir.

Hızlanan nefesle birlikte hızla karbondioksit dışarı atılır. Bu durum, baş dönmesi, gerçeklikten kopma duygusu, dudaklar ve parmak uçlarında karıncalanma gibi bulgular yaratabilir.

Stresli ve endişeli hal, vücuttaki fonksiyonları öncelik sıralamasına soktuğundan, o an için acil olmayan organ aktiviteleri askıya alınır:

Sindirim sistemi, hormon salgıları, vücudun savunma sistemi…

Tüm bu fiziksel değişimler, endişeyi büsbütün arttıracağından, kişide çeşitli hisler ortaya çıkar:

-Bayılacağım

-Öleceğim

-Delireceğim, gibi…

Ve tabii, bu hisler de, yeni bir stres kaynağı haline gelip, vücutta oluşan değişikliklere hız kazandırır.

Yani, anlayacağınız, tam bir kısır döngüdür bu.

Tehdit algısı, bunu izleyen fiziksel değişimler, fiziksel değişimlerin yarattığı korku, korkuya verilen bedensel tepkiler, daha da çok endişelenme, vs. Şehrazad’ın masalları gibi bitmeyen bir döngü başlatır.

Aslında, acil alarm sistemi, doğada, anlık tehlikelerle karşılaşan canlılara özgü bir sistemdir.

Yani, karşısına çıkan bir aslandan kurtulmak için, ya savaşacak ya da kaçacak olan kişi, kısa süreli bir alarm aktivasyonuna ihtiyaç duyacaktır.

Sonuçta ya kaçacak, ya aslanı öldürecek, ya da kendisi yem olacaktır!

Her durumda, olay dakikalar içinde bir şekilde çözümlenecek ve durum normale dönecektir.

Ama modern hayattaki tehlikeler anlık değildir.

Üstüne üstlük, insan zihni sadece olan tehlikelere odaklanmaz.

Bir de olabilecek tehlikelere kafa yorar.

İş bulmak, ödenecek faturalarla başa çıkmaya çalışmak, mükemmel olma arzusu, anlamsızlık duygusu, şehir gürültüsü, zorlu insan ilişkileri gibi faktörler, aslanla karşılaşmayla aynı alarm sistemini çalıştırmakla beraber, kolayca ve kısa sürede çözümlenemeyen problemler oldukları için, sistemin kısa sürede normale dönmesine izin vermeyen tehditlerdir.

Bu durumda, alarm sistemi, sürekli aktif kalacak ve yukarıda anlattığım fiziksel değişimlerin, bizi devamlı etkilemesine yol açacaktır.

Toparlarsak:

Çarpıntı, kan basıncının yükselmesi, terleme, uyuşukluklar, nefes daralması, göğüste basınç, ağrı hissi, kasların sertleşmesine bağlı ağrılar ve boyun-bel fıtıkları, sindirim sisteminin yavaşlamasına bağlı yakınmalar, savunma sisteminin baskılanmasından dolayı sık sık enfeksiyonlara yakalanma ve hastalıklara açık hale gelmek, kan şekerinin yükselmesi, hormonal değişimler, adet ve cinsel fonksiyon bozuklukları, sürekli kaygı, korku hissetme gibi sayısız fiziksel ve zihinsel yakınma, günlük hayatın ayrılmaz parçaları haline gelecektir.

Buradan şu sonuçları çıkartmamız mümkün:

Düşünceler bedensel tepkiler yaratıyor,

Bu bedensel tepkiler, çok ciddi hastalıkları hatırlatan bulgulara yol açabiliyor,

Bu bulgular çok gerçek fiziksel değişimlere dayanıyor,

Ama bu fiziksel değişimler her zaman, ciddi bir hastalığa yakalandığımız anlamına gelmiyor.

O nedenle de, hem doktor haklı, hem hasta!



Doç. Dr. Şafak Nakajima
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
endise, neler, yapar

Seçenekler
Stil


Saat: 04:44

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,