ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


Davranış Bilimleri

Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


Davranış Bilimleri

ForumSevgimiz Eğitim Bölümü Kategorisinde ve Kişisel Gelişim Forumunda Bulunan Davranış Bilimleri Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Davranış Bilimleri Davranış Bilimleri Bu bölümde, davranış kavramı ve kapsamı, davranış bilimleri . davranış bilimlerinin diğer sosyal bilimlerle ilişkisi ve ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 23 Temmuz 2015, 12:45   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Davranış Bilimleri

Davranış Bilimleri

Davranış Bilimleri

Bu bölümde, davranış kavramı ve kapsamı, davranış bilimleri . davranış bilimlerinin diğer sosyal bilimlerle ilişkisi ve davranış bilimlerinde yöntem konuları ele alınmıştır
DAVRANIŞ KAVRAMI Davranmak ile ilişkilendiren davranış kavram; “tutum, gidiş ve hareket tarzı” gibi kavramlarla da anılabilmektedir.

Davranış Kavramının konusunu oluşturan insan (ve hayvan) faaliyeti çok çeşitlilik gösterir. Davranış Kavramı, gözlemlenebilen ve ölçülebilen her şeyin incelenmesi ile yakın ilişki içindedir. Bu anlamdaki davranış eylemi “Nedenli, güdülü ve amaca yönelik olmakta ve rastgelelik ile nedensizlik ortadan kalkmaktadır

Davranış Kavramı, öncelikle insan veya hayvanın tek tek veya toplu olarak gösterdiği faaliyetler olarak tanımlanabilir

En genel anlamda davranış, insanların bütün eylemlerini (etki ve tepkilerini) karşılayan bir kavramdır. Psikolojinin temel konusunu oluşturan insan davranışlarından en önemli özelliklerinden birisi, bunların çok nedenli ve karmaşık oluşudur. Davranış açısından her olayın ondan önce gelen bir takım koşulların sonucu olduğu bir gerçektir. Bu da determinizm ilkesi ile ilgilidir.

Davranış, biyolojik bağlamda “bir organizmanın bir ortamdaki hareket tarzı” olarak tanımlanırken, genel anlamda organizmanın “belirli uyarıcılara karşı gösterdiği tepki” olarak da adlandırılabilmektedir .

Örgütsel bağlamdaki davranışta ise, örgütsel yapı içindeki insanların faaliyetleri ile ilgili olarak; “hissettikleri kızgınlıklar, moral bozuklukları, açık veya kapalı çatışmalar, ceza uygulamaları ve uygulama tehditleri , örgüt içi politika, güç mücadelesi gibi çeşitli ölçülerde sık sık ortaya çıkan durumlar” söz konusu olabilmektedir

Bir yönetici, “neden astlarım benim önerdiğim gibi davranmıyorlar” diye soru sormaya başladığında, örgütsel davranış boyutu ortaya çıkmış demektir. Bu durum örgüt içi kadar, işletme örgütünün yerel, ulusal ve uluslararası çevresinde yer alan herhangi bir unsurun davranış boyutu için de geçerlidir

1.2 DAVRANIŞ BİLİMLERİ

Davranış bilimleri, konuları ile insan davranışlarını açıklayan veya insan davranışları ile uğraşan bütün bilim dallarını kapsamaktadır. Hedefi ise, insanın düşünce ve irade süreçlerinin araştırılması ile bu süreçler üzerine kurulan eylemlerin açıklanmasıdır. Davranış bilimleri olması gerekenden çok olanın sistematik bir araştırması olduğundan norm koyucu (normatif) değil açıklayıcı (deskriptif) dır

Davranış bilimleri, esas olarak üç disiplin etrafında açıklanabilir.Bunlar, antropoloji, psikoloji ve sosyolojidir. Bununla birlikte bu geniş alanın kapsamında, ekonomi, siyasal bilimler, psikiyatri, hukuk, tarih gibi başka geleneksel akademik disiplinler ve yöntem,
pazarlama, tüketici davranışları, iş idaresi, grup dinamiği, endüstriyel moral, ve uygulamalı alanlar da bulunur.Bu disiplinler sosyal bilimler adı altında toplanmıştır

Davranış bilimleriyle sosyal bilimler kesin bir ayrım yapılmasının güçlüğü şu ifade de açıkça ortaya çıkmaktadır; “Davranış bilimi, antropoloji, psikoloji, sosyoloji gibi geleneksel alanlardan veya öteki yan davranış disiplinlerinden hem daha eksik hem de daha fazladır”.

Davranış bilimleri, bir başka yaklaşımda da altı ana grup içinde incelenmiştir. Bu bilim grupları; “Antropoloji, siyasal bilimler, iktisat, sosyoloji, psikiyatri ve psikoloji” dir.

En elementer çerçeve içerisinde davranış bilimlerinin uğraş alanı aşağıdaki gibi gösterilebilir.



Davranış bilimlerinin her dalı kişinin çeşitli güçleri kullanmasını incelemekte ve her bilim dalı bu incelemelere belirli yönlerden önem vermektedir.

1.3 DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Sosyal bilimlerin bir çok alanında olduğu gibi burada da, faaliyetin başlangıcını anlamlı olarak yansıtan kesin bir tarih göstermek güçtür. Davranış bilimlerinin tarihi, büyük ölçüde insan ve toplum bilimlerinin tarihidir.

Davranışsal düşünce tarihi kimi yazarlarca; “Sanayi Devriminden Önceki Dönem (İlk ve Eski Çağlar – Orta Çağ ve Serflik - Loncalar ), Sanayi Devrimi ve bunu takip eden dönem ve Beşeri İlişkiler sonrası Dönem” olmak üzere üç başlıkta sınıflandırılmıştır. Kimi yazarlar bunların dışında, “Eski ve Klasik Düşünce, Karanlık Dönem, Rönesans ve Akıl Çağı, Devrimden Devrime ve Çağdaş Sonuçlar” gibi beşli bir ayrıma gitmişlerdir.

Yönetim bilimi alanında çalışan araştırmacıların bir kısmı ise, aynı yönetim kurumlarında olduğu gibi; Geleneksel Dönem, Beşeri ilişkiler Dönemi, Modern Dönem ve Post-Modern Dönemi” olmak üzere dörtlü bir sınıflamayı uygun bulmuşlardır. Farklı yaklaşım veya sınıflamalar ışığında, Davranış bilimlerinin ortaya çıkışı ve evrimi ilgili olarak izleyen bilgiler sıralanabilir.
Karnak’ taki Horemhes Kitabesi; Mısır kralı ve halkı arasındaki hukuksal davranış boyutunu gözler önüne sermiştir.
 Ptah-Hotep’ in Emirleri; Mısırlıların basit günlük kayıtlarında korunmuş olan sosyal eylemlerdir.
 M.Ö. 2100 Yılından kalma Hammurabi Yasaları; Yasalarda ödül, ceza ve tazminat fikirleri egemen olup, toplumsal yaşam düzenlenmiştir.
 Klasik ilkçağ ve/veya Antik Çağ kapsamında sıralanan eski Yunan, Roma, Mısır, Sümer, Akad, Babil, Asur, Hitit, Fenike, İsrail, Pers, Kartaca, Eski Türkler, Çin ve Hint kültürleri önemli felsefik uygulamaları içermektedir. Çin’ de Konfüçyüs (M.Ö. 551-479) ve Hindistan’da Buda Öğretileri (M.Ö. VI . Yüzyıl); her iki ülke halkı üzerinde etkili olan felsefi sistemler geliştirmişlerdir.Antik Çağ Yunan felsefesinde, içlerinde Thales ‘inde sayıldığı yedi bilge dönemi (M.Ö. VII . ve VI . Yüzyıl arası), bilge bireylerin toplumsal yarar yaratmaları üzerine kurulmuştur.
 Plato ve Aristoteles; bazı bilim adamlarınca ilk davranış bilimcileri olarak da adlandırılmaktadır. İnsan doğasıyla ilgili entellektüel faaliyetin ilk kıpırdanışlarını doğuran felsefe Yunanlılar arasında tomurcuklanmıştır. Tüm Yunan düşünürleri arasında Plato ve Aristoteles, her yönden, özellikle insanın toplumla ilişkileri kavramıyla sivrilmişlerdir.
 İlk Roma yasası olan Medeni Yasa ve toplumun tüm kesimini kapsayan Doğal yasa; Şehir Devleti vatandaşlarının yaşamlarını düzenleyen yasalar topluluğu olarak göze çarpmaktadır.
 St. Augustine (354-430); İnsanların davranışlarında, çoğu bireyin eylemlerinin sonuçlarını belirleyebilecek bir kural haline gelen düzen olduğunu ileri sürmüştür.
 İnsanların sosyal yaşamlarını düzenlemeye yönelik ilahi buyrukların yer aldığı kutsal kitaplar ile peygamber öğretileri, davranışsal düşünce tarihi içinde yadsınamaz etkiler bırakmışlardır.
 Farabi (870-950); Aristoteles’ çi olarak da tanınan Türk Düşünürü Farabi, yadsınamaz etkiler bırakmışlardır.
 Thomas Acquinas (1227-12749; Antik çağın yapıtlarıyla Ortaçağ gelişmelerini bir araya getirerek, politik ve sosyal bir düşünce sistemi kurmaya çalışmıştır.
 İbn-i Haldun (1332-1406); Tarihsel olaylarda doğa ve insan etkisini sezen bilgin, tarihsel zorunluluk kavramını geliştirmiştir. Günümüzdeki satınalma gücü kuramının doğmasına da yol açan İbn-i Haldun, müdahaleci devlet anlayışına karşı çıkıp, liberalliği destekleyen bir tavır sergilemiştir.
 Nicholas Copernicus (1473-1543); Yer küreyi ve insanı evrende merkezi durumdan kaldırarak , dünyayı geliştiren bu astronom ve filozof’un, görüşleri sosyal düşünme üzerinde çok etkili olmuştur.
 Niccolo Machiavelli (1469-1527); Politik bilimlere ampirik bir yaklaşım örneği ile beraber felsefi bir sistemi de temsil eden “The Prince” adlı yapıtıyla tanınmıştır. Machiavelli, insanın kişisel çıkar ile hareket ettiğini, devletin en yüksek birleşme biçimi olduğunu ve bu nedenle sadakatin ona karşı olması gerektiğini ileri sürmüştür.
 Sir Francis Bacon (1561-1626); Bilimlerin geniş ve bütünleşmiş alanında ampirik soruşturma gereksinmesini sürmüştür.
 Thomas Hobbes (1588-1679); Tüm sosyal faaliyetleri güç için temel dürtüye bağlanmıştır.
 John Loche (1632-1704); Kavramların tecrübe ile geldiğini ve bu fikirlerin birbirleriyle ilgili ya da birbirine bağlı olduğunu ileri sürmüştür.
 Montesquieu (1695-1755); Sosyal gerçeklerle politik veya hukuki işleyiş arasındaki ilişkileri incelemiş ve ampirik soruşturmaya önem vermiştir.
 Adam Smith (1723-1790); Ekonomi Politik alanında en etkili yazarlardan biri olmuştur.
 Thomas Malthus (1766-1834); Nüfus etüdünün babasıdır.
 Jeremy Bentham (1748-1832); “Tüm sosyal eylemler ne denli çok zevk ve ne denli az acı ürettiklerine göre değerlenmelidir” görüşünü ileri sürüp, “Yarar ilkesi” ni geliştirmiştir.
 John Stuart Mill (1806-1873); Adam Smith’in Ekonomi-Politik geleneği çizgisinde kuram geliştirirken, bir yandan yararcılığın kavramlarını yeniden düzenlemiştir.
 Robert Owen ve Andrew Ure (1835); İşgören ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik ciddi uygulamalar ve yayınlarda bulunarak, temel üretim faktörleri arasında makine ve sermaye ile beraber insan kaynaklarının da kabul görmesini sağlamışlardır.
 Auguste Comte (1789-1857); 1830’lu yıllarda sosyoloji terimini ortaya atarak, Davranış Bilimlerinin özünü oluşturmaya yardımcı olmuştur.
 Emile Durkheim(1858-1917); bireylerle grup arasındaki sosyal bağların niteliği üzerinde araştırmalar yapmıştır. Anomi (düzgüsüzlük, normsuzluk) kavramını geliştirmiş ve istatistiği uygulamaları ilk kullanan bilim adamı olmuştur.
 Karl Marx (1818-1883); sosyal işleyişi açıklamak için diyalektik meteryalizm adı altında kavramsal bir sistem geliştirmiştir. Maddesel koşullarla sosyal etkileri arasındaki yakın ilişki filizlenen teknolojinin yalnızca bir tek olası sonucu olarak yabancılaşmayı görmüştür.
 Charles Darwin (1809-1882); 1859’da yayınladığı “Origin of the Species” adlı kitabı ve sonraki çalışmaları, duygusal ve entelektüel tartışma havası doğurmuştur.
 Herbert Spencer (1820-1903); doğal uyum süreci ve buna yönelik eylemler üzerinde çalışmıştır.
 Wilhelm Wundt (1832-1920); 1879’da Leipzing’de ilk psikoloji k araştırma laboratuarını kurmuştur.
 William James (1842-1910); Amerika’da psikolojinin öncülüğünü yapmıştır.1890’da yayınlanan “psikoloji ilkeleri” adlı eseri davranış incelemelerine ışık tutmuştur.
 Sir Francis Galton (1822-1911); İngiltere’de bugünkü psikolojinin öncülüğünü yapmıştır. Bireysel farklar, bireylerin nitelikleri ve yetenekleri üzerinde bir çok amprik araştırması vardır.
 Müstenberg (1913); “psikoloji ve Endüstriyel Etkinlik” adlı yapıtı ile endüstriyel psikolojinin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
 Alfred Binet (1857-1911); Çocukların zekası üzerine kapsamlı çalışmalar yapmış olup, araştırmaya sağlam deneysel yaklaşımlar getirmiştir.
 Max Weber (1864-1920); Sosyoloji, politik bilimler, ekonomi tarihi ve iş dünyası alanlarına çok büyük katkılar sağlamıştır. Güç ve bürokrasi, sosyal tabakalaşma ve din sosyoloji ile onun ekonomik faaliyetlerle ilişkisi üzerine yaptığı özgün çalışmalar, günümüz bilim adamlarına çok büyük kolaylıklar getirmiştir.
 William Graham Summer (1840-1910); ilk amerikan sosyologlarındandır. Normların (düzgülerin) gelenek ile ilgili türlerinde varolan bazı temel kavramları incelemiştir.
 Charles H. Cooley (1864-1920); çoğunlukla, sosyolojinin kurucularından biri olarak anılır. Sosyal araştırmanın temel görevinin, bireyin birincil (primary) grubun etkileri altında sosyalleşmesini incelemek olduğunu ileri sürmüştür.
 Alfred Marshall (1842-1924); ekonomi konusunda Adam Smith ve J.S. Mill’in mirasçısı sayılabilir. Marshall, ekonomik mantık yürütmenin kendi başına bir yasa topluluğu ya da somut gerçek olmadığını, ancak gerçeğin bulunması için bir yöntem olduğunu vurgulamıştır.
 Sigmund Freud (1856-1939); bilinçsiz zihin ve libido kavramları ile psikanaliz’e temel oluşturmuştur. Freud’un motivasyon kuramı psikologları ve benzer bilim adamlarını etkilemiş ve ortak bir Freud ‘cusıfatı doğmuştur.
 Alfred Adler (1870-1937);Davranışın çoğunun aşağılık duygusunu dengeleme çabasının sonucu olduğunu ve her bireyin eşsiz bir yaşam tarzı sergilediğini ileri sürmüştür.
 Carl Gustov Jung (1875-1961); Ana dürtünün (drive) cinsiyette değil, “yaşama arzusu”nda olduğunu ve bireye katılımla geçen bir ortak bilinç dışının bulunduğunu ileri sürmüştür.
 Vilfredo Pareto (1848-1923); toplumda bir sosyal denge kurmak ve korumak üzere gerekli olan uygun sistemle üzerinde çalışmıştır. Birey ve sosyal işleyiş arasındaki çatışma ve çözümlemeleri ortaya koymuştur.
 Frederich Winslow Taylor (1856-1915); Bilimsel yönetim okulunun kurucularından olup; herhangi bir işi başarmak için “en iyi tek yolu” geliştirmeye uğraşmıştır. Geleneksel yönetim kuramlarından ikincisi olan Yönetim Süreci Yaklaşımının kurucuları arasında yer alan ve yönetime evrensellik kazandıran Henri Fayol’un katkıları da unutulamaz boyutlardadır.
 Thornstein B. Veblen (1857-1929); iş dünyasının ve endüstrinin hızlı gelişmesiyle ortaya çıkan sosyal değişimlerin eleştirici çözümleyicisi olarak ortaya çıkmıştır.
 John R. Commons (1862-1945); Ekonomik ve politik eylemlerin düzenli olarak geliştirilmesinde grup denetimlerine önem vermiştir.
 Elton Mayo (1880-1952); bir grup arkadaşıyla gerçekleştirdiği Hawthorne deneyleri sonucunda, Beşeri İlişkiler- İnsan İlişkileri- Yaklaşımının doğmasına yol aşmıştır.
 John Dewey (1859-1952); Statükoyu giderici yönde teorik ve ampirik çalışmalar yapmıştır.
 Margaret Mead, George P. Murdoch, Franz Boas, Bronilaw Malinowski, Rescoe Faund ve Jerome Frank; Antropolojik çalışmalar yaparak, Davranış Bilimleri ne bir dizi anlayış getirmişlerdir.
 Floyd Allport(1924); Sosyal Psikoloji üzerine çalışmış ve sosyal araştırma amprik damgasını vurmuştur.
 Skinner (1938); günümüzdeki deneysel psikolojinin temelini sağlamlaştırmıştır.
 J.L.Moreno (1934); bireylerin gruplar içindeki etkileşimlerini değerleyebilmek için soyometri gibi teknikler geliştirmiştir.
 Chester Barnard (1938); Örgüt kuramına öncülük etmiştir.
 Herbert Simon, Cyert ve March (1963); Politik ekonomi ya da bu geleneksel disiplinlerden doğan daha yeni disiplinler arası alanlar üzerindeki amprik damgayı daha da güçlendirmişlerdir.
 Mary Parker Follett (1942); Sosyal öğelerin öneminin anlaşılmasından sonra, bireylerle örgüt arasındaki ilişkileri formülleştirmek için Sosyal Bilim kavramlarını kullanmaya başlamıştır.
 Strother (1963); Tarih için sosyal anlaşma teması üzerinde çalışmıştır.
 Chris Argris (1957); “Olgun ve Olgun Olmaya Kişi Modeli”ni geliştirmiştir.
 Douglas Mc Gregor (1960); “X ve Y Kuramı” ile insan doğasını ortaya koymuştur.
 Rensis Likert; Yönetici davranışlarını gruplamıştır.
 Abraham Maslow (1954); İhtiyaçlar hiyerarşisi ile insan gereksinmeleri üzerinde çalışmıştır.
 Frederich Herzberg (1966); Sağlık-motivasyonel etmenleri ortaya koyan “Çift Faktör Teorisi”ni geliştirmiş.
 Harold D. Lasswell (1951); Politik. Davranış üzerinde çalışmıştır.
 George Katona (1951); Psikoloji ile ekonomi arasındaki bağı işlemiştir.
 Robert King Metron (1949) ve Talcott Parsons (1951); sosyolojik temel üzerinde çalışıp,sosyal eylem kavramını geliştirmiştir.
 Philip Selznick (1957); Örgütsel ortamlarda sosyal davranış ile beraber hukukun temelleri üzerinde çalışmıştır.
 Sistem Yaklaşımı (1970 ve sonrası); Biyolog Von Bertalanffy’nin 1920’lerde başlattığı “genel sistem teorisi”nden kaynaklanmıştır. Bertalanffy’nin 1972 tarihindeki ölümüne kadar işlemeyi sürdürdüğü Genel Sistem Teorisi; her türlü sisteme uygulanabilecek genel ilke ve prensipleri ortaya koymaya yöneliktir. Yönetim olayı, başka olaylarla ve dış çevre koşulları ile ilişkili olarak inceleme konusu yapımlı ve açık sistem kavramına ulaşmıştır.
 Durumsallık Yaklaşımı (1970 ve sonrası); bu yaklaşıma göre, değişik durumlar ve koşullar karşısında yönetimde başarılı olmak için değişik kavram, teknik, uygulama ve davranışlara gereksinim duyulmaktadır. Sonuçta, her yer ve koşullarda geçerli tek bir en iyi organizasyon yapısı yoktur. Durumsallık yaklaşımına ilişkin çalışmalar arasında şunlar sıralanabilir; “Woodward Çalışması, Aston Grubu Çalışması, Tavistock Enstitüsü Çalışmaları, James Thompson’un Temel Teknolojiler Sınıflaması, Charles Perrow’un Rutin-Rutin Olmayan İş Sınıflamaları, Burns ve Stalker Çalışması, Lawrence-Lorsch Çalışması, Emery-Trist Çalışması, J Thompson Çalışması ve Robert Duncan Araştırması”.
 Davranış Bilimleri nin evriminde, yönetim ve organizasyon boyutundaki post-modern gelişmelerin (1980 ve sonrası) yadsınamaz bir önemi vardır. Günümüzde kabul gören gerek organizasyon, gerekse davranış kavram ve yaklaşımları farklı boyutlarda ele alınabilmektedir. Bunlar arasında literatürde kabul gören yaklaşımlardan hareketle geliştirilenler olduğu gibi, önceki kuramlardan oldukça farklı ve yeni olduklarını ileri sürenler de vardır. Her yer ve zamanda gezerli tek ve en iyi bir yönetim ve/veya davranış tarzı olmayıp, içinde bulunulan ortam ve koşullara göre bu tarzların şekilleneceği kabul gören bir yaklaşımdır. Bu alanda ileri sürülen çalışmaların belli başlıları post- modern gelişmeler başlığı altında şu şekilde sıralanabilir:”Amaçlara Göre Yönetim, Örgüt Geliştirme ve Örgütsel Gelişim, İnsan Kaynakları ve Kariyer Yönetimi Stratejik Yönetim, Kriz Yönetimi, Vizyon Yönetimi ve İmaj Yönetimi, Moral ve Stres Yönetimi, Değişim Mühendisliği, Ekolojik Çevre Yönetimi, Benchmarking ) (kıyaslama) Şebeke Türü Organizasyon Yapıları, Öz / Çekirdek ve Dış Yönetim, Yığışım Organizasyonları, Ekip Çalışması ve katılmalı Yönetim, Yalın Yönetim ve Organizasyon, Değişim Mühendisliği, Toplam Kalite Yönetimi ve Öğrenen Organizasyon”

2. DAVRANIŞ BİLİMLERİNİ OLUŞTURAN BİLİM DALLARI

Davranış Bilimleri tarafından ele alınan bilim dalları genellikle sosyal bilimler sahasına aittir. Çeşitli görüşlere göre hangi bilim dallarının Davranış Bilimlerini oluşturduğu üzerinde ayrılık olduğu görülse dahi temel dallarda fikir birliği vardır. Bunlar psikoloji, sosyoloji, Sosyalpsikoloji ve antropolojidir. Şimdi kısacı bu bilim dallarını davranışları ele alış açısından açıklayalım
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
bilimleri, davranis

Seçenekler
Stil


Saat: 12:27

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,