ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


Bilgi, Gerçeği Şekillendirir

Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


Bilgi, Gerçeği Şekillendirir

ForumSevgimiz Eğitim Bölümü Kategorisinde ve Kişisel Gelişim Forumunda Bulunan Bilgi, Gerçeği Şekillendirir Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Bilgi, Gerçeği Şekillendirir “Yeryüzündeki insan sayısı kadar gerçek vardır” der Guy de Maupassant. Ve her gerçeğin arkasında onu yorumlayan, şekillendiren ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 23 Temmuz 2015, 15:16   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Bilgi, Gerçeği Şekillendirir

Bilgi, Gerçeği Şekillendirir

“Yeryüzündeki insan sayısı kadar gerçek vardır” der Guy de Maupassant. Ve her gerçeğin arkasında onu yorumlayan, şekillendiren ve hatta onu dönüştüren bir ‘bilinç’ mevcuttur. Dolayısıyla yaşamda gerçek dediğimiz şey, bakış açımıza göre biçim alan bireysel bir algılama tarzıdır. Bu subjektif algıyı belirleyen ise yaşam boyunca edindiğimiz ‘bilgi’lerdir.

Gerçeği algılayışımızı etkileyen ve onu belirleyen ‘bilgi’nin edinilmesinde birinci unsur kültürel ve toplumsal koşullandırmalardır. İçinde bulunduğumuz toplumun ve kültürün içinde şekillenir ve kalıplara gireriz. Dolayısıyla olaylara ve durumlara, o bakış açısından bakmaya alışırız. Dünyaya açılan penceremiz haline gelirler zamanla.

Batılı olmak, Doğulu olmak, Türk olmak, Müslüman veya Budist olmak bizim dünyayı algılayışımızı doğrudan etkiler. Çünkü tüm bunlar yaşadığımız deneyimleri anlamlandırma sürecimizi belirler. Her bir kimlik çatısı altında farklı bilinç yapıları olarak, ‘gerçek’ dediğimiz duruma farklı açılardan bakarız. Dolayısıyla tarafsız, saf bir gerçeklikten bahsedilmesi imkansız hale gelir.

Bilginin insanı özgürleştirdiği çağlardan bilginin insanı tutsak ettiği bir zamana gelmiş bulunmaktayız. Günümüzün bilgi ve iletişim çağında, bilgiyi artık olduğu gibi toplamak ve kullanmak yerine bilgiyi süzgeçten geçirip, öz ve sağlıklı bilgiye ulaşmak önemli hale gelmiştir. Özellikle de bilginin hangi kaynaktan ve bizlere ne şekilde geldiğinin farkında olmak gereklidir. Günümüzde bize yönelik yapılan bilgi transferinde büyük olasılıkla bizi belirli bir şekilde düşünmeye, yaşamaya ve harekete geçirmeye yönelik “sistematik bir amaç” bulunmaktadır (bu yazıda bile O nedenle bize ulaşan hemen her bilgiye daha şüpheci ve daha dikkatli yaklaşmamız gerekmektedir.

Bilginin gerçeklik algısını şekillendirmesinin nedenlerinden bir diğeri ise, geçirdiğimiz akademik eğitim sürecidir. Örneğin, Batılı ve Doğulu dünya görüşlerindeki yapısal farklılıklar, sahip oldukları eğitim-öğretim süreçlerini de belirlemektedir. Bu da, gerçekliğin farklı şekilde algılanmasına ve yorumlanmasına neden olmaktadır. R. E. Nisbett, “Düşüncenin Coğrafyası” adlı eserinde bu durumu şöyle açıklar: “Batılı düşünme tarzına sahip birisi, bir olayı neden-sonuç (determinizm) ilişkisine göre ve bir dizi doğrusal çizgi (lineer) halinde algılar. Bir olayın ya da davranışın nedenini basitleştirme, soyutlama ve sınıflama eğilimi söz konusudur.” Bunun sonucu olarak Batı’nın bu sistematik düşünce biçimi, “bütüncül” görmeyi zorlaştırırken, tek yönlü düşünme biçimini geliştirmektedir.

Bilgi, gerçeği şekillendirir ve dönüştürür. Kimi zamanda basit olan şeylerin anlaşılmasını da oldukça zorlaştırır. Gerçeği şekillendiren ve yeniden yaratan şey, düşüncemizi biçimlendiren öğrenilmiş bilgilerdir. Bilginin gerçeği yorumlayışımızı nasıl etkilediğini ifade etmede “Soba” öyküsü güzel bir örnek oluşturmaktadır.

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet, bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarıda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.

Kimyacı: “Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamıştır.”
Fizikçi: “Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş olmalı.”
Jeolog: “Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan, herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamıştır.”
Matematikçi: “Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamıştır.”
Antropolog: “ Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş olmalı.”der.
Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarıda olmasının nedenini sorarlar. Adam cevap verir: “Boru yetmedi de efendim!”

Tayfun Topaloğlu
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
bilgi, gerçegi, sekillendirir

Seçenekler
Stil


Saat: 21:10

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,