ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


Öldürmeyen Her şey Güçlendirir.

Kişisel Gelişim İle İlgili Bölüm


Öldürmeyen Her şey Güçlendirir.

ForumSevgimiz Eğitim Bölümü Kategorisinde ve Kişisel Gelişim Forumunda Bulunan Öldürmeyen Her şey Güçlendirir. Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Öldürmeyen Her şey Güçlendirir. Resilience" İngilizce bir kelime. Türkçe karşılığı birden fazla kelimeyle açıklanıyor: Direnç, çabuk iyileşme gücü, zorlukları yenme ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 26 Ekim 2014, 20:49   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Cate
Üye
Cate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Acimasiz
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2014
Şehir: -sen gittin herkes ölmeye başladı
Mesajlar: 4.582
Konular: 2467
Beğenilen: 227
Beğendiği: 168
www.forumsevgisi.com
Standart Öldürmeyen Her şey Güçlendirir.

Öldürmeyen Her şey Güçlendirir.

Resilience" İngilizce bir kelime. Türkçe karşılığı birden fazla kelimeyle açıklanıyor: Direnç, çabuk iyileşme gücü, zorlukları yenme gücü. Esneklik, elastikiyet, sağlamlık. Herhangi bir müdahaleyi takiben eski haline dönme kabiliyeti.


Ben yazı boyunca "dayanıklılık" olarak kullanacağım ama siz bundan fazlası olduğunu biliyor olacaksınız. "Dayanıklılık", kökenini psikolojiden alıyor. Pozitif psikoloji akımının gelişmesiyle birlikte araştırmalar artıyor. Özellikle sıkıntılı ve zorlu koşullarda büyüyen çocukların, psikolojik ve fiziksel olarak sağlıklı kalan ve başarılı olanları inceleniyor. Savaş ortamında büyüyen, ruh sağlığı bozuk ebeveynlerle birlikte veya açlıkla büyüyen çocuklar.

Aslında atalarımız söylemiş: "Öldürmeyen her şey güçlendirir". Bizim burada merak ettiğimiz neden bazıları bu zorluklarda "ölüyorlar" da bazıları güçleniyor ve bu zorlukları bir avantaj haline getirebiliyor? Tahmin edeceğiniz gibi tek sebebi yok. Biraz karakter özelliği; kendine güven, iyimserlik, inat. Biraz çevre koşulları; destekleyici kurumlar veya destekleyici yetişkinler.


Çevremde "dayanıklılığı" yüksek pek çok lider var. Ülkemin bir köyünde yokluk içinde bir eve doğmuş, erken yaşta anne ya da babasını kaybetmiş, okuyabilmek için çocuk yaşta çalışmış, çevresinde başaracağına inanan çok az insan olsa da yılmamış, başarılarıyla yetinmemiş, öğrenmeyi hiç bırakmamış ve bugün insanlara, şirketlere, sektörlere, sivil toplum kuruluşlarına liderlik eden pek çok kişi tanıyorum. Ne şanslıyız ki ülkemizin cumhuriyet tarihi bu hikâyelerle dolu.

Yönetim gurularından Gary Hamel, "dayanıklılığı" yönetim alanına taşıyıp, "dayanıklı şirketler"den bahsediyor. Onları "geçmişlerini savunmak yerine, sürekli olarak geleceklerini oluşturmaya odaklanırlar" diye tanımlıyor. Hamel, dayanıklılığın dört temel koşulu olduğunu vurguluyor. Bu dört temel koşul liderlerin, şirketlerin "dayanıklı" olmasını sağlayabildiği için toplumlar ve ülkeler için de geçerli olduğunu varsayabiliriz. Zihinsel dayanıklılık; dünyadaki değişimi fark etmeye ve takdir etmeye engel olan inkâra, kibre ve nostaljiye direnmek. "2040’a kadar su sorunumuz yok" dememek. "Ben ders almam, ders veririm" dememek. "Biz Viyana’ya kadar gitmiş bir milletin evlatlarıyız" dememek.

"Herkesin öğrenecek bir şeyi vardır" diyebilmek. Eleştiriye açık olmak ve hatta eleştiriyi davet edebilmek Stratejik dayanıklılık; farklı fikirlere, oluşturuculuğa, yenilikçiliğe açık olmak. İnsan için, çevresini farklı değerlere sahip insanlarla donatmak. Lider için, ekibindeki insanların kendisinin küçük kopyaları olmasını değil kendisinden farklı bireyler olmalarını desteklemek. Şirket için, çalışanlarında ve müşterilerinde, ülke için ise, insanlarında ve onların demografik özelliklerindeki farklılığa değer vermek. "Farklı" olanları değerli hissettirmek. "Çok farklı" demeyi kibar bir aşağılamadan, gerçek takdire dönüştürmek.

Politik dayanıklılık; mevcut sistemler çökmeye başlamadan çok önce yeni stratejilere kaynak ayırmak. Şirketler için bir ürünü ya da hizmeti çok iyi satarken bile bir diğerine yatırım yapmak. Liderler için zamanlarını günlük işlerini yapmak yerine elemanlarını yetiştirmeye ayırmak. Ülkeler için anayasalarını hazırlarken geçmişten gelen küçük hesapları değil, geleceğe ait büyük hayalleri temel almak.

Ve son olarak ideolojik dayanıklılık; sadece daha iyiye odaklanmaktan vazgeçmek demek. Aynı şeyi daha iyi, daha hızlı, daha çabuk, daha ucuz yapmak bugünün büyük değişim dalgasında boğulmamak için yeterli değil. En az daha iyi olmak kadar daha farklı olmayı da hayat görüşü olarak benimsemek gerek.

İnsan için kişilik farkını, lider için yönetim farkını, şirket için ürün ve hizmet farkını, ülke için kendi emsalsiz mozaiğini en değerli varlığı olarak ortaya koymak demek. Ve tabii ki bunu bir kez yapmayıp, sürekli kendini yenilemek, yeniden oluşturmak demek. İçinden milyonlarca "dayanıklı" insan çıkaran bir ülke olarak biz, sürekli geçmişimizi savunmak yerine, geleceğimizi oluşturmaya odaklanabilecek kadar "dayanıklı" mıyız?
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
guclendirir, oldurmeyen, sey

Seçenekler
Stil


Saat: 18:05

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,