ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kitap Tanıtımları > Kitap Alıntıları


Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti


Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti

Kitap Tanıtımları Kategorisinde ve Kitap Alıntıları Forumunda Bulunan Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti Yazar :Suzanne Collins Çevirmen :Sevinç Tezcan Yanar Yayınevi ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 16 Şubat 2016, 13:30   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti

Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti



Yazar :Suzanne Collins
Çevirmen :Sevinç Tezcan Yanar
Yayınevi : Pegasus
Tür / Konu :Roman (Çeviri) Edebiyat Fantastik Macera Mıntıka Kardeş Fedakarlık Aşk
ISBN : 9786055943639
Sayfa : 384 sayfa
Orijinal Adı : The Hunger Games
Orijinal Dili : İngilizce
Basım : İstanbul 2008

"Bu kitaba o kadar bağımlı kaldım ki, yemeğe çıktığımda bile kitabı yanımda taşıdım ve masanın altında okumaya devam ettim. Hikayesi beni birçok gece uykusuz bıraktı çünkü bitirdiğimde bile, yatakta bu kitabı düşünmeye devam ettim. Açlık Oyunları kesinlikle büyüleyici."
Stephenie Meyer

"Elimden bir türlü bırakamadım... Bağımlısı oldum."-Stephen King-

KİTABIN İLK BÖLÜMÜNDEN:
Uyandığımda yatağımın diğer tarafı buz gibiydi. Par*maklarımı uzatıp, Prim’in sıcaklığını arıyorum ama tek bul*duğum, yatağın sert kumaşı oluyor. Kötü bir rüya görüp, annemizin yanına tırmanmış olmalı. Tabii ki öyle yapmış. Bu gün, toplama günü.
Dirseğimin üstünde doğruluyorum. Odada onları görme*me yetecek kadar ışık var. Küçük kardeşim Prim, yan yatmış, bacaklarını karnına çekmiş ve sırtını anneme dayamış. Ya*naklarını birbirlerine yaslamışlar. Annem uykusunda, oldu*ğundan daha genç görünüyor. Evet, yıpranmış bir görüntüsü var ama en azından üzerine basılıp geçilmiş gibi durmuyor. Prim’in yüzü, bir yağmur damlası kadar taze, adını aldığı çu-ha çiçeği kadar hoş. Bir zamanlar annem de çok güzelmiş. Ya da en azından, öyle söylüyorlar.
Prim’in dizlerinin üstüne, dünyanın en çirkin kedisi tü*nemiş, ona bekçilik ediyor. Ezik bir burnu var; kulaklarından birinin yansı yok. Gözleri çürümeye yüz tutmuş balkabağı renginde. Prim, çamuru andıran san tüylerinin o parlak çi*çeğe benzediğinde ısrar ederek, kediye Düğün Çiçeği adını vermişti.
Kedi benden nefret ediyor ya da en azından bana hiç gü*venmiyor. Aradan geçen senelere rağmen, Prim’in kediyi eve getirdiği ilk gün, onu bir kovanın içinde boğmaya çalıştığımı çok iyi hatırlıyorum. Kemikleri sayılabilecek kadar zayıf, kamı kurtçuklarla şiş, her yanında pireler kaynayan bir kedi yavrusuydu. ihtiyaç duyduğum son şey, doyurulması gere*ken fazladan bir canlıydı. Ama Prim o kadar çok yalvarmış, hatta o kadar çok ağlamıştı ki, kalmasına izin vermek zorunda kalmıştım. Neyse ki sonrası iyi olmuştu. Annem haşaratlarını temizlemişti, kedi doğuştan fare avcısıydı. Hatta arada sırada çıkan sıçanları bile yakalıyordu. Bazen yakaladığım bir hay*vanı temizlerken, iç organlarını Düğün Çiçeği’ne veriyorum. Bir süredir bana tıslamaktan vazgeçti.
İç organlar. Tıslamaya son. Herhalde sevgimizin geldiği, geleceği en uç nokta bu olsa gerek.
Bacaklarımı yataktan sarkıtıp, ayağıma av çizmelerimi geçiriyorum. Yumuşak deri, tam ayaklarımın biçimini almış. Pantolonumu, tişörtümü giyip, uzun ve koyu renk örgümü şapkamın altına tıkıyor, yem çantamı kapıyorum. Masanın üstünde, aç sıçanlardan ve kedilerden korumak için ahşap bir kasenin altında saklanmış, fesleğen yapraklarına sarılı, küçük, mükemmel bir keçi peyniri parçası duruyor. Prim’in bana özel toplama günü armağanı. Dışarı çıkarken, peyniri özenle cebime yerleştiriyorum.
Bu saatte, 12. Mıntıka’nın bizim yaşadığımız Dikiş tak*ma adlı bölümü, sabah vardiyasına gitmek üzere yola çıkmış kömür madencileriyle dolu olur. Kamburları çıkmış, parmaklarının boğumları şişmiş, kırık tırnaklarının ve mutsuz yüz çizgilerinin arasına biriken kömür tozlarını temizlemekten uzun zaman önce vazgeçmiş erkek ve kadınlarla dolu. An*cak bugün, kararmış sokaklar tamamen bomboş. Bodur, gri evlerin panjurları sımsıkı kapalı. Toplama işi saat ikiden önce başlamaz. İsterseniz evde kalıp, uyuyabilirsiniz. Tabii bunu başarabilirseniz.
Evimiz, Dikiş’in neredeyse kenarında kalıyor. Çayır ola*rak bilinen pejmürde araziye ulaşmak için sadece birkaç kapıdan geçmem gerek. Çayır’ı ormandan, yüksek, üst kenar*ları dikenli tellerle çevrili, tel örgüsü çitler ayırıyor. Aslında 12. Mıntıka’nm çevresi tamamen bu çitlerle çevrili. Teoride, ormanda yaşayan ve bir zamanlar sokaklarımızı tehdit eden yırtıcı hayvanları -vahşi köpek sürüleri, yalnız pumalar, ayı*lar- uzak tutmak için, bu çitlere günün yirmi dört saati bo*yunca elektrik veriliyor. Ancak, akşamlan sadece iki ya da üç saat boyunca elektrik alma şansımız olduğu için, tellere dokunmak genelde tehlike yaratmıyor. Buna rağmen, çitlerin devrede olup olmadığına işaret eden homurtuyu duyabilmek için, her defasında dikkat kesiliyorum. Ve şu anda derin bir sessizlik var. Karnımı içime çekip, uzun senelerdir açık duran ve bir çalı öbeğinin arkasına gizlenmiş, İki adımlık bir aralık*tan kayıp, geçiyorum. Çitin başka zayıf noktaları da var ama burası evimize en yakın geçiş olduğu için, ormana neredeyse her zaman bu delikten girerim.
Ağaçların arasına dalar dalmaz, içi boş bir kütüğe sakla*dığım yayımı ve ok kılıfımı çıkarıyorum. Elektrik verilsin ya da verilmesin, çit leş yiyicileri 12. Mıntıka’dan uzak tutmak konusunda işe yarıyor. Bu hayvanlar ormanda özgürce dola*şıyorlar. Tabii ek olarak zehirli yılan ve kuduz hayvan tehlike*lerini ve izlenecek gerçek patikaların olmadığını da unutma*mak gerek. Diğer taraftan, bulmasını bilene yiyecek de var. Babam bu işi iyi bilirdi ve madendeki patlamayla paramparça olmadan önce bana da biraz öğretmişti. Babamdan geriye gö*mülecek bir şey bile kalmamıştı. Ben o zaman on bir yaşın*daydım. Aradan beş sene geçti ve hâlâ, uykumdan, kaçması için çığlıklar atarak uyandığım oluyor.
Her ne kadar, gizlice ormana girmek yasadışı olsa da ve kaçak avcılık en büyük cezaları getirse de, insanların silahları olsa, pek çokları riski göze alırdı. Ancak çoğu, sadece bir bıçak*la riske atılacak kadar cesur değiller. Benim yayım, babamın kendi elleriyle yaptığı, zor bulunan silahlardan. Bu yüzden, diğerleriyle birlikte, su almayacak şekilde sarıp, ormana iyice saklıyorum. Babam hayatta olsa, yaptığı silahlan satarak iyi para kazanırdı. Ancak yetkililerin durumu Öğrenmeleri halin*de, isyana sebebiyet vermekten, herkesin gözü önünde idam edilirdi. Barış Muhafızları’nın çoğu, benim gibi çok az sayı*da insanın avlanmasını görmezden geliyorlar çünkü onlar da herkes gibi taze ete hasretler. Aslına bakarsanız, onlar bizim en iyi müşterilerimiz arasında yer alıyorlar. Yine de birilerinin Dikiş’i silahlandırması fikri hiçbir zaman hoş görülmemiştir. Sonbaharda, az sayıda cesur ruh, elma toplamak için gizlice ormana süzülür. Ama Çayır’ı görüş alanlarından çı*karmamaya özen gösterirler. Her zaman, herhangi bir belay*la karşılaşmaları halinde, koşarak, 12. Mıntıka’nın güvenli ortamına kaçacak kadar yakın mesafede kalırlar. “On İkinci Mıntıka. Güven içinde açlıktan ölebileceğiniz eviniz,” diye mırıldanıyorum. Sonra, telaşla omzumun üstünden arkama bakıyorum. Burada, hiçliğin ortasında bile, birilerinin sizi duymasından korkarsınız.
Daha küçükken, 12. Mıntıka ve ülkemiz Panem’in çok uzak Capitol’unde bizi yönetenler hakkında yumurtladıklarımla anneciğimin yüreğini ağzına getirirdim. Zamanla, bu*nun başımızı daha çok belaya sokacağını anladım. Dilimi tut*mayı ve yüzümü, hiç kimsenin düşüncelerimi okuyamayaca*ğı, ifadesiz bir maskeye dönüştürmeyi Öğrendim. Okulda gö*revimi sessizce yapmam gerektiğini… Halka açık pazarlarda, sadece havadan sudan, kısa sohbetler etmeyi… Kazandığım paranın büyük kısmını borçlu olduğum karaborsa, Hob’da sadece takas konusunda konuşmakla yetinmeyi… Hatta, du*rumumun daha az can sıkıcı olduğu evimde bile, hassas ko*nulara değinmekten kaçınırım. Toplama, yiyecek kıtlıkları ya da Açlık Oyunları gibi konulara girmem. Prim benim kelime*lerimi tekrar etmeye başlarsa, o zaman sonumuz ne olur?
Ormanda beni, y anındayken kendim gibi d avlanabildi*ğim tek insan bekliyor: Gale. Yüzümdeki kasların gevşediği* ni; bizim yerimize, vadiye bakan kaya çıkıntısına ulaşmak için tepeye tırmanırken adımlarımın hızlandığını hissediyorum. Sık bir fundalık gizli yerimizi istenmeyen gözlerden koruyor. Beni beklediğini görünce, yüzümde güller açıyor. Gale, hep ormanda olmadığımız zamanlarda yüzümün hiç gülmediğini söyler.
“Hey, Catnip,” diyor beni görünce. Gerçek adım Katniss ama ismimi ona ilk söylediğimde, fısıldıyordum. Bu yüzden Gale, ad im m Catnip olduğunu sanmış. Sonra deli vaşağın teki, ormanda bedava yiyecek bulmak için dolaşırken peşi*me takılınca, bu bana verdiği resmi lakap oluverdi. Sonunda vaşağı öldürmek zorunda kalmıştım çünkü av hayvanlarını ürkütüyordu. Hiç kötü bir can yoldaşı olmadığı için buna üzüldüm bile denebilir. Neyse ki postu için hatırı sayılır bir ücret almıştım.
“Bak ne vurdum.” Gale, içinden ok geçen ekmek somu*nunu havaya kaldırınca, gülüyorum. Bu, bizim tahıl istihkak*larımızla yaptığımız o sıkı somunlardan değil, gerçek bir fırın ekmeği. Somunu ellerimin arasına alıp, oku çıkarıyorum ve bıraktığı deliği burnuma tutuyorum. Aldığım koku, ağzımın sulanmasına neden oluyor. Böyle iyi ekmekleri ancak özel günlerde görebiliyoruz.
“Hımmm… Hâlâ sıcak,” diyorum. Bu ekmeği başka bir şeyle değiş tokuş etmek için sabahın ilk ışıklarıyla birlikte fırı*na girmiş olması gerek. “Sana neye patladı?”
“Sadece bir sincap. Sanırım yaşlı adam bu sabah biraz duygusaldı,” diyor Gale. “Hatta bana şans bile diledi.”
“Eee, bugün hepimiz birbirimize daha yakın hissediyo*ruz, öyle değil mi?” diye sorarken gözlerimi çevirme zahmeti*ne bile girmiyorum. “Prim bize biraz peynir ayırmış,” diyerek cebimdeki küçük peynir paketini çıkarıyorum.
Bu ikramı görünce, Gale’in yüzü aydınlanıyor. “Teşek*kürler, Prim,” diyor. “Gerçek bir ziyafet çekeceğiz.” Ve birden, senede bir defa, toplama günü, isimlerimizi okumak için ge*len aşırı neşeli Effie Trinket’ın Capitol aksanını taklit etmeye başlıyor. “Neredeyse unutuyordum. Açlık Oyunları kutlu ol*sun!” Çevremizdeki çalılıklardan birkaç böğürtlen koparıyor “Ve dileyelim ki şans…” Böğürtlenlerden birini başımın üstü*ne kaldırıp, aşağı bırakıyor.
Onu ağzımla yakalayıp, narin kabuğunu dişlerimle eziyo*rum. Tatlı mayhoşluğu dilimin üstünde patlıyor. “… sonsuza dek sizinle olsun!” Gale’inkine denk bir coşkuyla, cümlesini tamamlıyorum. Bu konuda şakalaşmak zorundayız. Çünkü tek alternatifimiz korkudan altımıza etmek. Ayrıca, Capitol aksanı o kadar abartılı ki, o aksanla söylendiği zaman komik olmayacak hiçbir şey yok.
Gale’in bıçağını çıkarıp, ekmeği dilimlemesini izliyorum. Benim ağabeyim olabilirmiş. Düz siyah saçları, zeytuni bir teni var. Gri gözlerimiz birbirine çok benziyor. Ama akraba değiliz. En azından yakın akraba değiliz. Madenlerde çalışan ailelerin çoğu, böyle birbirlerine benziyor.
Annemle Prim’in, açık renk saçları ve mavi gözleriyle, buraya ait olmadıkları hissini uyandırmalarının nedeni de zaten bu. Onlar buraya ait değiller. Annemin ailesi, resmi gö*revlilere, yani Barış Muhafızlarına ve tek tük Dikiş müşterile*rine yiyecek içecek tedarik eden küçük tüccar sınıfının üyeleriymiş. 12. Mıntıka’nın daha hoş kesimlerinde bir eczaneleri var. Hemen hemen hiç kimsenin doktora gücü yetmediği için, eczaneler bizim ana şifa kaynağımız. Babam annemle, av sı*rasında bazı şifalı bitkiler toplaması ve bunları ilaca dönüştü*rülmek üzere, eczanelerine satması sayesinde tanışmış. An*nem evinden ayrılıp, Dikiş’e geldiğine göre, babamı gerçekten çok sevmiş olmalı. O günleri hatırlamaya çatışıyorum ama tek görebildiğim, çocukları bir deri bir kemik kalmaya yüz tutmuşken, hiçbir şey yapmadan ifadesiz bir yüzle bir köşede oturup, kendini dünyaya kapatan bir kadın. Onu, babamın hatırına affetmeye çalışıyorum ama dürüst olmak gerekirse, ben kolay affedebilen biri değilim.
Gale ekmek dilimlerinin üzerine yumuşak keçi peyniri sürüp, her dilimin üzerine, büyük özenle bir fesleğen yapra*ğı kondururken, ben de çalılıklarda ne kadar orman meyvesi varsa topluyorum. Kayaların arasında kuytu bir köşeye çe*kiliyoruz. Bulunduğumuz yer, dışarıdan görünmüyor ama toplanacak yeşillikleri, kazılacak kökleri ve güneşle renk de*ğiştiren balıklarıyla, yazla bereketlenen vadiye tamamen ha*kimiz. Açık bir gökyüzü ve yumuşacık bir esintiyle, gerçekten muhteşem bir gün. Sıcak ekmeğin üzerinde eriyen peyniri*miz, ağzımızda dağılan orman meyveleri, kısacası yemeğimiz harika. Bu gerçek bir tatil günü olsaydı, boş geçecek günün tamamını Gale ile birlikte dağlarda aylaklık ederek ve akşam yemeği için avlanarak geçirecek olsaydık, her şey mükemmel olabilirdi. Oysa saat ikide meydana dizilmemiz ve okunacak isimleri beklememiz gerekiyor.
Gale sakin bir sesle “Yapabiliriz, biliyorsun,” diyor.
“Neyi?” diye soruyorum.
“Mıntıkayı terk edebiliriz. Kaçıp, ormanda yaşayabiliriz. Sen ve ben. Bunu başarabiliriz,” diyor Gale.
Ne cevap vereceğimi bilmiyorum. Bu o kadar budalaca bir fikir ki.
Hızla “O kadar çok çocuğumuz olmasaydı,” diye ekli*yor.
Tabii ki bizim çocuklarımızdan bahsetmiyor. Gerçi bizim de sayılabilirler. Gale’in iki erkek bir de kız kardeşi var. Ve Prim. Tabii bu hesaba annelerimizi de dahil edebilirsiniz; biz olmasak nasıl yaşayabilirler? Her zaman daha fazlasını isteyen o ağızlan ne doldurabilir? İkimizin de her gün ava çıkma*mıza rağmen, bazı akşamlar, av etlerini domuz yağı, ayakkabı bağcığı ya da yünle değiş tokuş etmemiz gerektiği için, yatağa guruldayan midelerle girdiğimiz oluyor.
“Ben hiçbir zaman çocuk sahibi olmak istemiyorum,” di*yorum.
“Ben isteyebilirdim,” diyor Gale. “Tabii burada yaşıyor olmasaydım.”
“Ama burada yaşıyorsun,” diyorum tatsız bir sesle. “Unut gitsin,” diyor sertçe.
Bu konuşma bana baştan sona yanlış geliyor. Gitmek mi? Bu dünyada sevdiğimden emin olduğum tek insan olan Prim’i nasıl bırakabilirim? Hem Gale de kendini ailesine ada*mış bir insan. Gidemeyeceğimize göre, neden boşuna çene*mizi yoruyoruz? Hem zaten, gidebilsek bile, şu çocuk sahibi olma konusu da nereden çıktı? Gale ile aramızda romantik bir şeyler olmadı ki. Tanıştığımızda ben on iki yaşında, sıska bir kızdım. O benden sadece iki yaş büyük olmasına rağmen, adama benziyordu. Arkadaş olabilmemiz, her takasta pazar*lık yapmaktan vazgeçmemiz ve birbirimize yardım ermeye başlamamız bile çok uzun zamanımızı almıştı.
Ayrıca, çocuk sahibi olmak istiyorsa, kendine bir eş bul*makta hiç zorlanmayacağından eminim. Yakışıklı, madende*ki işlerin altından kalkacak kadar güçlü; üstelik avlanabiliyor da. Gale okulda dolaşırken kızların ona bakıp bakıp fısıldaşmadan, onu ne kadar ve nasıl istedikleri belli oluyor. Kıskanıyorum elbette ama insanların sandıkları nedenlerden değil. İyi av ortağı bulmak çok zor.
“Ne yapmak istersin?” diye soruyorum. Avlanabilir, balık tutabilir ya da bir şeyler toplayabiliriz.
“Gölde balık tutalım,” diyor. “Sırıklarımızı göle bırakıp, ormandan bir şeyler toplayabiliriz. Bu akşam için güzel bir şeyler bulalım.”
Açlık Oyunları kitabı Beyaz perdeye aktarılan kitaplar listesinde yer almaktadır.

BuRHaN bunu beğendi.
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 16 Şubat 2016, 13:30   #2
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti

"Sessizliğimin ve cevap vermiyor oluşumun, yegane sebebi karşımda insan olmayışı, bay Garint."
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 16 Şubat 2016, 13:31   #3
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti

Ne kadar sempati uyandırırsa, o kadar öldürücü olduğunu unutmamalısın
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 16 Şubat 2016, 13:31   #4
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti

Açlık hiçbir zaman resmi ölüm nedeni olarak belgelenmez.
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 16 Şubat 2016, 13:31   #5
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti

Son çareniz olan bir insanın yüzünü kolay unutmazsınız.
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 16 Şubat 2016, 13:32   #6
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti

İhanetten bahsedilmesi için, önce ortada güven duygusu olması gerekir.
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 16 Şubat 2016, 13:32   #7
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti

Umut korkudan güçlü tek duygudur.
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 16 Şubat 2016, 13:32   #8
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti

İnan bana bir şeyleri yok etmek, yapmaktan çok daha kolay.
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 16 Şubat 2016, 13:32   #9
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti

Kendini bulabildiğin sürece asla açlıktan ölmezsin.
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 16 Şubat 2016, 13:32   #10
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Suzanne Collins - Açlık Oyunları | Kitap Tanıtımı, Kitap Alıntıları, Kitap Özeti


________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
aclik, alintilari, collins, kitap, oyunlari, ozeti, suzanne, suzanne collins açlık oyunları, suzanne collins açlık oyunları ebook, suzanne collins açlık oyunları kitabı alıntıları, suzanne collins açlık oyunları kitabı ebook, suzanne collins açlık oyunları kitabı fiyatı, suzanne collins açlık oyunları kitabı indir, suzanne collins açlık oyunları kitabı kapak resmi, suzanne collins açlık oyunları kitabı satın al, suzanne collins açlık oyunları kitabı sayfa sayısı, suzanne collins açlık oyunları kitabı yazarı, suzanne collins açlık oyunları kitap tanıtımı, suzanne collins açlık oyunları oku, suzanne collins açlık oyunları ön okuma, tanitimi

Seçenekler
Stil


Saat: 13:19

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,