ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kitap Tanıtımları > Kitap Alıntıları


Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özeti


Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özeti

Kitap Tanıtımları Kategorisinde ve Kitap Alıntıları Forumunda Bulunan Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özeti Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özeti Yazar :Barış Bıçakçı Yayınevi : İletişim ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 19 Şubat 2016, 17:49   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özeti

Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özeti



Yazar :Barış Bıçakçı
Yayınevi : İletişim Yayınevi
Tür / Konu :Roman
ISBN : 9789754708141
Sayfa : 112 sayfa

Sokakta yürürken, alışverişte, parkta, dolmuşta otobüste, kuyruk beklerken 'kulağını atar' ya insan bazen; değişik insanların değişik dertlerinden, acı hayat hikâyelerinden, münakaşalardan, belki de sevinçlerden kesitler işitir. Bazen öylesine duyup geçer bunları; bazen de zihni işittiklerinin peşine takılır gider, başkalarının hayatlarını kurgular kafasında, ya da kulağına çalınanlar kendi hayatıyla ilgili düşüncelerini, sezilerini tetikler. Umumi yerlerde kulağını ortaya atmayı sevenler habis dedikoducular değildir ille; bazen de, belki de içgörülerini, empati yeteneklerini bileylemek için yapıyorlardır bunu! Acaba Barış Bıçakçı da öyle mi yapmış, böyle biri midir, bilemeyiz. Ama "neticenin" ya da okur üzerindeki tesirin öyle olduğu kesin. Herkes Herkesle Dostmuş Gibi'de sokakta birbirine teğet geçen insanların hayatları da birbirine teğet geçiyor, bazen de içiçe giriyor, birbirine ulanıyor. Hayatları taşıyan sözlerin birbirine ulandığı o 'hemzemin geçit' anları, ustaca. Bütün insanları ve onların dünyalarını aynılaştıran 'basit' bir naiflik de yok bu geçişlerde, farklı hayatları kendi içinden anlayabilen bir gönül gözü var. Onun için: Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...Ama doğrusu "herkesler" de yok bu gezintide. "Yukarıdakiler" yok. "Sıradan" insanlar, "küçük" insanlar var. Öğrenci, memur, küçük esnaf, emekli, evhanımı... onlar. "Sıradan" insanların "sıradan" maişet meselelerini, küçük hesaplarını, tasalarını, aşklarını, tutkularını, takıntılarını tam da o "sıradanlık" kalıbı içinde bildik hususiyetsizliğiyle görebilirsiniz burada. Ama o sıradanlıkların içinde her insanın ayrı bir âlem olduğunu da görebilirsiniz. "Sıradan insanların" toplu olarak, bir "ideal tertip" halinde, ana karakterini teşkil ettiğini düşünebilirsiniz bu romancığın.Barış Bıçakçı'nın "küçük insanlara", "sıradan hayatlara" bakışında gerçekten yeni bir şey var. Steinbeck ya da Orhan Kemalvari bir yan görebilirsiniz - ama tam öyle değil. Öyle büsbütün toplumcu-gerçekçi değil. Sait Faik'le yakınlık kurduğunuz anlar olabilir - ama öyle bir "küçük adam" romantizmi yok burada, fantastik öğeler yok. Yusuf Atılgan'ı düşünebilirsiniz - ama onda görebileceğiniz "karanlık" yok burada. Sevgi Soysal'ın Yenişehir'de Bir Öğle Vakti gezintisini hatırlayabilirsiniz tabii ki - ama Bıçakçı'nın anlatısı "o çeşit" politik değil.Başka yazarlıklarla kıyaslamaya elverecek pek çok sinyal veriyor Herkes Herkesle Dostmuş Gibi, ama belirgin bir esin bağlantısı yok, yakın akrabalık bulmak zor. Gerçekten de yeni bir şey var.Herkes Herkesle Dostmuş Gibi, bütün bunların yanında, bir Ankara gezintisi. Özel surette hiçbir tasvire girmeden, hiçbir köşeyi bir cümleyle olsun resmetmeye kalkışmadan, ama Ankara'nın çok mahallesini, caddesini, sokağını, meydanını laf arasında anarak, oraların küçücük ayrıntılarından bir iki sözcükle bahsederek, bu kentle ilişiği olmayanların hiç başını ağrıtmaksızın, ilişiği olanların içini ısıtıyor. Herkes Herkesle Dostmuş Gibi'den, "başkent"-Ankara, "bürokrasi kalesi"-Ankara değil de, işte o basit insanların yaşadığı Ankara göz kırpıyor!
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 19 Şubat 2016, 17:49   #2
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özet

"Galiba geçmişe bakmak geleceğe bakmaktan daha heyecanlı."
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 19 Şubat 2016, 17:50   #3
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özet

"Yalnızlık mı? Bin bir türlü insanın canını dişine takarak yaşayabildiği bir şehirde, anne babamız yaşında insanların dilendiği, çocukların tiner kokladığı bir şehirde, yalnızlık değil öfke duyulur ancak."
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 19 Şubat 2016, 17:50   #4
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özet

"Vazgeçerek yaşıyorum. Vazgeçe vazgeçe ilerliyorum.."
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 19 Şubat 2016, 17:50   #5
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özet

"Hayat yine de kitapta durduğu gibi durmuyor."
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 19 Şubat 2016, 17:50   #6
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özet

"Yere çakılana kadar kanatlarım olduğuna inanacağım. Zaten hayatta yere çakılana kadar yaşanan bir şey.."
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 19 Şubat 2016, 17:50   #7
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özet

Geçmişin büyüsü nereden geliyor? Uçup gitti diye mi? Artık elinde değil diye mi? Ne basit bir şeyle boğuşuyordu.
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 19 Şubat 2016, 17:51   #8
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özet

Çünkü zamanla her şeyi sever insan, çünkü bir gün öleceğini anlar.
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 19 Şubat 2016, 17:51   #9
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özet

“kıstırılmış bir hayvan gibiyim abidin.” diyecekti. nöbete kalıyordu o gece. ama “seninle konuşmak istedim.” demişti. abidin saldırganlaşıyordu böyle durumlarda, kendisinden bir şey istendiğinde, belirsiz bir şey, varlığı mesela, dostluğu… zırvalardı bunu hissettiğinde. zırvalamıştı. oysa ne kadar da ihtiyacı vardı. kutsal dostluk! (sayfa 6)

iki ayrı nokta olsalar, haritada iki ayrı, uzak nokta, aralarında nehirler, dağlari okyanuslar filan olsa… daha rahat, daha rahat severdi. (coğrafya herkese iyi gelir.) böyle olsun istiyordu. geçmiş de o zaman gerçekten geride kalır belki. (sayfa 7)

konuşuyordu derya. herkes herkesle dostmuş gibi, değilse de hemen olabilirmiş gibi bütün engelleri bir hamlede aşarak, ama bunun için gerilecek bir mesafe olmalı, tabii bir de spor ayakkabılar, mümkünse eşofman, sağlıklı beslenme… onunla alay etmek hoşuna gidiyordu, elinde bir tek bu vardı, kabuğunun içinde geçirdiği onca yıldan sonra, bir tek bu yeteneği kalmıştı. (sayfa 8)
…yere düşen ve ne yöne gideceği belli olmayan atkestaneleri gibi sıçrayıp ilerleyen, sonunda da hiçbir yere varamayan şeyleri. (sayfa 10)

kim bilir o insanları da sevecekti belki bir gün,i aradan yıllar geçince; kendi boylarından daha uzun olanları biçen bir tarım makinesinin üzerine kurulmuş bütün o insanları. çünkü zamanla ger şeyi sever insan, çünkü bir gün öleceğini anlar. (sayfa 10)

“şimdi de taşları savuruyor bak duyuyor musun?” susup dinlediler; susarlarsa, hareket etmezlerse çabuk biter diye düşündüler. bu işkence çabuk biter. (sayfa 12)

başka insanlar başka basit şeylerle boğuşuyordu, birbirlerine dokunmadan, dokundukları zaman da özür dileyerek, çünkü çarptıklarını düşünerek. (sayfa 16)

“bugün gelmezdiniz, dedi bize, cumartesileri hiç gelmezdiniz, dedi. meğer telaşlanmış biz telefon edince. sabiha’ya kötü bir şey oldu sanmış. içeri girdiğimizde yüzü bembeyazdı. sabiha’ya bir şey mi oldu, diye sordu biz anlamadık tabii. düşünsene bir saat boyunca kurmuş da kurmuş kafasında. yok anne, dedim, kötü bir şey olsa söylemez miyim, dedim. bir de, başka bir şeye daha üzüldüm. cumartesileri gelmezdiniz, demesine… yani alıştırmışız onu, bir çeşit kader gibi. bugün cumartesi gelmezler, bugün pazar gelmezler, bugün pazartesi gelebilirler, diye yaşıyor. böyle sanki.
“bence biraz abartıyorsun.” dedi kadın. boş çay bardağını yere, ayaklarının dibine koydu. (sayfa 18)

kızı, kendisi, karısı, gelini, her biri bir yere savrulmuş, içine kapanmıştı. kolları çaresizlikten göğüslerinin üzerinde kavuşmuş, suskun, paylarına düşeni kendi başlarına yaşıyorlardı. her biri kendi köşesinde. oğlu askeri hastanede… (sayfa 22)

bir su bardağının içinde açık mavi ve pembe renkli kağıtlar duruyordu. pervin bunlardan biriyle kaşığını silecek olmuştu, “korkma ölmezsin!” demişti hasan. herkes, dünyadaki herkes, böyle eleştirir, rahatsız eder birini. herkes yapar bunu. o da yapmıştı. (sayfa 29)

“yere çakılana kadar kanatlarımın olduğuna inanacağım.”
bu inanç yetiyordu ona. zaten hayat da yere çakılana kadar yaşanan bir şeydi. kahramanlar için. karşıdan karşıya geçen ve kurtuluş parkı’na giren kahramanlar için. (sayfa 30)

“aşkın sevgiye, arkadaşlığın dostluğa dönüştüğü yer.”
sinirli sinirli güldü, aynı zamanda böyle boştu işte sözcükler. boş. tıpkı atomlar gibi sözcüklerin de içi boş. bu yüzden hafifler ve hızlı hareket ediyorlar. çabucak yayılıyorlar. (sayfa 31)

bir de şu var tabii, yani insanların kendilerini ölümsüz kılma çabaları. konuşmalarında da var bu. tek başına yaşayan yaşlı kadın yemeği (balıkmış galiba) ocağa koyup bakkala bir şeyler almaya gidiyor. gecikince yemek yanıyor, bütün apartman duman içinde kalıyor. üst kattaki genç kız genzinin ne kadar yandığını anlatıyor, nefes alamadığını söylüyor. balkona çıkmış, yaşıtı komşusuyla konuşuyor. öteki de öksürmekten ciğerlerinin parçalanacak gibi olduğunu anlatıyor. kadıncağız umurlarında değil, yaşlılığı, yalnızlığı, titreyen elleri, kanada’dan bir türlü gelmeyen kızı. (sayfa 32)

hayatın ve edebiyatın devamı için kulaklarına fısıldanan sözleri ezberleyerek. geleceği hiç düşünmeden. kendi karanlıklarının ortasında, ışığı aramadan, çünkü o eylemi gülünç. bularak, avuçlarını duvara dayayıp sürtüne sürtüne düğmeyi aramayı gülünç bularak. (sayfa 33)

“kucağınızda tutarken çocuklarınızı, kucağınızda tutuyordunuz büyün belirsiz umutlarınızı. daha büyük bir mutfak? yeni bir çamaşır makinesi? çocuğunuz için iyi bir meslek? birkaç torun? yoksa bir yazlık mı? herkes ister bunları; ister, isteyecek bir şeyi olmazsa mutsuz olan herkes.” (sayfa 37)

“sinemaya gidiyorsunuz. sonra başkalarına anlatacaksınız. aynı kadını seven iki erkek var, kadın önce biriyle, sonra ötekiyle birlikte oluyor, ama adamlar yine de dost kalıyor, filmin sonunda kadın arabayı bilerek köprüden aşağı sürüyor, ikinci birlikte olduğu adamla ikisi ölüyor. anlayacaksınız, bir kere bile filmlerdeki gibi sevilmeden.” (sayfa 37)

buralar hatıralarla doluydu. insan böyle şeylere nasıl dayanır? yılların geçip gitmesine ve her şeyin belleğin bir oyunuymuş gibi bir belirsizliği içine batmış olmasına… bu ben miyim? peki o ben miyim? büyün bunları yaşayan. hayır seyreden. karar veri yaşayan mı seyreden mi? yalayan değilmiş gibi. geçmişte başka biri, ama şimdi ben. geçmiş olunca başka biri. (sayfa 48)

“boş ver!” dedi kendi kendine, “bir halt var sanki geçmişte. düşünme geçmişi, zaten bunun için kısa geliyor insana ömür, düşündüğü için.” (sayfa 50)

bu aklına gelince ve bununla birlikte geçmiş de aklına gelince ve çok süratli gelince, gözleri doldu. çünkü bir şeyin düşünce olabilmesi için makul bir sürenin geçmesi lazım. aniden akla geliveren be düşünceye dönüşmek için kafi zamanı bulamayan şeyleri basınç değişikliğinin tesiriyle(bizim problemimizde basınç aniden düşüyor, sıcaklık ise sabit) ne olur, sıvı hale geçer ve gözyaşı olarak akar bunu herkes bilsin. bu böyledir. gözlerini sil. (sayfa 51)

bir gazete kesiğinde “yanlış kararlar hiç verilmese” yazıyordu. (sayfa 57)

“insanoğlunda bir ahmaklık var. öleni, biteni daha çok seviyor, sayıyor.” diyordu içeride berber.
hikmet, çenesi göğsünde dayalı, biz dizgi yanlışı kuruyor kafasında: “insanoğlu olanı biteni daha çok seviyor.” (sayfa 57)

damarlarındaki kana artık yer çekimi hükmediyor. (sayfa 64)

konuşmak, kimi zaman sevişmekten beter eder insanı! (sayfa 78)

“böyle şeyler köyde o kadar olağandır ki! orada herkes doğuştan bir ölü yıkayıcısıdır. köylüler doğar yaşar ve ölür, şehirliler ise doğuyorlar, yaşıyorlar ve ölümden korkuyorlar. (sayfa 79)

o bütün bunları yaşamış, unutmuş, sonra yine yaşamış ve yine unutmuştu, çünkü esas olan budur. insan bu yaşa kadar ancak unutarak yaşayabilir. marifet sanki! (sayfa 91)

kendi kendine de bağırıyor, kim karışır! deli derler, geçer giderler, acele bir işleri vardır muhakkak, belki kooperatif taksiminin, belki de üzerinde “sayacınızı dış etkilerden koruyunuz.” yazan bir su faturasının son günüdür. (sayfa 100)

tabii zordur hayat.
“zordur ama güzel olduğunu da görmüştüm ben gençliğimde.” (sayfa 100)

bu bir yenilgi. toptan bir yenilgi. yenildi ve bunun tuhaf hazzıyla dolu, hayat bu, mağlup olursun ve haz alırsın, aynı anda. koynuna alır ve kovar. ikisinin de tadı aynıdır. (sayfa 101)

o zaman yeşil sabun, üç paket. karısı bulaşıkları artık sabunla yıkıyor, daha sağlıklıymış. sağlıktan ölecekler bir gün. merhumu nasıl bilirdiniz? çok sağlıklıydı! (sayfa 102)

galiba geçmişe bakmak geleceğe bakmaktan daha heyecanlı! (sayfa 109)

kimi zaman öyle geliyor ki, hayatım boyunca katı hale geçemedim beni durmadan masaların, koltukların, sehpaların altına ve yetişkinlerin ayaklarının dibine çöken, bereket versin havadan ağır bir gaz olarak yaşadım bunca yılı. yirmi altı yılı. ve bu yirmi altı yıl boyunca tek bir şeyi istedim, tek bir şeyin peşinden koştum, koş dedim ruhuma, koş alçak, koş pislik, o da koştu… karşıma çıkan herkesin, kadın erkek, çoluk çocuk, herkesin bana aşık olmasını istedim. işte benim basit gerçeğim! (sayfa 111)

geçmiş yaşantılarımı, pişmanlıklarımı tekrar eden bir makineye dönüştüğümü ve artık ispat etmekten, göstermekten, kanıtlamaktan, beni güzel gösterecek aynalar aramaktan yorulduğumu belirten işaretler. görüyorlar mı bütün bunları, anlıyorlar mı, diye dikkatle bakıyorum insanlara. ama o kadar çoklar ki, onları insan olarak göremiyorum! onlar da beni göremiyorlardır. şehir böcekleriyiz biz. (son)
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 19 Şubat 2016, 17:51   #10
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Cevap: Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi | Kitap Tanıtımı, Kitaptan Alıntılar, Kitap Özet

İki ayrı nokta olsalar, haritada iki ayrı, uzak nokta, aralarında nehirler, dağlar, okyanuslar filan olsa... Daha rahat, daha rahat severdi. (Coğrafya herkese iyi gelir.)
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
alintilar, baris, barış bıçakçı herkes herkesle dostmuş gibi, barış bıçakçı herkes herkesle dostmuş gibi kitap, barış bıçakçı herkes herkesle dostmuş gibi kitap alıntısı, barış bıçakçı herkes herkesle dostmuş gibi kitap sözleri, barış bıçakçı herkes herkesle dostmuş gibi kitap tanıtımı, barış bıçakçı herkes herkesle dostmuş gibi kitap yazarı, barış bıçakçı herkes herkesle dostmuş gibi kitap özeti, bicakci, dostmus, gibi, herkes, herkesle, kitap, kitaptan, ozeti, tanitimi

Seçenekler
Stil


Saat: 23:45

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

izmir escort istanbul escort, ankara escort bayan, ankara escort bayan, kayseri escort ankara escort, istanbul escort, kayseri escort pendik escort, antalya escort,