ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kitap Tanıtımları


Mahkeme yüzü görmüş 10 yasaklı kitap


Mahkeme yüzü görmüş 10 yasaklı kitap

ForumSevgimiz Kütüphane Kategorisinde ve Kitap Tanıtımları Forumunda Bulunan Mahkeme yüzü görmüş 10 yasaklı kitap Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Mahkeme yüzü görmüş 10 yasaklı kitap . Önce yaklaşık on gün önce yaşanan olayı bir hatırlayalım… Milli Eğitim Bakanı Nabi ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 03 Mart 2016, 13:52   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Araz
Bazen
kendi kendime konuşuyorum,
iyi geliyor.
Araz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Ocak 2016
Mesajlar: 2.981
Konular: 417
Beğenilen: 706
Beğendiği: 783
www.forumsevgisi.com
Standart Mahkeme yüzü görmüş 10 yasaklı kitap

Mahkeme yüzü görmüş 10 yasaklı kitap

.

Önce yaklaşık on gün önce yaşanan olayı bir hatırlayalım… Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Dilovası’ndaki bir yarışmada başarılı öğrencilere dağıtılıp sonra toplatılan şair Bejan Matur’un, Kandil’de yaptığı mülakatları içeren “Dağın Ardına Bakmak” adlı kitabının, “yapılan inceleme sonunda sakıncalı bulunduğunu” açıkladığında kitap yasaklamak yönünden hayatımızda hiçbir şeyin değişmediğini hatırladık tekrar… Milliyet’ten Önder Yılmaz’ın haberine göre, MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, Dilovası’nda Bejan Matur‘un yazdığı kitabının dağıtılmasında Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayı olup olmadığını, sorumlulara ceza verilip verilmediğini sordu.
Avcı’nın TBMM’ye gönderdiği yazıda şu ifadeler yer aldı: “Valiliğin verdiği bilgide, dağıtılan kitapların henüz inceleme komisyonundan geçmediğinin fark edilmesi üzerine öğrenciler okuldan ayrılmadan kitaplardan 63 tanesi aynı tarihte, geriye kalan 12’si ise pazartesi öğrencilerden geri alındığı, aynı gün kitap inceleme komisyonu oluşturularak söz konusu eserlerin incelendiği, komisyonun aldığı karara göre bahsi geçen kitabın öğrencilere dağıtılmasının uygun bulunmadığı belirtilmektedir.”
Kitap yasaklamak konusunda sicili yeterince bozuk bir ülkeyiz aslında. Hele son yıllarda bu sayının artış gösteriyor olması daha da ürkütücü. Bu zamana kadar konuya ‘müstehcenlik’ yönünden yaklaşan kurullar, artık siyasi argümanlar da dahil ediyorlar. Biraz geriye dönüp hatırladığımızda; Enis Batur’un ‘Elma’sı kapağındaki Courbet tablosundan dolayı yargılanmaya başladığında şaşırmıştık. Metin Üstündağ’ın haftalık Penguen’de yıllardır çizdiği ‘Pazar Sevişgenleri’ albümleri yargılanınca gülmüş, “dünya kültür mirası” listesindeki Fransız şair Guillaume Apollinaire’nin ‘Genç Bir Don Juan’ın Maceraları’ müstehcenlikle suçlanınca kızmıştık. William Burroughs’un yerleşik edebiyat kalıplarını zorlayarak yazdığı üstelik tam da bunun için yaptığını beyan ettiği ‘Yumuşak Makine’ “konu ve anlam bütünlüğüne aykırılık” gerekçesiyle yargılandığında ise artık bu mantığı anladığımızı zannediyorduk. Aslı Tohumcu’nun önce Milli Eğitim Komisyonu tarafından önerilen, daha sonra bir şikâyet üzerine ‘küfürlü içeriği dolayısıyla öğrencilere uygun olmadığına kanaat getirilen ‘Abis’ kitabının başına gelenlere ise yaşanan çelişkiler dolayısıyla tepki bile verememiştik… Ta ki edebiyat öğretmenlerinin John Steinbeck’i de “gayri ahlaki” bulduklarını okuyana kadar. Türkiye’de edebi eserlere yönelik müstehcenlik davalarının ucu bucağı gelmiyor. Yanı sıra yasağın, hele ki söz konusu olan müstehcenlik ise, bir merakın ateşini körüklediği de bir gerçek. Türkiye’de son yılların en çok konuşulan ‘müstehcen’ kitap davalarını bir hatırlayalım istedik…



Şeker Portakalı / Jose Mauro De Vasconcelos
Pek çoğumuzun çocukluk anılarında mühim rolü vardır Şeker Portakalı’nın. Hikâyesinin naifliğiyle burksa da içimizi, yanı sıra bir kahramanlık hissi uyandırır yüreğimizde Zeze. Jose Mauro De Vasconcelos’un 1968 yılında yarattığı Zeze’nin hikâyesi ve öğrencilerine o hikâyeyi okuma ödevini veren bir 7. sınıf öğretmeni, geçen yıl bir velinin şikâyeti üzerine soruşturmalık oldu. Çünkü “Türk örf ve adetlerine aykırı”ydı ve “argo kelimeler içeriyordu” Şeker Portakalı! Şikayetin muhatabı olan Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER), söz konusu öğretmen hakkında derhal bir soruşturma başlattı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 100 Temel Eser seçkisinde bulunan kitap, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün İstanbul’daki okullara önerdiği yedi adetlik kitap listesinden anında siliniverdi. Bu olaylar ülke gündemini o kadar meşgul etti ve ardı ardına şikayet edilen kitaplarla tartışmalar öyle bir büyüdü ki Şeker Portakalı’nın soruşturma haberleri sonrasında her zamankinden daha çok satmış olduğu şüphesiz. Şeker Portakalı, sevgiyi kendisi bulmak zorunda kalan ve günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü. Sadece çocukların değil, yetişkinlerin de okumaktan keyif alacağı bir klasik.
Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck
Şeker Portakalı’na dair soruşturma haberlerinin hemen arkasından duyuldu Fareler ve İnsanlar’a “sakıncalı” damgası vurulduğu. Üstelik John Steinbeck’in bir klasik haline gelen bu novellası da Milli Eğitim Bakanlığı’nın liselerde okutulması için önerdiği 100 Temel Eser seçkisinde yer alıyor. Ancak çocuğunun okuduğu kitaba göz gezdiren bir veli Fareler ve İnsanlar’ı ‘tehlikeli’ bulmuş olacak ki, kitabı İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü Kitapları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’na şikayet etmiş. İncelemeyi bu şikayet üzerine başlattıklarını söyleyen İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı, söz konusu cümleleri kitapta tespit ederek Ankara’ya bildirdiklerini açıkladı. Eğitim-Sen 5 No’lu Şube Başkanı Özcan Çetin ise şikayeti bir okul müdürünün yaptığını, olayın bir danışıklı dövüş olduğunu savundu. Karar sizin… Kitabı zaten okuduysanız, cevabı biliyorsunuz. Yok okumadıysanız, hiç zaman kaybetmeyin! George Milton ve Lennie Small adlı iki gezgin çiftçinin başından geçenleri anlatan kitap, kendisi de bir dönem gezgin çiftçilik yapan Steinbeck’in hayatından da izler taşıyor. Zeki ve çalışkan Milton ile akli dengesi bozuk ama fiziksel olarak çok güçlü Small’un Kaliforniya’da yaşadığı trajik olaylar, 1920’lerdeki ‘Büyük Buhran’ın da yansımalarını içeriyor.
Oğlak Dönencesi / Henry Miller
80’lerin yarı karanlık Türkiye’sinde toplatılmış, sansürlenmiş bir kitap bu. Sadece Türkiye’de değil yayımlandığı ilk günden beri yasaklardan yana talihi pek kapalı olan bir kitap. Bu kült kitabı, Avi Pardo’nun yeniden çevirisi ve sansürsüz haliyle okuyabileceksiniz bu kez. Hayatın ne olduğunu sorgulayacaksınız. Sıradan bir günün, olağanüstü bir günün, nefes alıp vermenin, çalışmanın, evlenmenin, çoluk çocuk sahibi olmanın, sevişmenin, tanrıya inanmanın, tanrının bizzat kendisinin ne ifade ettiğini düşüneceksiniz. Tam bir yaşama lanet etme kılavuzu bu kitap. Henry Miller rahme düşmesinden aşkın eline geçmesine, insanlık denen kof sürüye dahil olmaktan kendi egemenliğini inşa etmesine hayat denen felaketler silsilesinin özetini yapıyor! Yengeç Dönencesi’nde Paris sokaklarında avarak asnak dolaşan Miller, bu kez Amerika’da fink atıyor. İnsanın iç yolculuğunu anlatırken, nihilizmin bu kadar doruğa çıktığı başka bir roman var mı? Şüpheli. Oğlak Dönencesi sadece ülkemizde değil dünyada da yasaklanmış ve Amerika’da oldukça geç yayımlanmıştı. Kitabın Türk yayıncılık tarihi açısından önemli özelliklerinden birisi ise yaklaşık otuz yayınevi tarafından ‘ortak yayın’ düsturuyla yayımlanıp, varsa bir suç, cezanın ortak çekilmesine karar verilmişti…
Genç Bir Don Juan’ın Maceraları/ Guillaume Apollinaire
Bu kitaptaki hikâyenin baş kahramanı Roger, çok küçük yaştan itibaren kadın kokusu ve bedenine yönelik tutkusunu dizginleyemeyen bir genç. Yıllar içerisinde çevresindeki kadınları gözlemleyerek kendi bedenini ve cinselliğini keşfetmeye başlıyor. En sonunda da çevresindeki kadınların bir numaralı küçük Roger’ı, onları her daim hoşnut etmeyi beceren bir “Don Juan” olup çıkıyor! Yani, ilk gençlik yıllarındaki bir çocuğun cinsel uyanış hikâyesi kitapta anlatılan. 20’nci yüzyılın en büyük şairlerinden Apollinaire’in kaleminden, dönemine göre cesur ve hayli aykırı bir dille cinselliğin keşfi. Hâl böyle olunca, Türkiye’de Sel Yayıncılık’ın ‘Cinsel’ serisinden çıkan kitabın başına gelmedik kalmadı. Hem onun hem de onu Türkiye okuruyla buluşturanların. Kitabın yayıncısı İrfan Sancı’ya bastığı, çevirmeni İsmail Yerguz’a da Türkçeye tercüme ettiği için dava açıldı. Sonra kitabın “ebedi eser” olduğu gerekçesiyle beraatlerine karar verildi. Daha sonra ise karar temyiz edildi ve Yargıtay ikilinin 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmasını istedi. Hatta konu “çocuk istismarı”na kadar geldi! Ve dava hâlen sürüyor… Ama davanın en tuhaf tarafı, eserleri dünya kültür mirası arasına dahil edilmiş Apollinaire gibi bir yazarın eserinin ‘edebi’ olup olmadığını tartışıyor olması…
Kukular Kitabı / Juan Manuel De Prada
Sel Yayıncılık’ın ‘Cinsel’ serisinden yayımlanmış bir başka davalı kitap! Erkekler tarafından üretilen erotik eserler arasında bir kült. Kadınları yaş, sınıf, etnik köken ve cinsel yönelimlerine göre kategorilere ayırarak, Henry Miller’ın Oğlak Dönencesi’nde yaptığı gibi vajinayı konuşturuyor. Ancak Kukular Kitabı, ne erkekler için yazılmış ne de kadınlara ayna olmaya soyunmuş bir kitap. Bir cinsel eğitim kılavuzu ve de bir jinekoloji rehberi olma iddiası da yok. Bu kitaba yapıştırılabilecek tek yafta onun sıra dışı bir kitap olduğu. Bunu da konusuna değil, anlatımcılıkla lirizm, öyküyle şiir arasında gidip gelen konuyu ele alış biçimine ve bunu gözüpeklikle yapışına dayandırmak gerekir. Kukular Kitabı, önce edebiyata, sonra da kadınlara övgüdür aslında. Ve elbette bu sıradışılığının karşılığını ülkemizde de bulmuştur. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Genel Ahlaka Aykırı Suçlar kapsamında dava açılan kitabı ilk bilirkişi heyeti “tiksindirici, okuyanları hayvani hislere sürükleyecek nitelikte” bulmuştu. Yayınevi sahibi İrfan Sancı hakkında 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istenen davayla ilgili tayin edilen ikinci bilirkişi heyeti neyse ki kitabın “edebi” değeri olduğuna karar verdi de Kukular Kitabı yeniden özgürlüğüne kavuştu.
Yumuşak Makine / William S. Burroughs
Beat kuşağının babalarından ve bu kuşağı yaratan isimlerin başında gelir Burroughs. Yumuşak Makine, Burroughs’un cut-up tekniğiyle kaleme aldığı ve birçokları tarafından ‘okunamaz eser’ olarak tanımlanan deneysel roman üçlemesinin ilk kitabı. Üçlemenin ‘okunamaz’ diye anılmasının nedeniyse, Burroughs’un ses kayıtlarını kayıt sırasına tabi kalarak değil, tamamen denk geldiği şekilde metne aktarmış olması. Zaten sayıklamalardan müteşekkil ses kayıtları bir de metne şans eseri geçirilince gerçek bir Burroughs kafası çıkmış ortaya. Ancak basit bir kes yapıştır tekniği değil onun yaptığı. Burroughs ardı ardına gelen ustaca sıçramalarla okuru bambaşka dünyalara sürüklemeyi başarıyor. Tabii Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu Burroughs’un kitabını da es geçmedi! Aslında kitabın üslubuna uygun olarak “devamlılığı olmadığı” ve Beat kuşağı metinlerinin mizacına yakışır şekilde “kötü örnek teşkil ettiği” gerekçeleriyle kitabı ‘suçlu’ bulmayı becerdi.
Ölüm Pornosu / Chuck Palahniuk
Son yıllarda kitaplara açılan davalar ve konulan yasaklar arasında en çok ‘Ölüm Pornosu’ konuşulmuştur herhalde. Yazarı Chuck Palahniuk eleştirmenler tarafından “çağımızın en büyük 100 yazarı arasında” gösterilmiş ve filme çekilen ‘Dövüş Kulübü’ gibi kitapları ile dünyaya nam salmış olsa da bu durum Ölüm Pornosu’na Türkiye’de soruşturma açılmasına engel olmadı. Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’nun sekiz sayfalık bilirkişi raporuna göre, kitapta yer alan yazılar “halkın ar ve duygularını incitecek, cinsi arzuları istismar edecek” nitelikteydi. “Argo ve amiyane tabirlerle kopuk anlatım tarzının benimsenmesi” bile suç kapsamına giriyordu. En çok tartışılan ise ifade vermek üzere İstanbul Basın Savcılığı’na götürülen çevirmen Funda Uncu’ya sorgu sırasında yöneltilen “Sen manken misin? Böyle bir kitabı neden yazdın? Buraya neden düştün?” nevînden abuk sabuk sorular olmuştu. … Soruşturma haberleriyle gündeme oturduktan sonra daha geniş bir okur kitlesine ulaşan Ölüm Pornosu, kurgusuyla ve tipleriyle tam bir Palahniuk romanı. Bu kez romanının odağına başka bir ‘marazi’ karakteri, porno kraliçesi Cassie Wright’ı oturtuyor yazar, ama yalnızca bir nesne olarak. Zira her ne kadar konu Cassie’nin efsanevi kariyerini kameralar önünde 600 erkekle seks yaparak kıracağı bir dünya rekoruyla taçlandırmak istemesi olsa da, bu rekoru kırmasında ona yardımcı olacak “damızlık erkekler”in anlatımıyla şekilleniyor roman. Anlayacağınız, çatlatırcasına güldürürken aynı zamanda Amerikan porno kültürünü de eleştiren ve arkadaki öyküleriyle yüreğinizi dağlayacak bir roman Ölüm Pornosu.
Sudaki İz / Ahmet Altan
Sudaki İz, Ahmet Altan’ın ikinci romanı. İlk kez 1985 yılında Can Yayınları tarafından yayımlanmıştı. Aynı yıl üçüncü baskısı yapıldıktan sonra toplatıldı ve hakkında dava açıldı. İki yıl süren dava sonucunda kitaptaki iki buçuk sayfalık sevişme sahnesinin müstehcen içerik olduğu belirtilerek imhasına karar verildi. Halbuki kesinleşmiş mahkeme kararlarını yayımlamak yasalarımıza göre bir suç değildi. Kitabın o yıllardaki yayıncısı Erdal Öz bu açıktan istifade edip bir yayıncılık hilesi yaparak, halen çok konuşulan bir işe imza attı! Bu yüzden ‘Sudaki İz’ dördüncü basımından itibaren sansürlenmiş o iki buçuk sayfa üzerine siyah utanç bandı çekilmiş şekliyle yayımlanır. Kitabın başındaysa söz konusu mahkeme kararı ve kararda geçen iki buçuk sayfalık sansürlü bölüm tastamam yer alır. Bir grup militanın ‘80 darbesi öncesi yaşamını bir aşk hikâyesi üzerinden anlatan roman sadık Ahmet Altan okurlarının kaçırmaması gereken bir kitap!
Bir Avuç Gökyüzü / Çetin Altan
Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan, Bir Avuç Gökyüzü’nün toplatılma kararından bahsederken “müstehcen yayınlar konusunda kanunların verdiği yetkilerin eksiksiz kullanıldığından” övünçle söz eder. Bu sözlerden kısa süre sonra, 9 Ekim 1974’te mahkeme oy birliğiyle kitabın serbest bırakılmasına karar verir. Çetin Altan ise kitabın başına gelenlerle ilgili; “Bir Avuç Gökyüzü romanım yasaklandığında Türkiye’deki sanat anlayışındaki kısırlıkla roman edebiyatındaki bağnazlığın ne kadar oksijenden yoksun olduğunu düşündüm. Çünkü Venezuela’dan İsveç’e, İsveç’ten Romanya’ya dokuz dile çevrilmiş ve hiçbirinde kendi memleketinde gördüğü muameleyi görmemişti” diyor. 12 Mart sonrasının karabasan günlerinde yazarının 17 ay boyunca kaldığı hapishanede yeşerir ‘Bir Avuç Gökyüzü’. Bu 17 ayda sağlığı epeyce bozulur Çetin Altan’ın, hatta gözünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Siyahi bir mahkûmun kendi içindeki zindanı anlatan Bir Avuç Gökyüzü, yazarının o dönem içinde bulunduğu dünyaya dair de pek çok ayrıntıyı içerir. Zaten Çetin Altan 300’ü aşkın ağır ceza davasından geçmiş bir yazardır ve ‘Bir Avuç Gökyüzü’ bunlardan yalnızca biridir!
Elma / Enis Batur
‘Acı Bilgi – Fugue Sanatı Üzerine Bir Roman Denemesi’nin ardından Enis Batur, benzer bir kurguyla karşımıza çıkıyordu Elma’da. Örgü teknikleri üzerine bir roman denemesiydu bu! Yazar, sağ ve sol elinde birer şiş, sağında solunda farklı renk ve cinsten yumaklar, ilmekten ilmeğe örüyor metni. Bu kitap, kabartma motif olarak Halil Şerif Paşa’yı seçen, onu hem Courbet’nin ‘Dünyanın Başladığı Yer’ yapıtına ve alışılmadık bir yaradılış yorumuna bağlayan, hem de “yabancılık” statüsünü eşeleyen bir perspektife dayanıyor. Kapağında Courbet’nin bir vajinayı resmettiği ve dünyanın önemli müzelerinde de sergilenen meşhur tablosuna yer veren kitap hem kapağı hem de iç sayfalarındaki resimlerin müstehcen olduğu gerekçesiyle yargılandı. Yazarı Enis Batur ve yayıncısı İrfan Sancı, daha önce verilen beraat kararının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden yapılan yargılamada ikinci kez beraat etti. Neticede ‘Elma’ okurdan iki yıl boyunca alıkoyulmuş oldu…
________________

Ağzım bozuk olabilir…
Doğrudur , küfür eder kırar dökerim .
Zamanı geldiyse bakmam ardıma giderim.
Kusursuz muyum ?
Tabiki de değilim.
Şimdi oluğu gibi ,daha üç satırda parçalarımdan akan hatalarımı gözler önüne serebilirim ama,
Hiç kimseye yalanlar söyleyip pembe tablolar çizmedim ..
Ve birden fazla yüzle kimsenin karşısına geçmedim..
imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
10, ahmet altan, asli tohumcu, bejan matur, cetin altan, chuck palahniuk, enis batur, gormus, guillaume apollinaire, henry miller, john steinbeck, jose mauro de vasconcelos, juan manuel de prada, kitap, listeler, mahkeme, yasakli, yumusak makine, yuzu

Seçenekler
Stil


Saat: 14:24

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

izmir escort istanbul escort, Ankara escort, Ankara escort, Ankara escort, Ankara escort, porno izle, sex izle, porno izle, escort bayan, ankara escort bayan, kayseri escort ankara escort beylikdüzü escort ankara escort, istanbul escort, kayseri escort ankara escort beylikdüzü escort antalya escort,