ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > Kuran-ı Kerim

Kuran-ı Kerim Kitabımız


Sabır hadisleri, Sabırla ilgili hadisler

Kitabımız


Sabır hadisleri, Sabırla ilgili hadisler

ForumSevgisi Din Ve Maneviyat Kategorisinde ve Kuran-ı Kerim Forumunda Bulunan Sabır hadisleri, Sabırla ilgili hadisler Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Sabır hadisleri, Sabırla ilgili hadisler Sabır hadisleri, Sabırla ilgili hadisler Sabır konulu hadisler Kabir Ziyareti Efendimiz, kabristanlarda cahiliyyeye ait bazı ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 13 Ocak 2015, 12:44   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Kaf_Dağı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arastirmaci
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2014
Şehir: ~~~~~~
Mesajlar: 1.130
Konular: 710
Beğenilen: 168
Beğendiği: 334
www.forumsevgisi.com
Standart Sabır hadisleri, Sabırla ilgili hadisler

Sabır hadisleri, Sabırla ilgili hadisler

Sabır hadisleri, Sabırla ilgili hadisler

Sabır konulu hadisler

Kabir Ziyareti

Efendimiz, kabristanlarda cahiliyyeye ait bazı âdetlerin devam ettirildiğini görünce, müminleri kabristanlara gitmekten men etti

Fakat daha sonra bu yasağı kaldırdı ve: “Ben, sizi kabir ziyaretlerinden men etmiştim

Bundan böyle kabirleri ziyaret edin!” [2] buyurarak, kabir ziyaretini teşvik etmişlerdi

Çünkü insanları tûl-i emelden kurtaracak en müessir nasihat, kabirlerde saklıdır

Zaten o mürüvvet abidesi de, sık sık kabir ziyaretinde bulunur ve her hafta hiç olmazsa bir kere Uhud şehidlerini ziyaret ederdi

Kabir ziyaretlerinden birinde, bir kadının evladının kabri başında, feryad u figan edip ağladığını, üstünü başını yırtıp, uygunsuz sözler sarfetmekte olduğunu gördü gördü ve kadına yaklaşarak nasihat etmek istedi

Kadın Efendimiz’i tanımıyordu “Git başımdan” dedi, “Sen benim başıma gelenleri bilmiyorsun!” Efendimiz de hiçbir şey söylemeden kadının yanından ayrıldı Orada bulunanlar, kadına onun Allah Resûlü olduğunu söyleyince, kadın daha müthiş bir sarsıntı ile sarsıldı

Çünkü bilmeden Allah Resûlü’ne karşı saygısızlık etmişti Koşarak Efendimiz’in hanesine geldi Kapıyı vurmadan içeriye girdi, Efendimiz’den özür diledi Allah Resûlü de ona, cevab-ı hakîm olarak şunu söyledi: “Sabır, musibetin ilk şokunu yediğin zamandır” [3]

Allah Resûlü, şu dört kelimelik ifadesiyle, ciltlerle ancak anlatılabilecek bir meseleyi, mucizevî bir belâgatla anlatmış oluyordu

Sabrın Çeşitleri

Musibete karşı sabır, günahlara karşı direnmede sabır ve ibadet üzere ısrarda sabır

Her gün beş vakit namaz, senede en az bir ay oruç, muayyen miktarda zekât ve kulluğa müteallik diğer bütün emirler, ancak sabırla yerine getirilebilir

Bunlar, insan ömrünü disipline eder ve ötelere göre bir boya çalar Böyle bir hayat, bütünüyle nuranilik çizgisinde geçer; ömür bereketlenir ve cenneti semere verir Onun için insan, dişini sıkacak, ibadetler üzerine sabredecek, ve böylece hayatını ışıl ışıl nurlandıracaktır

Durum Değiştirmek

Sabretme, dişini sıkma, dayanma, net gösterme, sarsılmama, irkilmeme, irade felcine uğramama, her gün zehir-zemberek hâdiseleri sineye çekme ve dayanma elbette kolay bir iş değildir Ancak, bütün bunlar ilk musibet şoku anında yapılmalıdır

Çünkü, yer değiştirme, başka bir vaziyete intikal etme, psikolojik olarak her zaman insanın ruh haletinde değişiklik hasıl eder ve onu sarsan hâdiseleri unutturur

Diyelim ki, başımıza bir musibet geldi İlk bakışta, bu musibete dayanabilmemiz mümkün değil gibi

Hemen bu şoku atlatmanın çaresine bakmalıyız Bu da ya bulunduğumuz durumu değiştirerek ki, ayakta isek oturarak, oturuyorsak yatarak veya yapmakta olduğumuz işin keyfiyetini değiştirerek; meselâ, abdest alarak, namaz kılarak veya en azından konuştuğumuz mevzudan uzaklaşarak veyahut da bulunduğumuz mekandan ayrılarak, başka bir atmosfere sığınmakla olur

Bazen de bir nebze uyumak, şoku atlatmamıza yetebilir Hangi şekilde olursa olsun, hâl, durum veya mekanda yapılan bu değişiklikler, şokun tesirini kırar ve tahammül edilemez gibi görünen musibeti az dahi olsa hafifletir

Sabır, ibadetlere devam etme hususunda da çok lüzumludur İlk anda, yeni namaza başlayan bir insan için, bu ibadet çok ağır gelebilir; fakat biraz sabreder de ruhu namazla bütünleşirse, artık bir vakit namazı kılamama, o insan için dünyanın en büyük ızdırabı haline gelir Oruç, zekat, hac gibi ibadetler için de aynı şeyleri söylemek mümkündür

Düşünün ki, hac gibi meşakkatli bir ibadeti, bir kere ifâ edenler, her sene gitmek için âdeta kendilerini yerler Hatta bazen konulan tahdid, onları çılgına çevirir Bu denli ibadet sevgisi bir bakıma onun ilk ağırlık şokunu atlatması demektir Bu hemen bütün ibadetlerde de böyledir

İnsan, harama karşı da aynı sabırla mukabele etmelidir Günah ilk tosladığında gösterilecek mukavemet, ondan gelecek kötü şerareleri kırar, insan da o şoku böylece atlatmış olur Onun içindir ki Efendimiz, Hz Ali’ye “İlk bakış lehine gerisi aleyhine”[4] buyurmaktadır Yani, insanın gözü günaha kayabilir

Ama o, hemen gözünü kapar, yüzünü çevirirse, bu onun için günah olarak yazılmaz Hatta harama bakmadığı için kendisine sevap bile yazılabilir Fakat ikinci ve daha sonraki bakışlar, zehirli birer ok gibi insanın kalbine ve ruhuna saplanır, insanın hayalinde bulantılar meydana getirir iradesi mânevî gerilimini kaybeder

Zira her harama bakış, bir yönüyle harama girme yollarını kolaylaştıran birer davetiye hükmündedir Dolayısıyla da her bakış, bir başka bakışı davet eder artık o insan, harama yelken açar ve dönüşü çok zor bir yolculuğa açılır

İşte bu duruma gelmeden, haramın ilk tosladığı anda, sabredip haramdan yüz çevirme, harama karşı gözlerini yumma, Allah Resûlü’nün bize tavsiye ettiği altın öğütlerdendir

Epiktetos’un bir sözü vardır: “Fena hülyalar, seni hayallerinde yakalayınca, ilk fırsatta hemen uzaklaşmaya çalış Sonra götürüldüğün yerden geriye dönemezsin” Onun bu ifadesi de ilham yüklüdür Eğer, Allah Resûlü’nden sonra yaşamış olsaydı, mutlaka ilhamını Allah Resûlü’nden aldığını söyleyebilirdik

İnsan, harama karşı böyle davrana davrana, bu onda bir huy, bir karakter haline gelir Zira, yaptığı egzersizlerle kalbinde hasıl olan imanın nuru, cehennemden bir kıvılcım durumunda olan günahlara karşı âdeta bir sütre olur Öyle ki artık harama bakmama, onun asıl ve fıtrî davranışları arasına girer

Aksi bir durum aklına gelse, hemen parmağını, gönül peteğindeki iman balına batırır ve bu sağlam mülâhaza sayesinde tattığı aşkın tadıyla kendini bu mânevî atmosferden uzaklaştıran her şeyden kaçar Bu durumda olan bir insanın, iradî olarak günaha girmesi pek düşünülemez

Her musibetin kendine göre bir şoku vardır O atlatıldığı zaman, musibet rahmete, elemler lezzete, dertler de zevke inkılâb eder Böyle bir sînede artık ızdırap dinmiş, yerini de sonsuz bir neşeye terk etmiştir

Ancak bütün bunlar, ilk şok anının başarıyla atlatılmasına bağlıdır Bu kadar tafsilatlı, derin bir mevzuyu Allah Resûlü, sadece dört kelime ile ifade buyurmaktadır “Sabır, ilk toslama anında olandır”

[1] Buhârî, Cenâiz, 32; Müslim, Cenâiz, 14,15

[2] Müslim, Cenâiz, 106; İbn Mace, Cenaiz, 47

[3] Buhâri, Cenaiz, 32; Müslim, Cenâiz, 15

[4] Ebu Davud, Nikâh, 43; Tirmizi, Edeb, 28
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
hadisler, hadisleri, ilgili, sabir, sabirla

Seçenekler
Stil


Saat: 14:32

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,