ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > Kuran-ı Kerim

Kuran-ı Kerim Kitabımız


Kur'an-ı kerimde şükür

Kitabımız


Kur'an-ı kerimde şükür

ForumSevgisi Din Ve Maneviyat Kategorisinde ve Kuran-ı Kerim Forumunda Bulunan Kur'an-ı kerimde şükür Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Kur'an-ı kerimde şükür Allah, kelâmında pek çok defa şükrü emretmiş ve onu "lealleküm teşkürûn" ve "Ve seyeczi-llahu-şşâkirin" gibi âyetleriyle emrin ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 24 Ağustos 2015, 14:15   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Kur'an-ı kerimde şükür

Kur'an-ı kerimde şükür

Allah, kelâmında pek çok defa şükrü emretmiş ve onu "lealleküm teşkürûn" ve "Ve seyeczi-llahu-şşâkirin" gibi âyetleriyle emrin ve halkın gayesini göstermiş; göstermiş ve: "lein şekertüm le ezidenneküm ve len kefertüm inne azabî leşedîd" (Eğer şükrederseniz ben de nimetimi artırırım. Şayet nankörlük yaparsanız biliniz ki azabım çok şiddetlidir.) (İbrahim/7) fermanıyla şükredenlere mükâfat vaadinde, küfrân-ı nimette bulunanları da cezalandıracağı tehdidinde bulunmuştur.

Bundan başka O, kendisine "Şekûr" demiş ve bütün nimetlerin asıl kaynağına ulaşma yolunu da şükre bağlamıştır; bağlamış ve bu mevzuun dolu dizgin şehsuvarlarından Hz. İbrahim’i: "Şâkiren Li enumihi" (O’nun nimetlerine karşı şükürle gerilmiş) (Nahl/121) sözüyle; Hz. Nuh’u da: "İnnehu kâne abden şekûra" (Şüphesiz, o, şükürle oturup kalkan sadık bir bende idi) (İsrâ/3) beyanıyla tebcil ve takdir etmiştir. Şükür önemli bir amel ve kıymetli bir sermaye olmasına rağmen "ve galilün min ıbadiyeşşekûr" (Kullarımdan şükredenler pek azdır) (Sebe/13) fehvasınca, hakîki manâda âmili fazla olmayan bir ameldir. Gerçi, "efelâ ekünü abden şekûra" (Rabbime çok şükreden bir kul olmayayım mı!) [1] duygusuyla kıvrım kıvrım kıvrananlar ve bütün ömürlerini şükür kuşağında geçirenler de vardır ama, yine de sayıları oldukça azdır.

Evet, İnsanlığın İftihar Tablosu Şükür Kahramanı, değeri çok yüksek, âmili çok az bu önemli amelin en önde geleniydi. O, oturur-kalkar şükreder ve yanına gelenlere de şükür tavsiyesinde bulunurdu. "Allah'ım! Seni anmam, Sana şükredebilmem ve Sana ibadetlerin en güzeliyle yönelebilmem için bana yardım et." [2] O’nun sabah akşam dilinden düşürmediği nurlu sözlerindendi.


[1] Buhârî, Teheccüd, 6; Müslim, Münafikîn, 79-81; Tirmizî, Salat, 187.
[2] Nesâî, Sehv, 60.
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 24 Ağustos 2015, 14:15   #2
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Yanıt: Kur'an-ı kerimde şükür

Şükür, her türlü nimetin tek sahibinin Allah olduğunun ve yalnızca Ondan geldiğinin şuurunda olmak, bunu kalple ve dille ifade etmektir. Şükretmenin aksi ise Kuranda, nankörlük anlamına gelen küfür terimiyle tanımlanır. Yalnızca bu tanım bile şükretmenin Allah katında ne kadar önemli bir ibadet olduğunu ve bu ibadetten uzaklaşmanın insanı ne kadar kötü bir konuma soktuğunu göstermesi açısından yeterlidir.

Şükür, Kuranda üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Yetmişe yakın ayette şükretmenin öneminden bahsedilir, müminlere şükretmeleri hatırlatılır, şükredenlerin ve şükretmeyenlerin örnekleri verilir, akıbetleri anlatılır. Şükrün Kuranda bu derece önemle vurgulanmasının nedeni, bunun imanın ve tevhid inancının en büyük göstergelerinden biri olmasıdır. Bir ayette şükretmek, yalnızca Allaha kulluk etmenin şartı olarak belirtilir:
Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca Ona kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allaha şükredin. (Bakara Suresi, 172)
Kuranın bir başka ayetinde ise şükretmek, şirk koşmanın zıttı olarak Allaha kulluk etmekle birlikte zikredilmiştir:
Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın. Hayır, artık (yalnızca) Allaha kulluk et ve şükredenlerden ol. (Zümer Suresi, 65-66)

Şeytan İnsanları Şükretmekten Alıkoymak İster

Kibir, haset ve kıskançlığından ötürü kıyamete kadar tüm yaşamını insanları saptırmaya adamış olan şeytan, insanın şükürden uzaklaşmasını kendisi için yeterli ve büyük bir başarı olarak görmektedir. Şeytanın ana hedeflerinden birinin insanları şükürden alıkoymak olduğu dikkate alındığında, şükretmeyen bir kimsenin nasıl büyük bir sapkınlık içinde olduğu daha iyi anlaşılır.
Şükretmenin ne kadar önemli bir konu olduğunu anlamak için İblisin Kuranda ibret olarak nakledilen şu sözleri oldukça anlamlıdır:
Dedi ki: Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım. Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın. (Araf Suresi, 16-17)
Şükür, imtihanın bir parçasıdır. Allah insana Katından sayısız nimetler verir, ona nasıl davranması gerektiğini bildirir ve onun bu nimetler karşısındaki tavrını dener. Bu durum aşağıdaki ayetlerde şöyle bildirilir:
Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör. (İnsan Suresi, 2-3)
Ayette, denenmekte olan insanın iki yoldan birini, yani şükrü veya nankörlüğü seçeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla ayette, şükretmenin imanla, şükretmemenin ise küfürle eş tutulduğu açıkça görülmektedir.
Azabın temelinde de şükretmemek vardır. Allah, iman edip şükredenler için azabın söz konusu olmadığını müjdelemektedir:
Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir.
(Nisa Suresi, 147)
Bu ayette olduğu gibi Allah, şükrün karşılığını vereceğini, şükredenlere nimetini artıracağını ve onları ödüllendireceğini Kuranın başka birçok ayetinde de bildirmiştir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:
Rabbiniz şöyle buyurmuştu: Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir. (İbrahim Suresi, 7)
İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir. (Şura Suresi, 23)
Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azabtan ayrı tuttukWink onları seher vakti kurtardık. Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz. (Kamer Suresi, 33-35)
Eğer Allahın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız; gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Nahl Suresi, 18) ayetinde bildirildiği gibi, Allahın nimetlerini tek tek sayabilmek değil, nimetleri sınıflara ayırarak saymak bile mümkün değildir. Nimetin sınırı olmadığı gibi şükretmenin de bir sınırı yoktur. O halde insan sürekli bir şükür halinde bulunmalı, Allahın nimetini anmalı, hatırda tutmalı, anlatmalıdır.

Her An Şükredici Olmak


Bazı kimseler şükretmek için kendilerine çok büyük, çok özel bir nimetin gelmesini, ya da çok büyük bir sorunlarının çözülmesini beklerler. Oysa biraz dikkat edildiğinde, insanın her anının nimet içinde geçtiği görülür. Hayatı, sağlığı, aklı, şuuru, beş duyusu, nefes aldığı hava ve bunlara benzer sayısız nimet kendisine her an kesintisiz bir şekilde sunulmaktadır. Bu nimetlerin ise herbiri ayrı şükür gerektirir. Allahı anmasında, tefekküründe eksiklik olan kimseler gaflet içinde oldukları için, bu nimetlerin değerini onlara sahipken bilmez, bunların şükrünü yapmaz; ancak bu nimetler ellerinden alındığı zaman değerlerini anlar, nankörlüklerinin sonucuyla karşılaşırlar.
Kuranda, Allahın insanlara şükretmeleri için verdiği çeşitli nimetler sayılır ve bunların şükürlerinin yapılması tekrar tekrar öğütlenip hatırlatılır. Bu nimetlerden bazıları şunlardır: İnsanın düzgün bir biçimde yaratılıp var edilmesi, işitme, görme ve hislerin verilmesi, Allahın insanlara güzel ahlakı öğretmesi, ayetlerini açıklaması, müminleri temizleyip arındırması, günahların bağışlanması, ibadetlerde kolaylık sağlanması, müminlerin eziyetlerden kurtarılması, insanların yeryüzünde yerleşik kılınıp onlara geçimlikler verilmesi, insanlar için içilecek suyun yaratılması, toprağın verdiği ürünler, hayvanların insanların hizmetine ve yararına sunulması, denizin insanların emrine verilmesi, denizden çıkan ürünler, süs eşyaları, denizde giden gemiler, gece ile gündüzün yaratılması...
Şükretmeyle ilgili haber verilen bir sır ise, Allahın Kuranda ve dış dünyada yarattığı ayetleri (delilleri) ancak çokça şükredenlerin anlayabileceğidir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:
Güzel şehrin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise kavruktan başkası çıkmaz. İşte Biz, şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz. (Araf Suresi, 58)
Andolsun Musayı: Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allahın günlerini hatırlat diye ayetlerimizle göndermiştik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır. (İbrahim Suresi, 5)
Görmüyor musun ki, size ayetlerinden (bazılarını) göstermesi için, gemiler Allahın nimetiyle denizde akıp gitmektedir! Hiç şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden için gerçekten ayetler vardır. (Lokman Suresi, 31)
Onlar ise: Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır) dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece Biz de onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır. (Sebe Suresi, 19)
Allahın bu ayet ve delillerinin hikmeti ancak çokça şükredenlerin ulaştıkları kavrayış ve duyarlılık ile anlaşılabilir. Nankör ve duyarsız kişiler ise Allahın ayetlerinin hikmetlerini anlayamaz hatta bu ayetlerin farkına bile varamazlar.
Kuranda Allahın peygamberlere sürekli olarak şükredici olmalarını bildirdiğini görürüz. Hz. Musa da bu peygamberlerdendir:
(Allahgülücük Ey Musa dedi. Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol. (Araf Suresi, 144)
Kuranda örnek verilen bir müminin, olgunluk çağı olan kırk yaşına ulaştığı zaman yaptığı duada, Allahtan ilk olarak Onun nimetine şükredici olmayı istemesi de şükretmenin önemini göstermektedir:
Biz insana, anne ve babasına iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben
Müslümanlardanım. (Ahkaf Suresi, 15)
Allah herşeyi bir amaç ve hikmetle yarattığı gibi, insana verdiği nimetleri de bir amaç üzerine yaratmıştır. İnsana verilen herşey insanın Allaha şükretmesi için birer nimettir. Nimetin verilmesindeki amaç ise, o nimeti kullanan kişiyi Allaha yöneltmektir. Çünkü verilen herşey, karşılığında şükrü gerektirir.

Şükür Nefse Karşı Bir Kalkan Gibidir

Şükür hem büyük bir ibadettir, hem de insanı azgınlaşmaktan koruyan bir kalkan gibidir. Çünkü insanın nefsinde, zenginlik ya da güç bulduğunda zalimleşmeye, zorbalaşmaya, vicdansızlaşmaya karşı bir eğilim vardır. Zenginleşir, güzel imkanlara kavuşursa, acizliğini unutmaya ve kibirlenmeye başlar. Şükür, işte bu azgınlaşmayı engeller.
Şükreden insan bilir ki eline geçen her nimeti kendisine veren Allahtır. Bu nimeti de, Allahın yolunda, Rabbimiz'in istediği biçimde kullanmakla yükümlüdür. Kendilerine büyük makam, büyük mülk ve hakimiyet verilen Hz. Davud ve Hz. Süleyman'ın tevazu ve olgunluklarının anahtarı budur. Kendisine verilen mülk nedeniyle azgınlaşan Karunun da yaptığı hata, şükretmeyi bilmemesidir.
Eğer mümin, kendisine verilen nimetlerden dolayı azgınlaşmayacağını, kibirlenip şımarmayacağını yaptığı şükürle Allaha gösterirse, Allah da ona daha fazla nimet verir. Allahın Kuranda verdiği Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir (İbrahim Suresi, 7) hükmü, bunu açıkça ifade etmektedir.
Şükür, yalnızca Allaha söz ile hamd etmekle değil, Rabbimizin verdiği tüm nimetleri Hak yolunda kullanmakla olur. Mümin, kendisine verilen herşeyi, Allah rızası için kullanmakla yükümlüdür. En başta da, Allahın kendisine verdiği bedeni Onun rızasını kazanmak için kullanacaktır.
Kuranda, Allahın nimetlerine şükretmenin, Onun nimetlerini başkalarına anlatmakla, yani dini tebliğ etmekle olacağı şöyle ifade edilir:
Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın.
Bir yetim iken, seni bulup da barındırmadı mı? Ve seni yol bilmez iken, doğru yola yöneltip iletmedi mi?Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi? Öyleyse, sakın yetimi üzüp-kahretme.İsteyip-dileneni azarlayıp-çıkışma. Rabbinin nimetini durmaksızın anlat. (Duha Suresi, 5-11)
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
kerimde, kurani, sukur

Seçenekler
Stil


Saat: 12:29

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,