ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > Kuran-ı Kerim

Kuran-ı Kerim Kitabımız


Bakanlar ve görenler

Kitabımız


Bakanlar ve görenler

ForumSevgisi Din Ve Maneviyat Kategorisinde ve Kuran-ı Kerim Forumunda Bulunan Bakanlar ve görenler Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Bakanlar ve görenler GÖRMÜYOR MUSUN(UZ) gökleri ve yeri belli bir [içsel] gerçekliğe göre yaratan Allah'tır? Dilerse sizi ortadan kaldırır ve ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 24 Ağustos 2015, 16:12   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Bakanlar ve görenler

Bakanlar ve görenler

GÖRMÜYOR MUSUN(UZ) gökleri ve yeri belli bir [içsel] gerçekliğe göre yaratan Allah'tır? Dilerse sizi ortadan kaldırır ve [yerinize] yeni bir yaratılmışlar topluluğu getirir: ve bu Allah için zor da değildir.
İbrahim Suresi 19-20



ALLAH'IN göklerdeki ve yerdeki her şeyi emrinize verdiğini nimetlerini açıkça veya gizlice önünüze alabildiğine serdiğini görmez misiniz? Yine de insanlar arasında öylesi var ki [Allah hakkında] hiçbir bilgisi bir rehberi ve aydınlatıcı bir vahiy olmadan O'nunla ilgili tartışmalara girer;
Lokman Suresi 20



YERYÜZÜNDE içlerinde hiçbir şüphe duymadan inananlar[ın görebileceği, Allah'ın varlığının] işaretleri vardır, tıpkı kendi kişiliğiniz üzerinde de [O'nun işaretleri bulunduğu] gibi: [bunları] görmüyor musunuz?
Zariyat Suresi 20-21


Görmüyor musunuz Allah yedi göğü nasıl birbiriyle uyumlu yaratmıştır

ve onların içine ay'ı [yansıyan] bir ışık olarak yerleştirmiş ve güneşi [ışık saçan] bir lamba yapmıştır?

Ve Allah sizi yerden [tedricî bir şekilde] yeşertip büyütmüştür; ve sonra sizi [öldükten sonra] ona geri döndürecektir:

[daha sonra] sizi yeniden dirilterek tekrar ortaya çıkaracaktır.

Ve Allah yeri sizin için genişçe yaymıştır

ki üzerinde geniş yollardan yürüyüp geçebilesiniz!"
Nuh Suresi 15-20



[EY İNSANOĞLU] göklerde ve yerde var olan her şeyin -güneşin ayın yıldızların dağların ağaçların ve hayvanların- Allah'ın (kudret ve yüceliği) önünde yere kapandığını görmüyor musun? Ve insanlardan bir nicesi [Allah'a bilinçli olarak baş eğmektedir]; ama niceleri de [O'na karşı geldikleri için öte dünyada] kaçınılmaz biçimde azabı hak edecekler; ve Allah'ın [Kıyamet Günü'nde] alçalttığı kimseyi de onurlandırabilecek kimse yoktur; çünkü Allah dilediği her şeyi mutlaka yapar.
Hacc Suresi 18



Görmüyor musun gökten su indiren Allah'tır; ki onunla yeryüzü yeşeriyor? Doğrusu Allah her şeyden haberdar olan [bilgi ve gözetimiyle] her şeye nüfûz eden ama kendisine asla nüfûz edilemeyen aşkın Varlık'tır.

Göklerde ve yerde var olan her şey O'na aittir; ve Allah'tır, Yalnız O'dur, bütün övgülere layık ve kendine yeterli olan.

Yeryüzünde var olan her şeyi ve koyduğu (fizikî) yasalara uyarak denizde seyreden gemileri size boyun eğdirenin Allah olduğunu görmüyor musun? Ve gök cisimlerini kendi izni olmadıkça yeryüzüne düşmemeleri için yerlerinde yörüngelerinde tutan[ın O olduğunu görmüyor musun?] Gerçekten de Allah insanlara karşı çok acıyıp esirgeyen çok şefkat gösterendir.

Nitekim, size hayat veren, sonra sizi öldüren ve en sonunda sizi yeniden hayata döndürecek olan O'dur; [bütün bu gerçeklere rağmen, yine de] insan, gerçekten, çok nankördür.
Hacc Suresi 63-66



GÖKLERDE ve yerde var olan bütün yaratıkların kanatlarını yayarak uçan kuşların [hepsinin] Allah'ın sınırsız kudret ve yüceliğini dile getirdiklerini görmüyor musun? Gerçek şu ki Allah'a nasıl yönelip niyaz edeceklerini O'nun yüceliğini nasıl dile getireceklerini [bunların] hepsi bilmektedirler; ve Allah da onların edip-eylediği her şeyi tam olarak bilmektedir;

Çünkü, göklerin ve yerin egemenliği Allah'a aittir ve bütün yollar Allah'a varmaktadır.

Görmüyor musun bulutları sürükleyen sonra onları birbiri üzerine yığan ve derken senin onların bağrından boşaldığını gördüğün yağmuru yağdıran Allah'tır. Ve gökten doluyla yüklü [bulut] dağları indiriveren ve onların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırır[ken] dilediği kimseyi doluya uğratan dilediği kimseden de onu uzak tutan Allah'tır!

Geceyle gündüze yer değiştiren Allah'tır; ve bunda da görmesini bilenler için, şüphesiz, (çıkarılacak) bir ders vardır!

Ve bütün canlıları sudan yaratan Allah'tır; öyle ki, kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayağı, kimi de dört ayağı üzerinde yürür. Allah dilediğini yaratır; çünkü O, gerçekten de her şeye kâdirdir.
Nur Suresi 41-45




ALLAH'IN göklerdeki ve yerdeki her şeyi emrinize verdiğini nimetlerini açıkça veya gizlice önünüze alabildiğine serdiğini görmez misiniz? Yine de insanlar arasında öylesi var ki [Allah hakkında] hiçbir bilgisi bir rehberi ve aydınlatıcı bir vahiy olmadan O'nunla ilgili tartışmalara girer;

ve böyle [insanlara] Allah'ın bahşettiğine tâbi olmaları söylendiğinde, "Hayır, biz, atalarımızdan gördüğümüz [inanç ve eylem biçimlerin]e uyarız!" derler. Öyle mi, ya Şeytan onları yakıcı ateşin azabına çağırmışsa?

Kim bütün benliğiyle Allah'a teslim olursa ve aynı zamanda doğru ve yararlı işlerde bulunursa, hiç sarsılmayan [sağlam] bir dayanak elde etmiş olur: çünkü her şeyin akibeti Allah'ın elindedir.

Hakikati inkara şartlanmış olana gelince, onun inkarı seni üzmesin: onlar sonunda Bize dönecekler ve o zaman, [hayatta iken] yaptıklarının [gerçekte] ne olduğunu onlara göstereceğiz: çünkü Allah, [insanların] kalplerindekini en iyi bilendir.

Onlara kısa bir süre hayatın zevkini yaşatır, ama sonunda şiddetli bir azaba sürükleriz.
Lokman Suresi 20-24



Bilmez misin gündüzü kısaltarak geceyi uzatan ve geceyi kısaltarak gündüzü uzatan Allah'tır; O her biri belirlenmiş bir vade içinde hareketini sürdüren güneşi ve ayı [kendi yasalarına] tâbi kılmıştır; ve bütün yaptıklarınızdan haberdardır?

Gerçek budur: yalnızca Allah, Mutlak Hakikattir, ve insanların O'ndan başka çağırdıkları her şey tamamiyle değersiz ve geçersizdir; çünkü yalnız Allah yüce ve gerçekten uludur!

Görmez misin gemiler Allah'ın lütfu ile denizlerde nasıl yol alıyorlar ve böylece Allah kendi varlığının bazı işaretlerini önünüze nasıl koyuyor? Kuşkusuz bunda sıkıntılara sonuna kadar göğüs geren ve [Allah'a karşı] derin bir şükran duygusu taşıyanlar için mesajlar vardır.”

Nitekim, dalgalar onları [ölümün] gölgeleri gibi kuşattığında, [o anda] bütün içtenlikleriyle yalnız ve sadece Allah'a bağlanarak O'na sığınırlar: fakat Allah onları sağ salim kıyıya ulaştırdığında da bir kısmı yolun ortasında [inanmak ile inkar etmek arasında] kalıverirler. Ama hiç kimse, haince bir nankörlüğe kapılmadıkça mesajlarımızı bile bile reddetmez.
Lokman 29-32



GÖRMÜYOR MUSUN Allah göklerden su indirmekte ve onunla türlü renklere (ve tadlara) sahip meyveler yetiştirmekteyiz; nasıl ki dağlarda kırmızı ve beyaz renkte ve simsiyah çizgiler var

ve [nasıl ki] insanlar, sürüngenler ve hayvanlar türlü türlü renkler taşıyor! Kulları arasından yalnız anlama ve kavrama yeteneğine sahip olanlar Allah'tan [hakkıyla] korkarlar: [çünkü yalnız onlar bilir ki] Allah kudret Sahibidir, çok bağışlayıcıdır.
Fatır Suresi 27-28



GÖRMEZLER Mİ göklerden yağmur indiren ve onu su kaynakları şeklinde yeryüzünde akıtıp duran Allah'tır. Ve sonra onunla çeşitli renklerde ekinler yetiştiren sonra da onları kurutan O'dur. O zaman sen ekinlerin sarardığını görürsün; ve sonunda Allah onları toz haline getirir. Şüphesiz bunlarda akıl-iz'ân sahipleri için gerçek bir ders vardır!

Öyleyse Rabbinden [gelen] bir ışıkla aydınlansın diye, Allah'ın, kalbini kendisine tam teslimiyet arzusuyla genişlettiği kimse [kalbi kör ve sağır olanla bir] olur mu? Kalpleri Allah'ı anmaya karşı katılaşmış olanların vay haline! Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler!

Allah, bütün öğretilerin en güzelini, kendi içinde tutarlı, [gerçeğin] her türlü ifadesini çeşitli biçimlerde tekrarlayan bir ilahî kelâm şeklinde indirir; [bir ilahî kelâm ki] Rablerinden korkanların ondan tüyleri ürperir: [fakat] sonunda Allahı[n rahmetini] hatırlayınca kalpleri ve tenleri yumuşar, sakinleşir. İşte Allah'ın rehberliği böyledir: [Doğruya yönelmek] isteyeni bu şekilde doğru yola eriştirir; Allah'ın saptırdığı [kişi] ise, hiçbir yol gösterici bulamaz.
Zümer 21-23



[EY İNSANOĞLU] göklerde ve yerde olan her şeyi Allah'ın bildiğinden haberin yok mu? Aralarında gizli gizli konuşan her üç kişinin dördüncüsü mutlaka O'dur ve her beş kişinin altıncısı; ister daha az isterse çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar O'nsuz olamazlar. Ama sonunda Kıyamet Günü Allah yaptıklarını onlara gösterecektir: çünkü Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Mücadele 7



ALLAH'IN güzel-doğru bir söz için nasıl bir misal verdiğini görmüyor musun(uz)? Kökü sapasağlam dalları göğe doğru uzanan güzel-diri bir ağaç gibi[dir o];

ki, Rabbinin izniyle her mevsim meyvesini verip durur. Allah insanlara [işte böyle] misaller veriyor ki, [değişmeyen gerçeği] düşünüp kendilerine ders çıkarsınlar.

Ve çirkin bir sözün durumu ise, kökü toprağın üstüne çıkarılmış, bütünüyle kararsız, dayanıksız çürük bir ağacın durumuna benzer.
İbrahim 24-26






BİLMEZ MİSİN Rabbin neler yaptı 'Âd [halkın]a

çok sütunlu İrem [halkına],

ki bütün o topraklarda bir benzeri inşa edilmemişti?

Ve vadide kayaları oymuş olan Semûd [halkın]a?

Ve [pekçok] çadır direğine sahip Firavun'a?

[Onlar] toprakları üzerinde hak ve adalet sınırlarını aştılar;

ve orada büyük bir yozlaşma ve çürümeye sebep oldular;

işte bu yüzden Rabbin onları azap kırbacından geçirdi;

çünkü Rabbin, şüphesiz, her zaman gözetleyip durmaktadır!
Fecr Suresi 6-14


HABERİN yok mu Rabbin Fil Ordusu'na ne yaptı?

Onların kurnazca planlarını tamamen bozmadı mı?

Üzerlerine kalabalık sürüler halinde uçan varlıklar saldı,

onlara önceden tesbit edilmiş taş gibi sert azap darbeleri vurdular,

ve onları yalnız sap dipleri kalasıya yenmiş bir ekin tarlasına benzettiler.
Fil Suresi 1-5




ÖYLEYSE [hakkı inkar edenler] Allah'ın yarattığı nesneleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri [Allah'ın iradesine] bütünüyle boyun eğerek bir sağa bir sola dönüp Allah için saygı ve tazimle [nasıl] yere kapanmaktadırlar.

Ayrıca göklerde ve yerde olan her şey-bütün canlılar/hayvanlar ve melekler- kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmadan Allah için saygı ve tazimle yere kapanmaktadırlar:

Üstlerinde (egemen) bulunan Rablerinden korkuyor ve kendilerine ne buyurmuşsa onu yapıyorlar.
Nahl Suresi 48-50



Peki [hakkı inkar edenler] göğün ortasında boşlukta [Allah'ın yarattığı yasalara uyarak] uçup duran kuşlara bakıp düşünmüyorlar mı hiç? Elbette Allah'tan başka kimse yok onları yukarıda tutan. Şüphesiz bunda inanmaya eğilim duyanlar için çıkarılacak dersler var!

Ve size, dinlenme yeri olarak kendinize ev [yapma imkan ve yeteneğini] veren; size, hayvanların derilerinden, konup göçerken kolayca taşıyabileceğiniz barınaklar; [kaba] yünlerinden, ince-yumuşak yünlerinden ve kıllarından dayanıklı ev eşyası ve daha kısa süreli kullanımlar için başka eşyalar [yapma imkan ve becerisini] bahşeden de Allah'tır.

Ve yarattığı bütün öteki şeyler arasında, size [çeşit çeşit] gölgelikler-sığınaklar ayıran; dağlarda gizlenme-saklanma yerleri bahşeden, ve sizi sıcağa [ve soğuğa] karşı koruyacak elbiseler; [karşılıklı] saldırılarınıza karşı koruyacak (savaş) giysileri [yapma imkan ve becerisini] veren (de) Allah'tır. O size bahşettiği nimeti işte böyle her yönden tam tutmaktadır ki belki O'na boyun eğer de kurtulursunuz.
Nahl Suresi 79-81



Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın onları kendi eşkalleri üzere yeniden yaratacak güce sahip olduğunu ve onları yeniden diriltmek için sonu geleceğinden şüphe olmayan bir süre belirlemiş bulunduğunu kavrayamıyorlar mı? Ama şu var ki zalimler küfürden başka her şeye karşı çekimser davranırlar!
İsra Suresi 99



Peki bunlar yeryüzüne hiç bakıp da düşünmediler mi: orada her çeşitten nice güzel [hayat] türleri çıkarmışız?

Şüphesiz, bunda [insanlar için çıkarılacak] bir ders vardır; ama onlardan çoğu [buna] inanmazlar.

Oysa, senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!
Şuara Suresi 7-9



öyle ya: geceyi içinde sükûn bulsunlar diye (derin ve kuşatıcı); gündüzü de (olup biteni) görsünler diye (aydınlık) yaptığımızın farkında değiller miydi? Şüphesiz bunda inanmak isteyen insanlar için çıkarılacak dersler vardır!
Neml Suresi 86



PEKİ, o [hakkı inkar edenler,] Allah'ın [hayatı] ilkin nasıl yoktan var ettiğini, sonra onu nasıl tekrar yenilediğini anlamazlar mı? Kuşkusuz bu, Allah için kolay bir iştir!

De ki: "Yeryüzünü dolaşın ve Allah'ın [insanı] nasıl [harikulade bir şekilde] yoktan var ettiğini görün! Allah işte bu şekilde ikinci hayatınızı da var edecektir; çünkü Allah her şeye kâdirdir!"

"Dilediğine azap verir, dilediğine merhamet eder; hepiniz O'na döndürüleceksiniz:
Ankebut Suresi 19-21



Görmezler mi ki çevrelerindeki insanlar [korku ve ümitsizlik içinde] paniğe kapılmışken [Bize inananlar için] güvenli bir sığınak oluşturmuşuz? Yoksa hâlâ geçersiz ve anlamsız şeylere inan[maya devam ed]ip Allah'ın nimetini inkar mı edecekler?
Ankebut Suresi 67



Onlar Allah'ın rızkı dilediğine bol ihsan ettiğini dilediğine ölçülü ve idareli verdiğini görmezler mi? Bunda kuşkusuz inanan insanlar için dersler vardır!

Öyleyse yakınlarınıza, muhtaçlara ve yolculara haklarını verin; bu, Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için en doğrusudur: çünkü, mutluluğa erecekler onlardır!
Rum Suresi 37-38



Üzerinde ot bitmeyen kuru topraklara yağmur indirip kendilerinin ve hayvanlarının yiyeceği bitkileri Bizim yeşerttiğimizi görmezler mi?
Secde Suresi 27



Göğün ve yerin ne kadar az kısmının önlerine serildiğini ne kadarının da gizlendiğini anlamazlar mı? [Yine anlamazlar mı ki] Biz dileseydik onları yerin dibine batırır yahut göğü başlarına geçirirdik? Bütün bunlarda [pişmanlık duyarak] O'na yönelen her [Allah'ın] kul[u] için bir ders vardır.
Seb'e Suresi 9



Kendilerinden önce kaç nesli yok ettiğimizi; [ve] bu [yok olup gide]nlerin bir daha onlara dönüp gelemeyeceklerini görmüyorlar mı?
Ve [sonunda] hep birlikte huzurumuzda toplanacaklarını?
Onlar, ölü toprağa can vermemizde ve beslenmeleri için topraktan ürünler çıkarmamızda [yaratma ve diriltme gücümüzün] işaretini görürler;
orada [nasıl] hurmalıklar ve üzüm bağları [yetiştirmiş] ve içlerinden (nasıl) pınarlar fışkırtmıştık,
ki onları meydana getiren kendileri olmadığı halde meyvelerini yiyebilsinler. Buna rağmen hâlâ şükretmeyecekler mi?
Toprağın verdiği her türlü ürünü, insanların bizzat kendilerini ve hakkında [henüz] bilgi sahibi olmadıkları şeyleri çift çift yaratan Allah ne yücedir!
Ve [bütün evren üzerindeki hakimiyetimizin bir parçası olan] gecede de onlar için bir işaret vardır: Biz ondan gün [ışığı]nı çekip alırız; ve birden karanlıkta kalıverirler.
Ve güneş[te de onlar için bir işaret vardır]: o, kendine ait bir yörüngede akıp gider; bu, kudret sahibi ve her şeyi bilen [Allah]ın iradesinin bir sonucudur;
ve ay[da da bir işaret vardır ki] Biz onu, kuru ve eğik bir hurma dalını andırır hale gelinceye kadar çeşitli safhalardan geçirdik:
ne güneş aya erişebilir, ne de gece gündüzü yok edebilir, çünkü hepsi uzayda [yasalarımız doğrultusunda] hareket ederler.
Onlar için bir işaret de, soylarını/hemcinslerini dolu gemilerle [denizlerde] taşımamızda
ve [yolculuklarında] binek olarak kullanabilecekleri benzer araçlar yaratmamızda [bulunmakta]dır;
dilersek onları suda boğabiliriz, kimse de yardımlarına gelemez: işte [o zaman] onlar için bir kurtuluş yoktur,
meğer ki Biz onlara katımızdan bir rahmet ve [biraz daha fazla] hayat bağışlayalım.
Onlara: "Gözlerinizin önünde olan ve sizden gizli tutulan [her şeyin Allah'ın bilgisi dahilinde olduğu gerçeğini unutmadan] dikkat edin ki Allah'ın rahmetine nail olabilesiniz!" denildiğinde [çoğu duymazlıktan gelir;]
ve onlara Rablerinden hiçbir mesaj ulaşmamıştır ki ondan yüz çevirmiş olmasınlar.
Kendilerine, "Allah'ın size verdiği rızıktan başkaları için harcayın!" denildiğinde, hakikati inkara şartlanmış olanlar, inananlara, "Rabb[iniz] dileseydi [Kendisinin] besleyebileceği kimseleri biz mi besleyelim? Doğrusu siz açık bir yanılgı içindesiniz!" derler;
ve şöyle devam ederler: "Bu [yeniden dirilme] vaadi ne zaman gerçekleşecek? Eğer doğru söylüyorsanız [buna cevap verin!]"
[Ve bilmezler ki] [yeniden dirilmeye] itiraz edip dururlarken, [ceza olarak] kendilerini sarsıp yok edecek bir tek patlama sesi onlara yeter!
Ve [akibetleri öyle anî olacaktır ki] ne bir vasiyette bulunabilirler, ne de yakınlarına sığınabilirler.
Ve [sonra yeniden diriliş] sûru üflenecek; işte o zaman tümü kabirlerinden çıkarak Rablerine doğru koşacaklar!
"Eyvah!" diyecekler, "Kim bizi [ölüm] uykumuzdan uyandırdı?" [Bunun üzerine onlara şöyle denecek:] "İşte Rahmân'ın vaad ettiği budur! Demek ki O'nun elçileri doğru söylemişlerdi!"
Yalnızca bir tek patlama olur ve derken tümü önümüzde sıralanırlar [ve onlara şöyle denir:]
"Bugün hiç kimseye en küçük bir haksızlık yapılmayacak ve [yeryüzünde] yaptıklarınız dışında hiçbir şeyden sorumlu tutulmayacaksınız!"
"Kuşkusuz cenneti hak edenler bugün yaptıkları her şeyden hoşnut olacaklardır:
onlar ve eşleri sedirler üzerinde mutlu bir şekilde yatıp uzanacaklar;
orada [yalnızca] sevinç ve mutluluğu tadacaklar ve istedikleri her şey onların olacak:
rahmet saçıcı Rabbin sözüyle gelen katıksız bir huzur ve rahatlık içinde."
"Ey suçlular, siz bugün şöyle ayrılın!
Siz ey Âdemoğulları, size demedim mi: Şeytan'a tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır!
Ve [yalnız Bana ibadet edin!] Dosdoğru yol budur!
[Şeytana gelince,] o bir çoğunuzu saptırmıştır; neden aklınızı kullanmıyorsunuz?"
"İşte tekrar tekrar uyarıldığınız cehennem:
hakkı ısrarla inkar etmenizin sonucu olarak bugün oraya girin!"
O Gün ağızlarına mühür vuracağız, fakat elleri dile gelecek ve ayakları [hayatta iken] yapmış oldukları her şeye tanıklık edecektir.
EĞER [insanların doğru ile yanlışı ayırd edememelerini] dilemiş olsaydık, onları görüp anlama melekesinden yoksun bırakırdık da [doğru] yoldan hep şaşarlardı: ama [öyle olsaydı] onlar [doğruyu] nasıl görebilirlerdi?
Eğer [doğru ile yanlış arasında seçim yapma özgürlüğünden yoksun olmalarını] dilemiş olsaydık, onları kesinlikle farklı bir tabiatta yaratırdık ve bulundukları yerde [kökleştirirdik ki] ne ileri gidebilsinler, ne de geri dönebilsinler.
Ama [şunu daima hatırlasınlar ki] Biz bir insanın ömrünü uzatırsak, aynı zamanda onun güç ve yeteneklerinde [yaşlandıkça] bir azalma meydana getiririz; (buna rağmen) hâlâ akıllarını kullanmazlar mı?
VE [işte böyle:] Biz bu [Peygamber'e] şiir [yeteneği] bahşetmedik, zaten [şiir] bu [mesaj]a uygun düşmezdi: o yalnızca bir uyarı ve öğüttür; ve o özünde apaçık olan ve gerçeği dosdoğru gösteren bir [ilahî] hitabedir,
ki [kalben] diri olanları uyarabilsin ve [Allah'ın] sözü hakikati inkara şartlanmış olanlara karşı tanıklık yapabilsin diye.
Görmezler mi ki, eserlerimizden biri olarak kendileri için [bugün] kullanıp yararlandıkları evcil hayvanlar yarattık?
Ve onları insanların iradesine tâbi kıldık ki bir kısmını binek olarak kullanabilsinler, bir kısmını da yiyebilsinler;
ve onlardan [başka] faydalar sağlayabilsinler ve içecek [süt] alabilsinler! Buna rağmen hâlâ şükretmeyecekler mi?
Ama [tam tersine,] onlar, kendilerine yardım edecekleri [ümidiyle] Allah'tan başka ilahlar edindiler, [oysa bilmezler ki]
bunlar bağlılarına yardım eli uzatamazlar, hatta onlara [yardım için] çağrılmış askerler ol[arak görün]seler bile.
Ama o [hakikati inkar eden]lerin sözlerinden üzüntüye kapılma: şüphe yok ki Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da biliriz.
İNSAN bilmez mi ki kendisini [tek] bir sperm damlasından yaratırız; ve o anda kendisini düşünme ve tartışma yeteneği ile donatılmış görür.
Ama o hem [Bizi tartışmakta ve] Bizim hakkımızda karşılaştırmalar yapmakta, hem de bizzat kendisinin nasıl yaratılmış olduğundan gafil bulunmaktadır! [Ve bunun şaşkınlığıyla da] "Kim, çürüyüp toz olmuş kemiklere hayat verebilir?" diye sormaktadır!
De ki: "Onları yoktan var eden, [yeniden] hayat (da) verir, çünkü O, her tür yaratma eyleminin bilgisine sahiptir;
O, yemyeşil ağaçtan sizin için bir ateş çıkarır ve onunla [kendi ateşinizi] yakarsınız".
Gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, [yok olanların] yerine onlar gibi [yeni]lerini yaratmaya muktedir olamaz mı? Elbette olur! Zaten O her şeyin bilgisine sahip olan Yaratıcı'dır:
O, Tek'tir, Biricik'tir, öyle ki bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece "Ol!" der -ve o (şey hemen) oluverir.
Her şeyin üstünde tasarruf sahibi olan Allah, ne yücedir; ve hepiniz O'na döndürüleceksiniz! Bütün otoriteler, bu surenin Mekke'de, büyük ihtimalle de Mekke döneminin ortalarında nazil olduğunda hemfikirdirler.
Yasin Suresi 31-83




Onlar üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara hiç bakmazlar mı? Onları havada tutan yalnızca Rahmân'dır: Gerçek şu ki O her şeyi gözetiminde bulundurur.
Mülk Suresi 19
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
bakanlar, gorenler

Seçenekler
Stil


Saat: 09:47

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,