ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Mitoloji


Antik Mısır Tanrısı Aton (Aten, Zentuk) ve Aton Dini


Antik Mısır Tanrısı Aton (Aten, Zentuk) ve Aton Dini

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Mitoloji Forumunda Bulunan Antik Mısır Tanrısı Aton (Aten, Zentuk) ve Aton Dini Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Antik Mısır Tanrısı Aton (Aten, Zentuk) ve Aton Dini "Aton uludur birdir tektir.O'ndan başkası yoktur.Bir tanedir O'dur her varlığı yaratanBir ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 07 Aralık 2014, 21:03   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart Antik Mısır Tanrısı Aton (Aten, Zentuk) ve Aton Dini

Antik Mısır Tanrısı Aton (Aten, Zentuk) ve Aton Dini

"Aton uludur birdir tektir.O'ndan başkası yoktur.Bir tanedirO'dur her varlığı yaratanBir ruhtur Aton görünmeyen bir ruh...Ta başlangıçta vardı AtonTek varlıktı o.Hiç bir şey yokken o vardı.Her şeyi o yarattıEzelden beri süregelen varlığıEbediyete kadar sürecekGizlidir Aton kimse görmemiştir onu.İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman." Akhenaton [1]

Aten veya Aton veya Zentuk 4. Amenhotep (Akhenaton Akhenaten 4.Amenofis) tarafından ortaya çıkarılan [2] dinî inanışın tek ve yarı-soyut tanrısıdır. Tıpkı günümüzde büyük kitlelere ulaşmış olan kutsal kitaplı dinlerde olduğu gibi tek yaratıcı olarak kabûl edilmiştir.[3] Firavunlar arasında en az bilgiye sahip olunan gizemli Akhenaton çeşitli Mısır tapınaklarını kapatarak belirsiz ve sûretsiz Tanrı Aton için tapınaklar yapmıştır. [4]

Firavunların saltanatı 3000 yıldan fazla sürdü ve bu arada otuz hükümdar sülalesi birbirini izledi. M.Ö. 1364 yılına gelindiğinde 18'inci sülaleden Ameophis IV (Akheneton) tahta çıktı. Bu sırada Mısırlılar başta Amon (Güneş Tanrısı) olmak üzere birçok tanrıya tapıyorlardı.[5] Akhenaton babası gibi bir asker değil her şeyden önce bir düşünürdü. Zamanının büyük bölümünü Amarna'da karısı Nefertiti ile birlikte yeni bir dinin "gerçeklerini" bulmaya çalışarak geçiriyordu.

[6] Yusuf Peygamber'den yaklaşık 300 yıl sonra Mısır'ın tahtına oturacak olan Akhenaton tahta çıkışından beş yıl sonra kendisi 41 yaşındayken Mısır'ın çok tanrılı inanç sistemini temelinden yıkacak icraatlarda bulunmaya başladı. [7] Moneist (tek tanrılı) bir temeli olan ve yaratıcı ilah Aton'un dışında tüm tanrıları reddeden yeni bir dini kurdu [11] Halkına ilâh'ın tek ve bir olduğunu isminin de ATON olduğunu ilân etti. Adını Aton'un hizmetkârı anlamına gelen AKH-EN-ATON şeklinde değiştirdi. [7] Bu dönüşüm kısmen güncel muhâlefetin etkisinden ve özellikle Amon rahiplerinin girişimleriyle ayaklanan alt sınıfların baskısından kaçma amacını taşıyor olabilir.

Yeni başkent Teb'in 500 kilometre kuzeyindedir ve daha önce hiçbir Tanrı ya da Tanrıça'ya adanmamış bâkir topraklardan kurulmuştur. Aton'un Ufku anlamını taşıyan "Akh-et-Aton" şehri Amon rahiplerine karşı girişilen mücâdelenin merkezî rolünü üstlenecektir.[8]

Yeni başkente taşınılır taşınılmaz; Teb başkent niteliğini kaybetmiştir. Akhenaton mücâdelesinde bir adım dâhî geri adım atmayarak Aton dışındaki Mısır ilâhlarının isimlerini âbidelerin üzerinden sildirmeye girişir ki babası Amen-hotep'in de bu politikalardan kaçamadığı gözükür.[6] Teb Uzun süre sonra bu dönemde ilk kez önemini yitirmiştir. Çünkü Akhenaton aynı zamanda Amon'un şehrinden de nefret etmekte onu Tağut'un / kâfirliğin sembolü olarak görmektedir.[9]

Akhenaton Mısır'ın geleneksel dinini kaldırıp yerine Aton olarak bilinen bir tek güneş tanrısına tapınmayı getirdiği için "Sapkın Firavun" olarak bilinir. Odanın çevresine dört koruyucu tılsım (sihirli tuğla) yerleştirilmiştir ve bunların birinde de firavunun adı yazılıdır. Odanın kuzey duvarındaki bir nişte kapaklı dört küp Akhenaton'un küçük eşi Kiye'nın iç organlarının saklanması için konulmuş; ama üzerlerindeki yazılar silinmiştir. Mezarın döşemesi üzerinde bulunan kil mühür izlerinde Akhenaton'un halefi Tutankhamon'un (M.Ö. 1333-1323) adı yazılıdır.[10]

Akhenaton tahta geçtiğinde râhip sınıfının gücünün krallıktan fazla olduğunu ve yönetimi ellerinde tuttuklarını fark etmiş ve bundan kurtulmak istemişti. Bir başka kaynağa göre ise Firavun bir güneş râhibi olan amcasının etkisindeydi. [11] Başkenti Teb'den şimdiki adıyla el-Amarna'ya taşıdı.[12]. Amarna'ya "Aton'un Ufku" anlamına gelen "Akn-et-Aton" adı verildi sonra "Amon'un Büyük Râhipliği" makamını kaldırdı.[11] Akhenaton'un tek bir tanrıya inanması halkını tedirgin etmişti. Özellikle Akhenaton'un düşmanları onun eski firavunlar kadar güçlü olmayı amaçladığına ve artık büyük ölçüde râhiplerin eline geçmiş olan dinsel gücü yeniden kazanmaya çalıştığına inanıyorlardı. Onlara göre tek bir tanrıya tapmak çok yanlıştı.[6] Teb'de bir isyân çıktı; ama ordu bastırdı. Akhenaton kararlıydı. Yeni dinin esaslarını belirledi ve mistik şiirler yazdırdı. İnancının temelinde yalana karsı gelerek gerçeğe ulaşma düstûru vardı ve Tek Tanrı'ya olan sevgi derin duygularla anlatılıyordu; mezar taşlarında "Ey. biricik Allah senden başkası (ve senden başka bir ilâh) yoktur." yazıları bulunmuştur.[11]

Kralın eylemlerinin meşrûiyeti mitoslarla desteklenmiştir. Anlatılardan çıkardığımız ölçüde; Aton kültü henüz Akhenaton'un doğuşundan önce ailesi tarafından tertip edilen bir ritüelle gerçekleşmiştir. Babası Akhenaton henüz doğmadan yaptırmış olduğu sun'î bir göl içinde altın ile yaldızlanmış bir kayığı dolaştırmış bu kayığın ismine de Teye "Aton" ismini vermişti... Spekülasyonu biraz daha ileriye götürecek olursak anne ve babanın Amon-Re rahiplerinin nüfuzundaki güçlenmeden rahatsızlık duyarak iktidârı "kendilerinin mutlak hâkimiyetine" dönüştürebilme gayretlerinden dolayı oğullarını genç yaşta güçlü bir eğitime tabi tuttukları söylenebilir.[8]

Firavunların halka benimsettirdiği resmî din eski ve geleneksel olan her şeye katıksız bir bağlılığı zorunlu kılıyordu. Oysa Akhenaton resmî dini benimsemiyordu. Tarihçi Ernst Gombrich şöyle yazıyor:"Eski geleneğin kutsadığı bir çok alışkanlığı kaldırıp halkının garip bir biçimde betimlenmiş sayısız tanrısına saygı göstermek istemedi. Onun için tek bir yüce tanrı vardı o da Aton'du. Aton'a taptı ve onu güneş biçiminde imgeleştirtti. Öteki tanrıların râhiplerinin etkisinden korunmak için sarayını bugünkü El-Amarna'ya taşıdı" [13]

Putperestlikle mücâdelesinde çok kararlı olan Akhenaton Karnak'taki Amon tapınağını kapattı. Yerine GEMATON (Aton'u bulduk) adında başka bir mâbed inşâ ettirdi. Akhenaton'un kendisinin iman ettiği ve halkının da iman etmesini istediği ilâh yalnızca Mısır halkının ilâhı değil bütün insanlığın ilâhıydı. Bütün evrenin yaratıcısıydı Güneş'i ve Ay'ı da O yaratmıştı.[11] İlâh'ın Bir isminin ise Aton olduğunu halkına ilan etti. Tapınaklardaki bütün putların kırılmasını duvarlardaki tanrı (!) isimlerinin kazınmasını emretti. Ameophis (İmparatorluk tanrısı Amus razı olsun) olan adını Akheneton ( - İslamiyet'teki Abdullah adı gibi - Aton'un hadîmi yâni hizmetkârı) olarak değiştirdi. Akheneton'un inandığı ve halkının da inanmasını istediği İlah kendi ifâdesine göre yalnız Mısırlıların değil bütün insanların bütün kainatın Yaratıcı'sıydı. Güneş'i Ay'ı yıldızları yaratan "O" idi.

Akhenaton bir şiirinde Rabbine şöyle sesleniyordu:
“Aton… Gündüz gibi ışıklı Aton.Gözlerimiz sana bakıyor. Seni görüyor sana karşı..Sen benim kalbimdesin.Fakat [onlar] seni tanımak istemiyorlar.Sadece ben senin kulun Akhenaton Seni tanıyorum.Onlara araştırma gücü ver!Senin gücün senin planın sonsuzdur.Dünya Sana ait ve Senin.Çünkü onu Sen yarattın.”

Bir başka şiirinde de şöyle der:

“Senin nûrunla bütün yollar açılır.Balığın suda zıplaması Sen'dendir.Senin nûrun rûhların kalbine nüfûz eder...”

Halkın krallara ulûhiyet verme fikrini de yıkmak isteyen Akhenaton dînî törenlere tüm halkının gözü önünde eşi ve çocuklarıyla birlikte katıldı.[11] Kraliçe Nefertiti o dönemin en güçlü kadınlarından biriydi. Kocası Akhenaton'la aynı eşit haklara sahipti. Bazı kararları kocasının yerine verebiliyordu. Bir kraliçenin firavunla aynı yetkiye sahip olması da Mısır'da alışılmış bir durum değildi. Bundan halk ve din adamları rahatsızdı. Çok tanrılı dinden Tek tanrılı dine geçişte eşine verdiği destek yüzünden düşmanları artmıştı. Akhenaton bu dini reformu başaramamıştı; ama yine de Akhenaton dünyanın ilk tek tanrılı dine inanan insanı olarak anılır.[14]

Şurası bir gerçektir ki bir firavunun bir anda tüm tanrıları - özellikle de Amon'u - reddedip Aton'u yüceltmesi Mısır için gerçekten gerek gündelik hayatta gerek siyâsî açıdan büyük bir şok olmuştur.

Bu aynı zamanda cesaretli bir harekettir. Çünkü Akhenaton inancını kabul ettirirken o dönemde büyük güç sahibi Amon rahiplerini boyun eğdirebilmiştir. [9]

Ancak Akhenaton tüm diğer tanrılara gösterdiği tepkiyi Thot'tan esirgemiş gözükmektedir. Bu kısmen Hermopolis'te kurulan yeni başkentinin ulaştığı başarı sonrasında "şehrin koruyucu tanrısına duyduğu" minnet borcunun ürünü olabilir. Akhenaton'un sarayından çıkan heykellerden bir tanesinde Thoth "şebek" tasviriyle gösterilmekte bu figürün hemen önünde bulunan bir yazıcı ise koruyucu Tanrısı'ndan aldığı güçle kaydetmektedir. Akhenaton bilgeliğin ve her türlü kültürel verinin yaratıcı Tanrısı'nı reddetmeyi göze alamamış olmalıdır. Tam aksine düzülen övgü sözleriyle kutsallığı kabul edilen Thoth'a: "sırlara vâkıf" pâyesi verilmesi sürdürülmüştür.[15]

Zamanın kaynakları Aton dinini getirdikleri için ilâhların (!) onlara ceza verip erkek çocuğu vermediğini firavunun da ilâhları simgeleyen putları yıktırıp hepsinin yerine Aton kültürünü getirdiğini belirtirler. Yani ilâhların (!) verdiği cezaya isyân eden firavun onların varlıklarını da reddediyor. Sonuçta Nefertiti'ye verilen cezâ onu çok derin bir üzüntüye ve mutsuzluğa sevk etmiştir.[14]

Güneş Tanrı Aton'a tek tanrı olarak tapılmasını devlet dini yapmaya uğraşan bu uğurda başkenti ve kendi adını bile değiştiren (Amenhotep adı Güneş Tanrı'nın hizmetkârı anlamına gelen Akhenaton'a dönüşmüştür) bu firavun sanatçıları gerçekçiliğe yöneltti. İnsanları oldukları gibi yürürken oynarken konuşurken yani kısaca doğal halleriyle göstermelerini istedi. Bu dönemde geleneksel fantastik Mısır sanatı daha gerçekçi ürünler vermeye başladı. Edebiyatta hiciv ve mizâh gelişti. Hatta şiirlerde açık-saçıklık dönemi başladı. Adını bilmediğimiz Mısırlı kadın şairler son derece kışkırtıcı şiirler yazdı.[16]

Akhenaton'a ilk karşı çıkanlar Mısır'ın çok kudretli bir tabakası olan râhiplerdi demiştik. Ancak Akhenaton onların ve o güne kadar firavunların yaşadığı Teb şehrinden ayrılarak kendisine Amorna (El-Amarna) şehrini kurdu. Ölünceye kadar da burada yaşadı.[11]

Akhenaton büyü ve sihri yasakladı. Ölümden sonra da tek hâkimin Aton olduğuna inanıldı. Yeni dine inanan Aton'un büyüklüğü ve tebliğine iman eden kişi öte dünyada da mutlu olacaktı. Buna rağmen. Akhenaton tanrı oğulluğu sıfatını dareddetmedi ve yüzyıllar sonraki Hz İsa'yı anımsatan bir tür peygamberlik yaklaşımı içindeydi. Ama önemli bir yön daha vardı kişi Tanrı'ya asla bir ihtiyâcını karşılamak için hitap etmezdi. Aksine doğanın güzelliğine ve Yaratıcı'nın iyiliğine heyecân ve aşk duyan biri olmalıydı. Gökten akan ve yaşamın kaynağı olan Nûr'a tapılırdı. Eşit olarak yayılan aydınlık adalet kavramını simgelerdi ve bu Nûr Gerçeklik Ülkesi'ne bağlıydı burada da Anadolu Tasavvufu'nun bâzı çizgileri ister istemez akla geliyor. Bir yazıtta söyle denir; "Ey yaşamın başlangıcı olan Aton yeryüzünü güzellikle doldurursun ışığın yarattığın her şeyi aydınlatır ve her şey senin aşkının bağlarıyla bağlanır her göz kendi üstünde seni görür Ey Sen ki tek ilahsın ve hiçbir benzerin yoktur sen dünyayı kalbinin istediği gibi yarattın..." Anlaşılıyor ki; Akhenaton Tek tanrı düşüncesinin simgesi olarak güneşi ve ışınlarını seçmişti. Tapılan bir heykel veya put yoktu. Bu yeni din yuvarlak kırmızı bir güneş ve ondan çıkarak yere inen ve uçlarında el şekilleri bulunan ışınlar olarak simgelendi.[11] Aton'un da sembolü - tıpkı Ra gibi - güneş kursuydu.[17]

Ancak Teb'in önde gelenleri O'nun bu dini tebliğ etmesine müsaade etmediler. Akhenaton ve ahâlisi Teb şehrinden uzaklaşarak Tell El-Amarna'ya yerleştiler. Burada "Akh-en-Aton" adında yeni ve modern bir şehir inşa ettiler. IV. Amenofis; yani "Amon'un Hoşnutluğu" anlamına gelen adını Akh-en-aton yani "Aton'a Boyun Eğen" olarak değiştirdi. Amon çok tanrılı Mısır dininde en büyük toteme verilen isimdi. Aton ise Amenofis'e göre "göklerin ve yerin yaratıcısı" idi ki bu sıfatla Allah'ı kast etmiş olması kuvvetle muhtemeldir.[13]

Aton İbranilerin Adon (Adonay) dediği tanrıyla da aynıdır. Adon daha sonra İbrânîler tarafından "Öyle Olsun" anlamına gelen "Amen" kelimesine dönüştürülmüştür. Kelime kökü olarak Sümer'in Mutlak tanrısı Anu'dan türediği düşünülür.[4]
Bu tanrının somut bir betimlemesi yoktu. Duvarlarla çevrili üstü açık bir tapınakta tapınılırdı. [2] Sanatkârlara tâlimat vererek eserlerinde gerçekçi bir yaklaşım izlemelerini emretti. Böylece abartılı resimler ve kabartmalar yapılamayacaktı. Her şey sade ve olduğu gibi resmedilecekti.[11]

Resmi Tanrı'nın yalnızca ismi değil sembolik yapısı da değişir şahin başının yerine güneş diski konumlanır. Bu bir tarafa eski inanışların aksine Akhenaton Aton adına put yapılmasını yasaklar. Yani herhangi bir yerde Aton'a ait bir heykel gözükmemekte buna karşın "büyüğünden küçüğüne" çeşitli derecelerde yer alan memurların Kral'dan aldıkları güçle başta Amon olmak üzere eski Tanrıların isim ve putları üzerinde önüne geçilmez bir yıkım eylemi uyguladıkları saptanmaktadır. Dokuz senenin sonunda Amon rahiplerinin elindeki tüm nüfuz ve maddi birikim yok olmuştur.

Elbette henüz 13 yaşında iktidara gelen bir hükümdarın böylesi bir kararlılık göstermesi şaşırtıcıdır. Bununla birlikte böylesine büyük bir sorumluluğun arkasında ne kadar iyi eğitilmiş olursa olsun 13 yaşında bir çocuğun bulunduğunu düşünmek aynı oranda yanıltıcıdır. Kendisini tüm tebasının "babası ve annesi" olarak tanımlayan Kral yeni Tanrı'nın dişil niteliğine daha önce görülmedik düzeyde önem vermiştir.[8]Akhenaton devrimi Mısır'ın seçkin dininin iç savaşlar ve dış istilalardan sonraki en önemli yıpranış durağını simgelemektedir. Amon-Ra dini iktidarına karşı tepkili bir halkın saraya sızmak suretiyle gerçekleştirdiği bir komplo şeklinde tasarlanabilecek bir devrim elbette eninde sonunda spekülasyondur. Ancak şu bir gerçektir ki olan bitenden hoşnut olmayan kesimin başında Mısır inanç sistematiğinin gördüğü zararı saptayan ve alt sınıfların yağmasının doruğunu hisseden din adamları sınıfı gelecektir. Amon-Ra iktidarının halk içindeki konumlanması ve gösterilen tepki bizi kaçınılmaz biçimde sınıf savaşımının önemli bir dönemecine götürür. Çok sayıda tasvirin doğruladığı ölçüde Akhenaton devrimi halk ile kraliyet ailesi arasındaki kaynaşmayı vurgulamaktaydı. Eskinin birleşmez parçaları sınıf gerçeği yöneten ve yönetilen odakları Aton'un öncülüğünde eşsiz bir hoşgörü ile bir araya gelmişti. Bu kesin propagantif nitelikli yorumlar halkın içinden çıkmasına karşın iktidara geldiğinde hala halk için düşünebilmeyi ve halk içindeki ideallerini yaşatmayı başaran bir kadının soyut-gerçekdışı tablosunu bir tarafa bırakmamızı zorunlu kılar. Tarihsel deliller Akhenaton'un toplumdaki huzursuzluklara paralı askerlerle müdahale ettiğini gösterir.


Akhenaton'un ölümü sonrası Aton inancı da son bulmuştur. İktidar boşluğunu fırsat bilen Amon rahipleri Smenkhare ve Ay'ın ölümünden sonra çocuk yaştaki Tutankhaton ve karısı Ankhesenpaaton'u tahta çıkarmışlardır. Burada çok ilginç bir olayla karşılaşıyoruz. Aton döneminde doğmuş olan bu kişinin adları sırf "lanetli tanrı"nın adını taşıdığı ve halka kötü bir izlenim bıraktığı için Amon rahipleri tarafından değiştirilmiş ve Tutankhaton / Tutankhamon adını almış Ankhesenpaaton ise Ankhesenamon adını almıştır.

Akhenaton'un ölümünün ardından kral olan Smenkhare'nin kısa sürede ölmesinin ardından olasılıkla Amon rahiplerinin desteğiyle başa geçen Tutankhamon "Restorasyon Fermanı"nı yayınlamıştır. Bu fermana göre Aton yasaklanmasa bile tarihin derinliklerinde yok olup gitmeye mahkum edilmiştir. Kralın yeni naipliği Aya isminde eski kralın danışmanlarından birisi tarafından üstlenilir. Tutankhamon'un ölümü de Akhen-aton gibi kuşkuludur. Genç yaştaki ölümünün tam da Amon karşı devriminin gereklerinin ardından gelişi dikkat çekicidir. Bu bir tarafa Firavun'un mezarının Teb'deki Kral mezarlarının dışında gizlenme amacıyla kazılmış olması tarihsel sürecin doğal işlemediğini göstermektedir. Ancak tarihsel gerçeklerden çok popüler kültürün ilgisini çeken gizemli öykülerdir ve XX. yüzyılın hemen başında Eski Mısır'a duyulan korku Tutankhamon aracılığıyla ete kemiğe bürünmüştür. Bu XX. yüzyılın korku endüstrisinin en önemli başvuru kaynaklarından birisi olarak gözükmektedir Firavun. 1923 yılında Tutankhamon'un mezarının Lord Carnarvon ve ekibi tarafından açılışının ardından yaşananlar çok sayıda spekülasyonun konusu olmuştur. Henüz başlangıçta Tutankhamon'un cenaze salonunu giriş kapısının üzerindeki yazı tüyleri diken diken eder niteliktedir: "Burada dinlenen firavunu ebediyeti içinde rahatsız edecek kişiye ölüm kanatlarıyla dokunacaktır." [8]

Akhenaton'dan sonra başa asker kökenli firavunlar geçti. Bunlar eski geleneksel çok tanrılı dini yeniden yaygınlaştırdılar ve eskiye dönüş için önemli bir çaba harcadılar. Yaklaşık bir yüzyıl sonra da Mısır tarihinin en uzun süre hükümdarlık yapacak firavunu II. Ramses başa geçti. Hz. Musa gelene kadar da batılın hükmü Mısır'da sürdü. Ramses birçok tarihçiye göre İsrailoğulları'na eziyet eden ve Hz. Musa ile mücadele eden firavundu.

Akhenaton kendisi ve ailesi için yaptırdığı mezarda yapılan bütün incelemeler herhangi bir mumyalama işleminin gerçekleşmediğini göstermektedir. Onun ölümünden sonra güçlü ruhban sınıfı eski çok tanrılı dinlerini canlandırdılar ve kendilerinden alınan iktidar gücünü geri kazandılar. Çok geçmeden eski tanrıların yeni heykellerini yaptırarak tapınaklara yerleştirdiler. Başkent yeniden Teb'e nakledildi ve bu şekilde bir muvahhidin çabaları yok oldu gitti. [11] Ancak Mısır'da indirilen tevhid bayrağı yaklaşık bir asır sonra gelecek güçlü bir el tarafından yeniden dalgalandırılacaktı. Bu Hz. Musa'nın eliydi.[7]

Teoloji ve Aton Dini Felsefesi
Aton teolojisinin özü Aton'a hitaben yazılmış ve günümüze dek korunan ilahilerde yer almaktadır. Aton hayatın kaynağı olarak nitelenirken güzelliğin ihtişamın parlaklığın ve büyüklüğün özü ona atfedilmektedir. Aton'un çekip gitmesi ve dinlenmesi anlamına gelen batım anından sonra ise dünya tehlikelerle aslanlar yılanlar ve hırsızlıklarla tehdit altındadır. Ancak hepsinden önemlisi Aton'un yaşam veren gücü bir Mısırlı'yı ayakta tutan geçim kaynaklarına sunduğu destektir:"Bütün davarlar otlarla yaşar.Bütün ağaçlar ve nebatlar gelişir.Bütün kuşlar sazlıklarda kanat çırpar/Kanatlarını seni takdis için açarlar.BÜtün koyunlar ayak üstü oynar.Kanatlı her şey uçar/Ve hepsi senin aydınlığın sayesinde yaşar... "Aton yalnızca insanın yaşamsal öğelerinin değil bizzat insan yaşamının da yaratıcısıdır. Kadının içindeki yavruyu yani insanı yaratan Aton çocuğa anne karnında dahi göz kulak olan varlıktır. Aton çok uzakta yaptıklarının çoğu insanın anlayışına kapalı bir şekilde yaşar..."Ey biricik ilah ki kuvvetine bir kimse malik değil.Sen bu arzı istediğine göre yarattın.Ve sen yalnızdın/İnsanlar; büyük küçük bütün davarlar.Yeryüzündeki herşey kiAyakları üzerinde yürürVe yüksekle olan herşey kiKanatlarıyla uçar.Suriye ve Nubiye memleketlerindeMısır diyarındaHerkese layık olduğu yeri seçersinBütün ihtiyaçları verirsin..."Aton yalnızca milletlerin değil tüm yaşamın kaynağı Nil'in de yaratıcısıdır. Nil ki halkı diri tutandır ve onu yeraltında yaratan Aton'dur. Kabile Tanrılarından sıyrılan ve evrensel bir Tanrı tasavvurundaki bu ilk nokta Aton'a adanmış şiirde açık bir şekilde gözükmektedir. O tüm milletleri yaratıcısı olarak onlara hayat veren olarak değerlidir. Mevsimleri de yaratan Aton'un diğer Tanrılar karşısındaki üstünlüğü de çeşitli vesilelerle açıklanmaktadır. Belki de Zerdüşt'ten çok daha önce Tanrı'la doğrudan diyalog yöntemi gözükür. Akhen-aton kendisini Tanrı'nın oğlu olarak nitelerken ondan bir takım dileklerde bulunmakta başarı için onun rızasını dilemektedir."Oğlun Akhen-aton'un koruSen ona tedbirinle ve kudretinle akıl verdinCihan senin elindedir yarattığından beri"İlerleyen bölümlerde ise bu yakarış çok daha açık bir şekilde gözükmektedir:"Sen bunları oğlun içinSenden gelen oğlun içinDoğruluk içinde yaşayan hükümdar için/Ömrü uzun olsun Akhen-aton içinOnun sevgili kral kızı karısı İki yurdum kraliçesi Nefertiti için yarattınVe bunlar refah içinde devam eden bir ömür sürüyor..."Akhenaton'un iç siyasetteki kararlılığı dış siyasetteki baskılarla sarsıldı. Barışçıl bir öğretiye sahip olan bu Firavun zamanında Mısır Asya topraklarını kaybetti... Doğu'nun kralları iç siyasetteki hareketliliği ve rahiplerin hoşnutsuzluğundan beslenen iç huzursuzluğu kendilerine destek bilerek Mısır ülkesine seferler düzenledi. Ordudaki güçsüzlüğün ve dış istilalara karşı başarısızlığın kökeninde saltık olarak Kral'ın barışsever politikalarını görmek hatalıdır. Özellikle bir din devriminin gerektirdiği maddi masrafların Kral'ın orduya yönelik harcamalarını kısıtladığı gerçektir. Yeni bir din yeni bir başkent yeni yükümlülükler ve dini organizasyonun baştan aşağıya yenilenmesi... Akhenaton tüm dünyanın ağzını sulandıran askeri güçsüzlüğünün üzerine gidemeyecek kadar meşgul gözükmektedir.Karanlık bir komplonun sonucunda güçlü bir devrim girişiminin sona erişi kaçınılmazcasına eskinin ani geri dönüşünü doğurdu... Sonraki Firavun Amon'a iade-i itibar yapan Tutankhamon zamanında Teb'e geriye dönüldü ve Amon rahibi ile ilişkiler düzeldi. Akhen-aton'un ölümü çok sayıda edebi metni destekleyen spekülasyonlara açıktır. Kral'ın genç yaşta ölüşü kendine naib olarak belirlediği damadı Smenhkara'nın çok kısa bir zaman içinde devrilişi ve yerine Tutankh-Amon'un gelişinin ardından Amon rahiplerine nüfuzlarının geriye verilişi spekülatif tarihçiler için olduğu kadar edebiyatçılar açısından da önemli fırsatlar içermekteydi. Böylesi bir edebi metine yakışır trajedi ise Amon rahiplerinin eski Kral'a "o cani" lakabını uygun görerek mumyasını horlamaları oldu. Kral mezarından çıkarılarak annesinin mezarına fırlatıldı. 1907 yılında burada bulunan Akhenaton'un ayaklarının dibinde bir tablet bulundu..."Senin ağzından gelen tatlı nefesi kokluyorumSenin güzelliğini her gün görüyorumBütün hazzım şimal rüzgarıyla da gelen senin tatlı sesini işitmek" [8]

Eski Mısır'a yaşlı bir adam gençlerin bulunduğu bir yere gelince gençler oturdukları yerden kalkmak zorundaydılar. Erkekler sünnet oluyorlardı. Domuz eti yemek günahtı. Tapınağa girmeden önce el ve ayaklarla yüz belirli bir ritüele uygun olarak yıkanıyor yani abdest alınıyordu. Cinsel ilişkiden sonra da mutlaka yıkanmak lüzumu vardı (gusül abdesti).

Mısırlıların ahiret hakkındaki bu inanışlarının tevhid inancıyla ve hak dinle bir paralellik gösterdiğini fark etmemek mümkün değildir. Sadece ölümden sonraki hayata inanç bile eski Mısır medeniyetine de hak dinin ve tebliğin ulaşmış olduğunu fakat bu dinin sonradan bozulmaya uğradığını tek tanrı inancının da bu bozulmayla birlikte çok tanrı inancına döndüğünü ispatlar niteliktedir. Nitekim dönem dönem insanları Allah'ın birliğine ve O'na kul olmaya çağıran uyarıcıların eski Mısır'a da gönderildiği bilinmektedir. Bunlardan biri hayatı Kuran'da detaylıca anlatılan Hz. Yusuf'tur. Hz. Yusuf'un tarihi İsrailoğulları'nın Mısır'a gelmeleri ve burada yerleşik düzene geçmelerinin başlangıcını teşkil etmesi açısından da son derece önemlidir.

Hz. Yusuf'un Akheneton'dan önce Mısır'da yaşadığını biliyoruz. Demek ki Akheneton'un ortaya çıkmasını Hz. Adem'den beri süregelen ve Hz. İbrahim'le devam eden ve son peygamber Hz. Muhammed'e (sav) kadar uzanan Allah'ın vahyettiği Hak Dine bağlamak uygun olacaktır.
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
antik, aten, aton, dini, misir, tanrisi, zentuk

Seçenekler
Stil


Saat: 07:53

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,