ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Mitoloji


İskenderiye - İskenderiye Feneri


İskenderiye - İskenderiye Feneri

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Mitoloji Forumunda Bulunan İskenderiye - İskenderiye Feneri Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> İskenderiye - İskenderiye Feneri Amatör dalgıçların yıllardır bildikleri sık sık dalış yaptıkları bir bölgeydi... Limanın birkaç kilometre açığında ve sadece ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 07 Aralık 2014, 21:21   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart İskenderiye - İskenderiye Feneri

İskenderiye - İskenderiye Feneri

Amatör dalgıçların yıllardır bildikleri sık sık dalış yaptıkları bir bölgeydi... Limanın birkaç kilometre açığında ve sadece 8 metre derinlikte gördüklerine de bir isim takmışlardı: "Kaya Ormanı"... Binlerce dev granit taştan sütun parçalarından sfenks heykellerinden ve mini dikilitaşlardan söz ediyorlardı ama kimse onları ciddiye almıyordu. Ta ki 1962 yılında içlerinde birkaç arkeologun da bulunduğu bir grup profesyonelin dalışına kadar...

Onlar gözlerine inanamamışlardı; suyun dibinde bir tarih yatıyordu. Ancak hemen önlem alınması gerekiyordu. Bazı parçalar yavaş yavaş kuma gömülmeye başlamıştı bile... Ayrıca kalıntılar oldukça sığ bir bölgede bulunduğu için dalgaların sürtünmesi kayaları aşındırıyordu.

Mısır hükümeti ilk önlem olarak binlerce metreküp çimento bloku dökerek bölgeyi küçük bir limana dönüştürdü ve böylece dalgaların etkisini ortadan kaldırdı. Oysa tam 22 yıl sonra suyun dibindekiler çıkartılmaya başlandığında ekibi bir başka sürpriz bekliyordu. Dalgıçlar biraz daha derinlerde kiloları 10 ile 75 ton arasında değişen pembe granitten dev bloklara rastlamışlardı. Çalışmaları denetleyen İskenderiye Araştırmaları Merkezi müdürü Jean Yves Empereur ve ünlü bir mısır bilimci olan Jean Pierre Corteggiani'ye göre bu dev granit bloklar dünyanın 7 harikasından biri olan İskenderiye Feneri'ne aitti.

Şimdiye kadar bu bölgeden çıkarılan parça sayısı 34... Araştırmayı yürüten Fransız bilim adamları denizin dibinde daha böyle en az 2000 parça olduğunu ileri sürüyorlar. Ancak bölgedeki tüm parçaların İskenderiye Feneri'ne ait olup olmadığı konusunda fikir ayrılıkları söz konusu...

Bir grup arkeolog bu iki bin parçanın büyük bir çoğunluğunun Fener'e ait olduğunu iddia ederken Jean Yves Empereur bu 2000 parçadan sadece 20 tanesinin Fener'in orijinal parçası olabileceğini söylüyor. Örneğin geçen Ekim-Kasım aylarında çıkarılan ve şu sırada müzede saklanan 12 ton ağırlığındaki başsız insan heykelinin (torso) Fener'e ait olduğu kesin.. Yine denizden çıkarılan bir sfenksin ise Fener'in sağında ve solunda bulunan iki ünlü sfenksten biri olduğu tahmin ediliyor.

Çıkarılan bu parçaların İskenderiye Feneri'yle hiçbir ilgisi olmadığını iddia edenler de var. Eski Mısır uzmanı Mısırlı bilimadamı Abdül Halim Nureddin denizin dibinde bulunan blok granit kayalarının Fener'e ait olmadığını ileri sürüyor. Ona göre bu blok granit parçaları liman savunmasının bir unsuruydu. Limana saldıran gemilerin çarpıp batmaları için 8 metre gibi bir derinliğe özellikle konulmuştu.

Abdül Halim Nureddin iddiasını şöyle destekliyor: Bir kere bugüne kadar yapılan sualtı kazılarında üzerinde Yunanca yazı bulunan tek bir kaya ya da heykel parçasına rastlanmış değil... İkinci olarak denizin dibinde bulunan dev granit blokları pembe granitten... Oysa tarihçiler Fener'in renginin beyaz olduğunu yazıyorlar. Bu da yapımında beyaz taşların ya da beyaz mermerin kullanıldığını gösteriyor.

İster İskenderiye Feneri'ne ait olsun ister olmasın şu ana kadar denizin dibinden çıkarılanlar her açıdan tarihi bir öneme sahip... 12 ton ağırlığındaki Tanrı Osiris giysileri içindeki II. Ptoleme heykeli başlı başına bir tarihi belge... Firavun L Seti dönemine ait bir dikilitaş Firavun II. Ramses dönemine ait bir sfenks de az şey değil... Çıkarılan malzemenin çeşitliliği ve farklı dönemlere ait olması kuşkusuz kafaları biraz karıştırıyor. Bu gerçeği araştırmaları sürdüren Fransız ekip de kabul ediyor.

İskenderiye sualtı kazıları şu anda iki Fransız şirketi tarafından finanse ediliyor. Ne var ki bu iki şirketin 340 bin doları bulan katkısı daha kapsamlı bir çalışma için yetersiz kalıyor. Arkeologların amacı bu parçalar aracılığıyla İskenderiye Feneri'ni yeniden orijinal büyüklüğünde ve modelinde oluşturmak... Böylece antik dönemin yazarlarının aktardıklarından hareketle Fener'in biçimine ilişkin yapılan tarifleri de yeniden gözden geçirmek... Ancak madalyonun bir başka yüzü daha var. Bu iş için milyarlarca dolar gerekiyor.

Böyle bir yükün altından da ne Mısır Hükümeti ne de kazılan finanse eden Fransız firmaları kalkabilecek durumda İskenderiye ve çevresi Mısır'da en önemli bölgeyi oluşturduğundan bölgeyi anlatmaya buradan başlayacağım. Pelusium'dan itibaren kıyı boyunca yürürseniz Canobik ağzına kadar yaklaşık 150 stadia etmektedir (28 km l stadium: 185 m). Nil Delta'smdan Pharos Adası'na kadar ise 103 stadia (20 km) eder. Pharos dikdörtgen biçiminde anakaraya çok yakın ve iki limana sahip bir adadır.

İskender önceleri basit bir kasaba olan bölgeyi ve konumunun avantajlarını gördüğünde kenti liman bölgesinde güçlendirerek buraya bir kent kurmaya karar verir. Tarihçilerin anlattığına göre kente geldikten sonra buraya yerleşme hazırlığı yaparlarken iyi talihi işaret eden şöyle bir olay olmuştur: Mimarlar tebeşirle bölgeye çizgiler çekerlerken tebeşirleri biter. Kralın yanlarına gelmesi üzerine yardımcıları işçiler için hazırladıkları arpa ununu tebeşir yerine kullanmaya başlarlar.

Sonuç olarak işaretleye çekleri sokak sayısı artar. Bu tanrıların onların yanında olduğunu gösteren bir olaydır. (Bu öykü Plutarkos'a göre; "her cinsten kuş bölgeye doluşmuş ve arpa ununu yemeye başlamıştı. Bunun üzerine İskender olayın kötü bir kehanetin işareti olup olmadığını sormuş ama kahinler kehanetin olumlu olduğunu belirtmişler. Arpa ununu bereketi artırsın diye yanlarına almışlar" şeklindedir.) batıdan eser.

Etesian "yıllık" anlamındadır) yaz mevsimi İskenderiyeliler'in en rahat ettikleri zamandır. Kentin yerleşim açısından avantajları oldukça fazladır. Öncelikle iki taraftan denize açıktır; kuzeyde Mısır Denizi dedikleri güneyde Mareotis denilen Mareia Gölü... Burası Nil Nehri'nden gelen pek çok kanala da sahiptir. Özellikle yaz başlarında Nil Nehri iyice gürleşip bu gölü doldurduğunda yükselen buğudan ötürü geriye hiç balçık bırakmaz.

Bu mevsimde kuzeyden ve denizden esen Etesian rüzgarından dolayı (Mısır musonları bütün yaz kuzey Kentin planı "chlamys"e benzer (Makedonyalılara özgü pelerin ya da Yunanlılar'ın kullandıkları askeri manto): Uzun kesimi iki yandan denize açıktır kısa kenarlar ise kıstaklardır ve bunların bir tarafı denize diğer tarafı göle değmektedir. Kentin tamamı atların ve at arabalarının bir arada geçebileceği genişlikte birbirini dik açıyla kesen caddelere sahiptir. ..."Sema" da kraliyet saraylarına aittir (Mezar).

Burası kralların ve İskender'in gömülü olduğu yerdir; Ptolomaios'a göre erken davranan Perdikas onun canını alıp bedenini Babil'den Mısır'a getirdiğinde kentin artık orıa kalacağını düşünerek büyük bir ihtirasla yürüyordu. (Söylentiler çeşitlidir; Diodorus Siculus'a göre Arrhidaeus İskender'in cesedini getirmek için iki yılını çeşitli görüşmelere ayırmıştı. Ve I. Ptoleme onunla tanışmak için Suriye'ye kadar gitmiş ve cesedi yakmak için Mısır'a getirmiştir. Pausanias'a göre ise I. Ptoleme onu Memphis'te gömmüş ama II. Ptoleme İskenderiye'ye aktarmıştır.)
Girişteki Büyük Liman'ın sağ tarafında ada ve Pharos Kulesi (İskenderiye Feneri) yer alır...

İskenderiye Feneri... Bir mimari harikası..

Yapımına M.Ö. 3 yüzyılda Kral I. Ptoleme zamanında başlanan ve oğlu II. Ptoleme zamanında bitirilen (M.Ö. 297 ile M.Ö. 280 arası) İskenderiye Feneri bütün limanı aydınlatması amacıyla liman girişindeki Pharos Adası üzerine kurulmuştu.

Bugün kullandığımız "fener" "far" kelimeleri bu adanın isminden geliyor. Knidoslu ünlü mimar Sostratos tarafından inşa edilen üç katlı fener kulesinin yüksekliği bir iddiaya göre 120 bir başka iddiaya göre ise 140 metreydi. Diktörtgen tabanını çevreleyen terasın uzunluğu da 340 metreyi buluyordu. Tabanın genişliği 30 uzunluğu ise 61 metreydi. Bugün birinci katın yüksekliğinin 71 metre olduğu tahmin ediliyor.

Kulenin ikinci katını oluşturan merkez gövde ise sekizgen biçimindeydi ve 34 metre yüksekliğe sahipti Asıl fener görevini gören üçüncü kat ise bir silindiri andırıyordu. Bu bölümü koni biçiminde bir çatı örtüyordu ve bunun üzerinde de bir Zeus heykeli bulunuyordu Firavunlar ülkesindeki dev bir eserin tepesindeki Zeus heykelinin anlamı ise şuydu: Mısır'da o dönemde hüküm süren Ptolemeler aslında bir Makedonya hanedanıydı. Mısır'ı ele geçirdikten sonra gerçek birer firavun gibi davranmalarına karşılık dini inançlarını korumuşlardı.

Fenerin içinde ta tepeye kadar çıkan taş bir merdiven bulunuyordu. Bu merdiven öylesine genişti ki odun yüklü iki yük hayvanı rahatlıkla çıkabiliyordu. Fenerin ateşi bu hayvanlarla taşınan reçineli odunlarla besleniyordu. Bir başka varsayıma göre de Mısırlılar'ın o dönemde petrolü bildikleri ve kullandıkları sanılıyor... Üstelik bu petrolü yukarı kadar taşımayıp hidrolik pompalarla aşağıdan yukarıya pompaladıkları ileri sürülüyor.

Fenerin ateşinin ışığı çeşitli aynalarla artırılıyordu. Eski tarihçiler bu ışığın 30 mil uzaklıktan rahatlıkla görüldüğünü yazmışlardı. Öte yandan fenerin kendisi de beyaza boyalı olduğu için hayli uzaktan seçilebiliyordu.

Ancak o dönemde fenerin sadece gemileri kayalıklardan uzak tutmak için inşa edildiğini söylemek çok zor... Fener aynı zamanda bir savunma görevi görüyordu; limanın girişini savunan bir kale gibiydi. Savaş sırasında Mısırlılar fenerdeki asker ve mancınık sayısını artırırlardı. Yapı öylesine güçlü bir stratejik konumdaydı ki görevlilerinin izni olmadan hiçbir geminin limana girmesi mümkün değildi.

1000 yıl kadar kullanıldığı sanılan bu gökdeleni daha sonra depremler sallamaya başlıyor. M.S. 700 yılındaki deprem yapının fener bölümünü yıkıyor. Ardından M.S. 1100 yılında tüm Kuzey Afrika'yı yerle bir eden büyük bir deprem felaketi daha geliyor ve bu kez de fenerin sekizgen gövde bölümü sulara gömülüyor.

Son olarak M.S. 14. yüzyılda bakımsızlıktan temel bölümü yıkılıp gidiyor. 15. yüzyılda Mısır'da hüküm süren Memluklar fenerin bulunduğu yere bir kale ve cami inşa ediyorlar. Dörtgen bir sütun biçimindeki minaresiyle Arap ülkelerinde görülen cami tiplerinden ayrılan bu yapı bugün Müslüman Afrika ülkelerindeki camilere örnek oluşuyla hatırlanıyor.


Alıntıdır...
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
feneri, iskenderiye

Seçenekler
Stil


Saat: 00:49

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,