ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Mitoloji


Mitolojide Sarımsak Kavramı Hakkında Bilgi


Mitolojide Sarımsak Kavramı Hakkında Bilgi

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Mitoloji Forumunda Bulunan Mitolojide Sarımsak Kavramı Hakkında Bilgi Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Mitolojide Sarımsak Kavramı Hakkında Bilgi Alternatif tıbbın en güçlü antibiyotik ve mucizevi bitki olarak tanımladığı Sarımsak, Liliaceae (Zambakgiller) familyasından Allium ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 19 Ocak 2015, 15:09   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart Mitolojide Sarımsak Kavramı Hakkında Bilgi

Mitolojide Sarımsak Kavramı Hakkında Bilgi

Alternatif tıbbın en güçlü antibiyotik ve mucizevi bitki olarak tanımladığı Sarımsak, Liliaceae (Zambakgiller) familyasından Allium sativum adıyla bilinen türün üyelerindendir.

25 - 30 santimetre yüksekliğinde, yeşilimsi beyaz veya pembe çiçekli otsu bir bitkidir.

Nadiren tohum bağlar bu nedenle soğancıkları ile üretilir. Özel ve keskin kokulu uçucu bir yağ, şekerler, fermentler, protein, fosfor, demir ile A, B, C Vitaminleri içerir.

Sadece günümüz TIP doktorları ve alternatif TIP hekimleri değil, tarih boyunca tüm tebabet ehli sarımsağın özelliklerini mucizevi olarak yorumlamış, ilk tıp bilginlerinden Hipokrat da sarımsağı terletici ilaç olarak sınıflandırmıştır.

Kökeni eskilere dayansa da modern zaman mitolojelerinde de vampirlere karşı koruyucu olduğu inancı süren

Sarımsak, tarih, nerdeyde insanlığın tarihi kadar eski şifalı bir bitkidir. İnsanların tarihin çok eski çağlarından beri sarımsağı bildikleri ve ilaç olarak kullandıkları elde edilen arkeolojik bulgulardan anlaşılmaktadır.

Mevcut bilimsel bulgularla anavatanın Hindistan olduğu tespit edilen sarımsağın kadim Mısır, Sümer, İbrani, Arap, Yunan ve Türk medeniyetince tanındığı saptanmıştır.

Milattan 4 - 5 bin yıl önce inşa edilmiş Mısır piramitlerinde ve Sümer yazıtlarında sarımsak resmleri bulunan ve adı yazılı taş tabletler mevcuttur.

Mısır Firavunu Keops‘un Gizek piramidinin inşası sırasında işçilere bol miktarda sarımsak yedirdiği ünlü tarihçi Heredotun kayıtları arasında yer almaktadır.

Bu kayıtlara göre Mısır Piramitlerini yapan işçi ve kölelere hastalıklardan korunmaları, sağlıklı ve diri kalmaları için sarımsak yedirilmiştir. Roma Ordusu askerlerine de sağlıklarını korumaları için sarımsak yedirildiği bilinmektedir.

MİTOLOJİDE SARIMSAK

Tıbbi varlığının yanı sıra sarımsağın Mitolojik varlığı da çok eskidir. Kadim çağlardan beri sarımsağın kötü ruhlara karşı koruyucu olduğuna inanılmış bu inanç da mitolojik inançlara ve öykülere yansımıştır. Hâlâ pek çok evin çeşitli yerlerine sarımsak asılır.

Eski Mısırlıların çocuklarını zararlı yaratıklardan korumak için boyunlarına sarımsak astıkları bilinmektedir.

Lokman hekimin bulduğu ölümsüzlük iksirinde kullandığı ana maddenin sarımsak tohumu olduğu rivayet edilmiştir..

Vampirler başta olmak üzere doğaüstü varlıkların karşısında sarımsak koruyucu tılsım olarak kullanılmıştır. Özellikle de Avrupalılar Haçlı Seferlerinden sonra şeytani güçlerle savaşmak için sarımsağı bol bol kullanmıştır.

Çin mitolojisinde şans getirdiğine inanılan ve bereketli sayılan sarımsak, Çingene mitolojisinde de özel bir yere sahiptir.

Çngene Mitotlojisine göre; insanların başına bela olan hastalık cinlerinin en meşhurlarından Melalo (kirli) babasına bir sarımsak verir. Adam Melalonun öğüdü üzerine sarımsağın üzerine işer ve karısına yedirir.

Sarımsağı yiyen kadın hamile kalır ve Bitoso (oruçlu) adındaki kurtçuğu doğurur. Bitoso insanların midelerine ve başlarına sancı yaparak öksürük ve iştahsızlığa yakalanmalarına sebep olur...

Eski Yunanda ölüler ülkesi tanrıçası Hekate ile ilişkilendirilir ve tanrıça için kavşaklara sarımsak bırakılırdı. Yunan Mitolojisinde tıbbın ve sağlığın tanrısı. Apollon ve Koronisin oğlu, Hygieia, Meditrina, Iaso, Aceso, Aglæa ve Panacea nın babası Asklepiosun öyküsüne Anadoluda yapılan katkıda da Sarımsak dikkat çekmektedir.

Asklepios (Asclepius), yılanlı asası ile Yunan söylencelerinde Apollon’un oğlu olarak geçer.

Söylenceye göre sürekli elinde asayla dolaşırmış.

Asklepiosun asası, hekimler hastalarına giderken ona destek olur; asasına yaslanan hekim ondan güç alır; yorulmadan hastadan hastaya koşarak şifa dağıtırmış.

ASKLEPİOS EFSANESİ

Teselya Kralı’nın kızı Koronis tanrı Apollon ile sevişir ve ondan gebe kalır. Ne var ki, tanrının çocuğunu karnında taşırken Arkadya’dan gelen bir yabancıyı da yatağına alır.

Kutsal kuşu karga,Koronisin kendisini aldattığını Apollona haber verir.

Apollon Koronisi cezalandırması için kız kardeşi Artemisi görevlendirir. Artemis de onu bir odun yığınının üzerinde diri diri yanmaya mahkûm eder.

O ateş öyle büyüktür ki, o zamanlar köpükler gibi ak olan karga tüyleri, o günden sonra is karası rengi olur.

Kadın alevler üzerinde can vermek üzereyken, Apollon çocuğunu Koronis’in karnından alır ve yetiştirmesi için at adam Kheiron’a teslim eder..

Bu olay mitolojide hekim-tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin sembolü olarak yorumlanmaktadır.

Asklepios’a hekimlik sanatını öğreten Kheiron bütün at adamlar gibi doğanın içinde yaşayan, doğanın sırrına ermiş bir varlıktır.

Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre; Kheiron’un açık havada, güneşin altında şifalı otlardan ve sulardan yararlanma yollarını bilmesi de gerçek olarak ortaya çıkmaktadır.

Asklepios böylece usta bir hekim olarak yetişir, hekimliğin ve cerrahlığın tüm bilgilerini edinir.

Asklepios, elindeki asasını (tıbbın simgesi olan yılanlı asa) yanından hiç ayırmaz, gittiği her yere onu da götürür, yorulduğu zaman da ondan destek alır.

Daha öteye giderek, ölüleri bile diriltmeye çalışır.

Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena, Gorgo canavarı öldüğü zaman bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios’a vermiştir.

Gorgo’nun sağ tarafındaki damarlarda zehirli, sol tarafındaki damarlarda şifalı kan varmış. Asklepios bu şifalı kanla ölüleri diriltme yoluna gitmiş.

Ancak insanların ölümsüz olması fikri hem Zeusun iktidarını sarsmış, hem de yeraltınının tanrısı Hadesi çok kızdırmış.

Ölülerin diriltilmesi ve sihirli reçetelerin kullanılması dünyanın düzenim bozabilirdi. Hades kardeşini bir şeyler yapması için kışkırtınca, Zeus Asklepiosun aşırıya kaçtığına kanaat getirmiş ve Asklepiusun başına bir şimşek fırlatarak onu öldürmüş.

Efsanin bu kısmı Anadoluda yapılan katkıdır ve aynı söylence Lokman Hekim için de anlatılmaktadır.

Asklepiusun elinde reçete yazılı olan kâğıt toprağa düşmüş ve yağan yağmurla üzerindeki yazılar toprağa karışmış. Oradan da her derde deva bir bitki yetişmiş.

İşte o bitki bin derde deva olduğu söylenen sarımsakmış.

Apollon ise Zeus’a yıldırımları bağışlayan Kykloplar’ı öldürerek, oğlunun öcünü almış.

Asklepios’un yok oluşundan sonra hekimlik sanatını kızı, Hygieia (Yunanca sağlık anlamına gelir) ve oğulları Asklepiades adında bir lonca düzeni içinde sürdürmüşlerdir.
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
bilgi, hakkinda, kavrami, mitolojide, sarimsak

Seçenekler
Stil


Saat: 18:15

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,