ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk Mustafa Kemal Atatürk


MAKBULE, abisi MUSTAFA KEMAL'i Anlatıyor

Mustafa Kemal Atatürk


MAKBULE, abisi MUSTAFA KEMAL'i Anlatıyor

ForumSevgimiz Kütüphane Kategorisinde ve Mustafa Kemal Atatürk Forumunda Bulunan MAKBULE, abisi MUSTAFA KEMAL'i Anlatıyor Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> MAKBULE, abisi MUSTAFA KEMAL'i Anlatıyor MAKBULE abisi MUSTAFA KEMAL'i Anlatıyor MAKBULE ATADAN KİMDİR? Makbule Atadan( 1885-1956) 1.Dünya savaşından sonra annesi ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 15 Temmuz 2015, 15:02   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart MAKBULE, abisi MUSTAFA KEMAL'i Anlatıyor

MAKBULE, abisi MUSTAFA KEMAL'i Anlatıyor

MAKBULE abisi MUSTAFA KEMAL'i Anlatıyor

MAKBULE ATADAN KİMDİR?

Makbule Atadan( 1885-1956) 1.Dünya savaşından sonra annesi Zübeyde Hanım ile Selanik’ten ayrılarak İstanbul’da ağabeyinin kendileri için Akaret’lerdeki eve yerleşmiştir. Orta boylu açık sözlükendisine karışılmasından hoşlanmayan bir bayandı. M.Kemal Milli Mücadeleyi başlatmak üzere İstanbul’dan ayrıldığında ana-kız Akaret’lerdeki evde kaldılar. Cumhuriyetin ilanından sonraysa M.Kemal annesi ve kız kardeşini Ankara’ya aldırdı. Bir süre M.Kemal’in yanında kalan Makbule sonradan Çankaya köşkü içinde kalan köşkün batısından kendisi için yaptırılan “çamlı köşk”e yerleşti. 1930’da Fethi Okyar’ın kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkasına M.Kemal’in isteğiyle girdi. Partinin birkaç ay sonra kapatılmasıyla Makbule’nin siyasi hayatı da sona erdi. Çamlı Köşkte yaşamaya devam etti. Makbule M.Kemal’in ölümünden sonra unutulmuş bir halde kenara çekilmiş yaşıyordu. Çankaya’da ki Çamlı Köşk kamulaştırılarak satın alınmış ve Çankaya Köşkünün yabancı konuklara ayrılan bölümü haline gelmiştir.

Tam üç gün üç gece telefonumuz çalmadı. 3 gün sonra telgrafını aldık; “Samsun’a çıktım sıhhatteyim merak etmeyin” üzüntümüzün yerini büyük bir sevinç kapladı gidiş o gidiş. Arada sıra onun yakınlarından biri geliyor hatırımızı sorup gidiyordu. Tam 8 sene abimi göremedik. Abimin talimatıyla hiçbir yere çıkmazdık.bir gün kapı çalındı pencereden baktım tanımadığım kimseler açmadım kapıyı. Gene çalındı aşağı indim tam 18 kişilik bir kalabalık Osmanlı hükümetinin adamları dışarı çıktım. “ne var ne istiyorsunuz” dedim. “evi arayacağız” dediler. “kimin evini arayacaksınız?” “Mustafa Kemal’in evini” dediler. Kızdım “canım bizim evimizi ne hakla arıyorsunuz annem hasta ölüm yatağında ben yalnız bir kişiyim. “mecburuz” diye ısrar ettiler. Yan taraftan birkaç kişi yanımda belirdi fısıltı halinde korkmayın dediler biz Mustafa Kemal’in adamlarıyız evi kimseye bastırtmayız siz kapıyı kapatıp yukarı çıkın. Bu duruma çok sevindim. Annemin yanına gittim. “anneciğim” dedim“abimin adamları etrafta dolaşıyorlar hiçbir şey yapamazlar bize”. Kapıdaki kalabalığın çoktan dağılmış olduğunu gördüm. Aradan 8 sene geçmişti. Abim gayseinde başarılı olmuştu. İstanbul’a geleceğini haber aldığmız zaman sevincimize diyecek yoktu. Onun sevdiği yemekleri yaptık. Gözümüze uyku girmedi günlerce.

(Makbule Atadan sözlerini bitirirken gözleri yaşlanmıştı Şemsi Belli)


Bu kitap Makbule Atadan’ın son günlerinde 1955 yılında yatağının başı ucunda ses kaydına alınarak hazırlanmıştır.

Makbule Atadan’ı ziyaret; 1955 yılının yaz günleriydi Makbule Hanım rahatsızdı . Odadan Anıtkabir net bir şekilde görünüyordu. Makbule Hanım bir an gözlerini dışarıya çevirip Anıtkabir’in bulunduğu tepeye çevirdi. Uzun uzun baktı.

-ne anlatayım bilmem ki dedi.

Sonrada evvela eski günlerden başlayayım dedi..

ALİ RIZA BEY İLE ZÜBEYDE HANIM NASIL TANIŞIP EVLENİYORLAR?

Mustafa Kemal’in kız kardeşi Makbule Atadan anlatıyor;

Büyükpederim( hacı sorulardan Feyzullah ağa) ve büyük validem Ayşe hanım Selanik’e bir saat mesafedeki Langaza’da otururlarmış orada malları ve çiftlikleri varmış. Annem bu çiftlikte büyümüş o zaman güzel bir genç kızmış. Bir gün yorgan kaplarken annemin dizine yorgan iğnesi batmış iğneyi çıkartmak için hemen bir arabaya koyup Selanik’e getirmişler. Doktor iğneyi çıkarmış. Selanik’in havasını beğenen annem çiftliğe hemen dönmek istememiş. Bu sıralarda Selanik’te bulunan babam ise evleneceği kızı aramakla meşgulmüş. Bize naklettiklerine göre babam annemi şahsen tanımadan evvel rüyasında görmüş. İşte bu sıralar garip bir tesadüf annemle tanışmasına vesile olmuş. Babam annemi çok beğenmiş hemen istemiş ailesinden ama veren kim. Büyük validem bir hayli direnmiş vermem demiş. Israr ve ricalar üzerine sonunda vermeye razı olmuş…Sırmalı kaftan isterim sırmalı fotin isterim şunu isterim bunu isterim diye tutturmuş. O zaman babamın maaşı sadece 3 altın lira. İşi halledemeyeceğini düşünen Ali Rıza Bey Zübeyde hanımın üvey kardeşini devreye sokmuş. Üvey dayım ne yapmışsa yapmış hem validemin hemde annemin gönlünü razı etmiş. Evlilik bu şartlarda gerçekleşmiş..

ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUK YILLARI


-İpek mendil işlerdim mendilin köşesine bir beyit yazardım. Gelirdi başucuma mendili elimden kaptığı gibi yırtardı. Bana takılmaktan kızdırmaktan benimle şakalaşmaktan zevk duyardı. -Küçük Mustafa kız kardeşi makbule ile (uyumlu bir çocuk olduğu için) iyi geçinirmiş ancak kendisinden 8 yaş küçük diğer kız kardeşi Naciye ile de sürekli atışırmış.. -Ağabeyim eline bir tahta parçası alırgelirdi yanıma bana makbule demezdi makbuş derdi.- Makbuş tut bakalım şu tahtayı.. – ne olacak? – sana ne sen tut bakalım. Ben tutmak istemezdim. Ne var ne yapacaksın ağabey derdim. Çaresiz tutardım. Gıcır keser teller takar tambura yapar sonra da karşıma geçer çalardı. Fakat en çok ata ve silaha hevesliydi. Yine birgün beni çağırdı. Gittim elinde elinde kocaman bir eski zaman tabancası yanıma gel dedi. Yine ne var ağabey dedim – lüver temizleyeceğim sen de bana yardım edeceksin. Karşısına geçtim. O elindeki lüveri temizlemeye başladı.ne yaptı bilmiyorum birden korkunç bir ses duydum. Annem korku ve heyecan içinde; - eyvah kardeşini öldürdün. Ben duman çekilene kadar – ağabeyim öldü diye ağlamaya başladım. Duman kalkınca baktık ki ne ona ne de bana bir şey olmuş. Askeri mektebe devam ederkende ata merak sarmıştı. Güzel bir tayı vardı. Mektebe dayımla beraber atla giderdi.her Cuma günü annemi Naciye’yi beni görmeye gelirdi. Yine bir Cuma dönüşüydü abimi atın üstünde görünce benide terksine almasını istedim almadı bende inat olsun diye arkasından yaya gittim. Yetişemedim. Bir hendeğe gelince atlamak isterken düştüm birden köpeklerin saldırısına uğradım. Aüabeyim sesimi duyup bana doğru geldi. Biraz geç kalsa köpekler beni parçalayacaklardı.


MUSTAFA KEMAL'İN İDAMINA KARAR VERİLMESİ SONUCU ANNESİNİN YAŞADIĞI KORKU

Abimin en heyecanlı ve hareketleri günleri Anadolu’ya geçeceği sıralardır.bir taraftan çalışmalarına devam ederken bir taraftan da kendisi hakkında Osmanlı hükümetinin ittihaz ettiği kararları günü gününe istihbar ediyordu.bir gün bizi çağırdı.
Dikkatli olun dedi. Benim hakkımda duyacağınız en basit bir havadisi bile zaman kaybetmeden bana ulaştırmanızı istiyorum. İşte o sıralarda bir aile ziyareti yapmıştım. Gittiğim evin salonu kalabalıktı. Diğer misafirlerin çoğu beni tanımıyordu. Bir aralık kapıdan içeriye bir bey girdi. Benim varlığımı bir an unuttular orta yaşlı bir hanım beye; “ne haber” dedi.vaziyet iyi gösteriyor onu asacaklarmış öyle mi.
Genç adam; “evet” dedi. Bir yaşlı kadın(bu kadının kocası saraya mensuptu) fısıltı halinde söze karıştı; “aman evladım siz asmaz iseniz o sizi asacaktır” Eve gelir gelmez heyecanla abimin yanına koştum olan biteni anlattım. Üzülme Makbuş dedi onlar gayelerinde başarılı olamayacaklardır.
Bana bir tabanca vermişti dikkatli ol dedi. İşte böyle birçok heyecanlı günler olaylar yaşandıktan sonra abimin Anadolu’ya geçmek üzere olduğunu haber aldık.abim tekmil arkadaşlarına veda ederken şöyle diyordu; bu geceyi annem ve kardeşimle geçireceğim sabaha kadar. Sizi tekrar ziyarete gelemeyeceğim için kusura bakmayın. Şimdi hepinize veda etmiş olayım arkadaşları gittikten sonra beni çağırdı. Makbuş dedi annemin karyolasın karşısına yer sofrası yap bu gece sizinle biraz dertleşmek istiyorum. Mühim bir şey mi var ağabeyciğim nereye? Gideceğim işte nereye olduğunu sorma hayat bu belki ölürüm gelemem. Size söyleyeceklerim var bu akşam. Ben üzgün ve şaşkındım. Annemin karyolasının karşısına yer sofrası hazırladık.abim annemin karşısına geçti –“ anneciğim” dedi. “ben gidiyorum. Buralarında Selanik gibi olma ihtimali vardır. Ben gittikten sonra yanılıpta sokağa çıkmayın. Benim işim mühim bu işte başarılı olabilmem için huzur kalble çalışmam lazım. Beni merak ve endişede bırakmayın. Memleket için çalışırken sizden yana bir üzüntü duymak istemem. Annem heyecanla düşüp bayıldı. Doktor Rasim Ferid Bey’i çağırdık. O ilaç bu ilaç derken annem biraz ayıldı o gece sabaha kadar uyumadık konuştuk. Ertesi gün araba kapıya dayandı. Annemle abimin vedaları çok hazin oldu.sarıldılar öpüştüler o annemin ellerini tekrar tekrar öptü. Aşağıya arkadaşları gelmişti alt katta erkekler olduğu için ben aşağıya inmedim abim merdivenin başında durdu. Gözlerini gözlerime dikti belki dakikalarca konuşmadan birbirimize baktık. –“niçin konuşmuyorsun Makbuş” dedi. Gözlerimi ona çevirdim. “ne konuşayım ağabeyciğim” dedim. Beni bağrına bastı veda etti.abimin arkasından bakıp ağlıyorduk annem sert bakışlarını bana çevirerek “sen asker kardeşisin” dedi “ayıp ağlanır mı hiç askerin ardından?”

(Makbule Atadan sözlerini bitirirken gözleri yaşlanmıştı )Şemsi Belli

SAMSUN’A ÇIKTIM MERAK ETMEYİN ..

Tam üç gün üç gece telefonumuz çalmadı. 3 gün sonra telgrafını aldık; “Samsun’a çıktım sıhhatteyim merak etmeyin” üzüntümüzün yerini büyük bir sevinç kapladı gidiş o gidiş. Arada sıra onun yakınlarından biri geliyor hatırımızı sorup gidiyordu. Tam 8 sene abimi göremedik. Abimin talimatıyla hiçbir yere çıkmazdık.bir gün kapı çalındı pencereden baktım tanımadığım kimseler açmadım kapıyı. Gene çalındı aşağı indim tam 18 kişilik bir kalabalık Osmanlı hükümetinin adamları dışarı çıktım. “ne var ne istiyorsunuz” dedim. “evi arayacağız” dediler. “kimin evini arayacaksınız?” “Mustafa Kemal’in evini” dediler. Kızdım “canım bizim evimizi ne hakla arıyorsunuz annem hasta ölüm yatağında ben yalnız bir kişiyim. “mecburuz” diye ısrar ettiler. Yan taraftan birkaç kişi yanımda belirdi fısıltı halinde korkmayın dediler biz Mustafa Kemal’in adamlarıyız evi kimseye bastırtmayız siz kapıyı kapatıp yukarı çıkın. Bu duruma çok sevindim. Annemin yanına gittim. “anneciğim” dedim“abimin adamları etrafta dolaşıyorlar hiçbir şey yapamazlar bize”. Kapıdaki kalabalığın çoktan dağılmış olduğunu gördüm. Aradan 8 sene geçmişti. Abim gayseinde başarılı olmuştu. İstanbul’a geleceğini haber aldığmız zaman sevincimize diyecek yoktu. Onun sevdiği yemekleri yaptık. Gözümüze uyku girmedi günlerce.

(Makbule Atadan sözlerini bitirirken gözleri yaşlanmıştı )Şemsi Belli

MUSTAFA KEMAL BABASININ HEDİYESİ OLAN ALTIN SAATİ ÇALDIRIYOR...

Askeri mektebe devam ederken manastıra gitmişti bir aralık. Henüz bir çocuktu o zamanlar. Manastırda iken sıtmaya yakalanmıştı. Annem “Makbule” dedi. “abin hastaymış yarın doğru mektebe getireceğim çocuğumu” dedi. Ertesi gün annem mektebe gitti. Doktorla konuştu ve abimi alıp eve getirdi. Henüz bir delikanlı olan abim sıtma nöbetleriyle hayli zayıflamıştı. Birde üzüntüsü vardı fakat söylemiyordu. Birkaç gün geçmişti. Anneme; “anneciğim” dedi . “söyle evladım bir şey mi var?” Abim bir müddet tereddüt etti. Sonra sıkıla sıkıla anlatmaya başladı -hani babamın verdiği altın saat varya -evet onu kayıp mı ettin yoksa? -kaybetmedim anneciğim hastalığım sırasında çalmışlar. -zararı yok Mustafa canın sağ olsun. Hastalığı o kadar şiddetli olmuştu ki bu sırada bir zamanlar babamın kullandığı sonra da kendisine hediye ettiği altın saati çaldırmıştı.

ŞARAPNEL PARÇASI
GENÇ ASKER VE HAYATINI KURTARAN SAAT...
Sakarya meydan savaşı öncesi 15 ağustos 1921’de İsmet İnönü komutasındaki birlikleri teftiş ederken Sakarya nehri civarında “inler katrancı köyü”nde meydana gelen olayı anlatayım; Ağabeyim Mustafa Kemal Çanakkale’de siperde dolaşıyormuş Ali isminde bir de posta eri varmış. Ali ağabeyimin peşinden hiç ayrılmazmış. Abim “Ali” demiş -sen çadır neferisin benimle beraber gelme -olmaz paşam demiş Ali senin için kumların içine yiyecek gömdüm toprağa su gömdüm sakladığım yerlerden çıkarıp sana vereceğim. Atatürk ısrar etmiş lüzum yok onlara Ali sen geri çadırına dön. Nefer onunla kalmak için yalvarmış bu şekilde ileriye yürümüşler. Tam bu sırada ağabeyimin biraz ilerisine bir şarapnel düşmüş. Ali ismindeki zavallı asker oracıkta paramparça olmuş. Sarapnel parçalarından biride ağabeyimin göğsüne isabet etmişse de cebinde bulunan saati muhakkak bir ölümden kurtarmıştır.

MUSTAFA KEMAL'İN MAKBULE İLE ARASI NASILDI?

Şemsi belli; sizinle ağabeyinizin arasını açan bir şey oldu mu? Makbule Hanım büyük bir konuya temas ettiğimi anlatan bir ifadeyle yerinden doğruldu. Paşacığım dedi -Atatürk’ün bana karşı olan muhabbetini soğutmak için çok uğraştılar. Birçok dedikodular çıkardılar ama o bunların hiçbirine önem vermedi beni cidden çok severdi. En ufak bir rahatsızlığım onu üzerdi telefon başında saatlerce İstanbul’la konuşur ve sağlık durumum hakkında bilgi alırdı.

MUSTAFA KEMAL'İN SON GÜNLERİ VE MAKBULE'NIN ISTIRABI.....


Kızkardeşi İle Florya'da

Atatürk’ün son günlerinde Makbule hanımda Dolmabahçe’de ikamet ediyordu. “bir geceydi” diye söze başladı. -Odamda yalnız başıma oturuyordum aynı çatı altında olan ağabeyimi ziyaret edemediğim için üzülüyordum. O gece içime bir sıkıntı çöktü ne olursa olsun onu görecektim. Onun yattığı tarafa geçtiğim zaman Atatürk’ü ayakta buldum. Tuvalete gidebilecek kadar ayağa kalkmış iyileşmişti biraz. Beni görünce başını salladı. Nihayet elini sallayarak beni yanına çağırdı. Gittim elini öptüm karşısındaki bir yere oturdum. Pek az konuştu sonra yanından ayrıldım. Yine bir gün Atatürk’ü görmeye gidiyordum doktoru Neşet Ömer İrdelp’le karşılaştım -nereye gidiyorsunuz hanımefendi dedi -Atatürk’ü görmek isterim doktor dedim. Sustu. Sükutunda durumun iyi olmadığı anlaşılıyordu. Atatürk’ün yattığı odaya girdiğimde o üç günlük bir uykunun sonundaydı. Kirpikleri dökülmüş yüzü kızarmış gözleri kapalı baygın yatıyordu. Dr. Nihat Belger yanındaydı. Nefet alıp vermesini kolaylaştırmak için bir aletle kendisine hava veriyorlardı. Ellerimi açarak Atatürk’ü kurtarması için Tanrı’ya yalvardım. Kendi kendime şöyle mırıldandım -hakkını helal et büyük insan.. Tam bu sırada 3 gündür baygın yatan Atatürk’ün sağ gözü açıldı. Ben hayret ve korku içinde donakaldım. Ya abim hakkını helal et sözünü duyduysa. Bu sözlerden son günlerini yaşadığını anlarsa diye kaygı duyuyordum.başımı doktora çevirdim. -“hanımefendi” dedi. “merak etmeyin sözlerinizi duymadı baygındır şu anda. Bu arada Kılıç Ali geldi benim çok üzüntülü olduğumu görünce koluma girdi dışarı çıkardı. Yanından ayrılırken saate baktım dokuza sekiz dakika vardı. Dokuzu beş gece yani ben çıktıktan 13 dk. Sonra Atatürk ruhunu teslim etmişti. Dolmabahçe Sarayı’nda ki bayrak yarıya inmiş her tarafa kurşun gibi ağır bir matem çökmüştü...

SON NOKTA

Makbule Atadan’ı her ziyaret edişimde kendisiyle beraber Atatürk’ün birçok yakınlarını da görmek imkanı buluyordum. Son ziyaretlerimin birinde Atatürk’ün sevgi ve muhabbetini kazanmış Sabiha Gökçen Hanımefendi de oradaydı. Sabiha Gökçen Makbule Hanım’ın yanından ayrılmıyordu. Biraz sonra Halil Nuri Yurdakul’da geldi Atatürk’e ait en ufak bir eşyayı bile kaybolmaktan kurtaran Yurdakul “inkilap müzesi” için büyük ölünün kız kardeşine ait eşyaları temin etmeye çalışıyordu.

Son olarak Latife Hanım’ın şu sözleri çınlıyordu kulaklarımda;


“ Atatürk’e ait bir eser yazmak istedim işe bütün dünya büyüklerinin hayatını araştırmakla başladım. Onları okudukça ve tanıdıkça Atatürk gözümde daha çok büyüdü en sonunda şunu anladım ki;


ATATÜRK yazılamaz…

anlatılamaz…

Kaynak : Şemsi Belli-ağabeyim Mustafa Kemal
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
abisi, anlatiyor, kemali, makbule, mustafa

Seçenekler
Stil


Saat: 16:53

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,