ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Osmanlı Tarihi


Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti


Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Osmanlı Tarihi Forumunda Bulunan Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti Cemiyet hâlinde yaşayan insanlar arasında fakir zengin muhtaç ve sakatların bulunması gâyet normaldir. İlâhî dinler insanlar ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 16 Temmuz 2015, 10:31   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti

Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti

Cemiyet hâlinde yaşayan insanlar arasında fakir zengin muhtaç ve sakatların bulunması gâyet normaldir. İlâhî dinler insanlar arasında yardımlaşmayı muhtaçların elinden tutulmasını emrettiğinden inananlar arasında bu hususlar tam yerine getirilmiştir. İnsanlar bunlara uymakta güçlük çıkarınca idâreciler kânûnî müeyyideler ile bâzı hususlarda mecbûriyetler getirmişlerdir. Avrupalılar insanlar arasındaki mânevî bağların azaldığı 19. asırda yardımlaşmayı sağlamak harp zamânındaki yaralılara bakmak için cemiyetler kurdular. Kurdukları bu cemiyete Sâlib-i Ahmer adını verdiler. Daha sonra bu cemiyet Kızılhaç adını aldı.

İslâmiyetin ilk yıllarında ve daha sonraki harplerde ihtiyaç duyulduğu zaman kadınlar savaşa katılır yaralıları tedâvi ederlerdi. Nitekim Uhud savaşında hazret-i Fâtıma savaşta yaralanan Peygamber efendimizin yaralarını bizzat sarıp tedavi etmişti. Sonraları kurulan İslâm devletlerinde yardımlaşma ve harp yaralılarını tedâvi çeşitli şekillerde yapıldı.

Selâhaddîn-i Eyyûbî 1192 yıllarında Üçüncü Haçlı Seferinde Saint Jean Şövalyelerinin Müslüman Türk karargâhına gelerek Hıristiyan yaralıları ile meşgul olmalarına tedâvi etmelerine izin vermişdi.

Birinci Napolyon 1798 târihinde Akka Kalesini muhâsara ettiği zaman ordusunda vebâ çıkıp yayılmış ve hastalığa karşı çâresiz kalınca düşmanı olan Müslüman Türklerden yardım istemek zorunda kalmıştı. O zamanki bir Fransız eserinde şöyle yazılmaktadır: “Türkler ricâmızı kabul ederek hekimlerini yolladılar. Bunlar tertemiz giyinmiş ak yüzlü kimselerdi. Evvelâ duâ etdiler ve sonra ellerini bol su ve sabun ile uzun uzadıya yıkadılar. Hastalarda zuhûr eden hıyarcıkları neşterle yardılar. İçindeki sıvıyı akıtarak yaraları tertemiz yıkadılar. Sonra hastaları ayrı ayrı yerlere koydular ve sağlamların mümkün olduğu kadar onlara yanaşmamasını tenbih ettiler. Hastaların elbiselerini yakıp yeni elbiseler giydirdiler. En nihâyet ellerini yıkadılar ve hastaların bulunduğu yerlerde öd ağacı yakarak tekrar duâ ettiler. Bizden hiçbir ücret veyâ hediye kabul etmeden yanımızdan ayrıldılar.”

Osmanlı ordusunun özel hekimbaşısı vardı. Harpte hekimbaşı maiyeti ile berâber ordunun gittiği yere gitmek mecbûriyetindeydi.

İnsanlara merhamet etmeyene Allahü teâlâ yardım merhamet etmez.

Allah'ın sevdiği ev yetim bulundurulan ve ona iyilik yapılan evdir.

İnsanların en iyisi insanlara hizmet edendir.

Kalbinde merhameti olmayanın îmânı yoktur.

Hadîs-i şerîfleri Müslümanların merhametli hayırsever olmalarını emretmektedir. Dînimizde zekat vermek farzdır. Sadaka ise durumu müsâid olanların ihtiyaç sâhiplerine yaptıkları yardımlardır. Osmanlı Devletinde vakıflar aşhâneler insanlara hizmetin en güzel misâlleridir.

Müslümanlar arasında İslâmiyetle başlayan felâketzedelere muhtaçlara ve yaralılara yardım Avrupa'da 19. yüzyılda ve kısmen ortaya çıkmıştır. İnsanların isteyerek bu işe koşmamaları Avrupa'da yardım yapılabilecek idârî teşkilâtlar kurmayı mecbur etmiştir. Zîrâ muhtaçlara kazâzedelere yardım elini uzatmak bir inanç gereğidir. İnançlar zayıflayıp bu iş yapılmadığı zaman bir kuruluşa ihtiyaç duyulur.

Osmanlılarda kurulduğu yıllardan beri belli bir sistem ve kural içinde muhtaçlara kazâzedelere yaralılara yapılan yardım 1877 yılında teşkilâtlandırılıp bir cemiyet şekline geldi.

1877'de beyaz üzerine kırmızı hilâl bayrak sembol kabûl edilerek Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti kuruldu. 1923'te Türkiye Hilâl-i Ahmer Cemiyeti 1935'te Türkiye Kızılay Derneği adlarını aldı.

Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti 1877'deki Osmanlı-Rus Savaşında cephe gerisinde 9 seyyâr hastahâne İstanbul'da 4 hastahâne açarak buralarda 25 bin yaralı ve hasta askere baktı. 1897'deki Türk-Yunan Harbinde cemiyet 2 hastahâne vapuru kirâlayarak yaralı ve hasta askerleri İstanbul'a taşıyıp tedâvi etti.

İstanbul'da baş gösteren kolera salgını ve 1911'deki büyük Aksaray yangını Hilâl-i Ahmer'in barış yıllarında kayda değer ilk ve geniş faaliyetleri oldu. Bundan sonra arka arkaya gelen Trablusgarb Birinci ve İkinci Balkan harpleriyle Birinci Dünyâ Harbi Hilâl-i Ahmerin üç kıta üzerindeki aralıksız çok geniş ve sıkışık fedâkarlıklarla dolu uzun bir devresini teşkil eder.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
ahmer, cemiyeti, hilali, kizilay

Seçenekler
Stil


Saat: 06:46

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,