ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Osmanlı Tarihi


Osmanlıda mesleki teknik eğitim


Osmanlıda mesleki teknik eğitim

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Osmanlı Tarihi Forumunda Bulunan Osmanlıda mesleki teknik eğitim Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Osmanlıda mesleki teknik eğitim OSMANLIDA MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM Osmanlı Devleti 'nde teknik eleman ihtiyacı uzun süre Lonca teşkilatı içerisinde küçük ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 16 Temmuz 2015, 11:52   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Osmanlıda mesleki teknik eğitim

Osmanlıda mesleki teknik eğitim

OSMANLIDA MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM



Osmanlı Devleti 'nde teknik eleman ihtiyacı uzun süre Lonca teşkilatı içerisinde küçük yaşta alınan çocukların yetiştirilmesi suretiyle karşılanmaktaydı. Genellikle anne ve babaları tarafından meslek öğrenmek üzere bir ustanın yanına verilen çocuklar belli bir süre burada çalışarak önce kalfalığa sonra da ustalığa terfi ederdi. Bunun yanı sıra devlete bağlı bazı büyük kuruluşlar da kurs ya da okullar açarak ihtiyaç duydukları kalifiye elemanları yetiştirmekteydiler.

Ancak 18. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa'da tekniğin tabii ilimlerle birlikte gelişmesi ve sanayi alanında kullanılmaya başlanmasından sonra Osmanlı Devleti'nde Lonca sistemine dayalı kalifiye eleman yetiştirme girişimi Batıya nazaran yetersiz kaldığı için mesleki eğitim kurumlarının açılmasına dair girişimlere başlandı. Bu amaçla Osmanlı ordularının modern savaş tekniklerine göre eğitimlerini sağlamak için 1793 te "Mühendishane-i Bahri Hümâyun" ve 1796'te "Mühendishane-i Berri-i Hümâyun" okulları açıldı1. Okullara uzman eleman yetiştirmek gayesiyle Fransa'ya öğrenciler gönderildi. Avrupa'ya öğrenci gönderilmesine II. Mahmut döneminde de devam edildi. Ayrıca Zeytinburnu ve Tophane fabrikaları kuruldu. Sanat bilen kura askerlerinin askerî fabrikalarda görevlendirilmesine başlandı. II. Mahmut'un son yıllarında Viyana daimi elçisi olarak görev yapan Sadık Rıfat Paşa'nın (1807-1857) Avrupa'daki sanat okullarının gelişimini de içeren bir risalesini ilgili makamlara vermesi ile konu yeni bir boyut kazandı. Rıfat Paşa "İdare-i Hükümetin Kavaidi Esasiyesf adlı risalesinde ekonomik kalkınmanın sağlanması için el sanatları ve endüstride çalışacak uzman elemanların yetiştirilmesi gayesiyle mesleğe yönelik okulların açılmasını ve ilk defa ciddi anlamda mesleki eğitimin çıraklık eğitiminden ayrılarak genel eğitimle beraber ele alınmasını önerdi2. Bu ve benzeri önerilerden ciddi şekilde faydalanmak isteyen dönemin sultanı Abdülmecit(1823-1861) Ocak 1845'teki Meclis-i Valâ-yı ziyaretinde bir maarif meclisinin toplanması gereği üzerinde durdu. Sultanın direktifleri doğrultusunda toplanan maarif meclisi ilk olarak yapılacak işlerle ilgili bir plan hazırladı. Hazırlanan planda öngörülen hedeflerin başında devlet hizmetlerinin daha iyi yürütülmesi çerçevesinde teknik eleman yetiştirilmesi düşüncesi ön plana çıktı. Bu amaçla ilk olarak 1847'de Yeşilköy'de bir tarım okulu açıldı. Ancak okul uzun ömürlü olamadı Ardından yeni kurulmaya başlanan fabrikaların ihtiyaç duyduğu teknik elemanların yetiştirilmesi maksadıyla 1848'de İstanbul'da sanayi müesseselerinin yoğun olarak bulunduğu Zeytinburnu'nda bir sanayi Mektebi kuruldu. Ancak okul büyük masraflar yapılarak kurulmasına rağmen eğitime başlayamadı. Toplanmış olan öğrenciler de bursların ödenmemesi üzerine dağıldı. Bu başarısızlığın sebepleri arasında imparatorluğun içinde bulunduğu mali zorlukların yanında okutulacak öğrenci bulunamaması ve mektebi kurmakla görevli birisi başöğretmen diğeri müdür iki Ermeni'nin bu konuda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmamaları sayılabilir.


İSTANBUL SANAYİ MEKTEBİ


Sanayi Mekteblerin Öncüsü Islahhaneler

Gelişmelerin ardından 1863'te İstanbul'da sanayi sergisi açıldı. Sergide Türk sanayisinin Avrupa sanayisi karşısında rekabet gücünün kalmadığı görüldü. Yabancı esnaf ve tüccarlar karşısında rekabet gücü kalmadığı için dağılmaya başlayan yerli esnaf ve tüccar teşkilatlarının içine düştüğü duruma daha fazla seyirci kalmak istemeyen devlet bu duruma bir çözüm bulmak maksadıyla yan resmi mahiyette bir teşkilat olan "Islâh-ı Sanayi Komisyonunun kurulmasına öncülük etti7.
Babıâli'nin Islâh-ı Sanayi Komisyonu'nu kurmaktaki amacını şu şekilde özetlemek mümkündür8 ;
1. Osmanlı pazarlarını ele geçirmiş olan yabancı mallara karşı güçlü bir rekabet oluşturmak
2. Güçlü sanayi kuruluşlarını vücuda getirerek bunlar için etkili devlet desteğini sağlamak
3. Gerekirse ham madde ithal ederek seri üretime geçilmesine imkân sağlamak
4. Üretim kalitesini belirli bir seviyede tutmak fiyatları kontrol etmek ve devletin ihtiyacı olan mallan bu kuruluşlardan temin etmek
5. Her sanat dalı için gerekli okullan açarak kalifiye eleman yetiştirmek
6. Esnaflar arasında yardımlaşma ve dayanışmayı mümkün kılmak.
İstanbul'da bu gelişmeler olurken 1861-1868 tarihleri arasında Tuna Valiliği'ni yürüten Mithat Paşa (1822-1884) valilik mıntıkasının asayiş problemlerini çözdükten sonra sanayi Mektebleri konusuna eğildi. Tuna ordusunun kumaş ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla dokumacılığı teşvik etti halkı olup bitenler den haberdar etmek için vilayet gazetesini çıkardıulaşım alanında ciddi adımlar attı. Bütün bu işler için gerekli olan teknik elemanı yetiştirebilmek gayesiyle 1863'te Niş'te 1864'te Rusçuk'ta ve daha sonra da Sofya'da Islahhaneler açtı. Bu Islahhanelerin kısa sürede başanya ulaşmalan ve devletin endüstriyel eğitimini yaygınlaştırmaya yönelik gayreti sonucunda Islahhanelerin tesis edilmesine karar verildi. Bu amaçla Mithat Paşa'nın ıslahhaneler hakkında hazırladığı nizamname vilayetlere gönderildi. Islahhaneler ileride kurulacak olan sanat okullannın temelini oluşturdu.
Öncelikle kimsesiz çocuklann alındığı ıslahhaneler için 52 madde ve 3 kısımdan oluşan bir nizâmnâme de hazırlandı. Nizamnâme'nin;

1. kısmında ıslahhanelere alınacak öğrencilerde aranacak şartlar okutulacak dersler ve öğretilecek sanatlar
2. kısmında ıslahhanelerde görevli memurlar ve vazifeleri ıslahhanelerin gelir ve giderleri ile imalat durumu
3. kısmında da uygulanacak cezalar ile mesleklerinde başarılı olanlara verilecek mükafatlar ele alınmıştır.
Kimsesiz ve fakir çocuklar ıslahhanelere parasız kabul edilirken hali vakti yerinde olan aile çocuklanndan her sene için 500 (beşyüz) kuruş ücret alınmakta idi.

Islahhanelerde eğitim süresi beş yıldı. Bu okullarda okuyup yazmaktan ziyade sanat öğrenmek esas olmakla beraber; öğrencilere belirli bir seviyede okuma yazma hesap defter tutma ve resim öğretilmekte idi. Bunların yanı sıra Niş'teki ıslahhanede terzilik kunduracılık mürettiplik (ciltçilik) ve fotoğrafçılık; Rusçuk'taki ıslahhanede araba fabrikasına ustalar yetiştirmek üzere araba yapıcılığı; Sofya'da ise çuha fabrikasına eleman yetiştirmek üzere dokumacılık ve makinistlik bölümleri kurulmuştur.
Islahhanelerin giderleri için gerekli olan kaynak; halkın yardımı ve bağışları ile okullara ait gayri menkul gelirlerinden mahkeme harçlarına alınan hisselerden ve öğrencilerin imal ettikleri eşyalardan elde edilen hasılat ile karşılanmakta idi.

Sanayi mekteblerinin daha sonra Diyarbakır Bursa Kastamonu Selanik Şam Bağdat ve Konya gibi büyük vilayetlerde de açılmış olması bu okulların tutulduğunu ve bir ihtiyaca cevap verdiğini göstermektedir.

İSTANBUL SANAYİ MEKTEBİ'NİN KURULUŞU VE GELİŞİMİ

Mithat Paşa ordunun ihtiyaçlarını karşılamak gayesi ile 1865'te Rusçuk'ta öksüz kızlar için de bir ıslahhane açmıştır. Mithat Paşa Tuna Valiliğinden İstanbul'a Şura-yı Devlet reisliğine (Danıştay) atanınca (6 Mart 1868)19 Sanayi ıslahhaneleri ile daha geniş şekilde ilgilenmiş ve Türk Sanayisinin çökmesini önlemek ve onu himaye etmek için Islah-ı Sanayi komisyonunun çalışmalarına katkıda bulunmuştur.

Bu komisyonun çalışmaları sonunda Kasım 1868'de Mekteb-i Sanayi İstanbul'da Sultanahmet mevkiinde eski Kılıçhane ile etrafındaki arsalar üzerine inşa edilmiş binalarda tedrisata başladı20. Okul binası dershaneler ve atölyelerin yanında bir de fabrika ihtiva ediyordu. Başlangıçta on üç yaşından küçük elli öğrencinin alındığı okul devletin ileri gelenlerinin de hazır bulunduğu bir törenle açıldı. Okulun açılış konuşmasını Mithat Paşa yaptı21. Okulun müdürlüğüne o dönemde Üsküdar'daki Özbek Tekkesi şeyhi olan İbrahim Ethem Bey atandı22. Sanayi mektebi için fi 24 Şaban 1285 (11 Aralık 1868) tarihinde Şurayı Devlet tarafından okulun kuruluş gayesi programı ve yönetim esaslarını belirleyen 64 maddelik bir nizamname hazırlandı.


İstanbul Sanayi Mektebi Nizamnamesi

Nizamnamenin;
Birinci bölümü (1-30) okulun kuruluş gayesini ortaya koymaktadır ve okutulacak dersleri ihtiva etmektedir.
İkinci bölüm de (31-43) okulun yönetici ve hizmetli kadrosu ile ilgilidir. Bunların görevleri (31-38) okulun gelir gider ve Mektebi-i Sanayi umum sandığının idaresi ile ilgilidir.
Üçüncü bölümde ise (44-64) talebenin sınavları genel güvenliği öğrencilere verilecek cezalar ve onların terbiyesi ve öğrencilere verilecek mükafatlar ele alınmıştır (50-64).
Nizamnamenin; ikinci maddesine göre okutulacak dersler hiref (sanatlar) sanayi demircilik dökmecilik makinecilik mimarlık her türlü maden imalat
ağaç işleri terzilik kunduracılık ve mücellitlik gibi dersler ve bu derslere ilaveten bunları tamamlayan Fen ilimleridir. Bu okulun 1. sınıf imtihanını başarı ile verenlere "çıraklık" 2. 3. ve 4. sınıflan tamamlayanlara derece derece "kalfalık" son sınıfı tamamlayanlara da "ustalık" hakkı tanınmıştır25.
Üçüncü maddeye göre Sanayi Mektebi dahili ve harici olmak üzere ikiye ayrılmış; dahili şubede olan talebelerin 13 yaşından küçük olacak ve leyli (yatılı) ve nehhari (gündüzlü) kalacaklar ve sayıları 500'ü geçmeyecektir. Harici şubenin talebeleri en fazla 30 yaşında olacak mutlaka işe yarayacak sanat ve marifet tahsil edecek ve yalnız gündüzleri okula devam ederek geceleri evlerinde ikamet edeceklerdir. Nizamnamenin altıncı maddesi her sınıfta okutulacak derslerle ilgilidir. Her sınıfta okutulacak derlerin listesi EK.l verildiği gibidir.

Dokuzuncu maddeye göre okulun dahili ve harici şubelerinde bulunan talebelerin her birine sınıflarına göre ücret-i yevmiye verilecektir.
Onuncu maddeye göre talebelerden birisi yılda yalnız 300 gün iş işlemiş olsa eğer talebe dahili şubeden ise okuldaki yiyecek ve elbise masrafı çıktıktan sonra birinci sene için 20 ikinci sene için 40 üçüncü sene için 60 dördüncü sene için 80 ve beşinci sen için 100 para (100 para 25 kuruş; 100 kuruş 1 liradır. ) kendi yed'ine verilecek; yansından fazlası emniyet sandığına konulan nisfı (yarı) faizi ile terakküm (birikmiş) faiziyle beşinci sene sonunda 1250 kuruşa; talebe harici şubede ise yılda 300 gün hesabıyla işlediği işin yevmiye ücretinde yalnız elbise parası çıkanldıktan ve bakisinin nisfı kendine verildikten sonra nisfı emniyet sandığına konulacaktır. Onunda işlenmiş faiziyle beşinci sene sonunda miktan 2500 kuruşa ulaşacağından bu akçeler hangi öğrencinin ücretinden artırılmış ise onun malı addedildiğinden okuldan çıktığında kendisine teslim edilerek işleyecekleri sanat için sermaye ihtisas kılınacaktır.

Ondördüncü maddede belirtildiğine göre; mektebi sanayide okutulacak dersler sabah başlayacak vakti zuhurda (öğle ezanından 2 saat evvel) tamamlanacak ve ondan sonra talebeler sanat mahalline sevk edileceklerdir. Bu durumda teorik dersler öğleye kadar uygulamalı dersler ise öğleden sonra yapılacaktır. Uygulamalı dersler günde kışın 5 yazın 6 saatten az olmayacaktır.
Kırkdokuzuncu maddeye göre ise; fenni makine ilim ve ameliyesinin tahsili 6-7 seneye mütevakif 5 seneden ziyade kalan talebenin 6. ve 7. sene ücretleri sunufı saire şakirdanın (çırak) ücreti yevmiyelerini iki katı olacaktır ve makine fenni için 6. sınıftan 7. sınıfa nakleden ve 7. dereceye vusul ile makine fenninden şahadetname alan şakirdan muallimine sair sınıflar ustalarına verilen mükafatın iki katına ifa olacaktır.

Sanayi mektebi bir taraftan yabancı öğretmen ve uzmanlardan kadrosunu takviye ederken diğer taraftan da okulu başarı ile bitiren talebeleri Batı teknolojisini yakından tanımaları açısından Avrupa'ya göndermekteydi. 22 Ramazan (1286) tarihli bir tezkereden anlaşıldığına göre sanayi mektebi öğrencilerinden 20 kişinin çeşitli sanat dallarından eğitim görmek üzere Paris'e gönderilmeleri kararlaştırılmıştır..

Islâh-ı sanayi Komisyonu 1874'e kadar başarılı bir şekilde çalışmalarını yürüttü. Ancak o yıldan itibaren önemini yavaş yavaş kaybederek sanat okulu mahiyetinden uzak bir hal aldı. Bunun en önemli sebebi okulun iki önemli koruyucusu Mithat Paşa ve ıslâhı sanayi komisyonundan mahrum kalması sayılabilir.

Aynı yıl İzmir Bursa Kastamonu Bosna Trabzon ve İşkodra'da 1869'da Erzurum'da; 1870'te Diyarbakır'da sanayi mektebleri açıldı. Bunlardan Kastamonu ve İstanbul'dakinde kızlar bölümü de vardı.


II. Abdülhamit Döneminde İstanbul Sanayi Mektebi

Sanayi Mektebleri II. Abdülhamit döneminde (1876-1909) önemli bir kısmında bazı değişiklikler olmasına rağmen 1868'deki nizamnameye bağlı olarak eğitimine devam etmiştir. 1882'de bu okullar II. Abdulhamit'in (1842-1918) adına bağlanarak 'Hamidiye Mektebi Sanayi Alisi' kapsamında yeniden düzenlendi. Daha sonra II. Abdülhamit devrinin başında sultanın emriyle bir 'Heyet-i Teşvikiye-i Sanayi-i teşkil olunmuştur30. Bir heyetin vazifesi genel olarak imparatorlukta sanayi-i geliştirmek için bazı tedbirler almaktı. Heyet-i Teşvikiye-i Sanayiin görevlerinden biri de sanayi mekteblerini geliştirmek ve sanayi mektebini ıslah etmekti. Yani teknik ile sanat eğitim ve öğretimini imparatorluğun coğrafyasına yaymaktı.

Bu sırada sanayi mekteblerine Maarif-i Umumiye manzumesi içinde yer vermek isteyen ve ticaret sanayi teknik ve sanat gibi maddi ilimlerin önemini iyi bilen Sadrazam Sait Paşa'nın (1838-1914) bu konudaki teşvik ve tedbirleri sarayının yayılması konusunda önemli bir yer tutar. Sait Paşa daha 1888 (1306) da ilkokuldan sonra eğitim ve öğretimi üçe ayırmayı düşünmüştür. Buna göre ilkokulu bitiren bir çocuk eğer ilim tahsil etmek istiyorsa Sultanilere sanayi ve fen tahsilini istiyorsa Rüştiyelere ve oradan teknik yüksek okullarına; gidicek yok ikisini de istemezse altı yıllık 'Ulum-u Maddiye Mektebleri'nde tahsilini tamamlayacaktır.

Sait Paşa'nın öngörülen bu projesi gerçekleştirilemedi. Bununla birlikte sanayi mekteblerinin konumlarının iyileştirilmesi ile yakından ilgilendi.
Ancak 1894 (1310)'e kadar bu okullar başı bozuk bir dönem geçirmiş ve öğrenci sayılarında da ciddi sayılabilecek azalmalar olmuştur. Öğrenci kayıt ve kabulünde de ciddi problemler yaşanarak 10 (on) yaşının altındaki çocuklar da okullara kabul edilmiş; bu çocukların herhangi bir sanat kolu ile uğraşmalarına izin verilmemişti. Bununla beraber on yaşın altındaki çocuklar için "ihtiyaç sınıflan" oluşturulmuş ve burada Elifba-i Osmani Kıraat-i Türk-i Kuran-ı kerim Ulüm-u Diniye gibi dersler okutulmaya başlanmıştı. Ebuzziya Tevfık (1848-1913) kimsesiz çocukları barındırmaktan ve karınlarını doyurmaktan başka amacı kalmamış olan bu okulu yeniden faal hale getirmek amacıyla; yabancı uzmanlardan Fransız Serviyer'i 1894'te Fen Muavinliğine 1891'de Lusak'i marangozhane Fridman'ı tenekecilik Mister'i demirhane şefliğine getirdi. Bunların dışında 1891-1908 döneminde daha alt seviyede olmak üzere başka yabancı uzmanların getirildiği de bilinmektedir.
Yeniden toparlanmaya çalışılan okulun binası 1894 (1310) tarihindeki büyük depremde yıkılınca talebeler bir müddet Atpazan ve Şehzadebaşı'ndaki muhtelif binalarda tedrisata devam etmiş bir yandan da okulun yeniden inşasına ve kısmen tamirine devam olunarak 19 Ağustos 1315 (1899)' te ikinci defa açılma şenliği yapılmıştır.

Bu arada Ebuzziya Tevfık sanat okulu ıslahı konusunda fen muavini Serviyer' le birlikte ayrıntılı bir rapor da hazırlayarak dönemin Sultanı II. Abdulhamid'e sunmuştur.

Ebuzziya Tevfik'in Mektebi Sanayi-i Şahanenin ıslahı hakkındaki şu ifadeleri dikkat çekicidir: "Mektebi Sanayi Şahane 300 bu kadar şakirdi şamil ve cümlesi meccanen tahsil ve iaşeyi nail iken tahsilatı seneviye-i mekteb 120 000 franktan ibarettir ki Fransa'daki emsalinden üç defa dûndur (az) bu sebeple Mektebi Sanayi unvanına ayrılan bu mekteb sanatı için muhtaç olduğu upsaiti (müsaiti) bugünkü günde tedarik edememekte ve yalnız bir melce-i bîvâregân (kimsesizlerin sığınağı) şeklinde bir takım aceze-i etfâli (düşkün-fakir çocuklar) barındırmaktadır ki şu haline nazaran ihtiyar buyurulan masraf lüzumundan ziyadedir. Eğer maksat bir melce-i eftal olmayıp da sanayi mektebi ise ani istikbal ve temin edecek vesaitin o nisbette rayegân (bedava) tutulması ispat ihtiyacından azadedir".


Sultan II. Abdulhamit'e sunulan bir diğer lâyiha da Mösyö Serviyer'in kaleme aldığı Mekteb-i Sanayi'nin ıslahı ve tanzimi hakkındaki rapordur.
Serviyer lâhiyasında mevcut sanayi mekteblerindeki olumsuzluklardan bahsederken esasen okula 13 yaşının altında öğrenci alınmaması gerekirken bu yaşın altında öğrenci alındığındanokuldaki öğretmen alet ve adevatın eksikliğinden sanayi mektebinde okutulmaması gereken derslerin okutulduğundan bahsetti. Serviyer ayrıca sanayi mektebine 13 yaşın altında ve 15 yaşın da üstünde talebe alınmaması üzerinde durarak hiçbir talebenin 20 yaşından sonra okulda kalmaması gerektiğinin altını çizdi. Okula kayıt olacak talebelerden iptidai bir okuldan mezun olduklarına dair şahadetname aşı olduklarına vücutça sağlam ve el işlerini yapabileceklerine dair bir tabibin raporu ile hüsnihal kağıdının istenmesi gerekliliği belirtti.


Okulda kunduracılık terzilik mürettiplik (dizgicilik) gibi sanatlar olduğu halde Serviyer yalnız tesviyecilik demircilik marangozluk ve dökümcülük şubeleriyle meşgul olurdu. Fen şubelerinin 2. ve 3. sınıflan oluşturulurken eski sisteme tabi sınıflar da muhafaza edilmişti. Serviyer bu sınıflarla da ilgilenmiyordu. Bununla birlikte bölge sanat okullarında yabancı uzmanların görev yaptıkları 1894-1908 senesi arasındaki 14 yıl ders ve iş programlarında

önemli sayılabilecek herhangi bir değişikliğe gidilmediği için bir istikrar devresi olarak kabul edildi.

Yalnız 1907'de ders programına ahlak ve din dersleri ilave edilmiş ve bu derslerle ilgili ilmiye bölümden ikinci bir müdür yardımcısı tayin edilmiştir. Aşağıda 1894-1908 tarihleri arasında İstanbul bölge sanat okulunun muhtelif
II. Meşrutiyetten Sonra İstanbul Bölge Sanat Okulu

II. Meşrutiyetin ilanından sonra bölge sanat okulları Ticaret ve Ziraat Nezareti Sanayi Müdüriyet-i Umumiyesine bağlandı. Bu nezaret mesleki eğitime itina ile eğildi. Yurt içinde okullarda görev yapacak yeterli uzman elamanın bulunmadığını tespit etti. Okulların eğitim kalitesini artırmak için bilhassa nazarî ders öğretmenlerinin Avrupa'dan getirilmesine özen gösterildi. II. Meşrutiyetten sonra sanat okullarının programlarına yeni teknik dersler ilave edildi. Bu derslerin büyük bir kısmında Türkçe ders kitapları bulunmadığından ders kitapları yurt dışından tedarik edildi. Sanayi Müdüriyet-i Umumiyesi teknik ders okutan öğretmenlerine faydalandıkları yabancı kaynaklardan okutmakta oldukları ders kitaplarını tercüme etme mecburiyetini koymuştur. O dönemde tercüme edilerek okullarda okutulan eserlerden bazıları şunlardır:

Ağara İnşaatı Umumiye Çeviren Ömer Lütfı
Ağara Fenni Mihanik Hareket ve Muvazeret Çeviren Ömer Lütfı
Ağara Metalürji Çeviren Hüsnü
Ağara Buhar İstiğsalı ve Buhar Makineleri Çeviren Fuat Kâmil.

Sanayi Müdüriyet-i Umumiyesi sürekli yabancı öğretmenlerin etkisinde kalmamak ve gelecekte kendi vatandaşlarımızın bu okullarda öğretmenlik yapmalarını sağlamak için; muhtelif tarihlerde okuldan mezun olan talebeleri Avrupa'ya göndererek ihtisas yapmalarına imkân tanımıştır. Bu cümleden olmak üzere 1909'da 2 öğrenci Fransa'daki sanat okullarına 5 öğrenci Almanya'daki muhtelif fabrikalara; 1910'da 3 öğrenci Fransa'ya 6 öğrenci de Almanya'daki fabrikalara; 1914'te 49 öğrenci Macaristan'daki sanat okullarına gönderilmiştir. Macaristan'a gönderilenler o dönemde Osmanlı Devleti'nin çeşitli vilayetlerdeki sanat okullarından seçilen en başarılı beş öğrencidir .


1913 yılında İdare-i Umumiye-i Vilayet Kanunu'nun yayınlanması üzerine sanayi okullarının masrafları vilayetlerin özel idare bütçelerine dahil edildi . Bu tarihten sonra sanayi mektebleri daha istikrarlı bir duruma girdi. Bir kısmı yönetmelik ve programlara bağlandı. Fakat her vilayet ayrı program tatbik ettiğinden okullar arasında bir birlik kurulamadı.


Balkan Harbi'ni takiben I. Dünya Savaşı'nın çıkması ve bu savaşın getirdiği yük sanayi mekteblerine verilen önemin daha da artmasına sebep oldu. Bunun üzerine Sanayi Müdüriyet-i Umumiyesi başta İstanbul olmak üzere diğer vilayetlerdeki sanat okullarıyla yakından ilgilenmeye başladı ve bakanlığın onayı ile Alman hükümetinden 12-18 yaşları arasında on bin kadar öğrencinin meslekî ve teknik öğretim görmek üzere Alman fabrikalarına kabul edilmesini talep etti. Alman sanayi odalarının bu öneriyi benimsemesi üzerine iki hükümet arasında bir protokol imzalandı. Hazırlanan protokolde Türk öğrencilerinin Alman köylerinde ya da orta büyüklükteki kasabalarda 3-4 yıl eğitimleri öngörülmüştür40. Öğrenciler öğrenimlerini tamamladıktan sonra eğitimleri sırasında masraflarını karşılayan fabrikalarda 1-2 yıl ücretsiz çalışacaklardı41.
Osmanlı Hükümeti'nin yanı sıra Osmanlı ticaret ve sanayi odaları da Almanya'ya öğrenci göndermişti. Terzilik kunduracılık marangozluk demircilik dülgercilik ve boyacılık öğrenecek olan bu gençler dört yıl süre ile Almanya'da kalacaklardı. Öğrenim için Almanya'ya öğrenci gönderen diğer bir kuruluş Türk-Alman Cemiyeti'ydi.

kunduracılık elektrik mühendisliği ve ziraat makinistliği şubelerinin kurulacağı belirtiliyordu.
Osmanlı Coğrafyasının diğer vilayetlerinde de valiler ve ordu mensuplarının gayretleri ile benzer çalışmalar yapılmış ve yeni okulların kurulması veya eskilerinin genişletilmesi için girişimlerde bulunulmuştur. Bu cümleden olarak Suriye'de 4. Ordu komutanı Cemal Paşa ve Vali Azmi Bey'in çabalarıyla yeni sanayi mektebleri açıldı. Hayfa Kudüs Yafa Beyrut ve Şam Sanayi Mekteblerinin geliştirilmesi amacıyla Almanya'dan Offenbourg Sanayi Mektebi müdürü Dr. Stücker getirilerek önerileri alındı46.
Macaristan'dan umumi müfettiş olarak getirilen Turdai Sanayi mektebleri için yeni bir nizamname de hazırladı. Tamamı altı bölüm ve 47 maddeden oluşan nizamnamenin;
Birinci bölümün (1-3 madde); okulun ismi amacı ve bütçesinin nasıl idare edileceği
İkinci bölümü (4-11 madde) okulun teftişi
Üçüncü bölümü (12-16. madde); okulun tedrisatı
Dördüncü bölümü (17-29 madde); okulun personel kadrosu
Beşinci bölümü (30-38 madde); okul talebelerinin kayıt şartlan sınav ve sınıf seçme

Altıncı bölümü ise (39-47 madde); okulun asayişi ile ilgilidir.

Buna göre nizamnamenin 2. maddesiyle "Sanat okulunun ismi İstanbul Sanayi Mektebi olup Ticaret ve Ziraat Nezareti bütçesinden idare olunur" denilirken; eğitim ile ilgili olan 12. maddesinde de mektebin şimdilik tesviyecilik tesisat dökümcülük marangozluk ve inşaat sanayi kollanm ihtiva edeceği belirtilir.
14. maddede Sanayi Meclisi Mektebinin ders programlan hakkında izahat verilmekte ve ders programlannın maarif nezareti tarafından tasdik edilmedikçe yürürlüğe koyulmayacağı; bir hafta zarfında "48" saat ders olup bunun sınıfın yansının uygulama olduğu mektebin heyeti talimiyesinin her 3 senede bir ders programlarını tetkik edeceği ve bu babta sanayi meclisinin temenniyatını istima edip netice-i karannı nezareti aidesinin emrü iradesine arz edeceği belirtilmiştir.


Almanya'ya gönderilen öğrenciler yaşlarının küçük oluşu (12-18) sebebi ile genellikle yetim mekteblerinden seçiliyor ve başlarında bir bakanlık yetkilisi bulunuyordu.
Diğer taraftan bilgilerinden istifade edilmek üzere; İmparatorluktaki bütün sanayi okullan için Almanya ve Macaristan'dan 1915 yılında alanlannda uzman umumi müfettişler; İstanbul'daki sanat okulu için umumi müfettişin yanı sıra sanayi istatistik uzmanı ders naziri ve tesviye öğretmeni getirildi.


Macar uyruklu Turdai ile birlikte göreve başlayan Alman uyruklu Lucatsch okulun geliştirilmesi hakkında bir yasa tasansı hazırlayarak Babıâli'ye sundu. Tasanda sanayi mekteblerinde makinistlik şoförlük


15. maddede eğitim öğretimin Eylülün birinci günü başlayıp haziran sonuna kadar devam edeceği yazılıdır. Bu müddetin son 15 günü sözlü ve yazılı imtihanlara tahsis edilmiştir. Ramazanda günde 3 saat talebeler ameli işlerle ve resim yapmakla uğraşacaklar ve her cuma günü ile resmi günlerde mekteb tatil edilecektir.

30 ve 31. maddelerde talebelerin yatılı ya da gündüzlü olarak okula kabul edilmeleri için nüfus belgesi aşı belgesi iptidai tahsil belgesi ve bir yıl kadar bir imalathanede bilfiil çalıştığını ya da (İstanbul dışında) bir sanayi mektebinde bir sene okuduğuna dair belge getirmeleri şart koşulmuştu.
32 33 ve 34. maddelerde okulda yatılı kalacaklardan bahsedilmekte ve okulda yatılı kalacaklardan 12 gündüzlülerden 6 liranın iki eşit taksitte alınacağı ve okul kıyafetinin ailesi tarafından yaptırılacağı; okulda ücretsiz okumak isteyenlerden muhtaç olduklarını gösteren belgeyi okul idaresine sunmaları gerektiği belirtilmektedir.


Sanayi Umum Müdürü ile bu müdürlüğe bağlı Sanayi ve Tedrisatın Müdürü Avrupa'da eğitim gördüğünden oradaki programı İstanbul Sanayi okulunda da uygulamak istediler. Bu itibarla uygulamada olan orta derecede sanat okullarının yanı sıra yüksek derecede sanat okullarının kurulması gereğine dikkat çektiler. Aynı dönemde taşradaki sanayi mekteblerinin 1. sınıflarına hazırlayıcı dersler konuldu. 2. ve 3. sınıflan ticaret ziraat sanat ve umum bilgiler şubeleri haline getirildi. Fakat ders araçları atölye ve bilhassa bu yeni programı tatbik edecek öğretmenler bulunamadığından iyi sonuçlar alınamadı.


Mondros Mütarekesi'nden 1928 Yılına Kadar Sanayi Mektebi


30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesini takiben daha önce getirilmiş olan uzmanların ülkelerine geri dönmek zorunda kalmaları üzerine sanayi umum müdüriyeti 1918'den 1921'e kadar uygulamada kalacak olan yeni bir nizamname hazırladı. Bu yeni nizamnamenin en karakteristik özelliği sanat okullarını bir demir sanatları okulu haline getirmesidir.


1921 yılında Sanayi Umum Müdürlüğü tarafından Sanayi Mektebleri Nizamnamesi tekrar değiştirilerek 1927 yılına kadar uygulanacak yeni bir
nizamname yürürlüğe kondu . Bu nizamnamenin 1. maddesinde göre Dersaadet Sanayi Mektebi'nin demir ve ahşap sanayi şubesi ile elektrikçilik ve ebniye (bina) inşaatı sanayinde teorik ve uygulamalı bilgi ile donanmış usta adaylarını yetiştirmeye yönelik bir okul olduğu belirtilmektedir. Nizamnamenin 4. maddesinde ise okulun eğitim süresinin 4 yıl olduğu belirtildikten sonra bu süre içinde okutulacak teorik ve uygulamalı derslerin dağılımı EK 3. verildiği gibidir50.
Nizamnamenin 5. maddesinde sınav süreleri dahil olmak üzere eğitim süresinin 16 Eylül'den 15 Temmuz'a kadar olduğu yazılıdır. Yalnız inşaat kalfalığı şubesinin 3. ve 4. sınıflarının Mart ayının sonunda dersleri biter ve talebeler 5 ay boyunca inşaat mahallinde bedenen çalışmak zorundadır. Nizamnamenin 7. maddesine göre okulda ücretsiz eğitim görecek talebeler kabul müsabaka sınavına ücretliler ise kabul yeterlilik imtihanına tabidirler. Müsabaka ve yeterlilik sınavları Türkçe Hesap Hendese ve Resim sahasında yapılmaktadır. 14. maddede ücretli talebeler iaşe bedeli olmak üzere her yıl ticaret ve ziraat nezareti tarafından belirlenecek olan ücretleri 3 taksitle ödeyecekler 1. taksit ödenmedikçe talebeler okula kabul edilmeyecektir.


Ancak bu nizamname Osmanlı devletinin 1922 yılında ömrünü tamamlamasıyla uygulanamamıştır. Bütün iyi niyetli çalışmalara ve zaman zaman iyi neticelerin alınmasına rağmen; sanat okullarında beklenen başarıya ulaşılmadığı ve teknik eleman ihtiyacının karşılanamadığı I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele sırasında ihtiyaç olan teknik eleman ihtiyacının giderilmeme sinden anlaşılmaktadır. I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele sırasında hissedilen teknik eleman ihtiyacından Reşat Özalp şu şekilde bahsetmektedir: "I. Dünya Savaşı sonunda ve özellikle İstiklal Savaşı sırasında memlekette meslek ve teknik bilgilere sahip kişilerin yeteri kadar bulunmaması büyük ölçüde kendisini gösterdi. Örneğin büyük taarruz başlamadan önceki günlerde Fransızlardan 100 Berliet kamyonu temin edilmiş ise de işgale uğramamış bölgelerde arandı tarandı ve nihayet bunlardan ancak 20 tanesini işletebilecek şoför ve makine teknik elemanı bulunabildi. Bu sebeple cephane ve mermilerin büyük bir kısmı kağnı arabası ile taşınabildi. "


Yeterli teknik elemanın bulunamaması hususu 1930 yılında toplanan Sanayi Kongresi'ne de konu olmuş ve bunun gerekçesi kongreye katılan delegelerden Bekir Vehbi Bey tarafından şu şekilde açıklanmıştır; "Bu memlekette bundan 50-60-sene evvel bir çok vilayette sanayi mektebi açmakla meşgul olunmuştur. Fakat memleket bunlardan pek az fayda görmüştür. Çünkü yetişen erbabı sanayi bir sanat müessesesine bağlanmadığı için (talebe okulu bitirdikten sonra) ya polis olur ya da kâtip olurdu.

Bunun önüne geçilmesi için Nizamettin Bey yapılması gerekenleri şu şekilde özetledi: 'Şu halde iş dönüp dolaşıp istihsal ve istihdam programının yapılması ile bir sanayi siyasetinin olmasıyla icra edilebilir. Eğer muayyen ve muvazzah (açıklanmış) programlar olsaydı ona göre kemiyyet ve keyfiyeti yetiştirmek mümkün olabilirdi; yani kaç muallime kaç ustabaşına ve mühendise ihtiyaç var belli olurdu. Ve o zamanda sanayi mezun rüsumat memuru olmazdı herkes yerini bulurdu. Bu suretle her meslek erbabı da memlekete vatana azami istifayı temin ederdi" .

Bir başka raporda da milli mücadele sırasında karşılaşılan teknik eleman azlığı şu şekilde ifade edilmiştir: "Gerek umumi harpte ve gerek istiklal harbinde memleketimizin endüstri sahasındaki geriliğinden ve teknik elemanın yokluğundan çekilen sıkıntılar memleketin endüstrileşmesi lüzumunu kuvvetle hissettirmiş büyüklerimizin gerek endüstrileşme fikrine varmalarına ve gerekse bu endüstri için adam yetiştirmeyi ele almalarına sebep olmuştur".
Bundan dolayıdır ki Mustafa Kemal (Atatürk) Millî Mücadele döneminden itibaren diğer eğitim kurumlarının yanı sıra sanayi okullarını da gözden geçirerek daha aktif konuma getirilmelerini istemiştir. Bu cümleden olmak üzere 1927 yılından sonra meslek okulları ile ilgili yeni düzenlemelere gidilmiştir.



Sanayi mekteblerinin ilk nüveleri ve nizamnameleri Tanzimat döneminde ortaya çıkmıştır. II. Abdülhamit dönemi eğitim sisteminde I. Meşrutiyet'ten sonra ıslahhane 1885'te Sanayi Mektebi adını almıştır; Ancak 1894'e kadar bir boşluk yaşanmış ve öğrenci sayılarında ciddi sayılabilecek azalma olmuştur.
1894'ten sonra hem okul sayılan artmış hem de okullar müstakil binalarına kavuşturulmuştur. Islahhaneler gerçek sanayi mektebi hüviyetine kavuşturulmuş ve sanayi mekteblerinin sayılan artmıştır.
1913 'te İdare-i Umumiye Vilayet Kanununun yayınlanması ile sanayi mekteblerinin masraflan vilayetler hususi idareleri bütçelerinden karşılanmaya başlayınca okullar önceki döneme nazaran daha istikrarlı bir konuma geldi. Fakat bu kez de her vilayetin ayn program tatbik etmesinden dolayı okullar arasında bir birlik kurulamadı. Bununla birlikte özellikle İstanbul Sanayi Mektebi Balkan ve I. Dünya Savaşında teknik elemanlara duyulan ihtiyacın artmasından dolayı büyük önem kazandı. Bu okuldan mezun olanlann çeşitli Avrupa ülkelerine gönderilerek ihtisas yapmalan sağlanırken Avrupa ülkelerinden de özellikle Macaristan teknik eleman getirilerek öğrencilerin daha iyi yetiştirilmelerine imkân sağlandı. Ancak maddi sıkıntılar ve okullar arası koordinasyon eksikliğinden dolayı bu dönemde de sanayi mekteblerinde istenilen kalitede eleman yetiştirilemedi.









Adnan Giz '1868'de İstanbul Sanayicilerinin Şirketler Halinde Birleştirilmesi Teşebbüsü' İstanbul Sanayi Odası Dergisi Sayı 34
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
egitim, mesleki, osmanlida, teknik

Seçenekler
Stil


Saat: 19:48

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,