ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Osmanlı Tarihi


Karamanoğlu İbrahim Beyin Sevgendnâmesi


Karamanoğlu İbrahim Beyin Sevgendnâmesi

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Osmanlı Tarihi Forumunda Bulunan Karamanoğlu İbrahim Beyin Sevgendnâmesi Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Karamanoğlu İbrahim Beyin Sevgendnâmesi Karamanoğlu ibrahim Beyin II. Murad'a Vermiş Olduğu Ahidnâme Karaman hükümdarı Nasirüddin Mehmed Beyin (1398-1423) Antalya'yı muhasara ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 16 Temmuz 2015, 13:45   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Karamanoğlu İbrahim Beyin Sevgendnâmesi

Karamanoğlu İbrahim Beyin Sevgendnâmesi

Karamanoğlu ibrahim Beyin II. Murad'a Vermiş Olduğu Ahidnâme



Karaman hükümdarı Nasirüddin Mehmed Beyin (1398-1423) Antalya'yı muhasara ettiği sırada bir top güllesinin isabeti ile 1423 yılında ölmesi üzerine Karaman tahtına oğlu Tacüddin (Sarimüddin) İbrahim Bey geçmiştir. Osmanlıların yardımı ile amcası Ali Bey' i Niğde'ye çekilmeye mecbur eden İbrahim Bey daha sonra Osmanlılarla dostluğunu bozmuş ve Sırp Despotu aracılığı ile Macarlarla Osmanlılar aleyhine ittifak tesis ederek 1433'de Beyşehir'i ele geçirmiştir. Avrupa'da Macarları mağlup eden Osmanlılar Karaman üzerine yürüyerek Akşehir Beyşehir Seydişehir Said-ili ile Konya ve Karaman'ın İçel'den gayri yerlerini zapt etmişlerdir. İbrahim Bey durumun tehlikesini anlayınca memleketin en büyük alimlerinden Mevlânâ Hamza'yı elçi olarak gönderip sulh istemiş; aldığı yerleri iade etmek ve ahdi bozmamak şartıyla sulh yapılmıştır. Buna rağmen Osmanlı hükümdarı II. Murad bir tedbir olmak üzeredaha sonra Kayseri'yi zapteden İbrahim Bey'e karşı Dulkadir-oğlu Nasirüddin Mehmed Bey ile anlaşmış ve İbrahim Bey' in mukavemeti üzerine Osmanlı-Dulkadir kuvvetleri Kayseri'yi alarak kardeşi İsa Bey'i İbrahim Bey'in üzerine göndermişlerdir. İsa Bey Karaman memleketine yaptığı akınlardan birisinde ölmüştür. Osmanlılar bu işte muvaffak olamamalarına rağmen İbrahim Bey Memlûkların da müdahale edeceklerini anlayarak 1437'de Osmanlılar ile anlaşmıştır.

İbrahim Bey bu anlaşma ile bir müddet Osmanlılar'a karşı hiçbir harekette bulunmamıştır. Fakat 1442 yılında Mezid Bey'in Erdel'de Hermanştad'da şehit düşmesi ile Osmanlılar aleyhine yapılan haçlı ittifakına Karaman-oğlu İbrahim Bey de girmiş ve Osmanlıların Dulkadirliler ile anlaşarak ele geçirdikleri eski Karaman topraklarını yeniden geri alabilmek maksadıylaBizans imparatoru vasıtasıyla Macar Kralına müracaat ederek haçlıları Osmanlılarla harbe teşvik etmiştir.

Söz konusu gelişmeler sonrasında İbrahim Bey ahdini bozarak Osmanlı ülkesi üzerine kuvvet göndermiş ve gönderdiği kuvvetler Ankara ve Kütahya taraflarını tahrip etmişlerdir. II. Murad süratle hareket ederek bunların geri çekilmesini sağlamış fakat haçlılara karşı koymak için tekrar Avrupa'ya dönünce Karaman askeri bir defa daha Osmanlı topraklarına hücum etmiştir. İbrahim Beyin bu son hareketi aleyhinde bir cereyanın uyanmasına sebep olmuştur.

Bir taraftan Rumeli'deki Haçlı ittifakı diğer taraftan da Anadolu'daki Karamanoğlu ile aynı anda uğraşmaktan bunalan Sultan Murad İslam alimlerine müracaat ederek Karamanoğlu İbrahim Bey hakkında fetva istemiştir. Şafiî mezhebi imamlarından İbn Haceri Askalanî Hanefî mezhebi alimlerinden Sa'düddin-i Deyrî ile Abdüsselam-ı Bağdadî ve Malikî ve Hambelî alimlerinden Bedrüddin-i Tenisî ile Bedrüddin-i Bağdadî Sultan Murad'a İbrahim Bey hakkında istediği fetvayı vermişlerdir. Almış olduğu fetvalarla Karaman oğlundan intikam almaya karar veren Sultan Murad 15 Temmuz 1444'de haçlılar ile Segedin muahedesini imzalamış ve bütün hıncı ile Karaman üzerine yürüyerek İbrahim Bey' in yaptığının kat kat acısını çıkarmıştır. Çok zor durumda kalan İbrahim Bey zevcesini ve veziri Server Ağa' yi ve müftüsü Sarı Yakub'u (bir rivayete göre de Mevlana'nın torunlarından Ulu Arif Çelebi ile kendi eşini) sulh akdi için göndermiş ve 'Sevgend-nâme' (ahid-nâme ) vermeye mecbur kalarak Sultan Murad'ın ağır şartlarını kabul etmiştir.


Ahidnâme

Kelime anlamı olarak çeşitli ilimlerde farklı anlamlarda kullanılan ahid kelimesi mastar olarak bir şeyin yerine getirilmesini emretmek talimat söz vermek anlamlarına geldiği gibi isim olarak emir talimat taahhüt antlaşma yükümlülük itimat veren söz anlamlarına da gelmektedir. Ahidde hem yemin hem de kesin söz verme anlamları vardır ki yemin ahdin dinî ve kutsal yönünü söz verme ise ahlâkî yönünü oluşturur. Bunun dışında ittifak hükümleri içeren ve iki taraf arasında imzalanan resmî vesikaya da ahid adı verilmiştir.
Ahidnâme ise vasiyet etmek ısmarlamak yemin edip söz vermek aman vermek ve zimmetine almak anlamlarına gelen Arapça ahd ile Farsça nâme kelimelerinden oluşan birleşik bir isimdir. İki devlet arasında barış ve güvenliğe siyasî ticarî vb. işlere dair imzalanan sözleşmeler ile devletin çeşitli konular için siyasî olarak düzenlediği resmî belgeler için kullanılmıştır. Ayrıca hükümdarın emriyle bazı devlet zümre ve şahıslara özel haklar tanımak üzere düzenlenen belgeler de aynı isimle anılmışlardır.

Osmanlı Devletinde ahidnâme karşılıklı anlaşma sonucu varılan şartları veya istenilen imtiyazları içermesine karşılık tarafların birlikte imzaladıkları bir belge değildir. Fakat bir barış antlaşması söz konusu olduğunda tarafların delegelerince ayrı ayrı imzalanan ve tespit edilmiş şartları ihtiva eden temessüklere göre maddeleri belirlenmiş olan metnin başında Osmanlı padişahının tuğrasının yer aldığı bir belgedir.


Osmanlı diplomatiği bakımdan ahidnâme; padişaha ait ferman ve beratlarda olduğu gibi Allah'ın adı ile Hz. Peygamber ve dört halifenin adlarının zikredilip Allah'ın yardımıPeygamberin şefaatinin istendiği davet rüknüyle başlar ve bunun altında padişahın tuğrası yer alır. Bazı ahidnâmelerde padişahın sıfatlarının sayıldığı ve unvan adı verilen bölüme geçilmeden önce beratları ha¬tırlatan " nişân-ı şerîf-i âlişân-ı sultânı..." veya benzeri bir başlangıç da yer almıştır. Bunun anlamı verilen kişi ya da tarafa birtakım haklar tanıyan ahidnâmelerin bir çeşit berat olarak kabul edildikleridir. Ancak diğer beratlardan farklı olarak ahidnâmelerde mutlaka unvan vardır.

Unvandan sonra karşı tarafın elkâbı ve dua gelir. Giriş takdim sunuş önsöz vb. anlamlarla ifade edebileceğimiz dibacede ahidnâmenin veriliş sebebi ile şartları açıklanır. Bu kısmın içeriği verilen ahidnâmenin çeşidine göre değişkenlik gösterir. Yeni tahta geçen bir hükümdarın selefi zamanındaki bir barışı yenileme ahidnâmesi ile bir savaş sonrasında verilen barış ahidnâmesi (musâlaha) veya ticarî imtiyazları içeren ahidnâmelerin her biri farklıdır. Fakat ahidnâmenin çeşidi ne olursa olsun dibacenin sonunda ahidnâme şartlarına sadık kalınacağına dair söz yer almıştır. XV. ve XVI. Yüzyıl ahidnâmelerinde bu konu daha kuvvetli bir şekilde ifade edilmiştir.

Karamanoğlu II. ibrahim Beyin Osmanlı Sultanı II. Murad'a Vermiş Olduğu Ahidnâme




Ahidnâme Sevgendnâme veya Musâlaha gibi isimler ile anılan belgenin tespit edilebilmiş iki nüshası olup bunlardan birisi; Paris Milli Kütüphanesinde Türkçe ilave kitaplar arasında 660 numarada kayıtlı olan 55-56 yapraklı bir mecmuanın içerisindedir. Bu nüsha İsmail Hakkı Uzunçarşılı tarafından 1937 yılında "Karamanoğulları Devri Vesikalarından İbrahim Beyin Karaman İmareti Vakfiyesi" isimli makale içerisinde yayınlanmıştır. İkinci nüsha ise Konya İzzet Koyunoğlu Müzesinde 13998 numarada kayıtlı bir mecmuanın içerisinde yer almaktadır. Konya'daki bu nüsha daha önce M.Mesud Koman tarafından görülmüş ve Konya Halkevinin yayın organı olan Konya dergisinde yayınlanmıştır.


Ahidnâme İle İlgili Değerlendirmeler

İ.Hakkı Uzunçarşılı'nın "Sevgendnâme (Ahdnâme)" başlığı ile yayınlamış olduğu Paris nüshası ile elimizde bulunan Konya nüshası hem üslup hem de içerik bakımından oldukça farklıdır Fakat ileride tekrar üzerinde durulacağı üzere her iki metin de muahede şartları açısından çok büyük benzerlik gösterir. Hatta birkaç kelime farkla birbirinin aynıdır demek daha doğru olacaktır.

Sevgendnâme'nin giriş kısmı oldukça kısa tutulmuştur. Metin besmele ile başlamakta ve " ben şahadet ederim şahit olarak o (Allah) yeter ve anlaşma yaptığınız zaman ahdine bağlanınız vefa gösteriniz onu teyit ettikten sonra imana bağlanınız Allah sizi size kefil kılmıştır " şeklinde Türkçeye aktarılabilecek olan Arapça bir ibareden sonra " ben kim İbrahim Begüm merhum Mehmed oğlu -el- Karamanı " diye devam etmektedir ki bu ifade devletler açısından bir eşitlik denklik vurgusu olarak algılanmaktadır. Devamında İbrahim Bey elini tanrı kelamı (Kur'an-ı kerîm) üzerine koyup yine Arapça olarak; " talep eden galip olan idrâk eden daima diri ve ayakta olan uyumayan asla ölmeyen doğmayan ve doğurmayan" Allah adına üç defa "vallahi ve billahi ve tallahi" diyerek dürüstçe and içtiğini hile yapmadığını söylemekte ve Hz. Mu-hammed'e selam ve salavat getirmektedir. Giriş bununla tamamlanmakta ve ahidnâmenin şartlarına geçilmektedir.


Ahid-nâmenin Konya nüshası ise Osmanlı padişahına atfen övgüler içeren bir beyit ile başlamaktadır:





"Lâ-zâletü'n-nasru ve'l-fethu ve'z- zaferu min tırâzi livâ'ihi
Ve'l-'aczu ve'z-züllu ve'l-kahru min levâzimi a'dâ'ihi"


Sancağının yükselmesinden zafer fetih ve inayet eksik olmasın
Düşmanlarından da acz zillet ve kahr eksik olmasın

Bu beyit dışında 46 satırdan oluşan ahid-nâmenin; 1-7. satırları Farsça sözcüklerden oluşan bir giriş niteliğinde olup burada da yine Osmanlı padişahına bağlılık ve hizmetkârlığı ifade eden iltifatlı sözler vardır. Girişteki Farsça ifadeler Türkçeye şu şekilde aktarılabilir:

Size bağlılığımız ve ihmal etmediğimiz hizmetkârlığımızla devletinize samimiyet ve ihlâs üzere bağlı olduğumuzda şüphe ve tereddüt yoktur (satır 1-3)

Sabah-akşam (gece-gündüz) gizli ve açık olarak ebed-müddet devletinize duamız devam etmektedir (satır 4)

Haşmeti başı ve sonu bulunmayan cenâb-ı Allanın dergâhına bu duamızı gönderiyoruz ve bu dualarımızın yerine ulaşmasını ve kabul buyrulmasım diliyoruz (satır 5)

Hz. Muhammed'in ve ailesi fertlerinin yüzü suyu hürmetine kabul buyurulmasını samimi olarak diliyoruz (satır 6)

Bu samimi dileklerimiz ve kulluğumuzdaki sadâkat cihanının fâtihine arz olunur ki... (satır 7)

Bu girişi takiben 8-27. satırlarda; muahedenin hangi ortamda hangi halet-i ruhiye içerisinde ve nasıl gerçekleştiği anlatılmaktadır: Karamanoğlu II. İbrahim Bey; daha önce sultanınnihayetsiz lütûflar ve hiçbir gayeye dayanmayan şefkatler ile kendisine merhamet edip pek çok övgülerle dolu olan ve barışın yenilenmesini isteyen bir inâyet-nâme gönderdiğini (satır 8-11) kendisinin de hemen sultana bağlılık yönünde irade gösterip işittik ve kabul ettik diyerek mu'ahede yapmak üzere çevresinin ve kabilelerin büyüğü bir beği kendini temsilen gönderdiğini ama bir sebepten dolayı barış görüşmesinin ertelendiğini ve muahedenin gerçekleşmediğini (satır 11-14) fakat sultanın "yine bir ademiniz gelsin muahede edelim" diye emrettiğini belirttikten sonra sultanın bu yüce isteği üzerine derhal iki değerli adamını cihan padişahının dergahına gönderdiğini söylemektedir (satır 14-18). Bu heyet vardıklarında görevlerinin hizmetlerini ve davet edilişlerinin şartlarını padişaha takdim edecekler ve padişahın üzengisine yüz sürüp öpüp bunu da kendileri için bir ganimet inayet bileceklerdir bütün bunlardan umulan padişahın rızasını kazanmak ve huzura kabul edilmektir (satır 18-21) şayet bu ümit gerçekleşirse Hakkın sayesinde devletin duacısı olan bu iki kişi kalp huzuru ve can refahına kavuşup azametli devletin (devlet-i kâhıriye) devamı için duayla meşgul olacaklardır (satır 22-24) bütün bunlardan başka bu hususta yani İbrahim Beyin samimiyetiyle ilgili söz etmek ve bağlılığına dair ifadeleri kullanmak gönderilen kişilerin kabiliyetine terk edilmiştir (satır 25) İbrahim Beyin gönderdiği elçiler padişahın huzuruna ka¬bul edildiklerinde; bu söylenenlerle yetinmeyip İbrahim Beyin sultana bağlılığını ve devletine duacı olduğunu dillerinin döndüğü oranda padişah hazretlerine ileteceklerdir. Bütün bunları dinlemek de padişahın kemâl-i keremlerine bağlıdır (satır 25-27)
Bundan sonra; 27-46. satırlarda oldukça açık bir Türkçe ile ahid-nâmenin şartları bir başka deyişle İbrahim Beyin barışı sağlayabilmek ve varlığını devam ettirebilmek için Osmanlı padişahına vermiş olduğu sözler yer almaktadır.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
beyin, ibrahim, karamanoglu, sevgendnâmesi

Seçenekler
Stil


Saat: 17:19

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,