ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Osmanlı Tarihi


Sultan Abdülhamid’in Petrol Savaşı


Sultan Abdülhamid’in Petrol Savaşı

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Osmanlı Tarihi Forumunda Bulunan Sultan Abdülhamid’in Petrol Savaşı Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Sultan Abdülhamid’in Petrol Savaşı İnsan bir kitaba her şeyi sığdıramıyor tabiatıyla. Hacim önemli bir sorun. Tabii bütün konuları yazmanın kitabın ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 16 Temmuz 2015, 21:03   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Sultan Abdülhamid’in Petrol Savaşı

Sultan Abdülhamid’in Petrol Savaşı

İnsan bir kitaba her şeyi sığdıramıyor tabiatıyla. Hacim önemli bir sorun. Tabii bütün konuları yazmanın kitabın nizamını bozabilir endişesi de bunda rol oynuyor. Dolayısıyla muhakkak dışarıda kalan bir şeyler oluyor.

İşte beklediğim fırsat nihayet çıktı ve Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün açtığı serginin haberleri basına yansıyınca notlarını çıkardığım halde “Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı”na koyamadığım Abdülhamid’in petrol savaşı bölümünü yazmak boynumun borcu oldu.

Malum Sultan II. Abdülhamid döneminin çeşitli sebeplerle karanlıkta kalmış pek çok noktası var. Bunlardan birisi de Osmanlı ülkesini demir bir ağ içine alma sonradan Onuncu Yıl Marşı’nda dile geldiği üzere ülkeyi ‘demir ağlarla örme’ projesidir. Bunu ham ve aceleci hükümlerle ‘Alman emperyalizmine peşkeş çekmek’ olarak sunan tarihçimizin ismini vermeyeyim; çünkü çok yaygın ve orta malı bir kanaattir.

Hicaz Demiryolu hakkında çok şey söylenebilir; ama herhalde tamamen yerli sermaye ile ve yerli mühendis ve işçilerle ve dahi başta padişah olmak üzere Osmanlı halkından ve İslam âleminden bir seferberlik halinde toplanan yardımlarla (bu yardımların içerisine kurban derileri de dahildir) gerçekleştirilmiş olması öncelikle söylenmesi gerekenler arasındadır. Projelendirilmesinden uygulanmasına kadar yerlidir ve Cumhuriyet dönemindeki Türk şimendiferciliğinin temeli bu projenin tatbiki yıllarında atılmıştır. Bir uzmanın (Yakup Kalgay) deyişiyle “Hicaz Demiryolu bugünkü Türk şimendiferciliğine geniş ölçüde bir tatbikat alanı tecrübe ve meleke okulu olmuştur. Ve gerçekten bugün (1945 Kasım’ında yazıyor) işbaşında bulunan mühendislerimizden bir kısmı bu tatbikat alanında stajlarını tamamlamış salâhiyet ehliyet imtihanlarını başarı ile vermiştir.”

Demek ki Hicaz Demiryolu’na bakarken sadece 1.465 kilometre uzunluğunda dev bir tesis olmaktan öte yerlilik ve Türk demiryolculuğunun okulu olma keyfiyetlerini de vurgulamak önemlidir. Ancak önemli olan başka bir nokta daha var ki genellikle ihmal edilir: Bu projenin Abdülhamid’in enerji politikasıyla yakın ilgisi.





Öncelikle tarihimizin ne kadar sığ ve sebep-sonuç bağlantısı olmadan anlatıldığına bir örnek olmak üzere Birinci Dünya Savaşı’nın ana gerekçesini petrolün oluşturduğuna dikkat çekmemiz şart. Yani temel sorun İran Irak Suriye Kuveyt Azerbaycan vs. gibi yerlerdeki petrole hangi emperyalist ülkenin daha önce ulaşacağı sorunuydu. Çünkü dünyanın gelecekteki en önemli enerji kaynaklarının ‘Ortadoğu’da yoğunlaştığı anlaşılmıştı. Daha 1882’de İngiliz Amirali Fisher dünya üzerindeki kontrollerinin gemilerinde kömür yerine petrol kullanmaya bağlı olduğuna inandırmaya çalışıyordu Savunma Bakanlığı’nı. Petrolün kaynağı ise Ortadoğu’daydı. Öyleyse?

Ancak bunun karşısında Abdülhamid iktidarının sonlarında Almanlara verilen Bağdat Demiryolu ihalesi kalın bir duvar oluşturacağa benziyor Hindistan’daki İngiliz hakimiyetini bile tehdit edeceğinden korkuluyordu. Proje gerçekleşirse Bakü ve İran’da gemileri için petrol çıkarmaya uğraşan İngiliz emperyalizmi Almanya’dan başlayan ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Bulgaristan Sırbistan ve Osmanlı Devleti’yle Basra Körfezi’ne bağlanan binlerce kilometrelik duvara toslayacak ve müttefiki olan Rusya’yla bağlantısı kopacaktı. Yani Bağdat Demiryolu böyle bir demir perde gerecekti İngiliz emperyalizminin karşısına.

Ne var ki ‘demir perde’ projesinin en zayıf halkası Sırbistan’dı. Bütün mesele Sırbistan’ın hangi cephede kalacağı noktasında düğümleniyordu. Sırplar Almanları tercih ederse İngilizlerİngilizleri tercih ederse Almanlar şapa oturacaktı. İşte Birinci Dünya Savaşı’nın bir Sırp anarşisti tarafından Saraybosna’da Avusturya-Macaristan Arşidük’üne karşı gerçekleştirilen suikast sonucu çıkmasının gerçek sebebi Ortadoğu petrollerine uzanacak hattın zayıf halkasının kimde kalacağı meselesiydi.

Zaten daha 1896’da Bağdat Demiryolu Konya’yı Berlin’e bağlamıştı bile. İş Konya’dan Bağdat’a uzanmaya kalmıştı. Böylece Osmanlı ülkesinin iç pazarı Avrupa kanalından dünya pazarlarına bağlanmış öbür taraftan 1900 yılında Sultan’ın iradesiyle başlanan Hicaz Demiryolu Osmanlı’nın bu defa yabancı devletlerin yardımı olmadan Ortadoğu’ya karadan bir kanal açma harekâtı olacaktı.

Aslında Hicaz Demiryolu Sultan Abdülhamid’in imparatorluğu kurtarma projesinin bir parçasıydı. Yalnızca içerideki ekonomik canlanmayı temin etmeyecekti bu projenin gerçekleşmesiaynı zamanda yakın bir gelecekte kopması muhtemel kıyamet öncesinde Osmanlı kuvvetlerinin seri hareket edebilmesini de sağlayacak petrol bölgelerine yönelik bir emperyalist hücumunu da önleyebilecekti. Yani Hicaz Demiryolu’nun gerçek yapılma sebebi Yavuz Sultan Selim’in Osmanlı fetihlerinin yönünü doğuya çevirmesindeki sırla alakalıydı. Nasıl Yavuzİran Suriye ve Mısır fetihleriyle Portekiz’in Hind Okyanusu’ndaki etkinliğine karadan giderek bir cevap vermişse torunu olan II. Abdülhamid de Hindistan ve Mısır’ı kontrolü altına alan İngiliz emperyalizmine yine karadan bir yol bularak karşılık veriyor kurtların iştahlarını kabartan enerji havzalarına sahip çıkıyordu.

Bunu Bağdat ve Hicaz demiryollarının geçtiği noktalar ile petrol çıkan bölgeleri gösteren haritaya baktığınızda daha net olarak görebilirsiniz. Ne tuhaf değil mi! Tren hatları petrol çıkan bölgelerden geçirilmiştir. Ve bu Abdülhamid de çok olmaktadır artık...

Nitekim 1908 yılının Mayıs’ında Concession Sydicate Limited şirketinin operasyon şefi George B. Reynolds İran sınırları içindeki Mescid-i Süleyman bölgesinde dünyanın o zamana kadar gördüğü en zengin petrol yataklarını patlattığında Abdülhamid iktidarının sonu da gözükmeye başlamıştı. Ne gariptir ki Mayıs 1908’de petrol bulunmuş bundan sadece ve sadece 2 ay sonra Jön Türk isyanı başlamış ve temmuz ayında Abdülhamid Meşrutiyet’i ilan ederek iktidarı bırakmak zorunda kalmıştı.

Velhasıl petrol bir devlet başkanının daha başını yemişti. Ama bu ne ilk ne de son olacak sadece 10 yıl sonra bu defa onu devirenler de kullanılarak Osmanlı Devleti yıkılacak ve Abdülhamid’in petrol haritasında işaretlediği hemen bütün noktaların kontrolünün şaşırtıcı bir hızla İngilizlerin eline geçtiği görülecekti. 1918 yılının 1 Kasım’ını 2 Kasım’a bağlayan gece vatanı terk eden Enver Paşa gitmeden önce yaveri Mersinli Cemal Paşa’ya Siyonizm’in oyununa geldiklerini ve en büyük hatalarının Sultan Hamid’i anlayamamak olduğunu söyleyecekti.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
abdulhamid’in, petrol, savasi, sultan

Seçenekler
Stil


Saat: 09:45

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,