ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Kütüphane > Kültür - Sanat > Osmanlı Tarihi


Çukurova'da Fransız-Ermeni İşbirliği (1918-1921)


Çukurova'da Fransız-Ermeni İşbirliği (1918-1921)

Kültür - Sanat Kategorisinde ve Osmanlı Tarihi Forumunda Bulunan Çukurova'da Fransız-Ermeni İşbirliği (1918-1921) Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Çukurova'da Fransız-Ermeni İşbirliği (1918-1921) Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi'ni takip eden günlerde Türk yurdu yer yer işgallere uğrarken ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 16 Temmuz 2015, 21:07   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Çukurova'da Fransız-Ermeni İşbirliği (1918-1921)

Çukurova'da Fransız-Ermeni İşbirliği (1918-1921)

Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi'ni takip eden günlerde Türk yurdu yer yer işgallere uğrarken Çukurova yöresi de 1918 yılının Kasım ve Aralık aylarında Fransız ve İngiliz ortak işgaline uğramıştı.

Çukurova bölgesi ortak bir işgale uğramasına rağmen bu bölgede İngilizlerle Fransızlar arasında nüfuz yönünden siyasi bir çekişme kendini gösteriyordu. Fransa İngiltere üzerinde yaptığı baskıdan başarıyla çıkacak Suriye ve Kilikya bölgesini kendi nüfuzu altına alacaktı[1]. Nitekim 15 Eylül 1919 tarihinde Suriye ve Kilikya'da işgal kuvvetlerinin tebdili hakkındaki "İngiliz-Fransız Mukâvelesi" nin imzalanması ise[2] bu yörelerin Türk halkını büsbütün dehşete düşürmüştü. Çünkü bu sözleşmeye göre Maraş Antep ve Urfa şehirleri İngilizler tarafından boşaltılarak Fransızlara terk edilecekti. İngilizler bu suretle durmadan kaynayan ve Türkler tarafından mutlaka savunulacağını düşündükleri bir toprak parçasını Fransızlara bırakır ve onların Arap memleketleri üzerindeki dikkatlerinin dağılmasını sağlarken[3] aynı zamanda bu bölgede yaşayan Türk halkını da Fransız zulmüne terketmiş oluyorlardı[4]. Zaten Mustafa Kemal bu sözleşmeden haberi olunca derhal çok acil olarak Erzurum Müdafaa-i Hukuk Merkeziyesi'ne çektiği telgrafta; "Eylül ayının 15. günü (1919) İngiltere ile Fransa 1916 yılında imzaladıkları antlaşmayı esas kabul ederek "Suriye İtilafnamesi" adı altında milletimizi yakından ilgilendiren bir mukavele üzerinde anlaştılar. Bu mukavelenameye göreİngilizlerin haksız olarak işgal ettikleri yerleri tahliye eyledikleri bölgeleri Fransızlar haksızlık üzerine haksızlık yaparak işgale başlayacaklar Halep'i hariçte bırakarak Urfa AyıntapMaraş ile Adana vilayetlerimizdeki çoğunluğu İslâm ve Türk olan ve zengin topraklarımızı işgal bölgelerine dahil ederek kuzeye doğru da Harput ve Sivas'a kadar uzanıp buraları da dahile alarak Mersin'in batısına kadar uzanan ve Batı Anadolu ile Doğu Anadolu'yu birbirinden ayıran bu bölgeler Fransız nüfuz ve idaresine girecektir" diyerek durumun ciddiyetini belirtmiş ve bu konunun idarecilere ve gazetelere duyurulması gerektiğini bildirmiştir[5].


Fransa'nın Çukurova'daki Emelleri:

Bu sözleşmeye göre Fransızlar Çukurova'nın verimli topraklarını ellerine geçirmişler ve aynı zamanda Suriye'yi uzun süre ellerinde tutabilmeleri için Orta Toros Geçitleri'ne de hakim olmuşlardır. Bu hususta Fransız yetkilileri bu yöreler için şunları söylemişlerdi[6]: "Kilikya'nın Fransızlar tarafından işgali stratejik ve ekonomik sebeplerle Suriye'nin tarihi müdafaasını teşkil eden Toros Geçitleri'ni ele geçirmeyi istilzam etmektedir..." Suriye'de kurulacak Fransız hakimiyetinin devamını sağlamak için Toros Tünelleri'ni ele geçirmek aynı zamanda Çukurova'ya da hakim olmak demekti. Burada göz önünde bulundurulan stratejik önem yanında Çukurova'nın zirai açıdan büyük bir potansiyele sahip olması da Fransız sanayii için ayrı bir hammadde kaynağı teşkil etmesiydi. Zaten Fransız yetkilileri Çukurova'yı ekonomik açıdan değerlendirmekte ve kendi iktisadî çıkarları için bu bölge üzerinde hassasiyetle durmakta idiler[7].

Bu bölge üzerinde Fransızların tatbik etmeyi düşündükleri başka fikirleri de vardı. Fransa daha önce tehcir kanunu ile bölgeden uzaklaştırılan Ermenileri tekrar Çukurova'ya getirip eski yerlerine yerleştirmek istiyordu[8]. Fransızlar Ermenileri niçin buraya yerleştirmek istiyorlardı sorusuna gelince; bunun sebebi gayet açıktı. Çünkü onlar Ermenilerden istifade etmek[9] ve bu doğrultuda da Ermenileri Türk insanına karşı maşa olarak kullanmak isterken aynı zamanda da Ermenilere Çukurova'da bir devlet kurmayı vaad ediyorlardı[10]. Ayrıca Fransızlarbölgeyi terketmek durumuna gelince; burada ortaya çıkacak boşluğu bir Ermeni devletçiği ile doldurabileceklerini de düşünüyorlardı.

Böylece Türk Devleti ile güneydeki yani Suriye'de yaşayan müslüman Araplar arasında bir tampon devlet kurulacak ve müslümanların birleşmeleri de önlenmiş olacaktı. Bu konuda Mustafa Kemal Büyük Nutuk'ta meseleye şöyle bir açıklık getirmektedir: "...Halen ecnebi taht-ı işgalinde bulunan ma-natıktan Kilikya'yı Arabistan ile Türkiye arasında bir etat tampon vücuda getirmek maksadiyle anavatandan ayırmak arzusunda bulunulduğu mevzû bahis edildi. Anadolu'nun en koyu Türk muhiti ve en mahsuldar ve zengin bir mıntıkası olan bu kıtanın hiçbir suretle ayrılmasına muvafakat edilmeyeceği..."[11]. Böylelikle bu bölgede Fransa'nın denetiminde bir Ermeni Hıristiyan devleti oluşturularak iki islâm ahalisi arasına bir nifak sokmak niyetinde olduklarını görebiliriz.

Bu sözleşme ile İngilizler işgalleri altında bulunan Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgesini Fransızlara bırakırken bundan çeşitli şekillerde faydalanacaklarını düşünüyorlardı. Bir kere devamlı olarak kaynayan bir bölgenin sorumluluğunu Fransızlara devretmek suretiyle onları Türklerle karşı karşıya bırakmışlardı. Diğer bir husus ise İngilizler bölgeden çekilme kararıyla buradaki kuvvetlerinin serbest kalmasını sağlamışlardı. Ayrıca İngilizler Türklerin kutsal vatan toprakları olan bu bölgeleri sonuna kadar müdafaa edeceklerini anlamış olduklarından Fransızları bu bölgede meşgul ederek dikkatlerini de Arap ülkelerinden çekmişlerdi. İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Sir de Robeck'in 12 Kasım 1919 günü Lord Curzon" a göndermiş olduğu rapor bu düşünce ve görüşleri doğrulamaktadır[12]:"Suriye ve Güneydoğu Anadolu'nun İngiliz işgalinden Fransız işgaline devri hususundaki kararın açıklanması üzerine burada gösterilen tepki Adana bölgesinin Türkiye'nin tabii ve ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeğini bir kere daha ortaya koymuştur. Nitekim bu karar üzerine İstanbul'daki Müttefik devletlerinin yüksek komiserlerine memleketin çeşitli yerlerinden gönderilen telgraşarla Fransızların Antep Urfa ve Maraş işgalleri protesto edilmiştir. Gelen telgraşarın hemen hemen aynı formun tekrarından ibaret bulunuşu millî hareketin teşkilatlanışının yaygın ve süratli olduğunu...". göstermektedir. Ayrıca diğer bir hususta İngiltere Irak ve Mısır'a karşılık bu bölgeleri Fransa'ya terk etmişti[13].

Böylece Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Mustafa Kemal'in bütün çabalarına rağmen Mondros Mütarekesi gereğince 7 Kasım 1918 tarihinden itibaren bölgede başlayan İngiliz-Fransız ortak harekatı bir müddet sonra "Suriye İtilafnamesi" ne göre tam bir Fransız işgaline dönüşmüştü. Fransızların tarihi kültürel ve askerî bakımdan bölgedeki varlıklarını uzun süre devam ettirmeleri mümkün olamazdı. Ermenilerin millî emelleri Fransızların sömürgeci gayelerinin tahakkukunda bir vasıta olarak kendisini gösterirken dikkat çekici bir paradoks da meydana getirmekteydi. Zira bu sömürgeci emeller Ermeni isteklerinin istikbaldeki yegane dayanağını oluşturacaktı.

Bütün bunlara dayalı olarak Ermeni liderlerinin Anadolu toprakları üzerinde bağımsız bir Ermenistan Devleti kurulması için çalıştıklarını biliyoruz. Bunlar yalnız Doğu Anadolu vilayetlerini değil; Maraş ve Kilikya'yı da Ermenistan sınırları içinde gösteriyorlardı. Fransızlar ise bir yandan Ermenileri silahlandırıp eğiterek Güney Anadolu'ya savaş ortağı olarak sürerken bir yandan da Ermenilerin Adana ve İskenderun üzerindeki isteklerine karşı duruyorlardı. Buralarda kendilerinin tarihi rolü bulunduğunu ve bölgenin Fransızlara ait olabileceğini kesinlikle ifade etmekteydiler [14].

Diğer taraftan "Suriye İtilafnamesi" ne göre İngilizlerin yerini önce Fransız askerî elbisesi giyinmiş Ermeni Gönüllü Taburları aldı[15]. Bunu Fransız askerleri takip etti. Daha sonra da bu bölgedeki Türk çoğunluğunu yok etmek isteyen Fransızların taşıt gemileriyle getirdiği Amerika Mısır Suriye ve Fransa'daki muhacirler takip etti[16]. Olayların bizzat içerisinde bulunan Gani Girici ise; "İşgal esnasında Çukurova'ya 200.000 Ermeni geldi"[17] diyerek hadiseleri doğrulamaktadır. Böylece Çukurova'ya bir Ermeni akını başlamıştı[18]. Çukurova'ya Ermenilerin gelmesi üzerine Adana valisi Nazım Bey istifa ederek görevini vekaleten yürütmeye başladı. Nazım Bey işgalden sonra İstanbul'a çektiği telgrafta sağlık durumu ve mahallin icabından dolayı istifa ettiğini bildiriyor ve vilayetin halini pek acıklı bir surette tasvir ediyordu. Fransızların amacı orada bir Ermeni Cumhuriyeti kurmak ve Ermenilerin halen zayıf bir azınlıkta bulunmalarından dolayı şimdiki halde buna muvaffak olamazlarsa geçici olarak müstakil bir hükümet teşkil etmek olduğunu ve işgal askerlerinin yüzde sekseninin Ermeni Gönüllüleri'nden[19] ol masının buna dahil olduğunu belirtmişti[20]. Ayrıca Fransızlar Çukurova'yı iş-gal ederken Ermeni Gönüllüleri'nin yanı sıra diğer sömürgelerinden getirdiği Tunus Cezayir ve Senagal'li askerlerden de yararlanma yoluna gitmişlerdi[21].

Böylece Fırat nehrinin batısında Kilikya ve Suriye'ye yerleşmiş olan Fransız kuvvetleri dört tümene ulaşmıştı. Suriye-Kilikya Fransız Baş Mümessili ve Doğu Ordusu Başkomutanı General Gouraud kumandasındaki Fransız kuvvetlerinden Birinci Doğu Tümeni karargahı ile beraber büyük bir kısmı Adana'daydı. Ayrıca 7. Süvarı alayının karargahı Adana'da ve birlikleri de piyade alaylarının emrinde bulunuyordu. Bu tümenin bir alayı Tarsus'a bir alayı da Mersin'e yerleşmişti. İslahiye Bahçe Ceyhan ve Pozantı'da Birinci Tümenden birer takviyeli tabur bulunmaktaydı. Fransızlar geniş bir alana yayılmış olan bu tümenin her yerde zayıf olduğuna hükmederek 1920 yılı fiubat ayında Suriye'deki İkinci Tümeni de Anadolu'ya getirmişlerayrıca sırf Antep'e karşı zaman zaman takviye kuvvetleri de sevketmişlerdi[22].


Ayrıca Fransız komutanlığına bağlı olarak bölgedeki Ermeni kuvvetlerinin mevcudu 10.000 civarında bulunuyordu. Bunların bir kısmı Fransız askeri gibi teşkilatlanmış ve Fransız üniforması taşıyan birlikler halindeydiler. 4.500 mevcutlu bir alay olan bu birlik daha Birinci Dünya Savaşı bitmeden önce Fransızlar tarafından Mısır'da kurulmuş olup Lejyon Doryan (Legion D'orient) adını taşıyordu. Güney Anadolu işgal edilirken Fransız kıtaatı ile beraber eski yurtlarına dönen Ermenilerin bir kısmı askerî düzen içerisinde millî kuvvetler halinde örgütlenmişlerdi. Ermeni kuvvetlerinin üçüncü kısmını ise çeteler teşkil ediyordu. Bu Ermeni kuvvetlerinin bölge itibarıyla dağılımı şöyledir[23]:

Antep'te.......................................2.5 00 kişi
(Bunlara Ermeni Alayının iki taburu dahil).
Maraş'ta........................................2. 000 kişi
(Bunlara Ermeni Alayının bir taburu dahil.)
Hacın'da (Saimbeyli).........................1.500 kişi
Urfa'da..........................................1 .000 kişi
Zeytun'da (Süleymanlı).....................500 kişi
Şar'da...........................................3 50 kişi
Kozan'da........................................30 0 kişi
Adana ve Mersin'de..........................1.000 kişi
Osmaniye Haruniye
Bahçe ve İslahiye'de.........................1.000 kişi


Bu paradoks Çukurova'da Fransız-Ermeni işbirliğini devam ettirmiş ve müşterek hareket Türkleri tehdit etme şekline dönüşmüştü. Böylelikle kısa sürede Çukurova bölgesinde Ermeni-Fransız zulmünün Türklere yönelmesi neticesini doğurmuştur. Hakim bir millet iken bir anda üçüncü sınıf bir sömürge ahalisi durumuna düşen ve sahip olduğu toprakları elinden çıkarmaya zorlanan Türk halkının bu duruma rıza göstermesi düşünülemezdi. Nitekim bütün yurtta ferdi girişimler şeklinde ve daha çok intikam gayesine dayalı direniş hareketlerinin ortaya çıkmasını engellenememiştir.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
cukurovada, fransizermeni, isbirligi

Seçenekler
Stil


Saat: 08:31

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,