ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Din Ve Maneviyat > İslamiyet > Peygamber Efendimiz (S.A.V)


Peygamber Efendimizin 24 Saati.


Peygamber Efendimizin 24 Saati.

İslamiyet Kategorisinde ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) Forumunda Bulunan Peygamber Efendimizin 24 Saati. Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Peygamber Efendimizin 24 Saati. Efendimizin (Sav) 24 Saati Hiç merak ettik mi acaba canımızdan çok sevmemiz gereken ve -inşallah- sevdiğimiz ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 17 Ağustos 2015, 11:47   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Peygamber Efendimizin 24 Saati.

Peygamber Efendimizin 24 Saati.

Efendimizin (Sav) 24 Saati
Hiç merak ettik mi acaba canımızdan çok sevmemiz gereken ve -inşallah- sevdiğimiz Hz. Peygamber (sav) Efendimiz bir gününü nasıl geçiriyordu? Ne zaman yatıyor nasıl kalkıyor ve bütün gün boyunca neler yapıyordu?

Peki O’nu niçin sevmemiz gerektiğini de biliyor muyuz? Güçlü bir iman ve derin duygularla bağlı olduğumuz peygamberimizi ilim ve şuur yönüyle de tanımak ve bilmek bizi gerçek kulluğa götürecek en büyük vesile olacaktır.


Sevmek Benzemeyi Gerektirir
Hz. Peygamber (sav)'i sevmek herkese farzdır. Zaten Cenab-ı Hakkı sevmek de buna bağlıdır. Allah-u Teâla’nın sevgili Peygamberini sevmedikçe ona uymadıkça Allah-u Teâla’yı sevmek saadeti ele geçmez.Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin." (Al-i İmran; 31) Allah-u Teâla Habib’ine böyle demesini emir buyurmaktadır.

Saadete kavuşmak isteyen kimse bütün adetlerini ibadetlerini ve alış-verişlerini kısaca tüm yaşamını O’na benzetmeye çalışmalıdır. Bir kimsenin sevdiğine benzemeye çalışanlar benzemeye çalıştığı kimseyi sevene sevimli ve güzel görünürler. Bunun gibi Hz. Peygamberi (sav) sevenleri de Allah-u Zülcelal sever. Bundan dolayı görünen ve görünmeyen bütün iyilikler bütün üstünlükler ancak Hz. Peygamber (sav)'i sevmekle ele geçer. Allah-u Teâla sevgili Peygamberini insanların en güzeli en iyisi en sevimlisi olarak yarattı. Her iyiliği her güzelliği her üstünlüğü O’nda topladı. Ashab-ı Kiramın hepsi O’na aşık idiler. Hepsinin kalbi O’nun sevgisi ile yanıyordu. O’nun ay yüzünü nur saçan cemalini görmeleri lezzetlerin en tatlısı idi. O’nun sevgisi uğruna canlarını mallarını feda ettiler. Evet Allah’ı seviyorum diyenlerin Ashab-ı Kiram gibi olmaları lazım...

Hz. Peygamber (sav)'e tam ve kusursuz tabi olabilmek için O’nu tam ve kusursuz sevmek lazımdır. Tam ve olgun sevginin alameti de O’na tam olarak mutabaat etmektir. Yani her söz ve davranışını O’na benzetmek kısaca O’na uymaktır.Kur'an-ı Kerim ve hadis kitaplarında Hz. Peygamber (sav)'e mutabaat etmenin dinin vazgeçilmez bir esası olduğunu kesin olarak ifade eden ayet ve hadisler pek çoktur.Oysa Efendimizin şerefli yaşamı hakkında bilgisi olmayan birisinin O’na mutabaat etmesi düşünülemez. Çünkü bilmeden uyulamaz.

Peygamber Efendimiz (sav)’in Gündelik Hayatı
Hz. Hüseyin (ra) babası Hz. Ali'ye (kv) Hz. Peygamber (sav)'in bazı hallerini sormuş Hz. Ali de şu şekilde anlatmıştır:

"Evine izin isteyerek girerdi. Evindeki zamanını üç kısma bölerdi. Bir kısmını Allah 'a (ibadet) bir kısmını ailesine ve kendisine. Sonra da insanlara ayırırdı."

Hz. Peygamber (sav)'in günlük olarak her zaman yaptığı gibi sabah namazının farzından önce mutlaka iki rekat sünnet kılardı. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
"Sabah namazının iki rekat sünneti dünya ve içindekilerden hayırlıdır." (Müslim Tirmizi)

Hz. Peygamber (sav) bütün namazlarını huşu ve huzur içerisinde korku ve ümit arasında kılardı. Nitekim Mutarrıf (ra) babasından şöyle nakletmiştir:
"Hz. Peygamber (sav)’i namaz kılarken gördüm göğsünden değirmen sesi gibi inilti çıkıyordu." Başka bir rivayette ise; "Göğsünden kaynayan tencerenin sesi gibi ses çıkıyordu." (Ebu Davud Nesai)

Hz. Peygamber (sav) ümmetine de bu şekilde namaz kılmalarını emretmiştir. Nitekim Ammar bin Yasir'den (ra) rivayetle diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
"Bir kişi namazını kılınca kendisine namazdaki dikkatine göre; namazın onda biri dokuzda biri sekizde biri yedide biri altıda biri beşte biri dörtte biri üçte biri ve yarısı kadar sevap yazılır." (Ebu DavudNesai İbn Hıbban)

Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur: "Farz namazlar teraziye benzer. Eksiksiz yapan çok kazanır." (Taberani İbn Hıbban)

Bu sebeple Hz. Peygamber (sav) namazlara çok büyük bir önem verirdi. Hz. Peygamber (sav) sabah namazının farzını cemaate kıldırdıktan sonra namazını kıldığı seccadenin üzerine güneş iyice doğuncaya kadar otururdu. (Müslim)

Güneş Doğuncaya Kadar Zikir
Nitekim Enes bin Malik'den (ra) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kim sabah namazını cemaatle kılar sonra güneş doğuncaya kadar oturarak Allah'ı zikreder sonra iki rekat namaz (işrak namazı) kılarsa ona makbul tam bir hac ve bir umre sevabı verilir." Enes (ra) der ki: "Tam bir hac ve umre sevabı" buyurdu. Bu sözü üç defa tekrar etti. (Tîrmizi)

Hz. Peygamber (sav) daha sonra uzaktan yakından kendisini görmeye gelenleri kabul etmeye başlardı. Gelenler halka şeklinde etrafında toplanırlardı. O çevresindekilere vaaz eder öğütler verir sorularını cevaplandırır hattâ gördükleri rüyaları tabir ederdi. Bazen sahabelere kendi rüyalarını anlatırdı.

Tavır ve Konuşması
Hz. Peygamber (sav)'in konuşması son derece tatlı ve gönül okşayıcı idi. Tane tane konuşur her cümlesi dinleyenler tarafından iyice anlaşılması için ayrı ayrı olurdu. Kahkaha ile gülmez tebessüm halinde bulunurdu. O insanların en halîmi en yumuşak huylusuydu.

Hz. Peygamber (sav) şahsına yapılan nefsine karşı işlenen hataları yumuşaklıkla karşılardı; Allah'a ve imana yapılan bir hücum olunca asla susmaz gereken cevabı verirdi.

Hz. Peygamber (sav) insanların kusurlarını görmez bazen görmezden gelir çok zaman gözünü çevirir kusurunu görse de yüzüne vurmaz o kişiyle arasındaki saygı ve sevgi perdesini yırtmazdı.

Hz. Peygamber (sav)'in tevazusu bilhassa insanlarla olan münasebetlerinde daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Meclisinde kim olursa olsun konuşan kimseyi sabırla dinler haktan uzaklaşmadığı müddetçe sözünü kesmezdi. Bir gün adamın biri Hz. Peygamber (sav)'i görmeye geldi. Fakat Peygamberliğin haşmetinden o kadar etkilendi ki titremeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav): "Korkma! Ben hükümdar değilim. Kuru et pişirerek karnını doyuran Kureyşli bir kadının oğluyum." buyurdu. (Hakim)

Hz. Peygamber (sav) kendi yakınlarına ve sahabelerine devamlı hoşgörülü olduğu gibi düşmanlarını da özellikle onlar güçsüz bulundukları ve teslim oldukları zaman bağışlamış suçlarını affetmiş sonunda da pek çoğunun iman etmesine vesile olmuştur. Peygamberimizden bir şey istenildi mi asla "Yok!" demezdi. O insanların en cömerdi idi…

Nitekim İbn-i Abbas şöyle demiştir:
"Hz. Peygamber (sav) insanların en cömerdi idi. Özellikle Ramazan aylarında daha fazla cömert olurdu." (Buhari)

Duha Namazı
İnsanlarla sohbet etmesi onların dertlerini dinlemesi genellikle kuşluk vaktinin girmesine kadar sürerdi. Kuşluk vakti gelince Hz. Peygamber (sav) bazen dört bazen da sekiz rekat olmak üzere Duha namazı kılardı. Bu namazın fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:
"Cennette ‘duha kapısı’ denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü bir münadi şöyle seslenir: ‘Ey Duha namazı kılanlar nerdesiniz? İşte gireceğiniz kapı burasıdır Allah-u Teâla'nın rahmetiyle buradan içeri giriniz." (Taberani)

Hz. Peygamber (sav) Duha namazını kıldıktan sonra evine gelir ev işleriyle meşgul olur elbise ve ayakkabıları tamir eder hayvanlarını sağardı. (Ahmed bin Hanbel)

Öğlen Namazı
Hz. Peygamber (sav) daha sonra Öğle namazı için hazırlık yapardı. Öğle vakti girince camiye gider öğle namazının farzından önce ve sonra kılınan müekked sünnetleri kılmayı ihmal etmezdi. Efendimiz öğleden sonra istirahat ederlerdi... Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem) öğle namazını kıldıktan sonra bir miktar uyur ‘kaylule’ yapardı. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Öğleyin kaylule yapınız. Muhakkak şeytanlar öğle vaktinde kaylule yapmazlar.” (Müslim)

Kaylûle öğle namazından sonra yapılan kısa istirahat ve uykuya verilen isimdir. Kaylûle yapan insan bir sünneti ihya ettiği gibi aynı zamanda dinç olur gece namazlarını teheccüdü kılacak gücü kendine bulur. Fırsatı olan bu sünneti yerine getirirse iyi olur.

İkindi Namazı
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem) kaylûle yaptıktan sonra İkindi namazına hazırlanırdı. İkindi vakti girince farzından önceki sünnet namazı bazı zaman kılar bazen de terk ederdi. Hz. Peygamber (sav) bu sünnet hakkında hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Kim ikindinin farzından önce dört rek’at sünnet kılarsa Allah-u Teala onun vücudunu cehenneme haram eder." (Taberani)

Hz. Peygamber (sav) ikindi namazını eda ettikten sonra bir müddet oturduğu yerde kalır zikirle meşgul olurdu. Nitekim Enes bin Malik'den (ra) rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "İkindi namazından güneş batıncaya kadar Allah'ı zikreden bir cemaatle oturmayı İsmailoğullarından her birinin bedeli onikibin dirhem olan dört köle azat etmeye tercih ederim." (Ebu Davud Ebu Ya'la İbn-i Ebi'd-Dünya)


Eşlerine Güzel Davranırdı
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Akşam namazına yakın saadet hanesine döner eşlerinin her birinin yanına gider azar azar oralarda kalır hatırlarını sorardı. Hz. Peygamber (sav) hanımlarına güzel ahlakla davranmış ümmetine de güzel ahlakla davranmalarını emretmiştir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "İmanı en mükemmel olan mü'min huyu en güzel olandır. Sizin de en hayırlınızailesine daha iyi davrananızdır. " (Ebu Davud Tirmizi)

Akşam Namazı
Bundan sonra akşam namazının hazırlığını yapardı. Akşam ezanı okununca Akşam namazını kıldırır daha sonra olan iki rekat nafile namaz (sünnet) kılardı. Hz. Peygamber (sav) akşam namazından sonra zikir ve nafile ibadetle (Evvabin Namazı) meşgul olur böylece yatsı namazının vaktinin girmesini beklerdi.

Yatsı Namazı
Yatsı namazının vakti girince Yatsı namazının farzından önce bazen nafile namaz (sünnet) kılar bazen de kılmazdı. Yatsı namazının farzından sonra ise iki rekat (müekket sünnet olan) nafile namazı kılmayı ihmal etmezdi. Bundan sonra yatar gece kalkıp vitir namazını kılardı. Nitekim Cabir'den rivayetle bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Gece geç vakitlerde kalkmamaktan endişe eden kimse vitir namazını yatmadan önce kılsın. Kim gece geç vakitlerde kılmak isterse kılabilir. Zira gece kılınan namazda rahmet melekleri hazır bulunurlar şahit olurlar ve daha faziletlidir." (Müslîm.Tirmizi)

Hz. Peygamber (sav) yatsı namazını kıldıktan sonra saadet hanesine döner eşlerinden kimin sırası gelmişse geceyi orada geçirirdi. Yatsı namazından sonra konuşmayı sevmezdi. (Buhari)
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
efendimizin, peygamber, saati

Seçenekler
Stil


Saat: 16:53

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,