ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Psikoloji

Psikoloji Psikolojik Konular


Barnum (Forer) Etkisi

Psikolojik Konular


Barnum (Forer) Etkisi

ForumSevgimiz Eğitim Bölümü Kategorisinde ve Psikoloji Forumunda Bulunan Barnum (Forer) Etkisi Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Barnum (Forer) Etkisi Barnum etkisi, birbiriyle çelişik sözlerin birarada verilmesi nedeniyle, insanların, kendilerine özgü bir açıklama yapıldığı izlenimi edinmelerine karşılık ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 09 Aralık 2014, 10:24   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart Barnum (Forer) Etkisi

Barnum (Forer) Etkisi

Barnum etkisi, birbiriyle çelişik sözlerin birarada verilmesi nedeniyle, insanların, kendilerine özgü bir açıklama yapıldığı izlenimi edinmelerine karşılık gelmektedir. Hepimizde bir boşluk duygusu var: Gelecekte neler olacağını öngöremiyoruz. Bu, bizi yıldız falları başta olmak üzere çeşitli falcılara inanmaya götürüyor. Barnum, bunun bilincinde olan bir sirkçi olarak, insanları kandırmanın çok kolay olduğu belirtmiştir. Etkinin adı, buradan gelmektedir. Şu sözü çok ünlüdür: “Her dakika bir enayi doğuyor.”

‘Barnum etkisi’nin diğer adı, ‘Forer etkisi’dir. Bir yansıbilimci (psikolog) olan Forer, bir dersinde öğrencilerine bir kişilik ölçeği vermiş; sonrasında, bir burç sayfasından aldığı yukarıdaki açıklamayı verip, öğrencilerinden bu açıklamanın kendilerini ne kadar yansıttığını 1’den 5’e dek değerlendirmelerini istemiştir:

1. Beni hiç yansıtmıyor.
2. Beni pek yansıtmıyor.
3. Beni az çok yansıtıyor.
4. Beni biraz yansıtıyor.
5. Beni tamamen yansıtıyor.


Ortalama, 4.26 çıkmıştır. Birçok katılımcı, bu açıklamanın kendilerine özgü özellikleri yansıttığını ileri sürmüştür. Forer’in bu çalışmayı yaptığı 1948 yılından sonra ise, aynı çalışma, çeşitli katılımcı öbekleriyle kerelerce yinelenmiş ve ortalama, genellikle, 4.2 çıkmıştır. Açıklama, gerçekte, herkesi yansıtmakta; okurların benliğini okşayacak bir biçimde yazıldığı için, birçok insana çekici gelmektedir. Açıklamanın tümsözel (totolojik) bir niteliği vardır. Diğer bir deyişle, bütün seçenekleri içermektedir. Örneğin, bir insan, “bugün ya yağmur yağacak ya da yağmayacak” derse, bir bilgi vermiş olmamaktadır. Ya da bir öğrenci, “bu sınavdan ya iyi not alacağım ya da kötü not alacağım” derse, yine, yeni birşey söylemiş olmamaktadır.

Yukarıdaki açıklamanın gücü ise, iki noktadan gelmektedir: Birincisi, dış bağlamdır. Birçok deneysel çalışmada, yetkeye (otorite) boyun eğmenin insanları usdışı davranışlara yönelttiği gösterilmiştir. Birçok kamera şakasında, yetkeye boyun eğmekten ileri gelen usdışılıklar sergilenmektedir. Örneğin, iki kişi yoldan geçerken insanları durdurup, yeni bir çelik yelek geliştirdiklerini bildirmekte; denemede yardımcı olmalarını istemektedir. Azımsanmayacak sayıda insan, karşıdaki çelik yelekli olduğu bildirilen kişiye ateş etmiştir. İnsanlara, ellerindeki silahın kuru sıkı olmadığı, üstüne basa basa bildirilmesine karşın, insanlar, adam öldürme riskini almaktadırlar (Neyse ki silahlar, kuru sıkıydı. Ama insanlar, gerçek silah sanıyordu.) Büyük ölçekte bakarsak, insanlar, hekimlerin ve tutumbilimcilerin (iktisatçı) dedikleri hemen hemen herşeye inanmaktadırlar. Hekimlerin de tutumbilimcilerin de yanılgı payı vardır. Ama insanlar, bunu dikkate almazlar. Aziz Nesin’in ‘Korkudan Korkmak’ adlı kitabında aktardığı yarı-deneysel çalışma da buna örnektir: Nazi üniformalı birkaç kişi, insanları yoldan çevirip kimlik sormuştur ve insanların çok azı karşı çıkmıştır. Son olarak, yetkeye boyun eğmeyi niteleyen en ünlü deneyde insanların birçoğu, yanlarındaki beyaz önlüklü insanlara güvenerek, karşı odada olduğunu sandıkları bir insana 450 Volt’a dek elektrik vermiştir (gerçekte, karşı odadaki katılımcıya elektrik verilmiyordu. Ama deneye katılanlar, bunu bilmiyorlardı. Ses kaydı kullanılıyordu. Deneyin ayrıntıları, herhangi bir yansıbilime (psikoloji) giriş ders kitabında görülebilir). Sonuç olarak, bu açıklamanın bir kişilik ölçeğinin arkasından verilmesi, insanların yetkeye boyun eğme eğilimini etkinleştirmiştir.

Yukarıdaki açıklamanın gücünün ikinci kaynağı, soru sorma biçiminde yatmaktadır: İnsanlar, “zaten herkes böyle; ben de herkesten farklı değilim. Sonuçta bu açıklama, herkesi, dolayısıyla beni yansıtıyor.” biçiminde düşünmektedirler. Bu nedenle, Forer’in çalışması, insanların burçlara ve genel olarak fala inanma eğilimini açıklamada sözcüğün tam anlamıyla yeterli sayılamaz.

1948’den 2005’e Barnum Etkisi: Yeniden, Hep ve Önemli Bir Değişiklikle

Ağbağ (internet) üzerinden gerçekleştirdiğimiz çalışmamızda, ağdaşlara (netizen) yukarıdaki açıklama verildi ve açıklamadan sonra, aşağıdaki tümcelere yer verildi:

Yukarıdaki tarif, size has olan kişiliğinizi ne kadar yansıtmaktadır? Lütfen 1 ile 5 arası bir değer veriniz.

1. Bana has olan kişiliğimi hiç yansıtmıyor.
2. Bana has olan kişiliğimi pek yansıtmıyor.
3. Bana has olan kişiliğimi az çok yansıtıyor.
4. Bana has olan kişiliğimi biraz yansıtıyor.
5. Bana has olan kişiliğimi tamamen yansıtıyor.


Görüldüğü gibi, çalışmamızdaki şıklar, Forer’in çalışmasındaki şıklardan farklıdır: Az önce değinilen “Herkes böyle” biçimindeki akıl yürütme olasılığını ortadan kaldırabilmek için; çalışmamızda, insanlara, özel olarak, kendilerine özgü kişilikleri sorulmuştur. Bulgulara geçmeden önce, bu çalışmanın amacını ve önemini açıklayalım:


Burçlara Duyulan İlgi ve Kılgıbilgisel Karmaşıklık

Bu açıklamayı ağdaşlara (netizen) ulaştırdıktan sonra, burçlara duyulan ilgi düzeylerini ve kılgıbilgisiyle (teknoloji) ilişkilenme düzeylerini saptamak için bir soru demeti (anket) gönderildi. Bu demette, burçlara duyulan ilgi, açıkça sorulmadı. Açıkça sorulsaydı, ortaya çıkacak veri, güvenilir olmayacaktı. Burçlara duyulan ilgi düzeyi, dolaylı yoldan elde edildi: Ağdaşlara,

- burçları;
- yükselen burçları;
- en yakın arkadaşlarının ya da sevgililerinin burçları ve yükselen burçları;
- kendilerinin ve en yakın arkadaşlarının ya da sevgililerin burçlarının tipik üyesi olup olmadığı soruldu.


Alttaki mantık şu idi: Burçlarla pek ilgisi olmayanlar, kendi yükselen burçlarını bilmezler; kendilerine en yakın kişinin yükselen burcunu hiç mi hiç bilmezler.
Kılgıbilgisiyle (teknoloji) ilişkilenme düzeyini saptamak için, ağdaşlara,

- -ağbağı (internet) ne kadar sıklıkta kullandıkları;
- -bankacılık işlemlerini ağbağ üstünde yapıp yapmadıkları,
- -yapıyorlarsa yapma sıklığı;
- -yeni aldıkları bilgisayara XP işletim dizgesi (sistem) yükleyebilip yükleyemedikleri ve
- -sözcük işlemci (word) dosyalarını pdf dosyasına çevirmeyi bilip bilmedikleri soruldu.


Böylece, burçlara duyulan ilgi ve kılgıbilgisel karmaşıklık için iki ayrı bileşik gösterge elde edildi.


Bulgular ve Yorumlar: Yarım Yüzyıl Sonra Yine Barnum


Çalışmamıza, 14 Mart 2005 ile 21 Mart 2005 tarihleri arasında, çeşitli sanal öbeklere üye 111 ağdaş katıldı. Bunlardan 66’sı, soru demetine yanıt verdi. Yanıtların ortalamasının 111 katılımcı için 3.61; 66 katılımcı için 3.54 olduğu ortaya çıktı. Az önce belirtildiği gibi, Forer’in 1948’de gerçekleştirdiği özgün çalışmada, ortalama, 4.26 olarak bulgulanmıştı.
Forer’in bulgusuyla çalışmamızın bulgusu arasındaki farkı karşılaştırmak, iki nedenle doğru olmayabilir: Birincisi, Forer’in ham verileri elimizde bulunmadığı için, iki ortalama arasındaki farkın sayılamasal (istatistiksel) olarak anlamlı olup olmadığını bilmek, olanaklı değil. İkincisi, Forer’in çalışmasındaki katılımcılar, yansıbilim (psikoloji) öğrencileridir. Oysa, bu çalışmada, çeşitli iş öbeklerinden (mühendis, öğretmen, bankacı vd.) katılımcılar, çoğunluğu oluşturmaktadır. Farkın anlamlı olduğunu varsayarsak, iki nedeni olabilir: Bunlardan en akla uygun olanı, soru sorma biçimindeki değişikliktir: Forer’de genel bir soru sorulmuşken; çalışmamızda, katılımcıların kendine özgü özellikleri sorulmuştur. İlginç olan, arada fark çıkması değil; soru sorma biçiminin etkiyi neredeyse ortadan kaldıracak nitelikte olmasına karşın, yine de ortalamanın 1’e yakın değil 4’e yakın olmasıdır. Daha az olası bir açıklama şudur: Kılgıbilgisi (teknoloji) ilerledi; insanların Barnum değeri düştü. Ancak, bu açıklama, soru sorma biçimindeki değişimleme (manipülasyon) odaklı açıklamadan daha az olası görünmektedir.

İkinci olarak, Barnum yanıtları ve kılgıbilgisiyle (teknoloji) ilişkilenme düzeyi arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Kılgıbilgisindeki ilerlemeler, insanları daha ussal yapıyorsa; kılgıbilgisiyle daha içli dışlı olanların yukarıdaki kişilik açıklanmasının kendilerini ya hiç yansıtmadığını ya da pek yansıtmadığını belirtmeleri beklenir. Yapılan sayılamasal (istatistiksel) çözümlemede, Barnum etkisi ve kılgıbilgisiyle ilişkilenme düzeyi arasında bir ilişki olmadığı ortaya çıkmıştır. Diğer bir deyişle, ağbağı (internet) daha sık kullanmak, ağbağ bankacılığını daha etkin kullanmak, bir sözcük işlemci dosyasını pdf dosyasına çevirebilmek ve yeni bir bilgisayara kendi başına yeni bir işletim dizgesi yükleyebilmekle nitelenen kılgıbilgisine daha yakın insanlar da, daha uzak insanlar kadar Barnum etkisi sergilemektedir.

Üçüncü olarak, Barnum yanıtları ile burçlara duyulan ilgi arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Bu ilişkinin anlamlı olduğu görülmüştür. Burçlara ilgi duyanlar, Barnum’gil metinlerin kendilerini yansıttığını düşünmekte; böylece burçlara daha çok ilgi duymakta; burçlara ilgileri arttıkça, Barnum etkisini daha çok sergilemektedirler.

Dördüncü olarak, toplumdaki genel kanı, kadınların erkeklere göre daha kolay aldanır olduğudur. Çalışmamıza katılanların yaklaşık olarak yarısı kadın, yarısı erkektir. Yapılan sayılamasal (istatistik) çözümlemede, kadınlarla erkekler arasında Barnum etkisi açısından bir farka rastlanmamıştır.

Son olarak, Barnum etkisi ile yaş arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Katılımcılar, 19 yaşından 58 yaşına dek türdeş olmayan bir öbek oluşturmaktadır. Barnum etkisiyle yaş arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Diğer bir deyişle, yaş ilerledikçe Barnum etkisi ne artmakta ne azalmaktadır.

Kısıtlamalar, Öneriler ve İlerideki Çalışmalar

Bu çalışmadan çıkarılacak dersler var: Birincisi, burç ve fal gibi metinlere baktığımızda daha dikkatli olmalıyız. Biz insanların yanılma payı çok yüksek. Soracağımız ilk soru, “anlatılan benim hikayem mi yoksa herkesin mi?” olmalı. İkincisi, biz insanların kılgıbilgisi (teknoloji) ilerledikçe daha ussal olduğumuz biçimindeki görüş, doğru olmayabilir. Bu çalışmadaki katılımcı sayısı yine de azdı ve kılgıbilgisiyle içli dışlı olma düzeyini belirlemek için sorulan sorular, bu düzeyi belirlemede en uygunları olmayabilirler. Ayrıca, toplumsal bilimlerde tek bir çalışmadan çıkan sonuçları genellemek, son derece yanıltıcı olabilir. Bu çalışma, aynı etkiyi ya da benzer etkileri saptamaya yönelik başka çalışmalarla desteklenmelidir.
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
barnum, etkisi, forer

Seçenekler
Stil


Saat: 23:48

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,