ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Psikoloji

Psikoloji Psikolojik Konular


Affedebilme Psikolojisi

Psikolojik Konular


Affedebilme Psikolojisi

ForumSevgimiz Eğitim Bölümü Kategorisinde ve Psikoloji Forumunda Bulunan Affedebilme Psikolojisi Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Affedebilme Psikolojisi Affedebilme Psikolojisi Nefret ve öfke duyguları köreldiğinde,artık bu yükü taşımadığınızı fark ettiğinizde, af duygusu kendiliğinden gelir'' Affetmek belkide ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 02 Kasım 2014, 00:33   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Cate
Üye
Cate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Acimasiz
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2014
Şehir: -sen gittin herkes ölmeye başladı
Mesajlar: 4.582
Konular: 2467
Beğenilen: 227
Beğendiği: 168
www.forumsevgisi.com
Standart Affedebilme Psikolojisi

Affedebilme Psikolojisi

Affedebilme Psikolojisi

Nefret ve öfke duyguları köreldiğinde,artık bu yükü taşımadığınızı fark ettiğinizde, af duygusu kendiliğinden gelir''

Affetmek belkide bir insanin en zor başarabileceği erdemlerden biridir. Ve bu erdeme sahip olunduğunda iç huzura kavuşulmasına yol açabilir. Affetmek algılandığı gibi unutmak değildir. İnsanları affettiğimizde geçmişte yaşadığımız deneyimleri unutmayız. Aksine bu deneyimler bize acı vermiş olsa da kazandığımız derslerdir.

Affedebilmek geçmişin yükünden kurtulup özgürleşebilmek, yaşanan olayları hatırlamak ama o olaylarla duygusal bağını koparmış olmak demektir.

Öfke, nefret, affetmek ve insan ruhunun,aklının gel gitlerini son günlerde dozu iyice artan kadına uygulanan şiddeti ve bu durumun çocuk psikolojisinde nasıl bir yer ettiğini hayatın içerisinden bir hikaye ile Sabah gazetesi Cumartesi eki yazarı Seda Diker ''Affın kanunu'' başlıklı yazısında şöyle anlatıyor;

''Affetmek, bize kötülük yapan kişiyi serbest bırakıp, onu yeniden hayatımıza sokmak değildir. Nefret ve öfke duyguları tamamen köreldiğinde, af duygusu da kendiliğinden geliverir.

Kadın, gözyaşları içinde anlatır. "Babam anneme çok kötü davranırdı. Kimi zaman öyle bağırışmalar duyardım ki, korkudan odamdan dışarı çıkamazdım. Yorganın altında öylece durup uyuyor numarası yapardım. Babam annemi döverdi. Bir keresinde bıçak çekmişti. Annemi öldürecek sandım. Hemen ağabeyimin odasına gittim ve bir şeyler yapmamız gerektiğini söyledim. Ama ağabeyim bembeyaz bir yüzle 'Sen karışma,' diyerek bana arkasını döndü. Onun üzerine salona ben koştum. Kendimi babamın önüne attım. Babam beni her şeye rağmen sever, zarar vermek istemezdi. O gece bıçağı elinden bıraktı ama bana da okkalı bir tokat atmıştı."

Genç kadının aşk hayatı çok kötü. Her zaman toplumun dışında kalmış, kendine has tiplere âşık oluyor. Onların bile kendisine pek fazla yaklaşmasına izin vermiyor. Her zaman tuhaf bir yalnızlık içinde. Mutlu değil. Bir sabah uyanıyor ve kendini depresyona girmiş buluyor. Yavaşça ayağa kalkıyor. Yalpalayarak pencereye doğru yürüyor. 8. kattaki pencerenin camından aşağıya bakıyor. Yüreği sıkıntılı. Kararsız. Hayatla ölüm arasında bir karar vermeye çalışıyor. Ve sonunda yeniden yatağına dönmeyi başardığında, tavana bakarak bütün gün çılgın bir ağlama krizine kapılıyor. Bu kez annesini anlatıyor. "Annem çok sinirli bir kadındı. Babamdan nefret ederdi. Evliliği boyunca hiç mutlu olamadığını düşündüm. Ama bütün öfkesini ve mutsuzluğunu benden çıkarttı. Ağabeyimle arası daha iyiydi. Bana bir kez olsun sarılmamıştır. Babam günlerce, bazen haftalarca eve uğramaz, başka kadınlarla gününü gün ederdi. Annem ise evde temizlik yapar, babama ve akrabalarına sövüp dururdu. Bir sabah erkenden uyandım. Henüz altı yaşımdaydım. Annemin kederini nasıl azaltabilirim diye düşünmeye koyuldum. Onu mutlu etmek istiyordum. Yatağımdan kalkarak ona bir sürpriz hazırlamaya karar verdim. Kahvaltısını ellerimle hazırlayacak, tepsiyle yatağına götürecektim. Hem bu şekilde belki bana olan öfkesi de azalabilirdi. Kim bilir, belki de sarılıp öperdi bile... Tepsiyi hazırlayıp odasına girdiğimde önce onu uyandırdığım için çok kızdı. Sonra hışımla yatağından kalkarak mutfağa gitti. Sanırım çocuk aklımla mutfağı dağıtmışım. Oklavayı eline alarak beni dövmeye başladı. Bu yaptığını asla unutmadım. Onu affetmek istemiyorum."

AFFETMEK ZORLA OLMAZ
Danışman usulca hatırlatır. "Şimdi artık bir yetişkin oldun. Annenin babandan ne kadar kötü muamele gördüğünü de biliyorsun. Aslında annen bunu isteyerek ya da seni sevmediği için yapmamıştır. Muhakkak çektiği acıları taşıyamadığı için hırsını senden çıkartmış. Onun haksız olduğunu biliyoruz. Ama sen şimdi anneni bir yetişkin gözüyle yeniden gör. Ve onu affetmeye çalış. Çünkü bütün bunları seni incittiğini düşünmeden, elinde olmadan yaptı. O da çok acılar çekmiş. Şimdi bir de bu gözlükle bakalım." Bazen empati çok zararlıdır. Affetmek, zorla karar vererek hissedilebilecek bir duygu değildir. Af, kendiliğinden gelmelidir. Eğer zorlamayla birini affedersek ve o kişi bize kötü davranmışsa, 'değersizlik' korkusunu bilinçaltımıza yerleştiririz. Ve bunun farkında bile olmayız. Düşünerek, analiz ederek, sebep sonuç ilişkilerine bakarak kimseyi affedemeyiz. Bilakis, kendimize zarar vermiş oluruz. Affetmek, bize kötülük yapan kişiyi serbest bırakıp, onu yeniden hayatımıza almak demek değildir. Yaptıklarının yanına kâr kalmasını seyretmek demek de değildir. Biz o zaman kendi haklarımızı korumamış, kendimizi hiçe saymış oluruz. Ve değersizlik duygumuz büyür. Değersizlik duygumuz büyürse, hayatımıza hep olumsuz olayları çekmeye devam ederiz. Oysa yapmamız gereken şey, ilk önce nefret ettiğimiz, öfkelendiğimiz kişiye olan olumsuz duyguları topraklamaktır. Yani bunları bir deftere yazarak ya da kendi başımıza konuşarak vücudumuzdan çıkarmalıyız. Ama asla öfkeli olduğumuz kişinin yüzüne değil. Bu duygunun vücudumuzdan tamamen çıkabilmesi için, bazen bir yastık alıp bunu hızla yatağa ya da duvara vurmak da içimizdeki negatif duyguyu boşaltabilir. Olaylara kabul vermemizi kolaylaştırabilir. Ve ardından, o kişiye 'sınır' çizmeliyiz. Bir daha aynı şeyi bize yapamayacağından emin olacağımız bir sınır yeterlidir. Ve sonrasında, o kişiyle ilgili düşünmeyi kesmek gerekir. Bunlar, affetmenin ilk aşamalarıdır. Duygusal bir yardım almadan başarabilmek çok zordur ama imkansız değildir. Nefret ve öfke duyguları tamamen köreldiğinde ve siz artık bu yükü taşımadığınızı fark ettiğinizde, af duygusu kendiliğinden geliverir. İşte o zaman hem kendi değerinizi fark edersiniz, hem de hayatta olumsuz yükler taşımaktan, kötü olaylar çekmekten kurtulmuş olursunuz. Ve kalbinizde açılan boşluğu sevgi doldurur.''
________________
aşkın ekimi kasımı olmaz ki.
ılık bir ekim sabahında,
ayaz bir şubat akşamında,
ya da temmuz güneşinde sevemez miyim seni?
severim, hem de çok!
imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
affedebilme, psikolojisi

Seçenekler
Stil


Saat: 11:22

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,