ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Psikoloji

Psikoloji Psikolojik Konular


Kadınlarda Depresyon

Psikolojik Konular


Kadınlarda Depresyon

ForumSevgimiz Eğitim Bölümü Kategorisinde ve Psikoloji Forumunda Bulunan Kadınlarda Depresyon Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Kadınlarda Depresyon Depresyon, çağımızda psikolojinin soğuk algınlığı olarak tanımlanmaktadır. Her insanın yaşamında en az bir kez depresyonla tanıştığı artık kabul ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 19 Temmuz 2015, 15:16   #1
Durumu:
Çevrimdışı
ForumSevgisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
none
Üyelik tarihi: 14 Temmuz 2015
Mesajlar: 8.944
Konular: 8563
Beğenilen: 0
Beğendiği: 0
www.forumsevgisi.com
Standart Kadınlarda Depresyon

Kadınlarda Depresyon

Depresyon, çağımızda psikolojinin soğuk algınlığı olarak tanımlanmaktadır. Her insanın yaşamında en az bir kez depresyonla tanıştığı artık kabul edilen bir gerçektir.


Peki neden bu kadar yaygın olarak yaşanmaktadır? Kişi depresyonda olduğunu nasıl anlar? Neler yapması ya da yapmaması gerekir? Neden kadınlar erkeklere oranla daha sık ve yoğun depresyon yaşamaktadırlar? Psikoloji biliminin ve yapılan araştırmaların tüm bu sorular için geçerli yanıtları elbette bulunmaktadır. Varoluşsal açıdan yaklaşacak olursak aslında tüm psikolojik sorunlar ya da sıkıntılar kişinin yaşam seçimlerinden ve düşünce biçiminden kaynaklanmaktadır. Yaşamak istediğimiz yaşamla yaşadığımız yaşam arasındaki farklılık ne kadar fazlaysa ve biz yaşamak istediğimiz yaşama (bu her anlamdadır, gerek fizik koşullar gerekse psikolojik ve manevi koşullar) ne kadar çabalarsak çabalayalım ulaşamıyorsak giderek iç dünyamızdaki uyumumuz bozulmaya başlar. Sorunlarla sağlıklı bir şekilde başa çıkamayan zihin, uyumunu bozarak bir hastalık üretir. Bu psikolojik hastalık kişinin aslında sorunlarla ya da yaşamda kendisini üzen her şeyle bir şekilde başa çıkma çabasından kaynaklanır. Depresyon da dahil bir çok psikolojik sorun aslında beynin bir tür, kendisine acı veren gerçeklerden kendisini ve organizmayı koruma çabasıdır. Ancak bu şekilde başa çıkmanın bedeli ruh sağlığını kaybederek ödenir.

*Depresyonun Belirtileri Nelerdir?
-Uyku Düzeninin Bozulması: Daha çok uyuma ya da uyuyamama. Gecenin ortasında uyanarak bir daha uyuyamama vb.
-Yemek Düzeninin Bozulması: Eskiye oranla daha çok yemek yeme ya da yiyememe. İştahın artması ya da iştah kaybı (Yeme bozukluklarıyla karıştırılmamalıdır).
-Aktivitelerin Bozulması: Cinsel isteksizlik. Erekte olamama ve orgazm olamama sorunları. Eskiye oranla cinsel aktivitelerin azalması ya da sıfır noktasına inmesi.
-Umutsuzluk/Karamsarlık Duyguları: Bu duygular depresyonda yoğun bir şekilde yaşanır. Kişi, ne yaparsa yapsın kendi gerçeğini değiştiremeyeceğiyle ilgili yoğun bir umutsuzluk ve karamsarlık yaşar.
-İntihar Düşünceleri/Girişimleri: Depresyondaki bir kişi için en riskli konu intihar düşüncesine yatkın olmasıdır. İntiharla ilgili her söz ve davranış ciddiye alınmalıdır. "İlgi çekmeye çalışıyor" tarzı düşünmek son derece yanlış, geleneksel bir yaklaşımdır. Depresyondaki bir kişinin, depresyonda olmayan birine oranla intihar etme olasılığı 30 kat daha fazladır.
-Yaşamda Hiçbir Şeyden Zevk Almama: Depresyondaki bir kişi, önceden son derece keyif alarak yaptığı aktivitelerden bile artık haz alamaz hale gelir. Artık yaşamda hiçbir şey ona zevk vermez. Her şey karanlık ve sıkıcı görünür.
-Enerji Azalması: Depresyondaki bir kişi, günlük yaşamsal aktivitelerini bile kaliteli bir şekilde sürdürmekte zorlanır. Deyim yerindeyse, mutfağa gidip bir bardak su içmek bile ona ağır bir yük gibi gelir. Mental enerjisinin büyük bir kısmını bozulan beyin kimyasıyla birlikte hastalık emmektedir.
-Suçluluk Duyguları: Depresyondaki bir kişi, sürekli olarak geçmişte yaşadıklarıyla ilgili kendisini suçlar. Bazen yaratıcı tarafından cezalandırıldığını düşünür. Olanlar nedeniyle sürekli kendisini suçlar. Bu algısı, benlik saygısının azalmasına, kendisini adeta bir böcek gibi hissetmesine neden olur.
-Olumsuza Odaklanma: Depresyondaki bir kişinin bilişsel yapısı bozulur ve gerçeği değerlendirmesi giderek sağlıksız bir boyut alır. Seçici olarak olumsuza odaklanır ve olumlu şeyleri gözden kaçırma eğilimindedir. Olumsuz olayları abartır, olumlu olayları küçümser, olumsuz olaylardan yola çıkarak aşırı genellemelerde bulunur, ya hep ya hiç tarzında düşünür, olaylardan keyfi ve kendine göre çıkarsamalarda bulunur.

*Depresyonun Nedenleri?
-Travmatik Olaylar: Deprem, çok sevilen birinin kaybı, iş değiştirme ya da iş kaybı, ev değiştirme, cinsel tacize uğrama, kişinin ilişkisinin bitmesi gibi kişide ruhsal ve psikolojik zorlanmalara yol açan her tür yaşantı depresyona kaynaklık edebilir.
-Stres Kaynakları: İş koşulları, ilişki sorunları, fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçların yeterince karşılanamaması, olumsuz yaşam koşulları vb. bir çok stres kaynağı, eğer kişinin başa çıkma mekanizmalarını aşırı zorlarsa depresyona kaynak oluşturabilir.
-Genetik Yatkınlık: Tek yumurta ikizlerinde, eğer kardeşlerden biri depresyon geçirmişse diğerinin de depresyon geçirme olasılığı %65’tir. Ciddi bir depresyon geçirmiş bir insanın çocukları depresyon geçirmemiş bir insanın çocuklarına göre daha çok risk altındadır. Ancak, genetik yatkınlığı, çevresel koşullardan ayırt etmek oldukça güçtür.
-Beyindeki Değişimler: Ciddi bir depresif rahatsızlığın başlangıcından hemen önce ya da rahatsızlık sırasında, beyinde bir çok biyolojik değişimin olduğu ispatlanmıştır. Bunlar hem hormonal düzeyde hem de hem de beynin kimyasal ve elektriksel akımında gerçekleşmektedir.

*Neden Kadınlar Daha Çok Depresyon Yaşarlar?
Günümüz yaşam koşullarında kadınlar eskiye oranla giderek daha çok toplumsal, sosyal roller yüklenmektedirler. Her tür iş kolunda artık kadınları da görmemiz mümkün. Ancak toplumun ve erkeklerin geleneksel yapısını ve anlayışını kırmak kolay değildir. Kadına yönelik geleneksel rol beklentileri (anne rolü, eş rolü, iyi gelin rolü vb.) devam etmekte, hem evde, hem de dışarıda yüklenilen yeni roller kadınların stres faktörlerini arttırmaktadır. Bütün gün yorucu iş koşullarında çalışarak evine destek olmaya çalışan kadını, eve döndüğünde de ev işleri, çocuk bakımı, eşini memnun etme gibi bir çok görev beklemektedir. Tüm bu zorlu süreçte eşini, ailesini destek olarak yanında bulamayan kadınlar, giderek kendileriyle ve toplumla olan uyumlarını bozmakta, psikolojik rahatsızlıkların temeli de bu noktada atılmaktadır.

Kim psikolojik sorun ya da sıkıntı yaşar? diye soracak olursak yanıt hemen hemen aynıdır: Yaşamından mutsuz olan insan psikolojik sorunlar yaşar. Yaşamak istediğimiz yaşamla yaşadığımız yaşam arasındaki farklılık ne kadar fazlaysa ve biz yaşamak istediğimiz yaşama (bu her anlamdadır, gerek fiziki koşullar gerekse manevi koşullar) ne kadar çabalarsak çabalayalım ulaşamıyorsak giderek iç dünyamızdaki uyumumuz bozulmaya başlar. Sorunlarla sağlıklı bir şekilde başa çıkamayan zihin, uyumunu bozarak bir hastalık üretir. Bu hastalık benzer koşullarda bile kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Kimi depresyona girerken, kimi panik atak olur, kimiyse obsesif-kompulsif bozukluk geliştirebilir. Bu, tamamen kişinin kumaşına göre elbise dikildiği anlamındadır. Bu psikolojik hastalık kişinin aslında sorunlarla ya da yaşamda kendisini üzen her şeyle bir şekilde başa çıkma çabasından kaynaklanır. Tüm psikolojik hastalıklar aslında beynin bir tür savunma mekanizmasıdır. İş koşullarından memnun olmayan, eşiyle ilişkilerinde ciddi sorunları olan, aldatılan, fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları yeterince doyurulmayan kadın artık bunlarla ilgilenmez olur. Onun hastalandıktan sonra tek uğraştığı şey, hastalık semptomları olacaktır. İşte beyin, bu şekilde kişiyi, kendisine acı veren ve uğraşması gereken gerçeklerden uzaklaştırır. Ancak sorunlarla bu şekilde başa çıkmanın bedeli ruh sağlığını kaybedilerek ödenir.

Bir çok kültürde olduğu gibi ülkemizde de ne yazık ki kadınların deşarj olma alanları zayıftır. Stres yüklendiği ya da morali bozulduğu zaman erkekler gibi maça gidemez, rahatça küfür edemez, içemez ya da birileriyle kavga çıkartamaz. Evde fırtına estiremez, eşini dövemez, bir şeyleri kırıp fırlatamaz. Çünkü tüm bu davranışlar erkekler için küçük yaşlardan itibaren toplumsal onay görürken kadınlar için ayıplanan ve yasaklanan davranış biçimleridir. Bir görüşe göre ise erkekler de kadınlar kadar depresyon yaşamaktadırlar. Ancak bu görüş, erkeklerin psikolojik destek almayı bir tür zayıflık veya acizlik gibi gören anlayışlarından ötürü psikolojik desteğe başvurmadıklarını, kadınların doğası gereği psikolojik destek almaya daha yatkın oldukları için uzmanların kliniklerde daha çok kadın hastaları gördüklerini savunmaktadır. Şüphesiz ki bu görüşün doğruluk payı vardır. Çalıştığımız alanlarda çeşitli sorunlarla bizlere başvuran danışanlarımızın %90’ını kadınlar oluşturmaktadır. Bu durum yukarıdaki görüşü destekler niteliktedir. Gerçekten de kültürümüzde erkekler psikolojik destek almayı bir tür acizlik ya da hiçbir işe yaramayan bir iş gibi görmektedirler. Bunda geleneksel kültürün bakış açısının ve erkeklere yüklediği "GÜÇLÜ" rolünün katkıları vardır. Ancak bu görüşün etkisi altında davranan erkekler de çok daha ciddi boyutta psikolojik sorunlar geliştirmekte ve giderek kendilerine yabancılaşmaktadırlar.

*Depresyonda Tedavi:
Depresyonda, depresyonun türüne ve boyutuna göre ilaç tedavisi başlanması faydalı olacaktır. Ancak ilaçlar hiç bir zaman tek başına sorunu çözmez ya da kaynağını kurutmazlar. Sadece bozulan beyin kimyasını düzenlerler. Psikoterapi desteği olmaksızın ilaç tedavisi geçici bir iyileşme hali sağlar. Bu yüzden bazı hastalar dönem dönem tekrar eden depresyon yaşarlar ve neden bir türlü iyileşemediklerine de anlam veremezler. Depresyonları giderek kronik bir hal alır. İyileşememelerinin asıl nedeni psikolojik danışmanlık desteği almamaları veya psikoterapi görmemeleridir. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi tüm psikolojik sorunların temel kaynağı düşünce biçimimiz, yani olaylara ve yaşama nasıl baktığımızda yatmaktadır. Düşünce biçimi de ancak psikolojik danışmanlık ya da psikoterapi süreciyle geliştirilebilir, değiştirilebilir. Depresyon tedavisinde en işlevsel olan psikoterapi tekniği "BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI PSİKOTERAPİ"dir. Bu tedavi tekniğinde daha çok olumsuz otomatik düşüncelerle ve disfonksiyonel sayıtlılarla ilgili çalışılır. İlaç tedavisiyle birlikte bu terapi sürecine de girmek gerekir. Bizi depresyona sokan yaşam olaylarını değiştiremiyorsak bakış açımızı değiştirmeyi denemeliyiz. Eğer psikoterapi gördüğünüz halde durumunuzda bir değişme olmuyorsa ya tedaviye direnç gösteriyorsunuz demektir ya da destek aldığınız uzmanı değiştirmeniz gerekiyordur. İlaç tedavisi uygulanıyorsa ve tedavi sürecini desteklemiyorsa ilaçlarınızın değiştirilmesi ya da dozunun yeniden ayarlanması gerekebilir.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
depresyon, kadinlarda

Seçenekler
Stil


Saat: 22:12

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,