ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Sosyal Bölüm > Sağlık Bölümü > Ruh Sağlığı


Mutsuzluk tehlikelidir


Mutsuzluk tehlikelidir

Sağlık Bölümü Kategorisinde ve Ruh Sağlığı Forumunda Bulunan Mutsuzluk tehlikelidir Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Mutsuzluk tehlikelidir Mutsuzluk tehlikelidir Tehlikelidir mutsuzluk. İnsani sasirtir. Telaslandirir. Öc duygusuna sürükler. Yalnizlik korkulariyla yakar. Gecmisin hatiralariyla hirpalar. Yabancilara muhtac ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 06 Aralık 2014, 17:07   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart Mutsuzluk tehlikelidir

Mutsuzluk tehlikelidir

Mutsuzluk tehlikelidir

Tehlikelidir mutsuzluk.

İnsani sasirtir.

Telaslandirir.

Öc duygusuna sürükler.

Yalnizlik korkulariyla yakar.

Gecmisin hatiralariyla hirpalar.

Yabancilara muhtac eder.

Ve bircok insan mutlu oldugunu bilmediginden mutsuzluga düser.

Bir kere mutsuzluk nehrine düstün mü de cikmasi zordur.

Bilirim o sulari oralarda yikandim.

"Bircok insan" diyor Dostoyevski "mutlu oldugunu bilmedigi icin mutsuzdur."

Sasirtici hatta kizdirici bir cümle bu.

Ama düsündürücü de.

Düsündükce de bu büyük yazarin hakli olabilecegini hissediyorsunuz.

Ben kendini mutsuz sanan cok insan gördüm.

Mutluluklariyla kendileri arasindaki en büyük engel kafalarindaki "mutluluk" tarifiydi.

Cocukken seyrettikleri bir filmden okuduklari bir kitaptan büyüklerinin anlattigi bir hikayeden insanlarin aklina bir "mutluluk resmi" yerlesiyor ve bu resme benzemeyen hicbir görüntünün mutluluk olabilecegine daha sonra inanmiyordu. Ellerinde tek bir mutluluk kalibiyla dolasiyorlar bir baskasinin kendine dar gelen ayakkabisini giymeye calisir gibi kendi mutluluklarini bu kalibin icine sokmaya ugrasiyorlardi. Eger mutluluklari o kaliba sigmazsa mutsuz olduklarini düsünüyorlardi. Baska bir bicimde de mutlu olunabilecegi ihtimali onlara inandirici gelmiyordu. Akillarindaki mutluluk tarifine uymadigi icin sahip olduklari mutlulugu degistirmeye ugrasiyorlar... Ve mutsuz oluyorlardi.. O insanlar bir zamanlar aslinda mutlu olduklarini ancak mutluluklarini kaybettiklerinde anlayabiliyorlardi.

Bunlar insanlik aleminin icindeki en büyük duygusal nehirlerden biri olan mutsuzlugun icine diger talihsizlerle birlikte akiyorlardi. Orada gercek mutsuzlarla terk edilmislerle sevilmemislerle sevdigini yitirmislerle hayallerine ulasamamislarla bulusuyorlardi. Birbirinden cok degisik maceralardan hayatlardan kirginliklardan bu nehre akmis insanlar burada zamanla birbirilerine benziyorlardi. Onlari bakislarindan seslerinden bazen baskalarini cok sasirtan bir cüretkarliga dönüsen telaslarindan taniyordunuz. Hemen hemen hepsi de ümitlerinin cogunu kaybetmislerdi. Ellerinde kalan cok kücük bir ümit kirintisiydi.

Mutsuzlugu onlar icin cok tehlikeli kilan da ellerindeki bu kücücük umut parcasiydi.

Bu umuda yapistirilmis öfkeli bir intikam istegi de bulunuyordu dagarciklarinda.

O cok ünlü "Mutlu aileler birbirlerine benzerler her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzlugu vardir" cümlesiyle baslayan kitabinin girisine Tolstoy'un önsöz yerine yazdigi tek satirlik alinti bircok mutsuzun duygusunu da dile getiriyordu:

"İcim nefretle dolu öcümü alacagim."

Gecmise ve gecmiste kalan birilerine karsi nefretle ve intikam istegiyle dolu oluyordu mutsuzlarin cogu. Gecmisten öc almak istiyorlardi.. Gelecege dair ise cok kücük bir umutlari vardi. Gelecekle ilgili ümit icinde gecmisten öc alma istegini de barindiriyordu.

O minicik ümidin titrek isigini her yerde her insanda ariyorlar bunu bulduklarini düsündüklerinde ise hicbir mutlu insanda görünmeyen telas dolu bir cabayla ileri dogru atiliyorlardi.

Bu mutluluk ümidini gerceklestirebilmek ve gecmisle hesaplasabilmek icin her yöne her insana dogru neredeyse hic düsünmeden kendilerini firlatiyorlardi.

İnsanlar daha sonra pisman olduklari bircok seyi böyle bir ruh halinde yapiyorlardi.

İcine düstügü ugultulu sularla bir felakete dogru sürüklendiginden korkan insanlarin kurtulmak icin neler yapabilecegini daha önceden tahmin etmek bile mümkün olamiyordu.

Özellikle mutsuzluk nehrine yeni düsenler timsahlarla dolu bir sudan gecmeye calisan karacalar gibi kurtulmak icin canhiras bir sekilde cirpiniyorlardi. Neredeyse bir tür kisilik degisiminden gecildigi bir dönemdi bu.

Mutsuzluk vahsi bir bicer döver gibi insanin ruhunu parcaliyordu. Bütün güvenini yok ediyordu. Mutsuz insanlar hep bir ucuruma düsüyormus duygusuyla her karsilastiklari

yeni insana icine girdikleri her yeni cevreye "Acaba tutunabilecegim dal burada mi" diye bakiyorlardi. İnsanlar hayatlarindaki en sasirtici iliskileri de bu mutsuzluk krizinde yasiyorlardi. Hayatin bir daha asla "güzel" olmayabilecegi endisesi ruhlarini öylesine kuvvetli bir bicimde sariyordu ki yeniden "mutlu" insanlarin arasina dönebilmek bu korkulardan yalnizliklardan güvensizliklerden acilardan siyrilabilmek icin her ihtimali en anlamsizlarini bile deniyorlardi.

Hic bitmeyecekmis gibi gözüken derin bir yalnizlikla yeniden hayatla barisabilecegini söyleyen minicik umut arasinda sanki basdöndürücü bir tahtiravallide iner cikar gibi sürekli bir dalgalanma yasayan mutsuz insanlarin tek baslarinayken kederli bir yorgunlukla bir kenara oturup baskalariyla karsilastiklarinda irkiltici bir enerjiyle ayaklanmalari bu yipratici degisimleri sürekli yasamalari bütün ruhsal dengelerini de altüst ediyordu. Sükuneti unutuyorlardi. Hep cirpiniyorlardi.

Onlari yeniden mutlu edecek birini bulabilmek gecmisten öc alabilmek kendilerine olan güvenlerini tazeleyebilmek icin aklini issiz daglarda kaybetmis sanssiz bir altin arayicisi gibi her yeri kazmaya calisiyorlardi. Gülünc olmaya bile aldirmiyorlardi. Bazen ruhlarini kaplayan kasirga aniden duruverdiginde bir anligina "ben ne yapiyorum" diye kendilerine soruyorlardi ama bu sadece bir andi kasirga biraz sonra yeniden baslayip onlarin kendilerine dönük gözlerini karartiyordu. Yeniden kör oluyorlardi.

O mutsuzluk nehrine bir kere düsmeye görsün insan... Oraya düsmenin kolay ama cikmanin cok zor oldugunu ancak o zaman anlar. Cömert bir dilenci gibi yasar ondan sonra biraz umut dilenir ve karsiliginda her seyi vermeye razi olur. Verdikleri gözükmez herkesin aklinda dilenisi kalir. O umudu bulduklarini aradiklari insanla karsilastiklarini sandiklari anda hissettikleri kurtulusu ve mutlulugu hicbir mutlu insan kavrayamaz. Ama mutsuzlar yanildiklarini cabuk anlarlar. Daha derin bir aciyla düserler mutsuzluklarinin icine. Öc istekleri daha da artar. Öyle zamanlar olur ki bütün insanlari yabanci ve düsman görürler.

Sonra o yabancilara siginmaya calisirlar.

Cok mutsuz insan gördüm.

Seslerini tanirim onlarin bakislarini tanirim.

Abartili neselerini tanirim.

En neseli konusmanin bir yerinde karariveren yüzlerini tanirim.

Hikayelerini dinlerim.

Cogu Dostoyevski'nin sözlerini hatirlatir.

Mutlu olduklarini bilmedikleri icin mutsuz olduklarini sanmis sahte bir mutsuzluktan kurtulmaya calisirken gercek bir mutsuzluga düsmüslerdir.

Kahkahalarla dolu bir geceden sonra onlari izlerseniz hizla baslayan adimlarinin gitgide yavasladigini her yavaslayan adimla bir baskasina dönüstüklerini omuzlarinin cöktügünü ruhlarinda tasidiklari yorgunluklarinin onlari esir aldigini görürsünüz.

O anda karsilarina cikiveren biri onlari en cilgin seyleri yapmaya ikna edebilir.

Aniden evlenebilirler.

Ertesi sabah dudaklarinda bir plastik tadiyla uyanmak üzere hic sevmedikleri hatta hoslanmadiklari biriyle sevisebilirler.

Varligiyla kendilerini utandiracak birileriyle kalabaliklarin önüne cikarak poz verebilirler.

Tehlikelidir mutsuzluk.

İnsani sasirtir.

Telaslandirir.

Öc duygusuna sürükler.

Yalnizlik korkulariyla yakar.

Gecmisin hatiralariyla hirpalar.

Yabancilara muhtac eder.

Ve bircok insan mutlu oldugunu bilmediginden mutsuzluga düser.

Bir kere mutsuzluk nehrine düstün mü de cikmasi zordur.

Bilirim o sulari oralarda yikandim.

O sularda islananlari onun icin hemen tanirim.

Her mutsuzla karsilastigimda ayni sözleri söylemek isterim.

"Sakin ol sükunet kurtaracak seni."

Her seferinde de sakin olamayacagini bilirim.

Mutsuzluk telaslandirir cünkü insani.

Telasiyla tehlikelidir zaten elindeki o kücük ümidi de kaybetmemek icin cirpinmasiyla tehlikelidir mutsuzluk.

Pismanliklarimizi telas yaratir cünkü telasimizla utanilacak hareketler yapariz bazen önümüzde kaderin actigi genis yollarda mutsuzken tökezlememiz telasimizdandir.

Gördügümüz her insana bogulmakta olan bir insanin kurtulma hirsiyla sarilir ve onlari korkuturuz biz onlari kendimize dogru cekmeye ugrastikca onlar bizim korkularimizi cogaltarak kacarlar.

Yalnizliktan korktuklari icin yalnizlasir mutsuzlar.

Ve yalnizlastikca yalnizliktan daha cok korkarlar.

Mutluluk topraklarina acilan o "sükunet kapisindan" gecmeyi bir türlü beceremezler.

Sonra bir gün o kücücük ümitlerini de kaybedip artik yokluga yaklastiklarini sandiklarinda aniden o sükunet kapisi aciliverir önlerinde.

Ümitleri yoktur artik ama mutluluk sansi onlara sezdirmeden belirivermistir.

Ümitsizce dururken bulurlar mutlulugu.

Kimse sonsuza dek o mutsuzluk nehrinde sürüklenmez cünkü...

Bir gün herkes kurtulur...
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
mutsuzluk, tehlikelidir

Seçenekler
Stil


Saat: 18:58

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,