ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgisi Sosyal Bölüm > Sağlık Bölümü > Ruh Sağlığı


Duygudurumu Bozuklukları - Depresyon


Duygudurumu Bozuklukları - Depresyon

Sağlık Bölümü Kategorisinde ve Ruh Sağlığı Forumunda Bulunan Duygudurumu Bozuklukları - Depresyon Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Duygudurumu Bozuklukları - Depresyon Depresyon uzun süre boyunca devam eden, çok çok üzgün, umutsuz, çaresiz, değersiz hissetme halidir. Gündelik hayatta ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 16 Aralık 2014, 15:58   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart Duygudurumu Bozuklukları - Depresyon

Duygudurumu Bozuklukları - Depresyon

Depresyon uzun süre boyunca devam eden, çok çok üzgün, umutsuz, çaresiz, değersiz hissetme halidir. Gündelik hayatta kolayca kullandığımız bu sözcük aslında çok ciddi bir rahatsızlığa işaret eder. Bu ruh hali kişinin tüm yaşamını etkiler.

Yalnız kalma isteği, hiçbir şeyden zevk alamama, iştahsızlık (veya kendini yemeğe verme), yorgunluk, sık sık ağlama, çok az ya da çok fazla uyuma, dikkat eksikliği, yerinden kalkmak istememe, kararsızlık, suçluluk hissi, intihar düşüncesi gibi geçici olmayan, uzun süren belirtileri vardır.

Depresyonun üzüntüden farkı, üzüntü hissi bir dalgalanma şeklinde, ara ara gelir ve geçer. Elbette istenmeyen, kötü bir olay karşısında herkes üzülür veya kendini çaresiz hissedebilir. Yine de bir arkadaşınız ya da severek yaptığınız bir hobiniz sizi neşelendirmeyi başarabilir.

Üzüntü gündelik hayatınıza devam etmenize, işe gitmenize, bir arkadaşınızla buluşmanıza veya televizyondaki bir filmi ilgiyle izlemenize izin verebilir. Hatta kısa bir süre sonra kendinizi geleceğe dair planlar yaparken bulabilirsiniz. Depresyonda ise böyle bir dalgalanma, işlerini normal şekilde sürdürme, geleceğe umutla bakma vb söz konusu değildir. Aşırı üzüntü hissi ve diğer belirtiler aylarca, kesintisiz olarak sürebilir.

Depresyondaki kişilere karşı, ‘hadi neşelen, güçlü ol, mızmızlanma’ demek hiçbir fayda sağlamayan, yanlış bir yaklaşımdır. Depresyonu bir kapris olarak görmek hem hasta hem de çevresindekiler için durumu sadece daha da zorlaştırır. Depresyon hastaları mutlaka profesyonel yardım almalı ve bir psikiyatra başvurmalıdır.

Sıklıkla, beyindeki kimyasal bir dengesizliğin depresyona neden olduğu dile getirilir ancak bu tip bir açıklama, hastalığın ne kadar karmaşık olduğunu göstermekte yetersiz kalır. Araştırmalara göre artık depresyonun sadece serotonin, dopamin gibi bazı beyin kimyasallarının çok az ya da çok fazla üretilmesiyle açıklanması mümkün değil. Depresyon daha çok, kişinin ruh halinin beyin tarafından hatalı şekilde düzenlenmesi, genetik yatkınlık, strese yol açan olaylar, kullanılan ilaçlar ve tıbbi sorunlar gibi pek çok olası nedene bağlıdır. Bu nedenlerden birkaçının birbirini tetiklemesiyle depresyon ortaya çıkar.

Elbette kimyasallar bu sürecin dışında tutulamaz ancak beyindeki bir kimyasalın seviyesinin çok düşük bir diğerinin çok yüksek olması gibi basit bir durumun söz konusu olmadığını bilmekte fayda var. Ruh halinizi, algılarınızı ve hayatı nasıl deneyimlediğinizi belirlemekten sorumlu dinamik sistemi etkileyen milyonlarca hatta milyarlarca kimyasal reaksiyon söz konusudur. Depresyonun ortaya çıkmasında da, sinir hücrelerinin dışında ve içinde işlev gören pek çok kimyasal etkili olabilir. İşte bu nedenle, iki farklı depresyon hastası aynı belirtilerden şikayetçi olsa da, hastalığın nedenleri ve tedavi yöntemleri tamamen farklı olabilir.

Günümüzde kişilerin depresyona yatkın olmasına neden olan genler ve çeşitli ilaç tedavileri ile ilgili olarak tıp dünyası yeni ve kesin bilgiler ortaya koymaya devam etmektedir. Ancak depresyon henüz tüm hatlarıyla çözülmüş ve anlaşılmış değildir. Bu makalemizde bugüne dek elde edilen bilgiler ışığında, depresyona neden olduğuna inanılan ana faktörleri sıralamaya çalışacağız.

Beynimizin Ruh Halimizi Etkileyen Bölgeleri

Günlük hayatımızda bizler duygularımızı mantığımızdan, beynimizden ayrı bir yere koymaya meyilliyizdir. Oysa bilim dünyası duygularımızın kaynağı olarak beynimize işaret eder. Beyindeki bazı bölgeler ruh halimizi düzenlemeye yardımcı olur. Araştırmacılar sinir hücresi bağlantılarının, sinir hücresi gelişiminin ve sinir devrelerinin depresyon üzerinde belki de bazı beyin kimyasallarından çok daha önemli rol oynadığına inanırlar.

Yapılan araştırmalar, aşağıda detaylarını bulabileceğiniz, beyindeki üç bölgenin depresyonda önemli bir rol oynadığını göstermiştir.

Amigdala: Beyinde öfke, zevk, üzüntü, korku gibi duygularla ilişkili bir grup yapının parçalarından biri de, duygusal olayların hafızada saklanmasında önemli bir rolü olan amigdaladır. Korkutucu bir olay benzeri, duygu yüklü bir anımız aklımıza geldiğinde amigdala harekete geçer. Kişiler üzgün ya da ileri derecede depresyon hastası olduklarında amigdaladaki hareketlilik daha yüksektir. Depresyon tedavisinden sonra bile bu hareketlilik devam eder.

Hipokampus: Hipokampus uzun dönemli hafıza ve anımsama sürecinde merkezi bir rol oynar. Beynin bu kısmı, örneğin saldırgan bir köpekle karşılaştığınızda, hissettiğiniz korkuyu kaydeden kısımdır. Böyle bir kayıt, yaşamınızın ilerleyen günlerinde karşınıza çıkan köpeklerden çekinmenize neden olabilir. Bazı depresyon hastalarında beyindeki hipokampus bölgesinin daha küçük olduğu görülmüştür. Araştırmalar sürekli strese maruz kalmanın beynin bu bölgesindeki sinir hücresi gelişimine zarar verdiğini öne sürer.

Talamus: Bu bölge, duyulara ait bilgiyi toplar ve konuşma, davranışsal tepkiler, hareket, düşünme ve öğrenme gibi önemli işlevlerimizin yönetildiği beyin korteksine gönderir.

Sinir Hücreleri Arasındaki İletişim

Beynimizde, sinir hücreleri arasında mesaj taşınabilmesini sağlayan kimyasallar vardır. Mutluluk hormonu diye bilinen serotonin bunlara bir örnektir. Antidepresanlar, bu kimyasalların sinirler arasındaki yoğunluğunu arttırmaya yöneliktir. Daha önceleri depresyon tamamen bu kimyasallar üzerinden anlaşılmak isteniyordu. Artık depresyonun bundan daha karmaşık bir yapıda olduğu görülmekte. Öte yandan kimyasalların tamamen devre dışı bırakılması da doğru olmaz.

Beyin hücreleri genellikle duyular, öğrenme, hareketler ve ruh halinin belirlenmesi için, işlerin yolunda gitmesini sağlayacak seviyede kimyasal üretir. Ancak ileri derecede depresyonda olan kişilerde, bu dengeyi sağlayan karmaşık sistemde bir terslik olur. Beyindeki alıcılar bu kimyasallara karşı duyarsız ya da aşırı tepkili olabilir. Ya da az üretilen kimyasala bağlı olarak mesaj iletimi zayıflar. Sözünü ettiğimiz bu kimyasallardan bazıları şunlardır: serotonin, noradrenalin, dopamin, glutamat, GABA.

Genler

Beyin de dahil olmak üzere vücudumuzun tamamı genler tarafından kontrol edilir. Genlerin doğru zamanda ürettiği uygun proteinler, biyolojik sürecin olması gerektiği şekilde işlemesini sağlar. Ancak genlerin protein üretiminde bir terslik olduğunda, herhangi bir stres karşısında bu sistemde bir dengesizlik ortaya çıkabilir. Ruh halimiz onlarca gen tarafından etkilenir. Örneğin bazı genler strese nasıl tepki vereceğimizi, bir sorun karşısında az ya da çok, ne kadar bunalacağımızı etkiler.

Tıp dünyası, duygudurumunu etkilediği düşünülen genlerin işleyişini ve neden bazı insanların depresyona daha yatkın olduğunu daha iyi anlamaya yönelik çalışmalarını sürdürmektedir.

Genetik faktörün depresyon üzerindeki gücünü anlamak için aileleri incelemek yararlı olabilir. Birinci dereceden akrabası ileri derecede depresyon hastası olan kişilerde depresyon görülme riski -düşük de olsa- vardır.
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
bozukluklari, depresyon, duygudurumu

Seçenekler
Stil


Saat: 03:06

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,