ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler > Sosyoloji & Felsefe


Felsefe, Entelektüel Bir Yanılgıdır


Felsefe, Entelektüel Bir Yanılgıdır

Türkçemiz Ve Diğer Dersler Kategorisinde ve Sosyoloji & Felsefe Forumunda Bulunan Felsefe, Entelektüel Bir Yanılgıdır Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Felsefe, Entelektüel Bir Yanılgıdır 1750’li yıllarda patlak veren İngiltere sanayi devrimiyle birlikte toplumsal ilişkilerin maddi zemininin büsbütün değiştiğini, sınıf çıkarlarının ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 21 Kasım 2014, 15:24   #1
Durumu:
Çevrimdışı
Liich
Üye
Liich - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Keyifli
Üyelik tarihi: 14 Kasım 2014
Yaş: 24
Mesajlar: 7.850
Konular: 4856
Beğenilen: 1368
Beğendiği: 1252
www.forumsevgisi.com
Standart Felsefe, Entelektüel Bir Yanılgıdır

Felsefe, Entelektüel Bir Yanılgıdır

1750’li yıllarda patlak veren İngiltere sanayi devrimiyle birlikte toplumsal ilişkilerin maddi zemininin büsbütün değiştiğini, sınıf çıkarlarının boğaz boğaza boğuştuğu bir alana doğru sıçrayan dev hareketin kinetik enerjisiyle beslenen bilinç parçalanmasının doğurduğu karşıtlığın nesnel hareketi, felsefenin fikir fetişizminden uzak, gerçek kritisizminin yapılacağı alanı oluşturur. Tarihsel hareketin nesnel çizgilerini felsefeden uzak tutmak, tarihsel hareketi şimdiki hareketin önkronolojik veri ve bağlantıları olarak görmezden gelmek, artık birkaç safın dışında iyice anlaşılmıştır ki, egemen sınıf çıkarlarını temsil eden burjuvazinin sefil oyunundan başka bir şey değildir. Şey’lerin elle tutulur yanını desteklemeyen, insan toplumlarının yaşamını gerçek zeminde yansıtmayan “fikir”le uğraşan ezici çoğunluk, gerçek toplumsal olguların çizdiği grafikle yorum yapmak yerine, giderek daha da çıkmazlara yürüdüğünün farkına varamayarak acınası bir insanlık dramının fikir tohumlarını ürettiğini görmez. İşçinin emek-gücünden başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen kapitalistin tek bir hedefi vardır, o da kapitalist duyguların gölgesinde Tanrı korkusuyla hareket eden değil de, yalnızca kendi kişisel çıkarlarının peşinden koşmaktır. Tanrı korkusunun üzerine çöktüğü camiinin dış kapısını çıktığı anda korkunun da merkezini unutan emek sömürücüsü, işçinin emek-gücünün kullanım-değerini satın alırken onun tam karşılığını vermek gibi hak kani bir niyeti olmadığından, hatta buna kutsal dini ilkeler de karşı çıktığından, işte bir Tanrının gerçeklik ortamını yitirdiği yer, haksızlığı kendi varlığı aracılığıyla salgılamasının sonucudur. Oysa hakikat, sade, kimseye imtiyaz tanımayan doğal dinamiklerin katıksız görüngüsüdür.


Felsefenin safça bunalımlarından kurtulmak, postmodern filozofların, zihinsel yabancılaşmanın profesörce budalalığını temsil eden bilisiz beyinlerin ifade ettiği gibi, “varolan, düşünce, dil” düzlemini çıplak soyut bir hareketle, edinilmiş kavramsal uzayın içinde kaybolarak değil, insanlığın gerçek tarihini dil üzerinden okumak hiç değil; gerçek tarihsel hareketi, maddi koşulların birey üzerindeki dönüştürücü etkisini pratikte kavrayarak anlama olanağına sahip bulunuyoruz. Bugün, eğer, şu bahtı kara “varolan”, binlerce yıldır hakikatin belirli bir noktasına bağlanamadıysa ve sonal olarak bağlanamıyorsa, bunun nedeni, bizden bağımsız maddenin kendisinde değil, zihnimizdeki yabancılaşmış güdülerin oyuncağı haline gelmiş burjuva entelektüel fetişizminin etkisinden kurtulamamaktan ve son olarak, bu entelektüel fetişizmin kavramasal uzayının tam ortasında eğitilerek daha da karmaşık bir atmosfer oluşturan genç felsefe okurlarının acınası çıkmazlarından ileri gelmektedir.

Maddi üretim ilişkilerinin ve toplumların var oluşunun ve devamının önkoşulu lafebeliği değildir; biz, burada, gerçek üretimden ve gerçek yaşamdan bahsediyoruz, yani o olmadan açlıktan ölüp gideceğinizi söylüyoruz. Sizin de takdirinizdir ki, maddi üretim ve gerçek toplumsal hareket olmazsa, tüm toplum açlıktan geberir. İnsanları harekete getiren gerçek kuvvet, onların yaşamını idame ettireceği doğal çıkar ilişkileridir. Böyle nesnel bir gerçeğe, özneleşmiş sınıf bilinçlerinin bakış açılarının farklı olmasının nedeni, gene sınıfları saran maddi koşulların özgül niteliğidir. “Tok, açın halinden anlamaz” atasözünün son derece haklı olan maddi temeli budur.

Gerçek, nesnel, maddi yaşamdan kopan burjuva bilinci, artık beslemesi gereken bir bedeni olduğunu unutmakla kalmaz, bilincin yabancılaştığının farkında olmadan, nesnel gerçekliğin, bu dünyanın maddi dönüşümlerinin anahtarı aracılığıyla yine bu tarafa döneceğini görecek sezgi ve zekâdan da yoksundur.

Maddi üretim ilişkilerinin dolaysız bir yansımasından başka bir şey olmayan felsefenin varlık ortamını yitirmesi, popüler felsefi inancın, büyük bir budalalıkla üzerinde durduğu gibi, soyut çözüm alanında değil, insan zihnine yansıyan somut, maddi çözüm alanındadır.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
bir, entelektuel, felsefe, yanilgidir

Seçenekler
Stil


Saat: 02:02

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,