ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler > Tarih


İstanbulun İşgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar (13 Kasım 1918-16 Mart 1920)


İstanbulun İşgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar (13 Kasım 1918-16 Mart 1920)

Türkçemiz Ve Diğer Dersler Kategorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan İstanbulun İşgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar (13 Kasım 1918-16 Mart 1920) Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> İstanbulun İşgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar (13 Kasım 1918-16 Mart 1920) Zekeriya Türkmen ÖZET Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere merkez olmuş ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 05 Aralık 2014, 21:27   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart İstanbulun İşgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar (13 Kasım 1918-16 Mart 1920)

İstanbulun İşgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar (13 Kasım 1918-16 Mart 1920)

Zekeriya Türkmen


ÖZET

Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere merkez olmuş İstanbul, Türkler tarafından fethedildikten sonra, stratejik konumu dikkate alınarak başkent yapılmış; kısa sürede önemli bir yönetim ve kültür merkezi haline getirilmiştir.

Şark Meselesi'nin çözümlenmesinde düğüm noktası olarak kabul edilen İstanbul şehri, emperyalist devletlerin her zaman ilgisini çeken bir kent olmuştur. 30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı Devleti'nin imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması, İstanbul'un işgaline uzanan süreci başlatmıştır. Müttefiklerin paylaşamadıkları bu şehri birlikte işgal etme planları, 13 Kasım 1918 tarihinde yürürlüğe konulmuş; İstanbul önlerine gelen İtilaf Devletleri donanması 465 yıllık Osmanlı başkentini askerî bir işgal ve abluka altına almıştır.

13 Kasım 1918'den 16 Mart 1920'ye uzanan süreçte İtilâf Devletleri işgal kuvvetleri İstanbul'da denetimi büyük ölçüde ellerine geçirmişlerdir. Bu zaman zarfında başkentteki uygulamaları ile bu işgalin geçici bir işgal olmadığını, burada kalıcı olduklarını göstermişlerdir. 5 Kasım 1919 tarihine gelindiğinde İtilâf Devletleri'nin İstanbul'daki işgal kuvvetlerinin sayısı 50.000'i geçmiştir. İşgalciler, İstanbul'daki uygulamaları ile sömürü amaçlı olarak buraya geldiklerini de göstermekte idiler.

Uzun bir işgal ve kontrol döneminden sonra İstanbul, Türk ordusunun denetimine geçmiş; başkenti bir oldu bitti ile işgal edenler; Türk bayrağını ve ordusunu selamlayarak şehri terk etmişlerdir.


Anahtar Kelimeler
İstanbul, İstanbul'un işgali, Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti, Kuva-yı milliye.
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 05 Aralık 2014, 21:27   #2
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart

GİRİŞ

İstanbul, bulunduğu jeopolitik ve stratejik konumu itibari ile tarih boyunca bütün medeniyetlerin ilgi alanına girmiş; uğrunda çetin mücadeleler yapılmış, dünyanın en önemli geçiş noktasında bulunan bir şehirdir.

Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere beşiklik etmiş olan İstanbul şehri, 29 Mayıs 1453 tarihinde Türkler tarafından fethedildikten sonra yeni bir çehreye bürünmüştür. Türkler, fetihten sonra İstanbul'da her alanda büyük bir imar faaliyetine girişmişlerdir. Asırlarca "Constantinapolis" veya "Kostantiniyye" adıyla bilinen şehri, "Türk İstanbul" haline getirmişlerdir.1 İstanbul fetihten sonra, Osmanlı Devleti'nin başkenti yapılmıştır.2 Köhne Bizans harabeleri üzerine inşa edilen Türk İstanbul, fethi takib eden yıllar ve yüzyıllardan sonra, kendini yeniden inşa eden Türk milletinin, ruhundaki inceliklerin her alanda dışa yansımış bir ifadesi gibidir. İstanbul, Türkler tarafından sanatkâr bir ruh ve üslup ile işlenmiş; selefinden bambaşka bir hüviyete bürünmüştür.3 Fetihten sonra İstanbul, mimarisi, san'atı, diğer estetik dokusu ve sosyal hayatı ile Türklerin göz bebeği bir kent haline gelmiştir.4

Uzun yüzyıllar Türk idaresinde kalan İstanbul, Osmanlı Devleti'nin çöküş sürecinde devletler arasında yapılan gizli antlaşmalarda paylaşılamayan cezbedici coğrafyası ile her zaman ilgileri üzerine çekmiş; diğer bir deyimle cazibe merkezi olmuştur.5 XVIII. Yüzyıl sonlarında Mısır seferine çıkan ve oradan da Suriye üzerinden Anadolu'ya ilerleyerek İstanbul'u almayı planlayan Napoleon Bonaparte'ın ifadesiyle İstanbul; dünya hakimiyeti için elde bulundurulması gereken bir yerdir ve kurulması düşünülen "dünya imparatorluğu"nun da merkezi konumundadır.6

Osmanlı Devletinin XVIII. yüzyıldan itibaren eski gücünden giderek düşmesi, devletin Rumelideki toprakları başta olmak üzere önemli toprak parçasının elden çıkmasına sebep olmuştur. Bu arada Pan-slavizm fikrini Balkanlara yayan Ruslar, Çar Petro'nun vasiyeti doğrultusunda İstanbul'u ele geçirmek ve Bizans'ı yeniden diriltmek hülyalarına kapıldıkları gibi, bu fikirlerini özellikle Rum tebaa üzerinde de giderek yaygınlaştırmaya gayret gösterdiler. 9 Temmuz 1807'de yapılan Tilsit görüşmelerinde, İstanbul'un Rusya'ya bırakılmasını isteyen Çar I. Aleksandr'a, İmparator Napoleon şöyle karşılık vermiştir: "İstanbul mu, asla! İstanbul, dünya imparatorluğu demektir!" Öte yandan Çar I. Petro'nun politik mirasını uygulamak isteyen Rus çarlarının vazgeçilmez arzusu İstanbul'u almaktı. Rus Çarlığı Yunanistan'daki isyanı bunun için hazırlayıp her bakımdan desteklediği gibi, daha sonraki yıllardaki Osmanlı-Rus savaşları da bir yerde bunun için yapıldı.7

Diğer taraftan İstanbul, doğu-batı arasındaki geçiş güzergahı üzerinde bulunmasından dolayı değişik zamanlarda pek çok seyyahın uğradığı ve hayran kaldığı bir şehir hüviyetindedir. 1843 yılında İstanbul'a gelen ünlü Fransız yazarı Gerard de Nerval'in ifadesiyle bu muhteşem şehir, "muhakkak dünyanın en güzel yeri" idi.8 Nerval, "Muhteşem İstanbul" adıyla dilimize çevirisi yapılan eserinde, bu şehirde çeşitli milliyet ve etnik gruplardan pek çok insanın huzur içerisinde yaşadığını belirttikten sonra, "İstanbul'da Türklerin gösterdiği evrensel müsamahanın yüceliğini anladım" der.9

XIX. ve XX. yüzyıllarda Büyük devletlerin (İngiltere-Fransa-Almanya-Rusya-İtalya) yaptığı gizli antlaşmalarda İstanbul, gündemdeki yerini hep korumuş, emperyalistlerin ilgi odağı olmaktan kurtulamamış ve mutlaka paylaşılmak, elde tutulmak istenen bir şehir olmuştur. İstanbul ile en çok Çarlık Rusyası ilgilenmiştir. İngiliz ve Fransızlar ise, Önasya'daki sömürgelerini kontrol altında tutabilmek için İstanbul'u ellerine geçirmek amacıyla, siyasî zeminlerde devamlı olarak mücadelelerini sürdürmüşlerdir. XIX. Yüzyıldan itibaren Türklerle Ruslar arasında yapılan savaşların hemen hemen tamamında Türklerin yenilmesi Ruslara İstanbul kapılarını açmış fakat bu kritik durum diğer devletlerin müdahalelerine sebep olmuştur. Ingiliz devlet adamlarından Lord J. Russel'a göre, "eğer Rusya Tuna üzerinde durdurulamazsa, -İstanbul ve Anadolu'yu ele geçirecek ve- günün birinde İndus kıyılarında durdurmak zorunda kalınacak" yayılmacı bir devlet idi[10].
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 05 Aralık 2014, 21:27   #3
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart

A. Dünya Savaşı Yıllarından Mondros Mütarekesi’ne Uzanan Süreçte İstanbul İçin Yapılan Plânlar

"Doğu Sorunu" veya diğer bir ifade ile "Şark Meselesi" olarak adlandırılan ve Türkleri önce Balkanlardan, daha sonra da Anadolu'dan çıkarmayı hedefleyen politika, XX. yüzyılın başlarından itibaren çok yönlü olarak uygulamaya konulmuştur.11 XX.Yüzyıl başlarındaki görüntüsü ile, emperyalist devletlerin "Hasta Adam" olarak vasıflandırdıkları Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu topraklar, ele geçirilmesi gereken hedefler arasında bulunuyordu.12 Bu hedefi ele geçirmek ve Ortadoğu'daki hammadde kaynaklarına sahip olmak amacıyla pek çok gizli ve açık görüşmelerde bulunan ve antlaşmalar yapan Avrupa'nın emperyalist devletleri, İstanbul şehrinin paylaşılması konusunda bir türlü fikir birliğine varamamışlardır.

Mart-Nisan 1915 tarihinde Londra'da toplanan konferansta, İngiltere ve Fransa ortak bir karara vararak İstanbul ve Boğazlar bölgesinin Rus egemenliğine geçmesini onaylamışlar13; bu durum, 23 Ekim 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması'nda da aynı şekilde kabul görmüştür.14 Böylece Avrupa'nın büyük devletleri İstanbul ve Boğazlar bölgesini Osmanlı Devleti'nin haberi dahi olmadan aralarında yaptıkları gizli antlaşmalarla Rusya'nın egemenliğine vermiş oldular. Nitekim, 1917 yılında Rusya'da gerçekleşen Bolşevik Devrimi, uluslar arası dengelerin tamamen değişmesine sebep olduğu gibi, bolşeviklerin emperyalist devletlere cephe almasına neden olmuştur. Bunun sonucunda, Çarlık Rusyası tarafından, İngiltere ve Fransa ile 1915-1917 tarihleri arasında Osmanlı Devletini bölmeye yönelik olarak yapılmış olan gizli antlaşmalar ifşa edilmiştir. Uluslar arası siyasî ilişkilerin bu derece hızlı değiştiği bir zamanda müttefikler de İstanbul'u Rusya'ya vermekten vaz geçmişlerdir. İstanbul bundan böyle İngilizler'in, Fransızlar'ın ve -deyim yerinde ise bunların çömezi konumunda bulunan-Yunanlılar'ın ele geçirmek istedikleri bir merkez haline gelmiştir. Osmanlı Devleti bütün bu politik gelişmelerden dış temsilcilikler vasıtasıyla haber aldığından bir takım tedbirler almayı gerekli görmüştür. Osmanlı ülkesi askerî ve mülkî bakımdan bir taksimata tabi tutularak yapılan düzenlemede İstanbul askerî mıntıka içerisinde yer almış öncelikle savunulması gerekli stratejik noktalardan biri olarak tespit edilmiştir.15 Nitekim İtilâf Devletleri, İstanbul'un paylaşılması konusunda bir türlü fikir birliğine varamayınca burasını beraber yönetme, ortak bir şekilde kontrol altında tutma fikrinde birleşmişlerdir.

I. Dünya Savaşı yıllarında, Osmanlı başkenti İstanbul, düşmanın askerî hedeflerinden biri olmuştur. Daha harbin başlangıcında, Türkleri barışa zorlamak isteyen müttefikler, onları başkentlerinde vurmak istemişler; bu amaçla 1915 yılında Çanakkale Boğazını zorlamışlar, Türkleri kalbinden vurarak başkentlerinde tutsak etmek istemişlerdi. Fakat Çanakkale'de Türk askerinin sergilediği kahramanlık ve metanet, boğazın aşılmasını imkansız bir duruma getirdiği gibi, müttefiklerin İstanbul'u kolayca ele geçirme planlarını da suya düşürmüştü. İtilâf Devletleri daha sonra diğer cephelerden Osmanlı Devletine saldırıya geçmiştir. Türkler dört yıl boyunca pek çok cephede emperyalistlere karşı büyük bir gayretle, yokluk ve sıkıntılara rağmen mücadelelerini sürdürmüşlerdir. Savaşın son yılına (Eylül-Ekim 1918) gelindiğinde pek çok cephede çözülmeler görüldü; Türk orduları uzun ve yıpratıcı muharebelerde giderek güçten düştüler ve Anadolu'ya doğru çekilmeye başladılar.16
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
1920, donemindeki, isgal, isgali, istanbulun, kasim, mart, uygulamalar

Seçenekler
Stil


Saat: 14:23

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,