ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler > Tarih


Osmanlı Medeniyetinin Alâmet-i Fârikaları


Osmanlı Medeniyetinin Alâmet-i Fârikaları

Türkçemiz Ve Diğer Dersler Kategorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan Osmanlı Medeniyetinin Alâmet-i Fârikaları Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Osmanlı Medeniyetinin Alâmet-i Fârikaları Osmanlı; kuruluşu, idarî yapısı, medeniyet anlayışı, sınırlarını kıtalara ve okyanuslara dayandırması. farklı millet ve dinî toplulukları ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 05 Aralık 2014, 21:30   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart Osmanlı Medeniyetinin Alâmet-i Fârikaları

Osmanlı Medeniyetinin Alâmet-i Fârikaları

Osmanlı; kuruluşu, idarî yapısı, medeniyet anlayışı, sınırlarını kıtalara ve okyanuslara dayandırması. farklı millet ve dinî toplulukları insanlık, adalet ve hoşgörüyle hükmedip, "Ufukların Efendisi"; sıfatıyla cihanın en kudretli ve uzun ömürlü devleti ve medeniyeti mevkisine yükselmesi açısından otoritelerce tarihin en orijinal medeniyetlerinden biri sayılmaktadır. Biz de burada Osmanlı Medeniyeti’nin mucizevî yapısını/temellerini ve hangi lâhûtî anlayış ve kaynaklardan beslendiğini ele almaya çalışacağız. Osmanlı, Türk ve İslâm Medeniyeti’nin terkibinden mürekkep parlak bir medeniyet inşa etmiş ve bu medeniyet havzasında özgün bir konuma erişmiştir. İslâm Medeniyeti’nin parıltılarına aynadarlık eden Osmanlı, meydana getirdiği medeniyetle çoğu kanaat sahiplerine göre, Asr-ı Saâdet ve Hulafâ-i Râşidîn döneminden sonra İslâmiyet’i ve İslâm medeniyetini bütün kâide ve müesseseleriyle ikinci kez tatbik etme imkân ve mazhariyetine kavuşmuştur. Tarihçi Hammer’in de dediği gibi bu anlamda Osmanlı Medeniyeti, Müslümanların ve tüm insanlığın şâhikalarından, göz kamaştırıcı süslerinden biri mertebesine ulaşmıştır. Osmanlı Medeniyeti zamanla, insan, toplum ve devlet yapısıyla güzelliklerin her alanda teşhir edildiği; insanlığın, adaletin, dayanışmanın ve toplumsal barışın remzi ve ilham kaynağı olmuştur; Osmanlı ülkesi de adeta bir "Harikalar Diyarı";, "Masallar Ülkesi"; haline gelmiştir. "Güneş Ülke";, "Rüyalar Ülkesi";, "Selâmet Cenneti"; vb sıfatlarla tasvir edilen "Görkemli Medeniyetimizin"; en belirgin köşe taşları işte şunlardır:
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla

Okunmamış 05 Aralık 2014, 21:30   #2
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart

Medeniyetimizin İslâmî/Ledünnî Temelleri
Muhteşem medeniyetimizi özgün ve üstün kılan, onun ruhî ve fizikî bünyesini dokuyan çok sağlam ve köklü temeller vardı. Medeniyetimizin omurgasını teşkil eden muazzam kökler ve ledünnî kaynaklarla ilgili olarak, İngiltere’nin İstanbul Büyükelçilerinden Porter şu çarpıcı tespitte bulunmuştur: "İmparatorluk kanunla birleşik din temeli üzerinde öyle sağlam bir şekilde inşa edilmiş ve bütün tebaanın iftihar ederek gösterdikleri alâka ve heyecanlarıyla öylesine mükemmelleştirilmiştir ki, devrin her türlü bahtsızlıklarına ve zaaflarına cesâretle karşı koymaktadır."; Fransız şâir Lamartine de aynı hususta şu mühim tahlîli serdetmiştir: "Türk’ün fazîleti İrâde-i İlâhiyye’ye dâimâ inkıyâdında ve akîdesi de takdîr-i İlâhî’de gösterilebilir. Dâimâ, Allah, onun fikrinde ve zikrindedir. Kısır bir fikir şeklinde değil amelî bir hakîkattir."; Fransız Yazar A. L. Castellan’ın yaklaşımı ise şöyledir: "Kazâ ve kader akîdesi Türklerin zihninde kökleşmiştir: Çok defa bu akîde onlarda şecâat yerine geçer, sebât ve metânetlerini artırır.";

Medenî(yetçi) Osmanlı Toplumunun Mümeyyiz Vasıfları
Osmanlı, İslâmiyet’in insanlığa va’dettiği içtimaî barış ve sükûneti, hiçbir etnik, dinî ve kültürel ayrım gözetmeksizin yedi iklim üç kıtada asırlar boyunca gerçekleştirmeyi başarmıştı. Bunu mümkün kılan en büyük sır, tesis ettiği "mucizevî medeniyeti"; fevkalade bir mahâret ve hassasiyetle tatbik etmesiydi. Bahsi geçen muhkem dinî temellere ve sihirli düzene dayanan Osmanlı, kendi medeniyetinin husûsiyetlerine yaraşır toplum ve insan tipini meydana getirmeyi de bilmişti. Osmanlı toplumu, milletlerin sosyal bünyelerini tehdit eden ve çöküşlerine yol açan marazlardan arınmış, İslâm âdâb-ı muâşereti ve ahlâkî fazîletleriyle donanmış nezih bir insan tabakası teşekkül ettirmeye kadir olmuştu. Böyle bir toplumda, insan tabakaları arasında derin uçurumlar ve sınıf kavgalarına asla rastlanamazdı. Osmanlı, kendi hür tebaasına olduğu kadar esir, köle, câriye ve mahkûmlara da insanca bir muameleyle yaklaşma erdemini göstermekten de geri kalmamıştı. Fransız siyaset bilimci Bruno Etienne, Osmanlı dönemindeki kölelerin, bugünün sözde bireylerinden daha özgür olduğunu şöyle ifade etmiştir: "Osmanlı’daki köleler, bugünün sözde özgür bireylerinden daha çok özgürlüğe sahiptiler.";
Şu halde, Osmanlı toplumunu müberrâ bir seviyeye yükselten ve hadsiz bir sitâyişe nâil eyleyen alâmet-i fârikalar neydi? Tabii ki, doğruluk, dürüstlük, namus, nezâket ve asâlet gibi hasletler bunların başında geliyordu. Temel ahlâkî unsurları şahsında temsil ve teşhir eden Osmanlı insanının, ideal bir temiz toplum modeli inşa etmesi elbette ki tesadüf olamazdı. İsveç’in İstanbul elçisi Mouradgea D’Ohsson, Osmanlı toplumunu ayrıcalıklı kılan meziyetlere şu enfes görüşleriyle parmak basmıştı: "Osmanlılar, umumî ve ferdî ahlâklarının ciddiyetini Şerîatın iffet ve hayâ ahkâmına medyûndurlar. Diğer fazîletleri kadar namuskârlık, dürüstlük ve doğruluk gibi Kur’an’ın en kuvvetli ahkâmına dayanan meziyetleri itibariyle de şâyân-ı takdîrlerdir. İçtimaî nizamın Osmanlılar arasında kurmuş olduğu münasebetlerin hepsine temiz yüreklilikle hüsn-i niyetin hâkim olduğu anlaşılmaktadır."; İngiliz Yazar Thornton’un bakışı da şu merkezdedir: "Türkler arasında içtimaî ve ailevî fazîletler, kendi ihtiyaçlarına ve bilhassa ilk Resûller devrine lâyık nâzikâne muâşeret kâidelerine uygun bir tahsîl seviyesiyle birleşir."; Alman Yazar Hans Barth’ın değerlendirmesi çok daha muhteşemdir: "İnsan, paşadan küçük bir bakkala kadar bütün Türklerin aynı okulda yetişmiş, aynı asâlet mertebesine sahip büyük senyörler olduklarını zanneder. İstanbul halkı, yeryüzünün en medenî ve en dürüst halkıdır.";
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
alâmeti, fârikalari, medeniyetinin, osmanli

Seçenekler
Stil


Saat: 02:49

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,