ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler > Tarih


Atatürk ve Tarih Anlayışı


Atatürk ve Tarih Anlayışı

Türkçemiz Ve Diğer Dersler Kategorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan Atatürk ve Tarih Anlayışı Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Atatürk ve Tarih Anlayışı ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 52, Cilt: XVIII, Mart 2002 ÖZET Atatürk Milli Mücadele’nin hemen ardından ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 05 Aralık 2014, 21:49   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart Atatürk ve Tarih Anlayışı

Atatürk ve Tarih Anlayışı

ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 52, Cilt: XVIII, Mart 2002

ÖZET

Atatürk Milli Mücadele’nin hemen ardından çok köklü yenileşme hareketlerine girişti. Yapılan çalışmalar şekli olmaktan ziyade içerikle ilgiliydi. O Türk Milleti’nin Dünya ulusları Arasındahak ettiği yeri almasını arzuluyordu. Bir taraftan yeni kurulan ülkenin temelleri bina edilirken, diğer taraftan ülkenin yurt dışındaki prestij ve konumunun düzeltilmesi için de yoğun çaba sarf ediyordu. XX. Yüzyılın başında Batı, Doğu dünyasının tamamına, tabii olarak Türklere de ikinci sınıf insan muamelesi yapıyor, bu tavrı her fırsatta dile getiriyordu. Bu durumu yakından bilen Mustafa Kemal, Türklere isnat edilen kimi zaman hakaret seviyesine varan ithamlara karşı koymak, Türk Milleti’nin gerçek kimliğini dünyaya tanıtmak, ülkede var olan kronolojik tarih anlayışından kurtulmak, sosyal tarih anlayışına geçmek için yoğun tarih çalışmaları yapılmasına karar verdi. Yapılan çalışmalar sonucu "Türk Tarih Tezi"; ortaya atıldı. Türk tarihinin İslam veya Osmanlı tarihiyle sınırlı olmadığı, en az İslam sonrası tarih kadar başarılarla dolu bir İslam öncesi Türk tarihinin varlığı ortaya çıkarıldı. O tarihin sadece kronolojiden ibaret olmadığını belirterek, Türk tarihinin kültür ve uygarlığını ortaya çıkarmayı hedef edinen bir çalışma planı doğrultusunda tarihin beşeri yönünün ortaya çıkarılmasını, Türk tarihçilerine görev olarak verdi. Bu amaçla 1931 senesinde Türk Tarih Kurumunu kurdu. Tarihin hem milli hem de evrensel yanına dikkat çekerek, tarihin milletler arasında dostluk ve barış için kullanılması gerekliliğine kuvvetli bir biçimde vurgu yaptı. 1938’deki ölümüne kadar da tarihe olan ilgisi hiç azalmadı, aksine kendi döneminde yapılan tüm tarih çalışmalarının ya içinde yer aldı ya da yapılanları çok yakından takip etti.

Giriş

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bazı Osmanlı aydınları milliyetçilik düşüncesinden etkilenmişti. Bu aydınlara göre devletin kurtuluşu, dayandığı asıl zümre olan Türklerin her alanda ön plana çıkarılmasıyla gerçekleşebilirdi. Onlara göre Türkçülük mutlaka benimsenmeli ve uygulamaya konulmalıydı. Çünkü devletin hakimiyeti altındaki diğer uluslarla karşılaştırıldığında kendine verilen görevi eksiksiz yerine getiren ve cepheden cepheye koşanlar sadece Türklerden oluşmaktaydı1. Bu nedenle o zamana kadar küçümsenen, pek dikkate alınmayan Türkler2, devlet kurumlarında hak ettikleri yerlere gelmeliydi. Bu düşünceler kimi zaman gündeme geldiyse de Osmanlı Devleti varlığını devam ettirdiği sürece tam bir uygulama alanı bulamamıştır3.

Osmanlı Devleti büyük umutlarla girdiği I. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkınca, Türk aydınlar yeni bir değerlendirme yapmak zorunda kalmışlardır. Zira devlet büyük oranda toprak kaybetmiş, çok şey beklenen cihat ilânı hiç bir işe yaramamış, sadece İngilizlerin biraz telaşlanmasına yol açmıştı. Bu gelişme Osmanlı Devleti’nin ve onun yöneticisi halifenin İslâm dünyasındaki psikolojik üstünlüğünün sonunu simgelemekteydi. Gelişen olaylar ve Anadolu’daki İstiklâl Mücadelesi’nin baskısı altında toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi, Türk nüfusun çoğunlukta olduğu yerleri "vatan"; ve ulaşılması hedeflenen gayeyi de "milli sınırlar"; olarak ilan etti. Bu tavır önemli bir siyasal ve düşünsel dönüşümdü. O güne kadar kendini imparatorluk olarak gören devlet, kendine milli bir sınır tayin etmekte ve o toprakları kurtarmayı, daha da fazla ilerlememeyi öngörmekteydi. Böylece son Osmanlı meclisi tek bir millete dayanan ve sınırları Anadolu olan üniter devlet yapısını kendisine hedef olarak koymuştur. Bu hedef 1918’de Mustafa Kemal tarafından ortaya atılmış, ancak sultan Vahdettin tarafından onaylanmadığından uygulanamamıştır4.

Osmanlı Mebusan Meclisi’ni böyle bir karar almaya, milli bir vatan sınırlarını kabul etmeye zorlayan neden, Mustafa Kemal’in Anadolu’da yaptığı çalışmalardı. Mustafa Kemal daha Kurtuluş Mücadelesi’nin başlangıcı sayabileceğimiz Amasya’da iki şeyi kuvvetle vurgulamıştır: "millet"; ve "vatan";. Millet ve vatandan kasıt, Türk milleti ve Türk yurdu yani Anadolu idi. Amasya’da üzerinde durulan konular Erzurum ve Sivas kongrelerinde de aynı kuvvet ve kararlılıkla dile getirilmiştir5.

Büyük fedakârlıklarla geçen Kurtuluş Mücadelesi sonunda "Misâk-ı Milli’de"; kabul edilen sınırlara ulaşılmış ve 29 Ekim 1923’te yeni Türk Devleti’nin kurulduğu tüm dünyaya ilân edilmiştir. Genç cumhuriyet savaş alanlarında kazandığı başarıyı Lozan’da siyasal alanda da perçinleyerek bağımsız dünya devletleri arasındaki yerini almıştır. Ancak Mustafa Kemal’in de dediği gibi, "savaş yeni başlıyordu";. Ülke ve millet her alanda hizmet bekliyordu. Fakat daha da önemlisi o zamana kadar tebaa olarak yaşamış olan halka millet şuurunun verilmesi gerekiyordu. Bunun için halkın öncelikle eğitilmesi ve dünyadaki çağdaş yaşam düzeyine çıkartılması gerekliydi. İmparatorluk zihniyeti içinde yetişmiş insanlardan bir millet ortaya çıkarmak oldukça zor bir deneyimdi. Bu nedenle Atatürk bu deneyimi gerçekleştirirken kendisine en fazla yardım edecek tarihi araştırmaya ve araştırtmaya başladı. Onun tarih araştırmalarına yönelmesinin tek sebebi bu değildi. Avrupalı tarihçiler bazen çalışmalarında Türk milletine hakarete varacak tarzda saldırıda bulunuyor, fakat kendilerine gerekli cevaplar verilemiyordu. Mustafa Kemal bu saldırıların asılsızlığının bir an önce ortaya konması için tarih çalışmalarının kaçınılmaz olduğuna inanıyordu.
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
anlayisi, ataturk, tarih

Seçenekler
Stil


Saat: 22:03

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,