ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler > Tarih


İstanbul'daki Bizans İmparatorluk Sarayları


İstanbul'daki Bizans İmparatorluk Sarayları

Türkçemiz Ve Diğer Dersler Kategorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan İstanbul'daki Bizans İmparatorluk Sarayları Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> İstanbul'daki Bizans İmparatorluk Sarayları Latince saray anlamına gelen palatium, Grekçe palation kelimesi, Roma'da imparator sarayının yer aldığı Palatine Tepesi'nden kaynaklanmaktadır. ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 05 Aralık 2014, 21:52   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart İstanbul'daki Bizans İmparatorluk Sarayları

İstanbul'daki Bizans İmparatorluk Sarayları

Latince saray anlamına gelen palatium, Grekçe palation kelimesi, Roma'da imparator sarayının yer aldığı Palatine Tepesi'nden kaynaklanmaktadır. Burası 3. yüzyıla kadar Roma imparatorlarının resmi ikametgahı olmuş ve kelime literature bu şekilde girmiştir. Bizans'ta da saraylar, palation ya da hükümdar evi anlamına gelen Basileos Oikia gibi adlarla anılmıştır.


Bizans sarayları ve saray yaşamı ile ilgili bilgilerimiz mevcut kalıntılara, arkeolojik kazılardan elde edilen sonuçlara ve daha da çok Prokopios, İmparator VII.Konstantinos Porphyrogennetos, Anna Komnena, Ioannes Kinnamos, Mikhail Psellos ve Khoniates gibi tarih yazarlarının eserlerinden edindiğimiz bilgiler ile sarayları kullanılırken ya da yıkıntı halinde de olsa görmüş olan Devil'li Odo, Tudela'lı Benjamin, Tyre'li William, Selanik'li Eustathios, Florentine Boundelmonte, Petrus Gyllius ve İbni Batuta'nın gözlemlerine dayanmaktadır. Bizans'ın çağdaşı ve yakın sanatsal ilişkiler içinde olduğu Avrupa ve İslam topraklarındaki saraylar da, günümüze ulaşmayan Bizans saraylarını, hem mimari hem de süsleme bakımından gözümüzde canlandırmamıza yardımcı olabilecek benzer özellikler gösterir. Bu saraylar arasında Bizans ile yakın ilişkiler içinde olan Got Kralı Theodoric'in Ravenna'daki Sarayı ve Sicilya'nın Palermo kentindeki Palazzo Normano'da bizzat Bizanslı sanatçıların sarayın süslemesinde çalıştığı bilinir. Bunların dışında Silifke Akkale'deki kent yöneticisine veya kentin ileri gelenlerinden birine ait büyük bir saray kompleksi, Trabzon'daki Komnenos, Kemalpaşa'daki Laskaris Sarayı ve Mistra'daki Despot Sarayı gibi yapılar, Bizans saray mimarisi hakkında bize bilgi veren diğer sayılı örneklerdir.
Bir Müslüman Arap emirinin oğlu olan Digenes Akritas'ın 9-10.yüzyılda Güney doğu Anadolu'da geçen destanında, kahramanın Fırat kıyısındaki (Samsat - Gaziantep?) yazlık sarayı tüm ayrıntılarıyla anlatılmaktadır. Kulelerinden Suriye'nin görüldüğü bu hayali saray, bir 12.yüzyıl Bizans sayfiye sarayında olması gereken tüm özellikleri ayrıntılarıyla yansıtmaktadır. Saray yapıları, kuşlar ve evcil hayvanlarla dolu, her türlü meyve ağacının olduğu bir bahçede, çiçek tarhları arasında kurulmuştur. Sarayın bahçe duvarları ve avlusu (atrium) beyaz mermer plakalarla kaplıdır. Duvarları kesme taştan yapılmış sarayın, ana yapısı üç katlıdır. Sütunlu kare planlı bir giriş bölümü vardır. Üst katlarda pencereler sıralanır. Arkada ikinci bir yapı, yakınında etrafı balkon biçiminde düzenlenmiş bir merdivenli kule ile Aziz Theodoros'a adanmış bir kilise, hamam ve konukevi bulunur. İkametgah olarak kullanılan iki büyük yapı, merkezi avluya revaklı iki yolla bağlanmaktadır. Sarayın kabul salonunun tavanında Eski Ahit'ten Samson, Davud, Musa ve Yusuf ile Grek mitolojisinin kahramanlarından Odysseus, Akhileus, Agamemnon, Penellope, Bellerophon'un Khimera'yı öldürmesi, Büyük İskender'in tarihi hikayesi gibi sahnelerin tasvir edildiğinden söz edilir.

İmparator Büyük Constantinus tarafından 325 yılında, Roma İmparatorluğu'nun Roma'dan sonra doğudaki ikinci başkenti olarak seçilen Byzantium (İstanbul), beş yıl boyunca süren hazırlıklar sırasında kent batıya doğru genişletilip kuvvetli surlar, gösterişli yapı ve meydanlarla süslenmişti. İnşaatlar büyük oranda tamamlandığında kente Konstantinopolis adı verilerek, 11 Mayıs 330 yılında resmi törenlerle açılmış ve Hıristiyanlık serbest bırakılmıştır. Yeni din gerekli olan dini yapıların yanı sıra İmparator Constantinus ile ailesinin resmi ikametgahı ve aynı zamanda imparatorluğun yönetim merkezi olacak bir saraya gereksinim duyulmuş ve kentin katedrali olan Ayasofya'nın güneyi ile Hippodromun doğusunda kalan alana, Bizans'ın ilk imparatorluk sarayı kurulmuştu.

Sarayın yerinin seçilmesi konusunda Roma geleneklerine uygun olarak belirli kurallara uyulmuştur. Bizans'ın ilk imparatorluk sarayı olan Büyük Saray'da, Selanik ve Sirmium'da olduğu gibi saray ve hippodrom bir bütünlük oluşturacak yakınlıkta idi. Romalıların yaşamında hippodrom, imparator ile halkının, atlı araba yarışlarının yanı sıra resmi ve dini törenlerde bir araya geldiği önemli toplantı alanlarıdır. Sarayın kurulduğu bölgenin deniz manzarasına sahip oluşu ve deniz ulaşımı için liman kurulmasına olanak vermesi gibi doğal avantajları, İmparatorluk sarayının yerini belirlenmesinde önemli rol oynamış olmalıdır. Daha sonraki dönemlerde de Blakherna sarayının yerinin seçilmesinde başkentin önemli kiliselerinden biri olan Theotokos Kilisesi'nin olmasının yanı sıra Haliç'in deniz ve orman manzarasına sahip oluşu ile denizden ulaşım yapılabilmesinin ve yerleşimin av alanlarına yakın oluşunun da etkileri de olmalıdır. Sayfiye saraylarının yerlerinin seçilmesinde de benzer özelliklerin göz önünde tutulmuş olduğu düşünülmektedir.

Bizans'ın 330'dan 1453 yılına değin geçen uzun tarihi araştırıldığında, imparatorluk sarayları olarak Büyük Saray ve Blakherna Sarayı'nın kullanılmış olduğu görülür. Bizans sarayları, denize ve manzaraya hakim yerlerde, özellikle teraslandırılmış yamaçlar üzerine kurulmuştur. Saray yapılarının çevresi değişik ağaçlar, çiçek tarhları, gölgelik ve çeşmelere sahip cennetin bir mikrokosmosu olarak algılanabilecek görkemli bahçe ve park olarak düzenlenmiş geniş alanlarla kuşatılmıştır. Bizans saraylarının İtalya'daki Rönesans dönemi saraylarından farklı olarak tek, büyük bir blok yerine birbirlerine merdiven, koridor ve geçiş mekanlarıyla bağlanan, bahçeler içine dağılmış durumdaki farklı yapılardan oluşan kompleksler oldukları görülmektedir. Bizans imparator saraylarının ortak özelliklerinden bir diğeri de, sarayların çevresinin kalın bir duvarla dışa kapatılmış olmasıdır. Tasvirlerden anlaşıldığı üzere Bizans imparatorluk sarayları surlarla çevrili kentlere benzemektedir. Saray alanında imparatorların aileleriyle birlikte ikamet ettikleri özel dairelerinin olduğu yapılardan başka taht, tören ve yemek salonları, senato kilise ve şapel gibi dini yapılar, hamam, kışlalar, saray çalışanları için barınma mekanları, hazırlık, bakım, depo, sarnıç, ahırlar ile avlular, oyun salonu ve imparator için darphane, kuyumcu ve değerli kumaşları ve giysileri hazırlayan atölyeler mevcuttur. Saray yapıları, imparatorluğun farklı bölgelerinden getirilmiş taş ve mermerle, döneminin en iyi ustalarınca inşa edilmiş ve gösterişli bir biçimde süslenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bizans saraylarını görmüş olanlar, saray yapılarının tavan ve duvarlarının rengarenk parlayan mozaikler, zeminin imparatorluğun çeşitli eyaletlerinden getirilmiş renkli mermerle kaplı olduğundan söz ederler. Saray yapıları, inşa edildikleri ve kullanıldıkları dönemler içinde değişik konulu duvar resimleriyle bezenmiştir. Saray yapılarının bezemesinde hemen hemen her dönem, Hıristiyan inancı ile ilgili dini figür ve konulu tasvirler, imparator ve ecdad portreleri, imparatorun kahramanlıklarını gösteren savaş ya da av tasvirleri tercih edilmiştir. Tamamen din dışı konularla bezenmiş bölümlerin de olduğu bilinmektedir. Örneğin Konstantinos Porphyrogennetos, Khryotriklinos'un duvarlarını tamamen bitkisel desenlerle süsletmişti. Eustathios Makrembolites, saray bahçesindeki bir pavyonda saflık, dayanıklılık, ılımlılık ve adalet gibi erdemlerin genç kız görünümünde kişileştirildiğinden söz etmektedir. Ayrıca saray bahçelerinde ve Boukoleon limanında antik kentlerden getirilmiş pek çok heykel ve kabartma bulunuyordu. Saraylarda göz kamaştıran kumaşlar, değerli metal ve taşlarla süslü avize, kandil ve kap kacak vardı. Görenleri hayrete düşüren, özel bir mekanizma sayesinde çalışan automata olarak adlandırılan mekanik eşyalar, özellikle yabancı elçiler ve ziyaretçileri etkilemek için kullanılıyordu. Cremona'lı Liutprand, Bizans sarayındaki kükreyen aslan, üzerinde şakıyan kuşlar olan ağaçlar, yerden tavana kadar yükselen taht gibi automata'ların benzerlerini, Bağdat'taki Ağaç Sarayı'nda gördüğünü belirtmektedir.

4.yüzyıldan itibaren Bizans imparatorlarının başkentteki resmi ikametgahları olan, yabancı elçileri kabul ettikleri ve törenlerin yapıldığı imparatorluk saraylarının dışında, kent içindeki değişik semtlerde, kent surları dışında Avrupa ve Asya yakasındaki banliyölerde deniz ve manzaraya hakim yerlerde, önemli kiliselerin yakınında, imparatorların en büyük eğlencelerinden biri olan avlanmaya olanak veren alanlarda dinlenmek amacıyla gittiklerinde kaldıkları sayfiye sarayları vardı. Bizans kaynaklarında, İzmit (Nikomedia), Marmara Ereğlisi, Bursa, Yalova, Eskişehir/ Şar Höyük (Dorylaion) gibi birçok kentte var olduğu bilinen saraylara, imparatorların seferler sırasında uğradıkları ve zaman zaman dinlenmek ve şifa bulmak üzere gittiklerine dair bilgiler de bulunmaktadır. Örneğin; İmparator V.Konstantinos başkente musallat olan ve binlerce insanın ölümüne yol açan 747 yılındaki veba salgını sırasında İzmit'teki saraya giderek bir süre kalmıştır. Başkent dışındaki kentlerde inşa edilmiş bu saraylar, devletin gücünü ve egemenliğini vurgulayan yapılar olmuşlardır.
Proasteion denilen sayfiye sarayları ise imparatorluk saraylarına oranla daha az sayıdaki yapılardan oluşmuştur. Bunların kullanımları, imparatorluk sarayları kadar uzun süreli olmamış ve bir imparator birden çok sayfiye sarayında vakit geçirmiştir. Anna Komnena, Alexiad adlı eserinde sayfiye saraylarından söz ederken, sık sık temiz havaya değinmesi bu konuya verilen önemi göstermektedir.

Bizans imparatorlarının Büyük Saray ve Blakherna Sarayı dışında, kendi mülkleri olan ya da ailelerinden kişilerin sahip oldukları konakları (domus - oikia) ya da sarayları da vardı. Theodosius ailesinden olan kişilerin şehrin içinde bir çok yerde sarayları bulunuyordu. I.Theodosius'un birinci karısı Aelia Flavia Flacilla'nın I. bölgede, ikinci karısı olan Galla'nın sarayı ise II. bölgedeydi. Ayrıca şehrin X.-XI.bölgesi (Fatih-Şehzadebaşı) içinde, adını Flacilla'dan alan Flacilla/ Placilla Sarayı vardı. Theodosius ailesinden gelen 6.yüzyılın tanınmış simalarından biri olan Iuliana Anicia'nın saraylarından biri de Şehzadebaşı'nda Hagios Polyektos Manastır Kilisesi'nin kuzey ya da kuzey batısında bulunuyordu. Her uygarlıkta olduğu gibi Bizans'ta da imparator sarayı bir çekim merkezi olmuş, diğer soylular ve üst düzey yöneticilerin saray ve evleri imparatorun sarayına yakın yerlere kurulmuştur. Örneğin Theodosius döneminin soylularından Antiokhos ve Lausus'un sarayları Hippodromun kuzey batısında, Iustinianus'un ünlü komutanlarından Belisarius'un sarayı, Büyük Saray'ın pek uzağında olmayan Constantinus Forumu (Çemberlitaş) civarındaydı. Palaiologoslar döneminin ünlü isimlerinden Theodore Metokhites'in sarayı ise Blakherna yakınlarındaki, Khora Manastırı yakınlarında yer alıyordu. Erken Bizans döneminde özel saraylar için Sarayburnu ile Yenikapı sahili (I-IX. Bölge), Beyazıd-Gedikpaşa (VII. Bölge) çevresi ile Fatih-Şehzadebaşı (X.-XI. Bölge) arasındaki alanın tercih edilmiş olduğu görülmektedir. II.Theodosius dönemi kara surlarına yapılıncaya kadar, surların dışında olan Samatya (Psamatia) ve Kocamustafapaşa'da soylu ve zenginlerin malikanelerinin bulunduğu bilinmektedir.

İmparator ve soyluların yanı sıra patriklerin de sarayları vardır. Aya Sofya'nın güneyinde veya güney doğusunda Konstantinopolis patriğinin sarayı bulunuyordu. Anadolu'nun Nicea, Priene, Miletos, Aphrodisias ve Side gibi önemli Hıristiyanlık merkezlerinde Başpiskoposluk saraylarının yapılmış olduğu da görülmektedir.
İstanbul'da Bizans dönemi saray yapılarının çok az bir bölümü kalıntılar halinde günümüze ulaşabilmiştir. Büyük Saray'dan günümüze hangi yapılarla ilişkili olduğu henüz kesinleşmemiş olan bir merdiven kulesi ile Sultanahmet Külliyesinin Arastası altında kalmış olan apsisli, revaklı zengin döşeme mozaiklerine sahip bir yapı kalıntısı ulaşmıştır. 10-11.yüzyılda genişletilen Boukoleon Sarayı'nın cephesi, arkadaki tonozlu salonun bir bölümü ile anıtsal merdiven kısmı, Blakherna Sarayı'ndan ise dehlizler, bu kompleksi içinde yer alan Tekfur Sarayı ve Anemas Zindanı denilen yapılar ile pencereli cepheler geriye kalmıştır. Arkeolojik kazılar yapıldığı için Bizans sayfiye sarayları hakkında en iyi bilgi veren kalıntı, Küçükçekmece'nin girişindeki Rhegion Sarayı'na aittir. Ayrıca Yenimahalle-Bakırköy sahilindeki Iukundianae Sarayı'na ait olması mümkün mimari plastik parçaları, Samandıra'daki saray olduğu düşünülen yapı kalıntısı ile henüz hangisinin Bryas Sarayı'na ait olduğu bilinmeyen Küçükyalı ve Cevizli'deki iki kalıntıda vardır. Kaynaklarda adı geçen daha pek çok saray olmasına rağmen bu yapılardan mimari kalıntı ya da iz günümüze ulaşamamıştır. Bu saraylarla ilgili bilgilere de metin sonunda yer verilecektir.
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
bizans, imparatorluk, istanbuldaki, saraylari

Seçenekler
Stil


Saat: 01:36

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,