ForumSevgisi.Com

  ForumSevgisi.Com > ForumSevgimiz Eğitim Bölümü > Türkçemiz Ve Diğer Dersler > Tarih


Halifeliğin Kaldırılması


Halifeliğin Kaldırılması

Türkçemiz Ve Diğer Dersler Kategorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan Halifeliğin Kaldırılması Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Halifeliğin Kaldırılması "14 Ocak 1923 Pazar günü kalabalığın çoğunu sılaya giden ya da birliklerine dönen askerlerin ve onları uğurlamaya gelen ...

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil

Okunmamış 05 Aralık 2014, 22:30   #1
Durumu:
Çevrimdışı
User
Güneş teninde güzel.
User - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kaygili
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 9.308
Konular: 8078
Beğenilen: 727
Beğendiği: 562
www.forumsevgisi.com
Standart Halifeliğin Kaldırılması

Halifeliğin Kaldırılması

"14 Ocak 1923 Pazar günü kalabalığın çoğunu sılaya giden ya da birliklerine dönen askerlerin ve onları uğurlamaya gelen köylülerin meydana getirdiği Ankara’nın sade ve gösterişsiz istasyonunda olağanüstü bir durum göze çarpıyordu. Uzun bacalı eski bir lokomotife bağlanmış beş vagonluk bir özel tren hazırlanmış, toprak peron üzerinde küçük bir merasim birliği yerini almıştı. İstasyon ve çevresi TBMM Muhafız Taburunun milli kıyafetlerini giymiş Giresunlu erleri[1] tarafından sıkı bir muhafaza altına alınmıştı (.) Az sonra 1920 modeli açık Benz arabanın kulakları tırmalayan gürültüsünden Mustafa Kemal Paşa’nın geldiği anlaşıldı. Sert komutlar duyuldu. Paşa selam kıt’asının önünden geçti, kendisini geçirmeye gelen küçük bir topluluğun ellerini sıkarak trene bindi (.) Vagonun penceresinden kimsesiz Anadolu bozkırını seyreden Mustafa Kemal Paşa o sırada şöyle düşünüyordu: ‘Padişahlığın kaldırılışı, halifelik makamının yetkisiz kalışı üzerine, halk ile yakından görüşmek, düşüncesini ve eğilimini bir daha incelemek önemlidir. Meclis son yılına girmiş bulunuyor. Yeni seçim dolayısıyla Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyetini bir siyasal parti durumuna getirmeye karar verdim (.) Bu konuda halkla karşı karşıya gelip görüşmek uygun ve yararlı olacaktır.(.) Sorulan sorulara karşılık olmak üzere konuşmalar yapacağım’[2] ";[3]

14 Ocak’tan 20 Şubat’a kadar 35 gün süren gezinin ilk durağı Eskişehir’dir. Mustafa Kemal annesinin öldüğü haberini orada alır ancak yola devam etmeye karar verir. Arifiye, Bilecik, İnegöl, Bursa, Eskişehir, Alaşehir, Salihli, Kasaba (Turgutlu), Menemen ve Manisa güzergahı üzerinde pek çok konuşma yaptıktan sonra 27 Ocak 1923’de İzmir’e varan Mustafa Kemal’in ilk işi annesinin mezarını ziyaret etmek olur. 29 Ocak’ta Uşakizade Muammer Bey’in kızı Latife Hanım’la evlenir, ardından 31 Ocak’ta toplanacak olan İktisat Kongresi için hazırlanan eski gümrük binasında bir söylev verir, 1 Şubat’ta İzmir’den ayrılarak, Akhisar üzerinden Balıkesir’e varır. 7 Şubat’ta Balıkesir Paşa Camii’nin minberinden cemaate yaptığı konuşmada "Hutbeden maksat ahalinin tenvir ve irşadıdır, başka bir şey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin sene evvelki hutbeleri okumak insanları cehl ve gaflet içinde bırakmak demektir. Hutebanın [hatiplerin] herhalde nâsın[insanların] kullandığı lisanla görüşmesi elzemdir. (.) Binaenaleyh hutbeler tamamen Türkçe ve icâbatı zamana muvafık olmalıdır"; der ve ekler: "Ve olacaktır!";.[4] Çanakkale Boğazı’ndaki birlikleri denetledikten sonra tekrar İzmir’e dönen Mustafa Kemal, 17 Şubat’ta İzmir İktisat Kongresi’ni açtıktan sonra, 18 Şubat’ta Eskişehir’de İsmet Paşa ile buluşur ve 20 Şubat’ta birlikte Ankara’ya dönerler.

İzmit Basın Konferansı

Falih Rıfkı (Atay) Çankaya adlı eserinde "1922 sonunda yeni bir devrin eşiğindeyiz. Fakat bu yeni devir henüz Mustafa Kemal’in bir sırrıdır. Cumhuriyet kelimesi 1923 yılında ilan olunan Halk Fırkası umdeleri arasında bile yoktur"; der.[5] Hatırlanacağı gibi, Saltanat’ın kaldırılması görüşmeleri sırasında, Meclis’te Halifelik yanlısı cephenin çok güçlü olduğu ortaya çıkmıştır.[6] Mustafa Kemal’in hem Lozan görüşmelerin istediği gibi yürütmesini engelleyen, hem de kafasındaki rejimi benimsemeyeceği anlaşılan bu kesimi tasfiye etmek için meclisi yenileme kararı verdiği açıktır. İşte İzmit Basın Konferansı’nın zirvesini oluşturduğu Ege gezisi, Mustafa Kemal’in kafasındaki yeni rejimi halka ve aydınlara anlatmak için düzenlediği bir tür propaganda gezisidir.

Bu gezinin konumuz açısından önemli olayı İzmit Kasrı’ndaki basın toplantısıdır. Toplantıya davet edilen gazeteciler sırasıyla Vakit'ten Ahmet Emin (Yalman), Tevhid-i Efkar'dan Velit Ebuzziya, İleri'den Suphi Nuri (İleri), Tanin'den İsmail Müştak (Mayakon), Akşam'dan Falih Rıfkı (Atay), İkdam'dan Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), İzmit İleri'den Kılıçzade İsmail Hakkı olup, üç de izleyici vardır: Ankara Hükümeti’nin İstanbul’daki temsilcisi Dr. Adnan (Adıvar) Bey ile eşi Halide Edip Hanım ve Adnan Bey İstanbul’a gelene kadar aynı görevi yapmış olan İstanbul Kızılayı’nın başkanı Hamid Bey.[7] Toplantı TBMM’nin yeminli dört katibi tarafından zabıt altına alınmış, ancak konuşmaların yayınlanmaması kararlaştırılmıştır. Yine de bazı gazeteciler dönüşlerinde toplantıdan genel olarak söz eden yazılar kaleme alırlar. Toplantı boyunca 60’dan fazla konu başlığı üzerine durulduğu halde, Mustafa Kemal’in gazetecilerle en çok konuşmak istediği konunun Hilafet olduğu, sorduğu sorulardan gayet rahat anlaşılır.

Peki ne olmuştur da, daha üç ay önce Saltanat’ın kaldırılması sırasında muhafaza edilmesine Mustafa Kemal’in bile itiraz etmediği Halifelik böylesine rahatsızlık yaratır olmuştur? Bu rahatsızlığın görünürdeki nedenlerinden ilki, yeni Halife Abdülmecit Efendi’nin biat törenini takiben, teşekkür telgrafını TBMM Başkanlığı yerine "Ankara’daki Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine"; diye çekmesi; imzasını da "Halifeyi Resullullah Hadimü’l-Haremeyni’ş-şerifeyn Abdülmecid bin Abdülaziz Han"; diye atmasıdır. Bilindiği gibi atanması sırasında Halife Hazretlerine imzasını "Halife-i Müslimin"; veya "Hadimü’l-Haremeyni’ş-şerifeyn"; olarak atması, ayrıca "han"; gibi hanedan çağrıştıran unvanlar kullanmaması gayet açık biçimde anlatılmıştır.[8] Dahası, Halife olarak atanmasından sadece iki ay sonra Abdülmecit Efendi’nin sakallarını tam boy uzatıp, bütün nişanlarını takıp sağda solda gezmeye başlaması, ardından da Hilafet konusundaki olumlu görüşleri gayet iyi bilinen Doğu Trakya Komutanı ve İstanbul’daki geçici askeri kumandan Refet (Bele) Paşa’nın Abdülmecit Efendi’ye süslenip püslenmiş Konya adlı bir beyaz at hediye etmesi epey can sıkmıştır ki[9] Abdülmecit Efendi Eyüp Camii’ndeki Cuma namazlarından birine Halifelik nişanları ile katılınca,[10] bundan 2,5 ay önce cesaret edilemeyen adımın atılması için uygun atmosfer yakalanmıştır.

Aslında, Muğla Mebusu Yunus Nadi Bey, 26 Kasım 1922 tarihli Yeni Gün gazetesinde yazdığı "Meclis’te Yeni Bir Cidal Devri"; başlıklı yazısında[11] belirttiği gibi, İkinci Grup Halifeliğin başına bir iş gelmemesi için sıkı bir çalışma içindeydi. (Mustafa Kemal’in 13 Eylül 1920 günü Meclis Başkanlığına sunduğu Halkçılık Programı’ndan etkilenen mebusların Tesanüt Grubu, İstiklal Grubu, Müdafa-i Hukuk Zümresi, Halk Zümresi ve İslahat Grubu adı altında toplandığı, daha sonra bunların Mustafa Kemal tarafından Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Grubu adı birleştirildiği biliniyor. Bu gruba daha sonra Birinci Grup; çeşitli nedenlerle Mustafa Kemal’e muhalefet eden mebusların oluşturduğu gruba da İkinci Grup denmesi adet olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nın ünlü komutanlarından Ali İhsan Sabis Paşa, hatıratında 1 Mart 1923 tarihli bir oylamaya atıfla "Mecliste Birinci Grup 110, İkinci Grup 73, Müstakil Grup 78 kişi bulundurmuştur"; der.[12])

Mecliste yaptığı konuşmada "..irtakım Şükrü Hocalar ‘efkarı umumiye-i İslamiye tereddüt ve ıstırabata düşmüştür’ diyerek hareket ve faaliyete geçtiler"; diye sahneyi açan Mustafa Kemal’in sözünü ettiği "Şükrü hocalar";, 15 Ocak 1923’de (yani Mustafa Kemal Ege Gezisine başladıktan bir gün sonra) özetle "Halife Meclisin, Meclis Halifenindir"; fikrini işleyen "Hilafet-i İslamiye ve BMM"; başlıklı bir risale[13] yayınlayan Karahisar-ı Sahip (Afyonkarahisar) mebusu Hoca Şükrü Efendi ve arkadaşlarıdır. (Yıllar sonra Sebilürreşat başyazarı Eşref Edip Fergan tarihçi Kadir Mısırlıoğlu’na bu risaleyi kendisinin yazdığını, fakat yasama dokunulmazlığından yararlanmak için Hoca Şükrü Efendi’nin adıyla yayınlandığını söylemiştir.)[14] Hoca Şükrü Efendi "Milli Mücadele’ye katılanların katli vaciptir"; şeklindeki Şeyhülislam Dürrizade Es Seyyid Abdullah’ın fetvasına karşı çıkarılan ve fetvayı veren Rıfat Börekçi’nin adından dolayı Börekçi Fetvası diye bilinen fetvaya imza veren Anadolu’lu hocalardan biridir. Meclisin en faal üyelerinden biri olduğu halde mebusların da savaşa gitmeleri kararı verildiğinde İslamköy yakınlarında kurulan ve gösterdiği kahramanlık yüzünden daha sonra Çelik Alay diye anılan alayla savaşa katılan ve daha sonra Çelikalay soyadını alan Hoca Şükrü Efendi’nin yayınladığı risale yüzünden gördüğü tepki gayet ironiktir. Büyük bir tesadüf eseri, risaleyi sahibi olduğu matbaada basan da İkinci Grubun önde gelen mensuplarından Trabzon mebusu da bir başka "Şükrü"; olan Ali Şükrü Bey’dir. Deniz yüzbaşısı iken askerlikten istifa ederek siyasete atılan Ali Şükrü Bey sadece dini konularda değil, siyasi konularda da Mustafa Kemal’le sürekli çatışan biridir. Lozan görüşmelerini yürüten İsmet İnönü’nün hariciyeci olmamasını eleştiren Ali Şükrü, bu dönemde meclis çalışmalarını engelleyerek Mustafa Kemal’in tepesini iyice attırmış, hatta Mustafa Kemal’le birbirlerinin üzerine yürümüşlerdir. [15]
________________
Umut bitti,limanı değil gezegeni verin ateşe.

imza
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
halifeligin, kaldirilmasi

Seçenekler
Stil


Saat: 04:39

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile Oluşturuldu
Copyright © 2016 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.

ForumSevgisi.Com Her Hakkı Saklıdır
Tema Tasarım:
Kronik Depresif


Sitemiz bir 'paylaşım' sitesidir. Bu yüzden sitemize kayıt olan herkes kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabiliyorlar. Bu sebepten ötürü, sitemizdeki mesaj ya da konulardan doğabilecek yasal sorumluluklar o yazıyı paylaşan kullanıcıya aittir ve iletişim adresine mail atıldığı taktirde mesaj ya da konu en fazla 48 saat içerisinde silinecektir.

ankara escort, izmir escort ankara escort, ankara escort bayan, eryaman escort, bursa escort pendik escort, antalya escort,